Kanlı Ruh
Sayfaya git: Önceki, 1, 2

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic

 
Yazar Mesaj
irma
Kullanıcı Eşyası

Moderator
Moderator



Yaş: 23
Kayıt: 05 Ekm 2009
Mesajlar: 1,503
Ünvan: Prenses
Nerden: <-- şurdan.
Teşekkür: 486

Durumu: Çevrimdışı

Kanlı Ruh Konu: Yanıt: Kanlı Ruh Alıntıyla Cevap Gönder
VE GERİ DÖNÜŞ!!!


-Bölüm 5-


Gözlerimi açtığımda bulanıklılığın geçmesi zaman aldı ama sonunda onun yüzünü ayırt ettim. Kane'nin yüzü her gözümü kırpışımda bana daha güzel gözüküyordu sanki. Ama bu sefer hayatta olmamın bana verdiği mutluluk ve yine onun tarafından kurtarılmış olmak çok garip hissetmeme yol açıyordu. Yaşam ile hayat arasındaki çizgi bu kadar ince olabilir miydi?
"Günaydın, Yue" diye fısıldadı kulaklarıma. Başımı sallayıp bedenimi doğrulttum. Ama bedenimdeki o anlatması imkansız acı beni tekrar yere itti. Kane biraz endişelenerek baktı bana ve
"Kendini zorlama." dedi. Yüzünde suçlu, endişeli ve sevimli bir bakış vardı. Havada tekrar sözcükler belirdi:
"Teşekkürler"
"Neden bana teşekkür ediyorsun? Asıl teşekkür etmesi gereken benim. Beni kurtaran sendin, Yue." dedi Kane.
Havada yeniden beliren yazılarda bu sefer şöyle yazıyordu:
"Hayatımı iki defa kurtardın, Kane. Bu kadar güçlü ve cesur olmana rağmen o iğrenç adamın önünde niye eğilmekle yetindin?"
Kane başını iyice yere doğru indirdi, ayağa kalktı ve bana sırtını döndü.
"Beni hayatınla tehdit etti. Buraya dönerken her şey istediğim gibi olmadı. Seni, (biraz duraksadı ve kekeleyerek fısıldadı) korumak istiyordum..."
Cevap vermek istemiyordum. Ne hissettiğimi bile bilmiyordum, ne söylemem gerektiğini ne yapmam gerektiğini. Tek cevap olarak konuyu kapattım. Havada harfler yan yana durdu şöyle yazıyordu:
"Neredeyiz?"
Kane çevresine bakındı. Sanırım o da nerede olduğumuzu bilmiyordu. Ama o, kaleden çıkmadan önceki hali gibi değildi. Değişmişti, sanki daha mutsuz, solgun ve soğuktu.
"Ben de bilmiyorum, öğrenmeye ne kadar uğraşsam da sadece bir ormandayız" dedi. Hiçbir güvenliğimizin olmadığı her an benim sayemde edindiğimiz yeni düşmanlarla karşılaşabileceğimiz bir ormandaydık. Ama bu orman Dünya'dakiler gibi değildi. Çimlerin kokusu ve çekli tamamen daha farklıydı. Boyları kısa ya da uzun daha çok kırmızı-mor ağaçlar vardı. Ormanda tek bir kuş sesi bile yoktu. Belki de onlar bu gezegende hiç var olmamış canlılardı.

Kane birden irkildi bir şeyler hissetti. Onun hissetmesinde saniyeler sonra bende bir şeylerin yaklaştığını hissediyordum. Bir uğultu ve rüzgarda bir değişiklik. Çok uzakta olmalıydı ama buna rağmen o kadar iyi hissediyordum ki yaklaştığını korkum giderek arttı. Siyah ve kısa çimenler bile birden sarsılmaya başladı. Kane elini kınına götürmüştü. Düşman yaklaşıyor olabilirdi. Ama eğer bu düşman ise, sonumun geldiğini hissedebilmek çok uzak bir davranış değildi. O denli büyük bir şeydi ki yaklaşan... Uğultu dayanılmayacak kadar arttı. Turkuaz renkteki gökyüzündeki bulutlar dağıldı. Bütün acılarıma rağmen ayağa kalktım. Artık kendimi savunmak istiyordum. Gelen şey ne olursa olsun


Kane hiç korkmadı, ya da korkusunu sakladı. Ağaçların rüzgar nedeniyle bütün yaprakları etrafa saçıldı. Gezegenin gördüğü iki yıldız vardı. Aynı Güneş gibi ama ikisi de daha az parlaktı. İşte tam o sırada ikisinden gelen ışığı engelleyen devasa bir şey üstümüzden inanılmaz bir hızla geçti. Büyüklüğünden dolayı onu farkettmiştim. Kane olduğu yerde duruyordu. Savaş pozisyonuna geçmişti. Ve o devasa yaratık sanki biz küçük karıncalarmışız gibi üstümüzden geçip gitti...

Kane kılıcını kınına koydu.
" Çok şanslıyız... "
İsteğimle havada tekrar sözcükler belirdi.
"O neydi?!"
Kane gülümsedi.
"O bir ejderhaydı, Yue"
Tekrar ne cevap vereceğimi bilemediğimden basit bir soru sordum.
"Şimdi ne yapacağız?"
"Ejderhanın bizi farketmemesinin imkanı yok. Senin ruhunun gücünü kesinlikle hissetti. Ama acelesi olmalıydı, bu daha çok korkulacak bir şey. Buradan hemen gitmeliyiz."
Gözlerimi kırptım ve havada yeniden kelimeler belirdi.
"Gidecek bir yer var mı?"
Kane tekrar gülümsedi.
"Elbette var."
Kılıcını kınından büyük bir şiddetle çekti, çekmesiyle yere saplaması bir oldu. "Yanıma gel ve şu kelimeleri tekrarla; 'Onu istediği yere ulaştır'. " dedi. Kane'nin yanına gittim. Sıcak elleriyle elimi tuttu ve kılıcının üstüne koydu.
"Onu istediği yere ulaştır" Dedim. Her yeri kaplayan mavi bir ışık oluştu. Işık söndüğünde ise bambaşka bir yerdeydik. Önümüzde bize garip garip bakan 5 kişi vardı. 2'si kız ve 3'ü de erkekti.
Kane kılıcını kınına kaldırdı. Etrafıma baktığımda, biraz süslü bir masa büyük bir oda ve oturmak için 10 sandalye gördüm. Kane'ye baktım. Bakışımda 'nerdeyiz' ifadesi vardı. Ama Kane bana bakmıyordu. 2 kızdan biri olan kısa boylu kırmızı saçlı ve kahverengi gözlü, 8-10 yaşlarındaki kıza doğru koştu. Kız da ona doğru koştu ve sarıldılar. Kırmızı saçlı kız onu gördüğü an ona doğru koşmaya başladı. En sonunda sarıldılar. Kırmızı saçlı küçük kızın gözünden yaş geldi ve:
"Öldüğünü sandım!" Dedi.
Kane mutluydu. Birkaç gündür ilk kez bu kadar mutlu.
"Sana öyle şeyler aklına getirme demedim mi?" Dedi. Sarı saçlı ve yeşil gözlü bir diğer kız bana bakıyordu. Kane'ye yönelip:
"O kim?" Dedi.
Kane kırmızı saçlı kızı kucaklamayı bırakıp ciddileşti.
"O, Yue..." demesi ile sarı saçlı kız şaşgınlık ile bana baktı.
Bir cevap vermek istedim. Havaya düşünerek şunları yazdım:
"Merhaba"
Odadaki herkes(Kane hariç) bana daha garip bakmaya başladılar. Yüzümdeki yapmacık gülümsemeden vazgeçtim. Kırmızı saçlı kız bu sefer bana koşup sarıldı.
"Yue! Yue! Annene çok benziyorsun" dedi. Biraz daha göz yaşı döktü. 3 erkek ise hala garip garip beni süzüyordu. Siyah saçlı olan Kane'nin kafasına bir yumruk indirdi.
"Aferin, Kane!" Dedi. Uzun boylu yakışıklıydı. 25 yaşlarında olan bir dünyalı erkeğe benziyordu. Ama hepsinin giyinişleri çok farklıydı. Hepsi Kane ile sohbet etmeye başladı erkeklerin. Kırmızı saçlı küçük kız onu soru yağmuruna tutuyor her bir macerasını tek tek anlatmasını istiyordu. Sarı saçlı kız yanıma geldi.
"Merhaba Yue sonunda gedin." "Evet tabi, konuşamıyorsun çünkü sözcüklerinin neler yapabileceğini biliyorsun. Ama sözcüklerinde tek saklı olan şey karanlık değik. Sen bizi aydınlığa kavuşturacaksın. Bunu öğrenmende hepimiz yardımcı olacağız. İlk yapman gereken şey sözcüklerini çok vurgulamadan mutlu bir şekilde söylemek. O zaman büyü yapmazsın. Elbette şuan buna inanman zor." dedi. Ellerini soğuk ellerime kavradı. Gözlerini kapattı ve ellerimiz arasında sarı bir ışık kısa süre belirdi. Gözlerini açtığında şunları söyledi.
"Tamam, artık dilediğin gibi konuşabilirsin."
Aklımdaki ilk soru ile başladım sormaya:
"Annem hakkında ne biliyorsunuz?"
~Devam Edecek~



Angel Beats!
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 07 Nis 2012 23:48
Tangel
Kullanıcı Eşyası

Ay Fedaisi
Ay Fedaisi



Yaş: 36
Kayıt: 08 Hzr 2007
Mesajlar: 476
Ünvan: Prenses
Puan: 25
Teşekkür: 34

Durumu: Çevrimdışı

Kanlı Ruh Konu: Yanıt: Kanlı Ruh Alıntıyla Cevap Gönder
Etsin bakalım Kayan Gözler Kötülük Düşünmekte! Göz Kırpıyor Madde Ünlem Soru İnanamıyor! Kahkaha Atıyor Dil Çıkartıyor Gülücük Dağıtıyor Çok Mutlu Şaşırmış Durumda Hüzünlü

Bu kadar smile'ın anlamını sen bi çözme de göreyim. hehehheheeheh





KALBİMİN ANAHTARINI BULUP İÇİMDEKİ MANZARAYI KEŞFEDEBİLEN HERHANGİ BİR KİŞİ İÇİMDE HAPSOLMAYI GÖZE ALMIŞTIR
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 21 Şub 2015 0:16
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa) [ 17 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız