Öylesine...
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 8, 9, 10, 11, 12, Sonraki

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic

 
Yazar Mesaj
elaaa
Kullanıcı Eşyası

Süper Üye
Süper Üye



Yaş: 25
Kayıt: 17 Oca 2012
Mesajlar: 824
Ünvan: Prenses
Nerden: Bermuda.
Teşekkür: 280

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: Öylesine..''Fırından çıkma istekler'' (istek alıyorum Alıntıyla Cevap Gönder
Bana "Aşk ve Acıyı" anlatmanı istemek için geldim.Fakat gördüm ki OleSea çok meşgulsün çok!!
En son mesaj hazirandan kalma.
Neyse işlerinin olmadığı bir gün -öyle bir gün mümkünse yani- yazarsan çok sevinicem.Benimde isteklerim bitmiyor dimi
Kayan Gözler



Alıntı:
“Bende seni hatırlatan şey narin kar tanesi....Gökteyken bir kar tanesi ve soğuk ama eline konunca ince sıcaklık hissettiren bir gökyüzü damlası”
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ekm 2012 1:25
OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: Öylesine..''Fırından çıkma istekler'' (istek alıyorum Alıntıyla Cevap Gönder
elaaa yazmış:
Bana "Aşk ve Acıyı" anlatmanı istemek için geldim.Fakat gördüm ki OleSea çok meşgulsün çok!!
En son mesaj hazirandan kalma.
Neyse işlerinin olmadığı bir gün -öyle bir gün mümkünse yani- yazarsan çok sevinicem.Benimde isteklerim bitmiyor dimi
Kayan Gözler


AAAA!!Ayıp ediyorsun vallahi;uğramıyor değilim ki..Sadece fazla girmiyorum çünkü sohbet edemeden çıkınca bir acayip oluyorum ;e malum..Bir şey çıkıyor çıkmak durumunda kalıyorum..

İsteğiniz benim için emirdir efenim..En yakın zamanda burada olur Gülücük Dağıtıyor


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ekm 2012 5:02
OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: Öylesine..''Fırından çıkma istekler'' (istek alıyorum Alıntıyla Cevap Gönder
Uzun bir süre sonra karşınızdayım yeniden =)..
Zamanım varken yayınlayayım dedim

Konu:Aşk ve Acı

BU GECE

Uzaklarda bir yerlerde izleyenim varmışçasına,
Gökyüzü ne denli karanlık,ne denli bir örtü...

Kollarına almış,sarmalamış da;
Acım dinler,
Gözlerim olur yağmuru;
Bu gecenin..

Ah bu gece!..
Gökyüzü ne denli karanlık,ne denli bir örtü;
Örten beni..

Kesenin nefesimi, etmek istiyorum paramparça kalbini ;
Düşünceler ile duygular hangi zamanda aynı fikirdedir ki?..
Gece:getir onu bana;
Ver onu kollarıma senin altında..

Kabullenemediğin şeyler üzücüyse bu kadar ;
Kabullenip de alsan hıncını...?
Kendimi bırakıp gitmek istiyorum;
Bu denli acı;bu denli acı..
Bu denli karanlık ve karanlık;örtü gökyüzüne...

elaaa ya Gülücük Dağıtıyor)
[/color]


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Ekm 2012 23:00
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): elaaa

black rose
Kullanıcı Eşyası

Anime Fan
Anime Fan



Yaş: 21
Kayıt: 20 Ekm 2011
Mesajlar: 304
Puan: 500
Nerden: ...
Teşekkür: 137

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
müsait olduğun bir zamanda bana da konusu insan olan bır şiir yazabilir misin acaba? Gülücük Dağıtıyor

Dön gel , yine sev beni.
Sar sevgine , sevgimi.
Nefes gibi muhtacım sana...

Spoiler:
Zaman diye birşey yoksa eğer
Nedendir bu farklı hissedişler..
Nedendir bu farklı yaşayışlar ve farklılıklar..
Bu vahşetler ve ihanetler..
Sensizlik ve boşluk..
Bunların tümünün yok mu sonu??
Yok mu birlikte güleceğimiz bir gün??


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 02 Ksm 2012 13:39
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): OleSea

OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
En yakın zamanda bir metin yazacağım.Baktım da baya uzun zamandır buraya hiç girmiyorum.Hp de söylemese unutacağım az kaldı..

Uzun süre sonra bir şey ekleyeyim madem: son yazılarımdan değil ama anısı var..


SERT KAHVE
Kar yağıyordur.’’Beyinsizlik yapmayıp arkadaşımı dinlemeliydim.Keşke daha kalın giyinseydim..’’ içinden konuşan genç çarşamba günü ortalarında soğuk şehirde oturacak,girecek bir yer arıyordur.Hayatında ilk defa bu coğrafyada kar yağdığına şahit oluyordur.Etrafına bakınırken bir ‘’Starbucks’’ kafesi görür ve hızlı adımlarla oraya dalar.Bulduğu ilk sandalyeye yığılır bir şekilde oturan genç önündeki masaya ders notlarını koyar.Aslında arkadaşı ile ders çalışacak olan genç,arkadaşı onu son anda ekince amaçsız kalır.’’ Eh ..’’dost ayağı’’ ... ‘’ayağı’’ derler ..’’ diyerek kendine kızan genç etrafına göz gezdirir ;sonra birden bire bir kıza takılır gözleri;elinde siyah bir kelebek işlenmiş peçetesi ile gözlerini silen bir kıza...Herkesin olduğu bir yerde;sadece kıza odaklanmak ona acayip gelir .
Kızı ilgi ile izlemeye devam ederken garson yaklaşır kıza,kız da yaşlı gözlerini
devirerek:
-Bir kahve daha istiyorum.. der.Garson yılbaşı adına kurdeleli bardaklardan birine kahveyi doldurup yıldırım hızıyla kıza getirir. Gözlerini kızdan zorla çeviren genç, kızın kahvesi geldikten sonra garsona :
-Bana bir karamel mo-
-Efendim burası self servis-
-Hey! Ama az önce..
-Evet ...Ama sen ağlarken şirin görünmüyorsun ..garson lafını ağzına tıkınca morali iyice bozulan genç kalkar ve kasaya gider... (ehh... garson gibi senin de.. peh... neyse kahvemi içer giderim.. bahşiş de bırakmam...) kahvesini alıp yerine döner.

Dayanamayıp yeniden ileride oturan gözleri yaşlı kızı izlemeye başlar... Nedir acaba derdi... ? Ne onu bu kadar üzmüş olabilir? Neden ağ-ah! Kalktı! Kendine engel olamadan kızı takip etmeye başlar...’’Ona neden ağladığını sormam çok mu usulsüz kaçar?’’ diye düşünürken genç kızı takip ediyordur.

Titreyen kız kasaya yaklaşıp,sessizce öne eğilir:
-Ben bunu aide etmek istiyorum..Sert kahve istemiştim ben..Neyse..Buyurun fiş..adam
kıza şaşkınlıkla bakarken arkasında biter genç.Kız birden boşalan siniri ile arkasına döndüğünde genci görmek onu şaşkına çevirir;parlayan gözlerle gencin gözlerine bakar:
-Pardon..diyen kız genci sıyırıp kafeden çıkacakken genç kızın kolunu tutup:
-Şey..müsaitsen seninle bir konuya değinmek istiyorum..kız başını çevirir ve gence öylece bakar,elinin tersiyle gözlerini silip gözlerini gencin gözlerine gözlerini diker:
-Sert kahve içebileceğimiz bir yer biliyor musun?


Umarım beğenirsiniz Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Ksm 2012 23:29
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): black rose

black rose
Kullanıcı Eşyası

Anime Fan
Anime Fan



Yaş: 21
Kayıt: 20 Ekm 2011
Mesajlar: 304
Puan: 500
Nerden: ...
Teşekkür: 137

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
1 yıl ne cabuk gecmıs o gunlere dondum..hos ama genelde 1 den yazardın sen. burda 3 ten..ellerıne saglık (: hosuma gıttı devamını merak ettım Göz Kırpıyor

Dön gel , yine sev beni.
Sar sevgine , sevgimi.
Nefes gibi muhtacım sana...

Spoiler:
Zaman diye birşey yoksa eğer
Nedendir bu farklı hissedişler..
Nedendir bu farklı yaşayışlar ve farklılıklar..
Bu vahşetler ve ihanetler..
Sensizlik ve boşluk..
Bunların tümünün yok mu sonu??
Yok mu birlikte güleceğimiz bir gün??


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 23 Ksm 2012 0:31
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): OleSea

melis
Kullanıcı Eşyası

Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın



Kayıt: 23 Eyl 2012
Mesajlar: 239
Ünvan: Prenses
Nerden: Bir gun Güney Koreden ins.:-)
Teşekkür: 53

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
Çok güzel yazıyorsun bana da yazar msn ?? Zahmet olmassa tabi. Şaşırmış Durumda

♥LEE MİN HO♥KİM WOO BİN♥SUPER JUNİOR♥SHİNee♥
T....R....

DEDİM YA OTURUYORUM ÖYLECE.İYİ Kİ, ETRAFIMDA KALBİMİ TANIYANLAR YOK...
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 23 Ksm 2012 1:23
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): OleSea

OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
Konu ver bakalım Gülücük Dağıtıyor..Zamanım olduğunda blackınkiyle beraber yazar yayınlarım Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 23 Ksm 2012 16:02
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): melis, black rose

melis
Kullanıcı Eşyası

Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın



Kayıt: 23 Eyl 2012
Mesajlar: 239
Ünvan: Prenses
Nerden: Bir gun Güney Koreden ins.:-)
Teşekkür: 53

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
Şey bilmem ki.Aslında sen öyle yaz işte bana.Çok güzel yazıyorsun.Kafana göre yaz.Sana da uygunsa tabi.. Şaşırmış Durumda Hayranlık Besliyor

♥LEE MİN HO♥KİM WOO BİN♥SUPER JUNİOR♥SHİNee♥
T....R....

DEDİM YA OTURUYORUM ÖYLECE.İYİ Kİ, ETRAFIMDA KALBİMİ TANIYANLAR YOK...
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 25 Ksm 2012 1:10
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): OleSea

Mai Kohana
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Kayıt: 09 Arl 2012
Mesajlar: 35
Teşekkür: 21
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: Alıntıyla Cevap Gönder
Teşekkürler.


Ateş nasıl bir şey?!

...Çok sakin ve huzur dolu;ama içinde güç ve yıkım var...
Bir şey saklıyor;tıpkı insanlar gibi...
...Bazen içinde ne olduğunu anlamak için çok yaklaşmalısın...
Bazen gerçeği görmek için yanmalısın...
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2012 17:07
YaSeHime
Kullanıcı Eşyası

Master Otaku
Master Otaku



Yaş: 21
Kayıt: 27 Hzr 2011
Mesajlar: 410
Puan: 50
Nerden: vampirlerin arasından
Teşekkür: 114

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
ole banada hatıralarla ilgili bi tane yazar mısın? Şaşırmış Durumda Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 16 Arl 2012 18:34
harukausagi
Kullanıcı Eşyası

Ay Fedaisi
Ay Fedaisi



Yaş: 21
Kayıt: 14 Mar 2012
Mesajlar: 455
Ünvan: Prenses
Teşekkür: 96

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
Oooo Ole-kun geri dönmüş bizim şiirler nerde kaldı ya Dil Çıkartıyor valla meraktan çatlıycam en kısa zamanda bekliyorum bak Kahkaha Atıyor

Yes sir, I’m one of a kind!
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2012 22:01
Queen Serenity
Kullanıcı Eşyası

Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın



Yaş: 20
Kayıt: 29 Hzr 2011
Mesajlar: 225
Nerden: Bolu
Teşekkür: 61

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
bana da yazar mısın Olee-Chan?





En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 16 Arl 2012 22:13
OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
İsteklerini not almıştım zaten..
Jasmin 'in 2 bölümünü yayınladığımda,buraya da isteklerinizi koyacağım..Umarım beğenir,hayal kırıklığına uğramazsınız Gülücük Dağıtıyor


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Oca 2013 19:31
OleSea
Kullanıcı Eşyası

Aşk'ın Koruyucusu
Aşk'ın Koruyucusu



Yaş: 25
Kayıt: 24 May 2011
Mesajlar: 1,239
Ünvan: Prens
Nerden: ...
Teşekkür: 550

Durumu: Çevrimdışı

Öylesine... Konu: Yanıt: ''Öylesine...''(istek alıyorum..) Alıntıyla Cevap Gönder
İstekler geldi sonunda efenimm

Harukausagi

Spoiler:

Konu:’’Derin’’..
Yavaşça içineki bir şeylerin elinden kayıp gittiğini son defalığına:’’hissediyordu’’..Korkularından,amaçlarından,hedeflerinden,pislikleri ve mutluluklarından,sevgisinden arınmak gibiydi bu.Her şey yok oluyordu,yerle bir oluyor ve o sadece izleyebiliyordu bunu.Bu acı veriyordu…
Günde defalarca kullandığı o :’’seni seviyorum..’’kelimesi,artık acıdan başka bir şey vermiyordu:ki artık acı bile duymuyor,utanmazlığın dibinde dolanıyordu,çamurla oynuyordu.Zannettiği gibi değildi bu,hiçbir şey zannettiği gibi olmuyordu..
Kaçmak istiyordu…tek emeli buydu artık,ne okumak,ne para-pul,ne sevgi ve bir eş…sadece çok uzaklara,insansız adalara kaçıp yalansız yaşamak istiyordu,hissetmediği bir şeyi söylemekten nefret ediyordu,peki nefret neydi,hatırlıyor muydu?
:’’Seni seviyorum’’..bu kadar komik bir kelime bütünü onu yerle bir ediyordu..komikti çünkü artık hissedemiyordu..komikti çünkü bunu söylerken sadece biliyordu;ama hissedemiyordu!
Kendine acıyordu;en son ne zaman birine ‘’gerçekten’’acıdığını hatırlamamaksınız..
Gecelerce uyumadan,uykusunun geldiğini hissedemeden düşünüyordu,kafası bir çöp kovasına dönüşüyordu ; artık pes ettiğinin farkındaydı,yolun sonuna yaklaştığının..Kızgındı..
Ama asla pişman değildi..
İşte..böyle bir şeydi boşluğu,ellerinden kayıp gidiyordu her şeyi ;tutmuyordu ki..tutmamıştı..
Ağlayamadığını anladığından beri oturup içine akan yaşların ruhunu yavaş yavaş,çürüterekten delmesine izin veriyordu..
Yaralar derinleşiyor,kendini kaybediyordu;seneler sonra kendinde kayboluyordu..Çok derine dalmanın bedelini ödüyordu,derine..çok daha derine dalmayı arzuluyordu oysa….
Ve ona sorulduğunda ;
-Daha derine?
-Sonuna kadar..’’daha derine’’…cevabını veriyordu..Onunkisi haritasız,hiçbir şeysiz ve yapayalnız bilinmeyen korkunç bir ormana dalmak gibiydi:ve o,o ormanın sonunu görmeyi istiyordu..
Ölümüne….



Blackrose

Spoiler:

Konu:’’İnsanlar.’’…

Karanlık odaların arkasında gizlenip ağlayan da kim? Şimdi kaçamam…
İnsanların karmaşıklıktan ibaret olduğu koca bir gerçek,belki de gerçek olan tek budur?Korkuları adına insan doğrayan,şehveti adına kadın satın alan bir yaratık…Dünyada nicesi bulunan,ama içinde nicelerini solduran ,akıllı..ama zavallı tek hayvan…
Oysa..düşüncelerine bağlı kaderleri ve kurtulabilecekken yarıda bıraktıkları onca sorun var,pes ediyorlar çünkü :’’korkuyorlar.’’;neyden korktuklarını bilmeden..
Size okulu veren ,okuldan soğumanızı da sağlayan şey,sizi ne derece yüceltir?Eşitliği yaratıp sonra da onu kendine yorumlayan her insan,ne denli sonsuz zanneder bu dünyada kendini,yapabildiğini ve Tanrı zannederken kendini..Tanrı denen şey var ise,insanları düşünürken ne düşünür,ne eder kim bilebilir?Sonsuzluk yoktan var edilmemiş miydi ki?
Ve ben ..karanlığa sokulup ağlayan;ben…şimdi hangi korku .. hangi gerekçe ile kaçıyorum;neyden kaçtığımı bile bilmeden?
Ne olduğumu bilmeden,karanlıktan korkarken ,karanlığa sığınıp ağlayan ben, geceye aitken nereye kaçıyorum;bilmeden?..


prenses serenity

Spoiler:

Konu :’’Fırtına’’
Gökyüzü
Yavaş yavaş kararıyordu gökyüzü,yavaş yavaş asıyordu suratını,kısıyordu mavi gözlerini ,kızıyordu insanlara..Yavaş yavaş,gömülüyordu insanlık karanlığa ve karanlık kucaklıyordu bu defa onları..Onları bu defa karanlığın kolları kucaklıyordu işte.
Her daim olan buydu..mevsimler geçiyor,yapraklar sararıyor ,hüzünle dökülüyor,kar yağıyor ,yeri geliyor salkım söğüt uzanıyor,iyice uzanıyordu yerlere,deniz kabarıyordu coşkuyla zamanı gelince..İnsanlar aynı mıydı?İnsan neydi bir evren için? Bir insan için evren neyse o mu?İnsanlar ne zaman değişiyordu,değişiyor muydu ki?!
Ve şimdi..gözleri nemli gökyüzü yine küsüyordu.çakıyordu şimşeğini..Şiddeti damarlarındaydı insanların korkularıyla ve gözyaşları kızdıkça hızlanıyordu,işliyordu daha da toprağa…Toprak salıyordu kokusunu ,koku insanın damarında…bir döngüdür bilinmez,dönüp duran ve soluyordu Güneş,yok oluyordu git gide..
Bu defa karanlığın elinden alıveriyordu gökyüzü ağlamasıyla insanlığı,insan aslında hiçbir zaman ait olmamış bir varlıkken,aitti şimdi..İnsan ne kadar ait olabilirdi ki?..
Gözyaşları git gide hızlanıyordu..Ağlıyordu ..Acısı inletiyordu,acıyordu…
Hatta belki bazı şeylerden nefret ediyordu?Bu fırtınaya kim sebep oluyordu,neden ağlıyordu gökyüzü?Gökyüzü neden ağlardı,kimse bilmiyordu..
Ama herkes emindi;şimdi zorla aitlerdi ağlayan hırçın gökyüzüne,herkes emindi;aitlerdi ve bu fırtına acı geçene dek dinmeyecekti;hatta belki sonsuza dek sürecekti…


sailor silver star

Spoiler:

Konu:’’Hatıralar’’..
Son Defa
Bazen ,bazen şeylerin boşuna olduğunu düşünmemi sağlıyordun ya; başunaymış bazı şeyler…Gecenin koynuna giriyorum,deryaya aidim bu gece.Oturup kapının önündeki o ahşap merdivenlerin kumlu zeminine bırakıyorum kendimi;deryaya aitleştim bu gece.
Ahşap evin kapısı sonuna kadar açık,küçük çanta kum içinde yüzüyor.Hırçın dalgaları denizin,kumlarıyla savuruyor suratıma nefretini,nefret mi savurduğu,kini mi?
Yavaşça ayağa kalkıyorum,rüzgar başlıyor bu defa ağıda,bağırıyor;meydan okuyor bana.Bacaklarım titriyor,ilk defa omuzlarım bu denli düşük;merdivenleri yavaşça çıkıyorum.Çantaya bakıyorum,gözlerimden damla damla akıyorsun be kadın...Sinirlenip tekmeyi savuruyorum,sinir…acı dolu…
İçeriye dalıyorum,rüzgar sesini anımsatıyor bana,orada mısın diye bakmak adına;koşuyorum..Bir pencere çarpıyor,mutfaktaki olmalı;orada mısın,bakmalıyım;koşuyorum;vardığımda yere vuruyor dizlerim..Yoksun,mutfak karanlık,mutfak soğuk..
Sesini duyuyorum evde ,duvarlar kokunu taşıyor bana,sanki sarılıyormuşsun gibi hissettiriyor…Ben seni arıyorum;sen yoksun..
Sesin yine yankılanıyor,kahkahan bu defa…Dolanıyorum evde,açık camları teker teker,her birine ,her dokunuşumda daha bir eriyerek kapatıyorum;bu gece seni terk ediyorum,deryaya ait olmak üzere..
Ev boş,ev eşya dolu,senin boşluğun ;koca bir boş…Sesin yankılanıyor hala,kokun da burnumda,tenin değiyor gözlerimi her kapadığımda ve gözlerimden damla damla akıtarak terk ediyorum seni her damlamda..
Bu defa da ben terk ediyorum seni,
Seni bu eve hapsediyorum!
Odaları son bir defa dolaşıyorum,kızgınım,nefret etmeye,kinimi kusmaya çalışıyorum duvarlara,duvarlardaki bize,sana,bana..Ben sana kızamıyordum ya;şimdi de kızamıyorum….
Kimsenin haberdar olmadığı seni,tam da bu evde yapayalnız bırakıyorum;beni bu dünyada tek kıldığın gibi…
Pencereler tamam,kapılar da..şimdi seni almaya gelen rüzgara son bir selam çakıp yavaş yavaş evin çıkış kapısına ilerliyorum,tekmelediğim çantayı arıyorum gözlerimle.Kuma sokulmuş çantayı almak üzere ilerliyorum,bakıyorum ona..O da seni taşıyor her bir parçasında..
Alıyorum çantayı ve inerken merdivenden son defa kapıya bakıyorum ,seni hatıralarınla terk ediyorum bu evde,bu evde sonsuza dek yaşayacaktık ya hani…
Hani ben yalnız kılmayacaktın bu dünyada,
‘’Bekle ‘’demiştin ya hani …
Bekledim de,sen gelmedin bu gece,sen beni toprağa,ben de seni deryaya tercih ediyorum,terk ediyorum hatıralarımı bu gece;altında yağmurun..
Hatıralarım adına seni de…


Melis

Spoiler:

Konu:yok.
…
İnsanların çığlıkları değildi:tam tersine…Acıdan zevk alan insanların,kötü insanların olduğu yerdeydi şimdi…Oysa denizi,o büyük limanı en çok da özgürlüğünü ne kadar da özlüyordu…
Üşüyordu…Üstündeki bir hafta önce giymiş olduğu kısa kollu tişört , dar kot ve ayakkabılar onu bu soğuktan koruyamayacak kadar incelerdi.Burnuna duvardaki ıslak rutubetin kötü küf kokusu geliyordu,ardından da onun gibi açlıktan delirmek üzere olan sıçanların…
Bir hafta…Tam bir haftadan beri ışık görmüyordu…Ellerine yavaşça damlayan gözyaşlarını hissetti ,nemli sırtını iyice duvara yaslayarak bacaklarını kendine çekip kollarını dizlerinde birleştirdikten sonra başını oraya öylece gömdü.
Kısa kömür saçları kırık ,siyaha boyalı pencereden gelen rüzgarla uçuşuyordu.Bu odada ne yatak ne de başka bir şey vardı:duvardaki rutubet,delikler ve sıçanlar haricinde…O kadar çaresiz de sayılmazdı:ona acı veren haksız yere burada bulunmasıydı:lanet olası iki sene boyunca haksız yere buradaydı.
Karanlık odanın kilidi açılınca başını kaldırıp karşısındaki şişman yapılı gardiyana baktı,gardiyan onu bakışlarıyla ezmek hatta yok etmek istemişçesine bakıyordu.Elini kapı açıldığı gibi burnuna götürüp çirkin suratını ekşitti:
-Dakota’ydı değil mi?Bir hafta bitti,(elinden birini kapıya iyice dayayıp açtı,yerde :ışığı görünce koşuşturan sıçanlara tiksinti ile bakıp) sanki cezanın son haftasında olay çıkarmasan olmazdı…Huysuz velet seni!Koca kıçını kaldır da biran önce kurtulayım şu iğrençlikten! , söylenirken Dakota kollarını yana alıp zorlukla ayağa kalktı,gözlerini gardiyana dikip:
-Bu senin suçundu şişko patates..izninle.. dedi kısılmış sesiyle onun kapattığı kapının önünde , geçmesi için izin vermesini bekleyerek.Gardiyan bir kaşını havaya kaldırıp:
-Sen de kim oluyorsun? Anında Dakota’nın ensesine elini koyup onu öne itti.Zorla ayakta dururken itilmesi oradaki gardiyanların ve suçluların arasında düşmesine sebep oldu Dakota’nın.
Yere düştüğünde alnını yere koyup yerdeki ıslak toprağı kokladı derin ve yavaşça,dinlenmeye ihtiyacı vardı,yorgundu,ardından dişlerini ağlamamak adına sıkarak kollarını doğrulttu.Kollarından güç alarak kalktı sonra da..
Ona hızlı bir dönüş yapıp gülümsedi acı bir şekilde:
-Haklısın..ben kimim ki…
Düşündü;o an kafası davul gibiydi ve başı ağrıyordu.Kadına yavaşça yaklaşıp beklenmedik bir hareket yaparak karnına son gücüyle bir tekme savurdu.Şişko gardiyanın kapalı koğuşa düşmesini sağladığında ,gözleri karanlıklaşmaya başladı yavaşça,durmaya niyeti yoktu;çünkü başladığı işi asla yarıda bırakmazdı.
Etraftaki alkışları,küfürleri hissederken ona yaklaşan Dakota’yı görünce korkudan yalvarmaya başlayan kadının olduğu yere yaklaşıp bacağını karnına bastırıp,yumruğunu kaldırdı.
Yaralı bileğinde, yıpranmaya yüz tutmuş o el hissetti,başını donuk surat ifadesiyle kolunu tutana çevirdi,’’Ne?’’ dermişçesine sallayıp başını .Bedenini karşısındaki erkeğe döndürdü.O da Dakota gibi biriydi;saflığını bir hiç uğruna yitiriyordu.
Dakota’nın kolunu bırakıp:
-Yarın gideceksin(gözleri hem kederi hem de mutluluğu yansıtıyordu,sesi ise ağlamaklıydı..)onu boşver..gidip hazırlan..
Dakota, gözlerini kadına devirip arkasına döndü ve yürümeye başladı bölüğüne doğru.Yerdeki gardiyan üç kişinin yardımına rağmen kaldırılamıyordu,anlaşılan kadının beline bir şey olmuşŞaşırmış Durumda ise bundan keyif almış biçimde zorlanarak da olsa yürüyordu.Kimse yorulduğunu görmemeli,anlamamalıydı;en büyük emeli buydu:’’Güçsüz olsan da güçlü dur..’’.Ve gardiyanın belini incitmiş olmaktan keyif aldığı bir gerçekti.Birden yürümeyi kesip yamuk bir gülümseme ile ayaklarını oynatmadan arkasına döndü,elinde silah varmış gibi yapıp :
-Bom! Dedi yüksek sesle..
Şişman gardiyan Elysi’nin bu hareketi üzerine ,az da olsa kaldırılmış olduğu yere bir kere daha kapaklandı.Dakota ,sinsice gülümsemeyi bırakıp önüne döndü.Ona endişe,merak ve karmaşık duygularla bakan gözleri umursamadan ellerini dizlerine yaslayıp soluklandı:
-Bedenimde bıraktığın izlere değdi doğrusu..(yaralı kollarını işaret ederken)Bunları hakime gösterdiğimde bir daha o odaya sokamayacaksın beni değil mi Şişko patates..? sesi yumuşarken,gözleri koyulaştı:ayakta duracak gücü yoktu artık,zorlanıyordu.
Az önce onu durduran dostu Dakota’nın omuzlarından tutup doğrulttu,yorgun başını onun omzuna yaslayıp derin bir nefes aldı temiz havadan..
Temiz..hava…burnunu,nefes borusunu acıtıyordu..Etrafta öğlen yemeğinin yanmış kokusu asilce dolanırken gözlerini açlıkla yumup nefes almaya devam etti.
Sendeleyerek yürümeye başladılar ,herkes açılıp onlara izin veriyordu:şaşkınlardı.Geldiği günden beri ona bu şekilde dokunabilen tek kişiydi:çoğu Dakota’nın yanındaki Victor’a imreniyordu…
Victor,Dakota’dan üç sene önce gelmişti bu yere:burası bir çocuk hapishanesiydi:18 yaşının altında olmalarına rağmen çoğu gardiyan iyi davranmazdı buradaki ‘’çocuklara’’ .
Kimisi de 18 yaşını doldurmuş olmasına rağmen hala buradaydı:bunların arasında Victor’da vardıŞaşırmış Durumda 2 gün içerisinde 21’ine basacaktı.
Victor, onu anlayan tek kişinin Dakota olduğuna inanıyordu.Dakota ise kendisini ona karşı borçlu hissediyordu.Buraya geldiği ilk gün , ilk hafta hatta ilk ay sadece oturduğu yerde duruyor ,hareket dahi etmiyordu.16 yaşında yaşamış olduğu o büyük şok,sadece düşünmeye zorluyordu onu,Victor ise onu gizliden gizliye inceliyor,konuşmaya çalışıyordu.Ve sonunda Dakota’nın bu halinden hem ürkmüş hem de bıkmış olan şişman gardiyan onu uzun saçlarından tutup başını duvara vurduğunda zamanın aslında ne kadar da yavaş bir kavram olduğunu düşünmeye itmişti Dakota’yı.
Akan kırmızı kana bakarken artık hayatının tamamıyla bittiğini düşünmüştü,oysa Victor kadını güzelcene benzetip bir buçuk ay boyunca , karanlık odada aç susuz kalmayı yeğlemişti.En azından herkes öyle sanıyordu…
Çünkü Dakota o an sırf Victor’un durumu adına hayata tutunmuştu .Her gece uyuma numarası yapmış,battaniyesinin altına gizlemiş olduğu ekmeği , suyu herkesin uyuduğuna emin olduktan sonra kapıp kar kış,yağmur sel demeden ,demir kapılı koğuşun önüne gitmiş ,iki kere tıklatıp Victor’un pencereye gelmesini sağlamıştı.
Ne Victor ne de Dakota o geçen iki sene içerisinde bu olayı unutmamışlardı…
Sonunda da iki sene geçip akmış ;akan zamanla da azl zamanı gelip çatmıştı Dakota için;sıra Victor içindiyse bile …
….



Bu defa şiirden çok kompozisyon tarzı deneme-hikaye yazmaya çalıştım..
Beğenirsniz umarım,gecikme için özür diliyorum herkesten..Beğenmeniz dileğiyle..


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 04 Şub 2013 3:33
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Kohana Mai, black rose

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 8, 9, 10, 11, 12, Sonraki
9. sayfa (Toplam 12 sayfa) [ 173 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız