Persephone'nin Rüyası FİNAL
Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 6, 7, 8, Sonraki

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic -> Sailor Moon Fan Fictions

 
Yazar Mesaj
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Persephone'nin Rüyası FİNAL Alıntıyla Cevap Gönder
Merhabalar:)
Bu fanfic'i daha önce AnimeManga Forum'da paylaşmıştım. Lakin malum burası sm forumu olduğu için burada da bulunsun istedim.Üye oluş amacım fanfic yayınlamak vs. kesinlikle değil. Malum Serenity ve ekibi sayesinde yılların üzerine yeniden SM izleyip yeniden sona erince bir boşluk hissettim. Sonra fanfic'leri keşfettim. Harika yazılmış 6. sezonlar buldum. Çoğu sona ermişti kimi ise henüz bitmemişti. Okuduğum fanficlerden esinlenerek neden bende yazmayayım dedim. Sonuçta benim gibi hissedenlerin olacağına eminim. Onlarda benim gibi hayallerinde devam ettirmek istiyorlarsa bu fanfic onlara hediye olsun istedim. Oturdum bilgisayar başına okuduğum tüm fanfic'leri kendime örnek alarak karaladım birşeyler. İlgi görüp görmemesi pek sorun değil benim için. Aynı hislere çözüm olmak fazlasıyla mutlu eder zaten. Bu arada fanfic'lerini paylaşan tüm arkadaşlara teşekkürü borç bilirim.Gülücük Dağıtıyor


GİRİŞ

-Deniz bugün asabi galiba ne dersin?
-Böyle olmasını seviyorum. Denizin asabiyeti bana güzel günlerinin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Karanlıktaki küçük pırlantayı görüyor musun Haruka?


-Ha! Üzgünüm parıltısı tüm sıcaklığıyla beni kendine çekiyor. Tüm gecenin karanlığında küçük bir elmas gibi parlıyor. Tıpkı onun gibi değil mi?
-Tüm evreni aydınlatan saf ışık gibi… Ne dersin dünyayı ziyaret etmenin vakti geldi mi?
*-*-*-*-*-**-*-*-**-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Usagi-chaaaaaaannn yine geç kaldın! Başla artık!

Tanrıııımmm tamam tamam yetiştim. Üzerime bu kadar gelmesen olmaz değil mi Rei!
Kızlaaaar başlıyorum!

Merhabaaaa adım Tsukino Usagi. Ay Tavşanı demek. İsmim konusunda yanılmadıklarına emin olabilirsiniz. 30 Haziran doğumluyum.Yengeç burcuyum.Tokyoda yaşıyorum. Nasıl biri olduğuma gelince aslında:

Biraz sulugözlüyüm. Sürekli bir yerlere geç kalıyorum. Yemek yemeye çok düşkünüm. Ayrıca da derslerimde başarısızım. Tüm bunların beni oluşturduğunu biliyorum ve hiç şikayet etmiyorum.

Bu kedim Luna aslında tüm hikayemiz onunla başladı. Bunu zaten biliyorsunuz. Kendisi Ay’dan gelmiş bir kedi. Bana ve arkadaşlarıma gerçek kimliğimizi ve geçmiş yaşantımızı geri kazandırdı. Galaxia ile olan son savaşımızın üzerinden tam 3 sene geçti ve ben artık 19 yaşında sıkı duruuun bir üniversite öğrencisiyim.Gülücük Dağıtıyor

Arkadaşlarımı da merak ettiğinize eminim.

İlk başta biricik doktor adayımız Minuzo Ami ile başlayalım. Ami 10 Eylül doğumlu. Başak burcu. Görebileceğiniz en zeki insan. Sahip olduğu üstün zekasına rağmen hiçbir zaman bizim yanımızda olmaktan vazgeçmedi. En büyük hayali doktor olmaktı ve yıllar yılı aldığı birincilikler onu bu hayaline yakınlaştırdı o artık Tıp öğrencisi. Onun gibi bir arkadaşım olduğu için çok şanslıyımGülücük Dağıtıyor

Ahhh gelelim bizim kaba Rei’ye her zamanki gibiiii

-Kim ne zaman hangi saat nerede benim kaba olduğumu gördün Usagiiiii seni şapşal!
-Kapa çeneni Rei! Anlatıcı benim burada!
-Çekil şuradan kendi işimi kendim halledebilirim.
Ben Rei Hino.17 Nisan doğumluyum. Koç burcuyum. Hikawa tapınağında yaşıyorum. Bir bakalım:

Hem tapınakta çalışıyorum hemde harika şarkı söylüyorum.
-Heeey rei neden onlara bahsetmiyorsun:)Gülücük DağıtıyorGülücük Dağıtıyor

-Usaaaaaagiiiiiiii!
-Gördüğünüz gibi Rei artık Yuichiro ile beraber. Kendi yolunda giden harika bir bayan o.

Gelelim bizim güçlü kız Makato’ya

Makoto 5 Aralık doğumlu. Yay burcu. Aramızdaki en uzun ve en güçlü kız o. Varlığı insana güven veriyor. Kendisi küçük yaşta ailesini kaybettiği için yalnız yaşıyor. Yemek yapma da ve bahçe işlerinde üzerine tanımam ayrıca temizlik konusunda üzerine yoktur. Aşk konusunda biraz sıkıntılar yaşasa da üniversitede yolunun açık olduğunu düşünüyor. Makoto en iyi olduğu konuda aşçılık alanında eğitim görüyor.

Veeee Japonya’nın yeni yıldızı Aino Minako vaaaar. Alkışlarınızla:)

Minako 22 Ekim doğumlu. Terazi burcu. Aramıza katılmadan önce Sailor V olarak meşhurdu. Daha sonra Artemis ile aramıza katıldı. En büyük hayali şarkıcı veya oyuncu olmaktı. Kendisi Yaten ile görüşmeleri neticesinde şarkıcılığa karar kıldı ve şimdi konservatuar okuyor.

Ahhhh sanırım en nihayetinde sıra Prensime geldi anlatacak güzel haberlerim var.

Mamooooooo-channnn!
Mamoru 3 Ağustos doğumlu Aslan burcu. Her konuda mutlaka bir bilgisi var. Ailesini küçükken bir kaza sonucu kaybetti bu yüzden yalnız yaşıyor. İdeallerinden vazgeçmedi ve genetik mühendisi olarak çalışıyor. O benim geçmişteki prensim Endymion, gelecekteki kocam Kralım Endymion şimdi mi? Şimdi sadece nişanlım Mamoru Chiba. Onu çooook seviyorum.

-Usagiiiiiii! Beni unuttun!
-Chibiusa ne? Sende nerden çıktın? Senin gelecekte olman gerekmiyor mu?
-Gelecekteki annemde sen olduğuna göre verilen kararlarda şaşmamalısın öyle değil mi!
-(tüm kızlar birlikte)Ehh netice olarak Neo Quenn Serenity’de Usagi.
-kızlaaaaaar!

Small Lady Usagi. Tabirimizle Chibi-Usa hala inanamasam da gelecekte Mamoru ve benim kızım. Kendisi prenses ve sık sık geçmişe kendisini eğitmeye geliyor. Nehelenia ile olan savaş sonrası geleceğe dönmüştü ama sanırım tekrar aramıza dönecek. Herşeye rağmen onu yeniden görmek çok güzel.


Uzun zaman oldu. Döndüğümüze göre yeni olaylar bizi bekliyor. Kaos tüm insanların zihninde. Korkmamız gereken olayların yakında olduğunu hissedebiliyorum.Ama herşeye rağmen harika arkadaşlara sahibim ve ne olursa olsun ayrılmayacağız. Başımıza ne gelecek bilmiyorum ama hazırlıklı olun. Biz sevgi ve adaletin yılmaz savaşçılarıyız ve kutsal ay adına seni cezalandıracağız!


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 16:36, Değiştirme: 13 Arl 2011 22:12 (Toplamda 23 kere)
chopinetto
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Kayıt: 16 Ekm 2011
Mesajlar: 166
Teşekkür: 20

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
çoook güzel, merakla bekliyorum Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Ekm 2011 17:13
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
teşekkür ediyoruummm:) takip edilmek güzel:)

1.Bölüm---Uzun süren Sessizliğin Bitimi! Yoksa o Düşman mıydı?
Havayı yeniden hissedebilmek… Saçımı okşayan bu ılık meltem… Bahar yeniden geldi. Ben geldim. Işığı yeniden görmeye kaderimden kaçmaya geldim. Kiraz çiçekleri her yanı süslüyor. Festival her yeri donatmış. İnsanlar coşku içerisinde etrafta koşturuyorlar. Yeni bir başlangıç diyor kiraz çiçekleri. Benim de bir şansım olmalı ne pahasına olursa olsun. O büyük parıltıyı bulmalıyım. Beni hapseden karanlığa karşı koymalıyım. İnsanlar ne kadar şanslı olduklarını bilmeden dolaşıyorlar. Bir çocuk şeker dükkanının camını seyrediyor. Bir oğlan balonlar için annesine yalvarıyor. Köşede sarı saçlı kız kedisiyle konuşuyor. Kedisiyle mi konuşuyor?

-Söylesene Luna üniversiteye giden nişanlı bir kızdan daha mutlu birisi olabilir mi?
-Usagiii her zamanki gibi abartıyorsun. Son zamanlarda olayların olmaması ve arkadaşların sayesinde eğitimin devam ediyor. Sana kalsa notların sürekli düşük halde kalacaktı. Onlara sahip olduğun için çok şanslısın. Bunun farkında olman … Usagiii sen beni dinlemiyor musun!?
-Awwhhh yapma Luna sadece yemek yemek istiyorum. Ah saate bakar mısın? Yine geç kaldım inanamıyorum Rei beni mahvedecek.


Crown Café’de
Rei kaşlarını çatmış somurtur bir halde konuşmaya başlar

-İnanamıyorum her zamanki gibi geç kaldı. Sorumsuzlukları beni öldürüyor. Yaşı büyüse bile Usagi asla büyümez. Hiçbir zaman sorumluluk alamayacak. Sonunun ne olacağını bilmiyorum beni deli ediyor.
Ami ise elindeki ileri seviye matematik kitabını masaya koyar. Son zamanlarda edindiği gözlüğünü çıkartıp arkadaşını sakinleştirmeye çalışır.
-Rei abarttığını düşünmüyor musun? Belki de önemli bir işi çıkmıştır ön yargılı olmamalıyız. Hem onu beklerken derslerimizi gözden geçirebiliriz öyle değil mi? Tıp çok geniş bir alan öğrendiklerime inanamayacaksınız
Minako Ami'nin sürekli bahsettiği kandan akyuvarlardan veya neden ateşlendiğimiz gerçeğinden bıkmış kadavra muhabbeti korkusuyla konuyu değiştirmeye çalışmaktadır
-Pekala Ami eminiz öyledir. Şarkıcılık gibi hayati bir mesele dururken burada tıp konularından bahsetmeyeceğiz öyle değil mi.Hihihih hem size şahane bir sürprizim var.
Eh Minakonun sürekli bahsettiği meşhur konserinin muhabbetinden kaçmanın yolunu düşünmekte Makotoya düşmüştüGülücük Dağıtıyor
-Evet evet biliyoruz Minako. Festivalde sahne alacaksın ve yeteneklerini sergileyeceksin. Son bir aydır zaten bundan bahsediyoruz. Son yaptığım yemek konusunda hala şüphelerim var :/
Nihayetinde Usagi hızlı bir giriş yapar. Bu sırada kahve servisi yapan kıza doğru çuvallar ve kahvelerin yerle bir olmasına sebep olur.Her zamanki gibi özürlerini diler ve en sevimli ifadesini takınıp telaşla Ami'nin yanına sıkışıverir.
-Usagii seni sakar! Bir kere de doğru bir şekilde gel. Bir daha bizi buraya almayacaklar ve tüm bunların sebebi sen olacaksın.
Usagi ağlamaklı ifadesi ile Ami'den de güç alarak Rei'ye meydan okur.
-Aptal aptal aptal Rei. Ölüyor olabilirdim tamam mı ve senin tek düşündüğün kafeye gelip gelmeyeceğin Yuichiro'ya acıyorum gerçekten çok sabırlı biri olmalı.
-U-sa-giii!
-Kızlaaaar kavganızı lütfen başka zamana saklayın. Hepimiz birlikte olduğumuza göre size söyleyeceğim çok güzel bir haberim var.

Tüm kızlar hep bir ağızdan:
-Biliyoruz Minako. Akşam konserin var.Orada olacağız ve seni deliler gibi alkışlayacağız.
-Ahhh sözümü kesmeseniz olmaz! Peki o halde sürprizimi akşama saklıyorum. Bu gidişle tüm hevesimi kaçıracaksınız. Şimdi gidiyorum akşama ben sevginin güzel elçisi Minako çok güzel olmalıyım.
-Her zamanki Minako. Sürprizinin ne olduğunu merak ettim doğrusu. Belki de konserlerine dersler için ara vereceğini açıklayacaktır.
-Ami-chan sana inanamıyorum Minakodan bahsediyoruz. Bence aşık olacak yeni bir takıntı bulmuştur ve tıpkı beni terkeden ortaokul aşkıma benziyordur
-Bence festivaldeki pastalar ve enfes yemekler sürpriz olacak. Sabırsızlanıyorum
-Her zamanki Usagi işte!
-Usagi sahi Mamorunun işleri ne alemde? Onu uzun zamandır göremiyoruz.
-Belki de Yuichirodan biraz ayrılıp bize zaman ayırmalısın Rei;
-U-sa-giiii!
-Peki, peki. Mamoru bu aralar çok yoğun. Çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Söylediğine göre insanların içerisindeki saf iyilik ve kötülük genini araştırıyorlarmış. İnsanları tamamen iyi ya da tamamen kötü yapan genlerin üzerinde çalışma yapıyorlarmış.
-Çok enteresan. İyi de iyilik veya kötülük insanın içinde değil midir? Tıpkı yin-yang gibi.
-Veya insanların hayatlarına giden kaos gibi.

Bu sözlerin üzerine kızlar düşünceye dalar. O esnada Luna gazeteyi okuyup muzip muzip gülmektedir.
GÖRÜLDÜ.
3 yıl önce dağıldıklarını açıklayan 3 Işık grubunun yakışıklı elemanları Tokyo Festivali çerçevesinde konser vereceklerini açıkladılar. Oldukça değiştikleri farkedilen 3 Işık amatör müzisyen Aino Minako ile verecekleri konserin kendileri içinde büyük bir heyecan yarattığını belirttiler.
Artemis Lunanın Yaten'in fotoğrafına bakıp gülmesine içerlenerek duruma açıklık getirdi.

-Minakonun büyük süprizini sanırım hepimiz öğrenmiş olduk.
-Aman tanrım Seiya geri mi geliyor?
-Reii senin Yuichiron var unuttun mu?

Rei bu duruma sinirlenir ve usagiye ufak çaplı dirsek vuruşu hediye eder. Ami ise utangaç yüz ifadesiyle muhabbete eşlik eder.
-Taikinin geri geliyor olmasına sevindim. Uzun zamandır görüşemiyorduk.

Festival alanında.
Duyabiliyorum insanların gülüşen yüzlerini. Çiçeklerin güzel kokuları ve yakışıklı adamlar. Dünya ne kadar parlak. Işığı ile beni cezbediyor. Işığın kaynağını bulmam gerek. Tüm evreni saran o ışığı bulup kaderimi değiştirmem gerek. Bana yazılan bu kaderden kurtulmam gerek.


-Kızlaaaaarr konser alanının bu kadar kalabalık olduğuna inanamıyorum. Ama biz şanslıyız. Hadi arka taraftan Minakonun yanına gidelim.
-Tanrım buradaki sıraya inanamıyorum.Geçen zaman 3 Işık'ın hayran kitlesini pek etkilememiş anlaşılan.
-Yıllar bizi eskitmez dolunay surat sadece daha da ünlü yapar.
-Seni ukala! Seiyaaa inanmıyorum döndüğünüzü gazeteden okuduk. Burada ne işiniz var?
-Aptal Usagi bu şekilde söylenir mi? Seiya seni gördüğüme çok sevindim hoş geldin.
-Teşekkürler Rei bende seni gördüğüme sevindim. Haberlerini de aldık doğrusu. Sanırım bir güzellik elimizden kayıp gitti.

Rei'nin suratı kıpkırmızı olmuş bir halde gülümser. Aminin ilgi alanında ise Taiki vardır.
-Hoş geldin Taiki seninle tekrar karşılaştığımıza sevindim.
-Seni gördüğüme sevindim Ami. Zekan her zamanki gibi etrafı aydınlatıyor.
-Kızlar izninizle şimdi buluşmamız gereken hayranlarımız var daha sonra uzun uzun konuşuruz.


Sahne ışıkları etrafı renklendirmekteydi. Müzik insanları daha da coşturuyordu ve nihayetinde sahnede son zamanların en çok ilgi gören amatör müzisyeni Aino Minako vardı. Minako herkesi selamladıktan sonra ilk şarkısına başladı. İnsanlar çığlıklar ile eşlik ediyor ve Minako'ya hayranlıklarını sunuyorlardı. Sıra büyük sürprize geldiğinde 3 Işık sahnedeydi. Herkese minnettarlıklarını sundular ve yeniden hayranlarıyla olduklarını ilan ettiler. Konser şahane gitmişti. Konser sonrası Minako odasında dinleniyordu. Kızlar tebrik etmek için koşarak Minakonun odasına gittiler tabi bir kişi hariç.
-Tanrıım inanamıyorum. O kadar suyu içmemeliydim. Nihayetinde lavaboyu bulmuş olmak büyük başarı. Şimdi kızların yanına gitmem gerek ama hangi taraftan?
Tam bu esnada Usagi uzun kızıl saçlı bir kızı farkeder.Uzaktan insanları izleyen bu kız içinde bir yerlerde garip hissetmesine sebep olmuştur. Yalnız olduğunu düşündüğü kızın yanına gitmek için ileri bir adım atmasıyla kendisini yerde bulması bir olmuştur. Söylenerek kalktığında ise kızı yerinde bulamaz. Kızı kaçırdığına üzülen Usagi, Minakonun yanına gitmesi gerektiğini hatırlar ve telaşla yürümeye başlar. Tam bu esnada bir çığlık duyar. Başta anlam veremez. Daha sonra herşey yerine oturur. Bu görev çağrısıdır. Sükunet, normal hayat sona ermiştir. Kaderlerinde yazılı olan sonsuz görev onu çağırmaktadır. Usagi kararlı şekilde broşuna sarılır ve çok özlediği sözler ile bağırır.
-Mooon eternal poweeer! Make up!
Olay yerinde bir gölge bir kızın üzerine yürümektedir. Tam bu esnada kızın kalbine doğru harekete geçer ve eliyle kalbi kendisine doğru çağırır.Kız çığlıklar atmaktadır. Kalbinden dışarı çıkan kırmızı bir sonsuzluk işaretidir. Tam o esnada bir ses gölgenin işini böler.
-Sen ne yaptığı belli olmayan varlık. Festivallerde eğlenmek gençlerin işidir. .Hayatı sürekli çalışmakla geçen bir kızın eğlencesini elinden alamazsın ben Ay Savaşçısı kutsal ay adına seni cezalandıracağım.
Gölge çoktan ortadan kaybolmuştur. Ay Savaşçısı şaşırır bir halde çevresine bakınır fakat kimseyi göremez.Tecrübeleri ona tetikte olmasını öğütler zira ne zaman kötülük ortaya çıksa ardından garip görünüşlü canavarlar ortada belirir. Usagi bekler ama değişik hiç bir durum olmamıştır. Kızın kendine geldiğini farkeder ve hemen kızın yanına gider. Kızın ayılmasını bekler ve şaşkınlık içinde kızların yanına döner.
-Usagiii nerelerdeydin? Her zamanki gibi kayboldun değil mi? Bazen aklını da kaybedeceğini düşünüyorum
-Rei kapa çeneni. Üzerime gelme artık. Ami-chaannn Rei haksız değil mi? Ben beynimi başka yerde unutacak biri değilim herhalde değil mi?
-Dolunay surat geçen yıllar seni daha az sulugöz yapmamış.

Uzun bir sürenin ardından kızlar ve üç ışık yeniden bir araya gelmişlerdir.Konuşacak onca şeyi düşünüp birbirlerine gülümserler. Usagi ise çevresindeki insanlara bakar ve onları yeniden kaybetmemek için ne gerekirse yapacağını düşünür.
1.Bölüm sonu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 17:23
chopinetto
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Kayıt: 16 Ekm 2011
Mesajlar: 166
Teşekkür: 20

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
Okurken beynimde izledim resmen! Çok güzel yazıyorsun, şanslıyız ki üye olmuşsun bu foruma...eeee bu bu bitince belki bir 7.sezon, sonra 8.sezon yazarsın ha ne dersin Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Ekm 2011 17:30
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
chopinetto yazmış:
Okurken beynimde izledim resmen! Çok güzel yazıyorsun, şanslıyız ki üye olmuşsun bu foruma...eeee bu bu bitince belki bir 7.sezon, sonra 8.sezon yazarsın ha ne dersin Gülücük Dağıtıyor

çok hainim değil mi diğer foruma 4 bölüm eklemiştim ama sen yorum yazdıkça yenisini ekliyesim geliyor. Teşekkür ederim aslında bu sezon için aklımda bir konu var onu yansıtmaya çalışıyorum dilerim olur:) okuduklarımdan yola çıkarak kendi yolumu çizdim. Umarım okumaya devam edersin ayrıca senin fanfic'te çok güzel bilgine:)

2. Bölüm-Geçmişten Gelen Dostlar-3 Işık Kararlı

Bugün ne yapmalıyım nereden başlamalıyım? Bir sonsuzluk işareti mi kaderimi değiştirecek olan? Peki ya parıltısı sonsuz olanın hayali de sonsuz mudur? Ölüm ki korkulan, ölüm ki insanın sonu nasıl oluyor da sonsuzluğu taşıyabiliyor kalbinde? İyi veya kötüye kim karar veriyor? Tüm çevrem umursamaz insanlarla dolu… Güneşin parıltısının ne kadar da muhteşem olduğunu göremiyorlar. Güller harika kokuyorlar kokularını içine çekebilmek ne büyük şans. Peki ya dokunmak? Dokunmak nasıl bir duygudur acaba?

Hikawa tapınağı bugün önemli konuklarını ağırlamaktaydı. Kızlar Üç Işık grubu ile görüşeceklerdi. Herkes heyecanına yenik düşmüş şekilde koşuşturuyordu. bu durumdan memnun olmayan tek kişi şüphesiz Yuichiro idi. Karamsar surat ifadesi ile Rei’ye yaklaştı ve cesaretini toplayıp sordu.

-Rei-chan affet. beni bağışla ama gerçekten gelmek zorundalar mı?
-Yuichiro onlar bizim dostlarımız elbette gelmek durumundalar ve biz onları en iyi şekilde ağırlamalıyız biliyorsun.
-Senin yakınında olmalarını istemiyorum Rei.
Rei sabrı tükenmiş şekilde cevaplar.
-Hem düşünsene tapınağında ismi duyurulmuş olur. Son zamanlarda pek ziyaretçimiz olmuyor biliyorsun. Hem Üç Işık’ın uğradığı tapınak eminim ki büyük rağbet görecektir.
-Yine de…
-Yuichiro biliyorsun buna gerek yok.

Yuichiro gözlerini devirir. Reinin bakışları karşısında çoktan teslim olmuştur.Rei ve Yuichiro bu anların tadını çıkarırken Usagi çoktan gelmiş Rei’ye bakarak kıs kıs gülmektedir.
-Rei-chan seni aşk kuşu ne yapıyorsunuz böyle? Söylesene he söylesene
-Usagi bizi izlediğin için utanmıyor musun? Ukala, aptal usagiii!
-Hadi ama Rei bazı şeyleri görmüyoruz diye bilmiyor değiliz herhalde utanmana gerek yok ne de olsa sevgilin. Bunlar normal şeyler hadi hadii.
-Bunu gelecekteki çocuğu sürekli ziyarete gelen kişi mi söylüyor.

Gülme sırası artık Rei’ye geçmiştir Usagi ise kırmızı olmuş suratıyla kekelemeye başlar. Bu esnada Ami elinde hediye paketleriyle tapınağa ulaşmıştır.
-Kızlar bugünün anısına herkese özel hediyelerim var.
-Hani hani? Bana ne aldın Ami? Yeni bir manga mı? Evet evet hani şu derin aşkı anlatan manga değil mi biliyordum evet.
-Aslında Usagi manga değil ama eminim işine daha çok yarayacak. Biliyorsun öğretmenlik hakkında bilmen gereken çok şey var.
-Ami-chan bana ders kitabı mı aldın? İnanmıyorum hayallerim yıkıldı.
-Ami buna lüzum yoktu. Hiçbir kitap Usagi'yi daha akıllı bir hale getiremez
Usagi büyük bir hayal kırıklığı içerisinde iç çekmelere başlar. Minako ise şarkı söyleyerek tapınağa gösterişli bir giriş yapar.
-Ünlü müzisyen Aino Minako Hikawaa tapınağına az önce giriş yaptı. Rei seni şanslı tapınak kızı, eminim yarın burada yığınla insan olacaktır. Ne de olsa aşkın sözleri Minako buraya geldi.
-Ami’nin aldığı kitabı bir kenara bırakırsak Makoto nerede kaldı acaba? Yaptığı yemekler için sabırsızlanıyorum. Neden geç kaldı neden ya?

Bu sırada Makoto yemek kokuları eşliğinde gelmiştir.
-Enfes yemekleri ile Makoto-chan hayranlarıyla buluştu. Söylesene Minako yemeğin mi yoksa şarkının mı hayranı çoktur?
-Ne derler bilirsin Makoto-chan erkeğin kalbine giden yol kulaklarından geçer.
-Minako aslında o midesi olacaktı.
-Her neyse canım ne önemi var.
-Bu kokulara uzak kalalı çok zaman oldu sanırım. Beyler enfes yemek kokuları alıyorum Üç Işık sahneden önce yemek şölenine katılmalı galiba. Şık Gülücük Dağıtıyor

Herkes bu lafın üzerine gülümser. Yaten, Taiki ve Seiya en nihayetinde gelmiştir. Üç Işık grubunda eskiye nazaran büyük değişiklikler gözükmektedir. Uzun saçlarını kısacık kestirmiş haldedirler. Kıyafetleri oldukça sadedir ve tavırları da gayet sıcak kanlıdır. Makotonun yemeklerine gömülen gençler bir yandan da muhabbet etmeye başlarlar.
-Hey Seiya söylesene sizi buraya hangi rüzgar attı? Yıldızların kaydığını farketmemiştik doğrusu.
-Dolunay surat özlemin beni bu dünyaya geri getirdi.
-Seiya arkadaşlığımızın bu kadar harika olduğunu bilmiyordum.
-Seiya, Usagi ile uğraşmasan iyi olacak kızlara istediği cevabı verelim.
-Taiki haklı Seiya sonuçta bundan sonraki yaşamımız dünyada geçecek.
Kızlar hep bir ağızdan bağırır.
-Nasıl yaniiii? Artık burada mı yaşayacaksınız? Neden? Kötü bir şey mi oldu?
Seiya kızların endişesini farkedip olaya müdahale eder.
-Aslında tam tersi kaos insanların zihinlerinde yer edindiğinden bu yana tüm evrende derin bir sakinlik hakim. Kendi gezegenimizde herşeyi yoluna koyduk. Prensesimiz artık güçlü bir kraliçe ve gezegenimiz hiç olmadığı kadar mutlu.
Ami utanarak neden dünyaya geri geldiklerini sorar. Taiki ve Yaten kırmızı suratlarıyla konuyu Seiya’ya bırakırlar.
-Dünya’ya geldik çünkü buradan öğrenmemiz gereken çok şey var. Biz Üç Işık grubu üyeleri artık savaşçı değiliz. Dünyadaki kimliklerimizle hayatımıza devam edeceğiz. Gezegenimizde eksik olan durumları nasıl telafi edebileceğimizi araştıracağız.Dünyada geçirdiğimiz süre bizim için tecrübelerle dolu bir deneyimdi. Buna son vermek istemedik ayrıca buraya gelmek için oldukça önemli nedenlerimizde var değil mi Taiki, Yaten?
Taiki ve Yaten daha fazla kızararak dünyayı ne kadar özlediklerini ve buradaki arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediklerini dile getirdiler. Bu durum üzerine Minako büyük bir keyifle Yaten’in yanına geldi. Kollarını onun kollarına sararak onu derin muhabbetinin içine çekti. Ami ise Taiki ile konuşuyordu. Sohbetleri bilimsel konular hususunda olsa da bakışları hislerini net bir şekilde gösteriyordu. Bu esnada tüm konuşmalar boyunca sessiz kalan Yuichiro Seiya tehlikesi sebebiyle Rei ile daha yakından ilgilenmeye başladı ve onu kendisine çekti. Usagi ve Seiya ise çevrelerindeki çiftlere garipseyerek bakarak konuşmaya başladılar.
-Söylesene dolunay surat hala sevgilin var mı?
-Elbette Seiya benim çok yakışıklı nişanlım var ve onu çok seviyorum.
-Demek hala hiç şansım yok minik tavşan.
-Seiya benimle bu şekilde konuşmayı kes. Arkadaşlığımız her şeyden daha önemli biliyorsun.
-Tamam tamam sakin ol. Nerede peki o yakışıklı nişanlın? Onu dün geceki konserde de yanında göremedim. Bizden rahatsız mı oldu acaba?
-Elbette ki öyle değil. Bizim aksimize o çalışan birisi. Kendisini araştırmalarına adadı. Bu onun için çok önemli bir çalışma. Sahi siz ne yapacaksınız dünyada. Burada olupta sizin gezegeninizde eksik olan ne var?
-Aslında bizlerde konservatuar öğrencileriyiz. Minako’ya eşlik edeceğiz mutluluğundan belli olmuyor mu? Yaten bu konuda çok heyecanlı.
-Evet Yaten ve Taiki Minako ve Ami’yi çok özlemişler. Baksana konuşmalarına hiç ara vermiyorlar. Hepimizi böyle arkadaş görmek harika bir duygu.
-Gerçekten çok safsın dolunay surat.

Bu esnada Mamoru tapınağa gelir. Herkesi selamlar. 3 Işık grubu ile konuşur. Makotonun yemeklerinden yer. Usagi’nin yanına kurulur.
-Merhaba millet sizi dünya’ya hangi güç itti bakalım?
-Mamoo-chan inanabiliyor musun onlar artık savaşçı değiller. Kendi gezegenlerindeki eksiklikler için bizim dünyamıza gelmişler. Artık burada yaşayacaklar.
-Anladım hoşgeldiniz. Müzik hayatınıza devam etmeniz tüm gençleri çıldırtmış durumda. Herkes sizden bahsediyor. Kendinizi çok şanslı hissediyor olmalısınız. Prensesinizi bulduğunuza göre şarkılarınızı artık kimin için söyleyeceksiniz peki?
-Aslında şarkılarımızı bizden uzak olan gezegenimiz için söyleyeceğiz. Bizi hissedeceklerinden ve barışın tüm evrende daim olacağından eminiz.
-Seiya haklı. Hey Mamoru genetik konusunda çalıştığını duydum.Ami bana genler üzerinde çalıştığını söyledi garip bir konu aslında.
-Evet çok garip bulgular elde ediyoruz Taiki. Çalışmamız büyük ses getirecek nitelikte. İnsanı iyi yada kötü yapan genler üzerinde çalışıyoruz. Eğer bu genlere hükmetmeyi başarırsak bir insanı tamamen iyi veya tamamen kötü hale getirebileceğiz. Bu şekilde iyilik geninin kötülük genini yok etmesini sağlayacağız ve kaos artık insanlar üzerinde hüküm süremeyecek.
-Ah tüm insanların iyi olması harika bir durum olacak. Şarkılarım daha çok ses getirecek eminim.
-Mamoru insanların iyiliği ve kötülüğü sadece genlere mi bağlıdır? Peki ya kendisi kötü olmayı seçerse ne olacak? Beni terkeden o ortaokul aşkım da eminim kendi isteğiyle kalbimi kırmıştır.
-Aslında Makoto bizi en çok zorlayan konu bu. Hisler hususunda ne yapacağımızı kestiremiyoruz. Bu yüzden çalışmalarımız heyecanlı geçiyor. Aklıma gelmişken haftaya küçükler için bilim festivali var. Öğrenciler buluşlarını sergileyecek ve en iyi seçilen buluşa büyük ödülü verilecek. Hem 3 Işık’ın orada olması hem de Minako’nun onlara eşlik etmesi eminim festivale olan ilgiyi artıracaktır.

Herkes bu fikrin ne kadar harika olacağını düşündü. Huzur içinde yeniden beraber olacaklardı. Yarın için sözleşerek herkes evine doğru yola çıktı. Usagi ve Mamoru başbaşa yürüyorlardı.
-Mamo-chan sence de kötülük sadece genlerde midir?
-Öyle olmasını istiyorum Usagi. Tüm kötülüğü tamamen yok etmek istiyorum.
-Peki kötülük insanın içinden gelen birşeyse bilirsin dondurma yemek gibi. Karnını doyurmak için başka şeylerde yiyebilirsin ama dondurmanın tadı harikadır ve ondan vazgeçemezsin.
-O zaman o hissin sebebini araştıracağız. Bu iş benim için çok önemli Usako. Kötülüğü yok etmek senin yaşadığın bu dünyayı sana zarar vermeyecek hale getirmek istiyorum.
-Mamo-chaaaannn
-Seni seviyorum Usako

Daha fazla konuşmalarına gerek kalmadı. Mamoru minik ay tavşanını kendine çekti ve onu öptü. Usagi ise sadece prensi için minnet hissedebildi

Ertesi gün bilim festivalinde 3 Işık furyası esiyordu. Gençler buluşlardan ziyade yakışıklı grup üyeleriyle ilgileniyordu. 3 Işık ise ilginin kendilerinden buluşlara kayması için ellerinden geleni yaptılar. Usagi ve arkadaşları çocukların buluşlarını gezerken sarı saçlı tombul yanaklı kızın buluşuna hayran kaldılar. 7 yaşındaki Akemi’nin buluşu masallar üzerineydi. Melodileri çeşitli şekillere sokarak insanlara huzur aşılıyordu. Bunun uykusuzluk çekip rüyalardan uzak kalan insanlara iyi geleceğini söylüyordu. Usagi’nin dikkatini buluşundan çok Akemi’nin buluşuna olan inancı çekti. Onunla konuşmaya başladılar.
-Akemi-san buluşun gerçekten harika böyle bir buluş nasıl aklına geldi.
-Aslında efendim uyumayı seviyorum. Çünkü rüyalar özgürlüğün kapısıdır ve biliyor musunuz ne kadar çok rüya görürsek rüya kapıları ve umutlar bize o kadar açık olur.
-Çok haklısın Akemi rüyalarına olan inancını asla yitirme olur mu? Belki de rüyalarının can verdiği bir gezegen söz konusudur ne dersin. Eminim o gezegenin senin gibi sevimli bir koruyucusu vardır.

Kızlar Helios’u düşünüp kısa bir an için geçmişe dalarlar. Buluşlar sergilendikten sonra 3 Işık’ın konseri ve enfes şekerlemelerin sunulduğu şölen vardır. Kızlar ve tabiki Usagi en ön sırada yerini alır. Şekerlemeler için kızları gerisinde bırakan Usagi uzaktan gelen bir çığlık duyar. Aklından çıkan geçen günü hatırlar. Önce kızlara bakar henüz bir şey farketmediklerini görünce aceleyle çığlığın geldiği tarafa doğru koşar. Herkes bu kadar mutluyken kimsenin keyfini kaçırmak istememektedir. Olay yerinde Akemi’nin başında gölge vardır kırmızı sonsuzluk işaretine odaklanmış şekilde bakıyordur. Usagi hemen değişim geçirir.
-Hey sen genç bir kızın hayallerine engel olduğun için kendinden utanmalısın. Hem o sonsuzluk işareti de ne öyle her neyse ben Ay Savaşçısı ne olursa olsun huzurumuzu bozmana izin vermeyeceğim ve seni cezalandıracağım.
Usagi sözlerini bitirdiğinde yeniden gölgenin kaybolduğunu farkeder. Ne olup bittiğine anlam veremez. Çevresine bakınıp beklemektedir. Ama kimse ortada gözükmez. Küçük kıza sonsuzluk işaretini geri verir ve uyanmasını bekler daha sonra kızların yanına gider.
-Usagi-chaan her zamanki gibi en önden gidip şekerlemeleri bitireceğim diye kayboldun değil mi?
-Şey aslında. Ne olduğunu bende bilmiyorum.
-Usako iyi misin canım istersen gidebiliriz.
-Hayır Mamochan ben iyiyim hatta herkesin iyi olması için elimden geleni yapacağım. .Hadi kızlar eğlenmemize bakalım.

Gece bitmiş herkes evine geri gelmişti. Luna günün yorgunluğundan hemen uykuya dalmıştı. Usagi ise odasının camından ayı izlemeye dalmış geçirdiği günleri düşünüyordu. 2 olayda aynıydı. Sadece bir gölge insanlardan çaldığı sonsuzluk işaretine benzer kırmızı birşeye bakıyor ve o gelir gelmez kayboluyordu. Bir an için rüya görüp görmediğini düşündü ama gerçek olduğundan emindi. Daha öncelerden farklıydı gölgeden sonra ortada yok edilmesi gereken canavar olmuyordu. Bu yeni düşman mı yoksa yeni bir dost mu Usagi bu soruyu düşünerek uykuya daldı.

2. Bölümün Sonu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 18:06
sailor V
Kullanıcı Eşyası

Venus Fan
Venus Fan



Yaş: 25
Kayıt: 21 Şub 2009
Mesajlar: 666
Nerden: Konoha Gakureden
Teşekkür: 127

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
Ben zaten okudum bunu buraya koyman da çok iyi olmus devamni sabirsizlikla bekliyorum

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 18:16
chopinetto
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Kayıt: 16 Ekm 2011
Mesajlar: 166
Teşekkür: 20

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
devam devam diye tempo tutuyorum Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Ekm 2011 18:37
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
V aslında buraya koymak için yazmıştım; çünkü burada harika fanficler okudum benimkisi onlara teşekkür mahiyetinde ayrıca senin çizimlerin çok güzel sanıyorum ileride senden bir ricada bulunabilirim dilerim kırmazsınGülücük Dağıtıyor
Chopinetto Gülücük Dağıtıyor eheh çok çabuk gaza gelirim ben sen ver gazı ver gazıGülücük Dağıtıyor tabi şaka bir yana beğendiğine çok sevindim ama okuyan olmasa da ben yazmaya devam edeceğim çünkü yazmak istiyorum:) Ben layıkıyla yazarsam elbet okuyan olur öyle değil mi:) Sende yazmaya devam etmelisin teşekkür ederimm:)

3. Bölüm-Uzak Aşklar! Kimi Vedalarda Hoşça kal Denilmez!

-Efendim bu işi tek başınıza yapmakta kararlı mısınız? Biz sizin sadık hizmetkarlarınız Thanatos ve hypnos her zaman emrinizi bekliyoruz.
-Söyle bana Thanatos dünyada yaşamanın nasıl bir duygu olacağını düşündün mü hiç?
-Bu bize yazılmış olan kadere aykırıdır efendimiz kuralları sizde biliyorsunuz. Biz yaşadığımız yerin kaderini benliğimizde taşıyanlarız. Biz yaşadığımız yeri daim edenleriz. Başka bir gezegen, başka bir ihtişam düşünmek bize yasaktır.
-Bunun haksızlık olduğunun farkında değil misin Thanatos? Bize yazılmış olan kaderi biz belirlemedik. Bu bize emredildi ve şimdi bu kaderi değiştirebilme gücümüz var söyle bana Thanatos kötülükten kurtulmak için kötülük yapar mıydın?
-Efendim sizin aklınız çok karışık. Eminim doğru yolu bulacaksınız ve kış geldiğinde yeniden kendi yönetimimizde hükmediyor olacağız bildiğim ve bileceğim tek gerçek budur.
-Peki ya sen Hypnos dünya hakkında ne düşünüyorsun? Potansiyelleri sana da kuvvetli gelmiyor mu?
-Efendim dünya sadece yanılgıdır. Yüzyıllar süren savaşın başlangıcıdır. Dünyaya olan ilgim sadece beslediği enerjidendir. Bize gelecek olan ve bizim boyunduruğumuzu kabul edecek olan enerjidir.
-Hypnos sen hiç aşık oldun mu?



-Mamo-chaaaaannnnn! Bugünün tatil olduğuna ve tüm günü baş başa geçireceğimize inanmıyorum.
-Haklısın Usako. Uzun zamandır böyle bir güne ihtiyacımız vardı. Sen ve ben başbaşa.
Usagi ve Mamoru uzun bir sürenin ardından haftasonlarını değerlendirmek için planlarını yaparlar. Öncelik Usaginin istediği gibi lunaparktadır. Daha sonra parkta başbaşa yürüyüş yapacaklar ve en nihayetinde güzel bir akşam yemeği yiyeceklerdir.
-Mamoru seninle baş başa kalmayalı çok uzun zaman olmuştu.
-Biliyorsun işler son zamanlarda çok yoğun.
-Mamoru
-Evet
-Mamochan sende beni özlüyor musun?
-Seni özlemem için benden çok uzakta olman gerekiyor değil mi minik tavşan. Ama sen hep benim yanımdasın. Ne zaman işler sarpa sarsa veya sıkıntılar üst üste gelse senin gülüşünü hatırlıyorum. Bu bana çalışma azmi veriyor.
-Çalışmaktan nefret eden birinin çalışma azmi vermesi çok enteresan öyle değil mi?
-Aslında haklısın; ama senin yanında olmak huzur verici. Bu duyguyu kaybetmek istemiyorum. Seninle kim olduğumu ve neden var olduğumu hatırlıyorum.
-Huzur senin içinde çok önemli değil mi Mamo?
-Geçmişimi bilmediğim nedensiz yaşadığım günler benim için çok zordu. Seni sürekli rüyamda görmek ama bir türlü anlamını çözememek ve seni tehlikenin ortasında bırakma korkusu bana dayanılmaz acı veriyordu. Sonra sen herşeyi çözmemi sağladın. Artık herşeyin anlamı vardı ve ben tüm parıltısıyla hayatımı aydınlatan bu güzelliğin benim için ne denli önemli olduğunu biliyordum.
-Ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Senin için bu kadar önemli olduğumu bilmiyordum.
-Görüşmeyeli uzun zaman olmuş değil mi Usako Gülücük Dağıtıyor Özlemek böyle bir şey demekki Hayranlık Besliyor Hadi en sevdiğin dondurmadan yiyelim.
-Hani hani nerede? Yaşasın harikasın seni seviyorum Mammooo-chaan!


Usagi ve Mamoru birbirlerine sahip olmanın mutluluğu ile dondurmalarını yemektedirler. Bu sırada dikkatlerini bir çift çekmiştir. Kızıl saçlı kızın yanında sarı saçlı uzun boylu bir erkek durmaktadır. Usagi vakit geçmeden bu çifti tanır.
-Motoki-saan, Reika-saaan sizi görmek ne büyük sürpriz. Hey Motoki kız arkadaşına kavuşmuşsun sanırım.
-Usako biraz hızlı sormuyor musun? Selam millet. Reika seni tekrar görmek çok hoş.
-Aslında size rastladığımız çok iyi oldu. Sizi görmeden gitmek istemiyordum.
-Reika-san yeniden mi gideceksin. Motoki bu senin için çok zor olmalı.
-Haklısın Usagi ama mesafeler artık beni o kadar da rahatsız etmiyor.
-Sende haklısın o kadar çok zaman alınca alışıyorsun galiba. Benim için Mamorunun Amerikada olduğu günler işkence gibiydi. Ondan uzakta olmak çok zor. Çok azimlisin Motoki

Mamoru Usagi’yi dürtmeye çalışsa da Usagi çoktan yapacağını yapmıştır. Motoki ve Reika huzursuz bir şekilde Mamoru ve Usagi’ye yemekte eşlik ederler. Lakin yemek o kadar da eğlenceli değildir. Motoki ve Reika’nın arasındaki gerilim net bir şekilde hissedilmektedir. Usagi ise hiçbirşeyin farkında olmadan gülmeye eğlenmeye devam eder. Gece bitip herkes evine dağıldığında Motoki derin hüznü ve düşünceleri ile başbaşa kalır.

Tokyo yeni bir güne merhaba der. Baharın verdiği mutluluk her yerde belirmiş çocuklar oyunlarına gençler ise yeni açılan oyun salonuna akın etmektedirler. Yaşlı bir teyze çevredeki çocukların gürültüsünden rahatsız olmuş bir halde söylenmekte, bir diğer genç parkta köpeğini gezdirmektedir. Makoto ise bankta oturmuş bu güzel havanın tadını kitap okuyarak çıkarıyordur. O gün uyandığında kendini çok neşeli hissetmiş yeni aldığı aşçılık ve yemek tarifleri kitabını okumak için parkın ideal mekan olacağını düşünmüştür. Üzerindeki koyu yeşil tulumu ile aynanın karşısında gerçekten de güzel olduğunu düşünmüştür. Lakin içinde bir kırıklık vardır. Usagi Mamoru ile birlikte, Rei ise Yuichiro ile birbirlerini yiyip bitirseler de oldukça mutlu bir ilişki sürmektedir. Yaten ve Minakonun, Taiki ve Aminin ise dillenmeyen durumları herkesçe hissedilmektedir. Yalnızlık sadece onu mahkum almışçasına garip bir hüzün hisseder ama aldırmaz. Parkta kendini yemek tariflerine ve gizli sırlara kaptırmış bir halde oturmasına rağmen yanına yaklaşan gölge dikkatinden kaçmaz.
-Hey Makoto-chan nasılsın?
-Mmm şey seni görmek ne güzel Motoki. Burada ne yapıyorsun oyun merkezi bugün kapalı mı?
-Aslında kapalı olmaması gerek ama biliyorsun yeni bir oyun merkezi açıldı. Tabi merak insanları oraya doğru sürükledi. Bende bugünü tatil ilan ettim.
-Anlıyorum Motoki-san canını sıkma eminim insanlar yeniden heveslerini aldıklarında yeniden senin oyun merkezine döneceklerdir. Hem senin oyunların gibisi yok.
-Teşekkür ederim. Sen napıyordun? Seni rahatsız etmiyorum umarım.
-Ha yok hayır. Sadece yemek tariflerine bakıyordum bilirsin şefin gizli sırları.
-Senin enfes yemeklerinin önünde hiçbir tarifin dayanabileceğini sanmıyorum Makoto-chan.
-Eh ne derler bilirsin iyi bir aşçı için hiçbir engel yoktur ya da öyle bir şey işte.
-Haahhaah.Seninle karşılaşmak çok iyi oldu Makoto beni gerçekten neşelendirdin.
-Sorun ne Motoki? Benimle paylaşabilirsin biz arkadaşız.
-Aslında birileriyle konuşmak benim içinde iyi olacak. Sorun Reika.
-A anlıyorum onu özledin değil mi? Ama onun araştırması çok yakında bitiyor diye biliyordum. Buna üzülmek yerine sevinmelisin.
-Aslında Reika döndü. Sorunda burada zaten araştırmalar onu sürekli çekiyor. Burada Japonya’da kalmak onun için hapis gibi. Yeniden gitmek istiyor, yeni yerler keşfetmek istiyor.
-Bu çok güzel Reika gerçekten de bilgili ve kültürlü bir kız ona hayran olmamak imkansız. Tabi bu durum sende biraz hayal kırıklığı yaratıyor.
-Aslında yurt dışında daimi olarak yaşamak istediğini söyledi. Benimde onunla gelmemi istiyor.
-Neeeeee! Yani şey bu çok ani bir karar olmaz mı?Neyse bu konuda kafanı daha da karıştırmak istemem.
-Makoto-chan aslında haklısın. Benimde dillendiremediğim bir sürü şey var ve hiçbirini Reika ile konuşamıyorum çünkü o bu konuda çok hevesli. Her zaman yeni imkanların olacağını söylüyor. Burada kalmak bu fırsatları geri çevirmek olacakmış. Bu ise mutsuzluk getirecekmiş.
-Peki bu konuda sen ne hissediyorsun?
-Sanırım Reika’nın asla sormak istemediği soru bu. Benim ne hissettiğimi az çok tahmin ediyor ve bundan korktuğu için benim fikrimi asla sormuyor.
-Motoki-san bu çok zor bir durum. Kendi kararını çok iyi düşünerek vermelisin.
-Aslında ben kararımı verdim. Yıllardır Reika ve çalışmalarını destekliyorum. Onun mutlu olması beni de mutlu ediyor ve ondan uzakta olmak bir gün yeniden bir araya geleceğimizi bildiğim için bir şekilde bastırılıyordu. Ama ben gidebileceğimi sanmıyorum. Burası benim yaşamak istediğim yer. Bırakıp gitmek istemiyorum. Burada ailem ve çok sevdiğim arkadaşlarım var. Emek verdiğim işim var. Tüm bunları geri de bırakıp gitmek sanırım Reika’yı mutlu etse de beni mutsuzluğa sürükleyecek.
-Bu sizin için çok zor bir sınav olacak sanırım Motoki-san dilerim sorunlarınızı çözebilirsiniz.
-Teşekkürler Makoto biriyle konuşmak gerçekten iyi geldi.


Makoto ile konuştuktan sonra kendisini daha hafiflemiş hisseden Motoki ne yapacağına artık karar vermişti.Zamanla eski hislerinin nasıl da değiştiğine kendisi de şaşırmıştı. Artık yoluna bakması gerektiğinin farkındaydı. O buraya aitti. Sevdiği insanlar ve ailesi vazgeçilemeyecek kadar değerliydi. Bu düşünceler ile yoluna devam eden Motoki yolda uzun kızıl kıvırcık saçları havada savrulan güzel bir kız görür. Hayranlıkla izler. Kızın insanlara bakışı onda bir hüzün yaratır. Usulca yanına gitmeye karar verir. Kızın yanına yaklaşır ve dikkatlice bakar.
-Merhaba.
Cevap alamaz.
-Merhaba yalnız mısınız acaba?
-Ah bana mı söylediniz?
-Evet burada yalnız halde hüzünlü bir şekilde oturmanız dikkatimi çekti. İyi misiniz?

Kızıl saçlı kız bu ironik soruyu düşünerek gülümsedi.
-Gülümsemeniz gerçekten çok hoş. Hüzün size yakışmıyor.
-Teşekkür ederim. Ben sadece çevredeki insanların neşesini izliyordum. Benim geldiğim yerde insanlar bu kadar mutlu değiller ve genelde kahkahalar bu kadar havada uçuşmaz.
-Çok karamsar bir yerden geliyor olmalısınız. Bu arada benim adım Motoki
-Motoki-san memnun oldum Perseph de benim adım.


Motoki elini uzatır. Kızıl saçlı kız ise korkmuş gözlerle bakar ve tereddütte kalır.
-Üzgünüm ben gitmeliyim.
Motoki büyük şaşkınlık içerisinde kızıl saçl kızın kayboluşunu izler.
- Perseph garip bir isim gerçekten garip bir yerde yaşıyor olmalı ama iyi olmasına sevindim.
Bu esnada Usagi ve Luna parkta biraz yürüyüş yapmaya karar vermiştir. Usagi her zamanki gibi pamuk şekerini, çeşitli şekerlemeleri,tatlı ve çikolataları yanına almış önce hangisinden başlayacağını düşünmektedir. Luna ise bir yandan güneşin tadını çıkarır bir yandan da Usagi’nin oburluğuyla alay eder.
-Usagi artık büyüme çağında değilsin biliyorsun değil mi?
-Yapma Luna sadece birkaç şekerleme hem ben daha minicik bir kızım enerjiye ihtiyacım var.
-Uzun zamandır savaşmadığına göre enerjini harcayabileceğin pek bir yer yok.
-Uzun süredir savaşmıyoruz değil mi?
-Elbette kaos en güçlü düşmanımızdı ve sen onu gerçek bir savaşçının kalbiyle yenilgiye uğrattın.
-Peki ya yeniden düşmanlarımız ortaya çıkarsa?
-Bunun olmasını asla istemem Usagi. Herkes hayatında bu kadar mutluyken yeni bir düşman büyük bir kayıp yaratır.
-Haklısın kimsenin huzurunun bozulmasına izin vermeyeceğim Luna.
-Usagii bu cesur tavırların çok hoş ama yine de yediklerinin sana kilo aldırdığı gerçeğini değiştirmez.Yakında Mamoru seni beğenmeyecek.
-Seni seni söylesene Luna formunu Artemis için mi koruyorsun
-Usagiiii!
-Tamam tamam bir şey demedim farzet.

Bu esnada Usagi derin düşüncelere dalar.Gölge 2 kere görünmüştür. Yeni bir düşman olup olmadığı belli değildir. Hala kimse zarar görmemiştir. Daha da önemlisi gölgenin amacının ne olduğu da bilinmemektedir. Luna kaosun en güçlü düşman olduğunu söylemiş ve Usagi’nin daha da endişelenmesine sebep olmuştur. Ancak kimsenin zarar görmemesi Usaginin kalbinde derin bir umut yaratır. Belki de kızlara bu işi söylemeden halledebilir. Ne de olsa 2 olayı da zararsız bir şekilde atlatmıştır.
Motoki artık düşüncelerini toplamış şekilde yürüyordur. Kararını Reika’ya söyleyecektir. Bunun ne denli zor olduğunun farkında olmasına rağmen bazen yapılması gereken şeyin yapılması gerekir. Motoki kararlı adımlarla parkın tenha alanından geçerken bir gölge görür. Dikkatlı baktığında bunun o kızıl saçlı kız olduğunu anlar.

-Ah Motoki’ydi değil mi?
-Evet doğru hatırladın. Bir anda ortadan kayboldun yanlış bir şey söylemedim umarım.Perseph değil mi?
-Biliyor musun tanımadığın insanlara karşı duyduğun empati dikkatimi çekti. İyilik senin içinde büyük parıltısıyla yansıyor olmalı öyle değil mi?
-İnsanlara iyilik yapmak daha iyi hissetmeni sağlar biliyorsun.
-Yanılıyorsun Motoki benim geldiğim yerde insanlık iyilik yapmaz. Yapmadıkları için zaten oradadırlar ve ben bundan kurtulmak istiyorum. Kalbine güveniyor musun?
-Ben ben ne demek istediğini anlamıyorum. Beni korkutuyorsunuz bayan.
-Merak etme sadece kalbini bana göster. Tüm bunların rüya olduğunu biliyorsun. Şimdi genç adam kalbindeki sonsuzluğu bana sun!

Kızıl saçlı kız Motoki’nin kalbini kendisine çağırır. Motoki çığlıklar atmaya başlar. Üzerindeki baskı çok fazladır ve canı yanıyordur. Bu esnada Usagi ve Luna çığlıkları duyar. Luna olup bitene anlam veremez. Usagi ise durumu Lunanın da farkettiğini görür ve talaşlanır.
-Usagi duyuyor musun birşeyler oluyor gidip baksak iyi olacak.
-Aslında Luna ben bakarım senin gelmene gerek yok. Tehlike söz konusuysa en son ihtiyaç duyulan bir kedidir eminim hahh.
-Usagi vızıldamayı kes ve koş.

Usagi Lunanın birazdan şahit olacağı gerçeği farketmiştir ve çok geçmeden Luna’nın bakışlarına aldırmadan Moon Eternal Power Make up! Diye bağırır. Luna bu durum karşısında çok şaşırır ve durumu algılamaya başlar. Ay Savaşçısı yıllar sonra yeniden sahneye çıkmıştır bu acı olan gerçeği bir kez daha hatırlatır. Huzur buraya kadar düşman geri geldi! Olay yerinde Motoki baygın bir şekilde yatmaktadır. Bir gölge elinde sonsuzluk işaretine benzer parlak kırmızı birşeyi tutmaktadır. Ay savaşçısı öne atılır.
-Hey yine mi sen hain gölge. Sevgilisine yeniden kavuşmuş bir gencin hayallerini yıkmaya utanmıyor musun?Sevgilisinden uzun süre uzak kalan ben Ay Savaşçısı kutsal ay adına seni cezalandıracağım.
Bu esnada gölge bakışlarını bir anlığına Luna’ya diker ve gözden kaybolur.
-Olamaaaaz yeniden kayboldu. Sürekli bunu yapıyor.
Usagi Motoki’ye sonsuzluk işaretini geri verir. Luna ise hala olayın etkisindedir. Bakışlar, ona yönelmiş bir çift göz. Hem iyiliği taşıyan ama ben kötüyüm demeye çalışan gözler. Luna için bu gözler oldukça tanıdık gelmektedir ama bir türlü kime ait olduğunu çözemez. Kendisini toparlar ve Usagi’nin sözlerine adapte olur.
-Usagi ne demek yeniden kayboldu? Bizden neler saklıyorsun sen!Usagi Luna’dan daha fazla saklayamayacağını anlar ve 2 olayı da anlatır. Luna içinde en garip olanı kimsenin zarar görmemiş olmamasıdır. Sonsuzluk işaretinin ne anlama geldiğini o da merak etmektedir. Yeniden sorular ve sorunlar baş göstermiş ve sulugöz Usagi gerçek bir savaşçı gibi bu sorunla tek başına uğraşmaya çalışmıştır. Luna prensesiyle bir kez daha gurur duyar.
-Motoki-san iyi misin?
-Ah bana ne oldu bilmiyorum daha iyiyim teşekkürler.
-Bayıldın sanırım iyi olmana sevindim. Ah bu arada geçen gün söylediklerim için özür dilerim.
-Usagi-san önemli değil. Doğru bir noktaya değindin aslında ben gitmeliyim.


Motoki Reika’nın yanına gelene kadar söyleyeceklerini kafasında tartmış halde heyecandan ölmektedir. Bu durumun manasını bilmekte ama yine de buna hazır olduğunu da hissetmektedir. Reika’yı evinde kitaplarına gömülmüş halde bulur ve hemen konuya girer.
-Reika lütfen sözümü kesmeden dinle. Biliyorum sen özgürlük istiyorsun. Yeni yerler keşfetmek istiyorsun. Özgürlüğün sınırsızlığıyla her gün yeniden doğmak istiyorsun ama ben bunu yapamam. Bunca zaman seni kendime hapsettiğim için özür dilerim. Senin ruhunun özgür olmayı hak ettiğini farketmeliydim. Beni affet ben buraya aidim. Benim ailem işim ve sevdiğim dostlarım buradalar. Ben onları bırakıp kendimi maceraya atacak kadar cesur hissetmiyorum. Seni de engellemek istemiyorum. Dilerim beni anlarsın tıpkı benim seni anladığım gibi.
Reika’nın duydukları karşısında gözlerinden yaşlar akmaya başlar. İçinde hem biten bir duygunun hüznü hem de kalbini kemiren düşüncelerden kurtulmanın rahatlaması vardır.
-Motoki-chan asıl ben özür dilerim. Seni benimle gelmeye zorlamamalıydım. Sana ne düşündüğünü soramadım çünkü düşündüklerini duymaya hazır olup olmadığımı bilemiyordum ama şimdi herşeyi net bir şekilde görebiliyorum. Bizim isteklerimiz ve düşüncelerimiz artık çok farklı ve birbirimizi üzmemeliyiz. Senin düşüncelerin benim için çok önemli ve isteklerine her zaman saygı duyarım.
-Ne dersin Reika uzun zamandır görüşemediğin için özlediğin ve kapısının daima açık olduğunu bildiğin bir dostun olarak kalabilir miyim?
-Varlığın benim için her zaman mutluluktur Motoki. Beni özgür bıraktığın için teşekkür ederim.

Birbirlerinin göz yaşlarını sildiler . Motoki Reika’ya yolculuğunda mutluluklar diledi. Reika ise ona kendi hayatındaki yeniliklerde bol şans diledi. Birbirlerinin iyi oluşuna sevinerek ayrıldılar; artık ikisinin de kalbi rahattı. Eski bir kalbe hoşça kal demenin verdiği hüznün duygusallığına karşın mutlulardı.
Usagi ve Luna ise evlerine dönmüş kendi içlerinde günün hesaplaşmasını yapıyorlardı. Usagi sonsuzluk işaretinin anlamını düşünüyordu. Luna ise dikkatini çeken o gözlerin sahibi konusunda hafızasını yokluyordu. En sonunda sessizliği bozan Usagi oldu.

-Söylesene Luna bundan sonra ne olacak?
-Ne demek istiyorsun Usagi?
-Korkmalı mıyız sence?
-Aslında hiçbirşey bilmiyorum Usagi. Bekleyip ne olacağını göreceğiz.
-Bir şey kesin Luna savaş yeniden başladı.

3.Bölümün Sonu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 18:43
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
4.Bölüm-Yıldız Tutulması! Kader Kime Doğruyu Söylüyor!

-Thanatos burada ne işimiz var ! Bizim buraya ait olmadığımızı biliyorsun. Burada kaybolabiliriz daha da kötüsü enerjiyi hissedebiliyor musun burası bizim sonumuz olabilir thanatos! Buna bir son vermeliyiz.
-Hypnos kes sesini! Herşeyin bende farkındayım. Senin görüpte bildiğin hatta anlam veremediğin birçok şeyin farkındayım; ama benim kadar iyi biliyorsun ki Hypnos yapacak bir şey yok. Ona eşlik etmekten başka çözüm yolumuz yok.
-Buraya kader yüzünden sürüklendik kardeşim. Buradayız çünkü kaderimizde onu korumak yazılı. Buradayız çünkü prensesimiz bize emanet sen Thanatos ve ben Hypnos korkulası iki ruh, ölümün eşi iki beden buradayız çünkü kaderimizde sadece o var. Prenses kaderine isyan için burada ve bunun yolunu bulmak için umutsuzca çabalıyor. Ne acıdır ki Thanatos biz burada kurtulamadığımız kaderimiz adına esiriz.
-Bu şekilde konuşma kardeşim. Bize sunulan basitti. Büyük bir onurla kabul ettiğimiz görevdi. Sen de biliyorsun Hypnos biz buraya kendi arzularımızla geldik.
-Göremiyorsun sevgili ikizim. Bu dünyada bulunduğumuz her dakika içimdekilere nasıl karşı koyduğumu göremiyorsun. Bu dünyada soluk aldığımız her an onu bulmaya nasıl karşı koyduğumu anlamıyorsun.
-Hypnos geçmişini asla unutma! Bunu yapmamalısın. Bunu yapamazsın. Buradayız çünkü kendi prensesimize, varlığımızın bağlı olduğu ruha sonsuz minnettarlığımızı sunuyoruz. Buradayız çünkü onu seviyoruz. Benim gece saçlı kardeşim buradayız çünkü başka şansımız yok.
-Thanatos dünya’da bahar ne kadar güzel değil mi? Neden bize bu bahşedilmedi? Neden herkesin arkasını toplama görevi büyük süs içerisinde bize sunuldu. Kaderine karşı çıkmaya çalışan bir prensesin peşinde sürüklenecek kadar cesursak söyle bana Thanatos güllerin kokusu neden hala karşı koyulamayacak derecede çekici. Söyle Thanatos bana söyle tüm yaşamım boyunca kaçtığım yoksaydığım tüm o duygulara şimdi bu denli yakın olmak nasıl kaderimiz olur.
-Hypnos görevimize odaklan kardeşim yapman gereken sadece bu.
-Belki de zamanı gelmiştir.
-Neyin! Söyle Hypnos neyin zamanı geldi? Hypnos!

-Tanrııım sabah olduğuna inanamıyorum. Sadece 5 dakika daha uyumak istiyorum. Tam da rüyamın en güzel yerinde beni nasıl uyandırırsın anne!
-Usagi sen gördüğüm en tembel en ele avuca sığmaz kızsın. Şimdi kalkmazsan hiçbir zaman başarılı bir öğretmen olamayacaksın. Durumunu gözden geçirirsek başarı senin için büyük sürpriz bunu elinden kaçırmamalısın.
-Annem ve her zamanki söylemleri. .. Çevremdeki herkes bana başarıyı, çabalamayı, mücadele etmeyi nasıl daha iyi daha doğru bir insan olabileceğimi anlatıp duruyor. Bense sadece 5 dakika daha uyumayı Makoto’nun yaptığı kurabiyelerden biraz daha yemeyi istiyorum. Sürekli olarak verilen öğütleri dinlemek o kadar yorucu ki gerçekten 5 dakika daha uyusam iyi olacak.
-Usaaaaaaaagiiiii! Eğer uyanmazsan annenin aksine seninle güzel güzel konuşmak yerine tırnaklarımı yüzüne geçireceğim. Söyle bakalım tercihin nedir?
-Buna inanamıyorum! Beni bu şekilde tehdit ediyorsun! Pekala kalkıyorum. Aman tanrıııım yine geç kaldııımmm! Kendime inanamıyorum neden beni uyandırmadınız? Anneeee çok kötüsün.

Güneş yeni bir gün için yeniden doğmuştu. Bahar havası kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Bir yandan yağmurun çevreye yaydığı güzel toprak ve ot kokusu diğer yandan güneşin insanın içini ısıttığı o güzel günler yaşanıyordu Japonya’da. Motoki ve Reika artık yollarını çizmişlerdi. Aralarında geçen konuşma başkalarına hiçbir zaman yansımadı; ama Unuzaki’nin söylediklerine göre artık eskisi gibi olamayacaklardı. Tüm bu olaylardan 2 gün sonra Reika o çok sevdiği sonsuz diyarlara yelken açmıştı. Herkesle teker teker vedalaşmıştı. Ancak Makoto’ya yaklaşımı daha farklı olmuştu. Ona çok değerli bir hediye bıraktığını söylemişti. Kimse bunun ne olabileceğini sorgulamadı. Bazı şeyler dile getirilmese de bariz şekilde parıldıyordu çünkü. Motoki yeni açılan oyun merkezinin olumsuz etkisinden kurtulmak için salonuna farklı oyun türleri getirmişti. Makoto’da okul harici zamanlarda onun yanında part-time çalışıyordu. İkisi birlikte yeni oyun merkezine karşı ayakta durabileceklerine inanıyorlardı. 3 Işık kendilerine kalacakları bir ev ayarlamıştı. Minako ile Yaten her gün görüşüyorlar Minako 3 Işıktan ayrı bir an bile geçirmiyordu. Taiki ve Ami ise boş zamanlarında kütüphanelerde , sergilerde ve bilim fuarlarında geziyor, fikir alışverişi yapıyorlardı. Birbirlerini bu kadar iyi tamamladıklarına kendileri dahi şaşıyorlardı. Rei kendisini tapınak işlerine vermişti. Yuichiro ile birlikte 3 Işık ziyaretinden sonra nispeten artan tapınak ziyaretlerine muska, büyü gibi malzemeler hazırlıyorlar. Misafirlerini ellerinden geldiği kadar iyi ağırlamaya çalışıyorlardı. Yuichiro her ne kadar Rei’yi 3 Işıktan uzak tutmak için elinden geleni yapsa da Rei’nin pekte kolay dize gelmeyeceğini çok iyi biliyordu. Usagi ise her zamanki gibi kendisini okuduğu mangalara ve seyrettiği animelere vermişti. Mamoru genetik işine kendisini epey kaptırmış sadece haftasonları ve bazı akşamlar ortada gözüküyordu. Luna ve artemis kızların bu normal yaşantılarına imrenerek bakıyordu.
-Ahhh Luna galiba bu huzur hiç bozulmayacak ne dersin? Ne kadar güzel bir hayatları var öyle değil mi? İyi kötü işleri yoluna koydular ne dersin.
-Evet
-Baksana kızlara yıllar öncesini düşünüyordum da zor anlar haricinde ne kadar çocuksu ne kadar da küçüktüler.
-Evet
-Zaman hızla akıp geçti ve artık çok değişik hayatları oldu. İnanması güç ama onlar artık o küçük kızlar değil.
-Evet
-Lunaaa sen beni dinlemiyorsun değil mi!
-Evet
-Lunaaa!
-Afedersin Artemis bu aralar kafam biraz karışık.
-Neyin var Luna benimle konuşabilirsin. Yoksa konuşamayacağın bir şey mi? Nasıl konuşacağına karar mı veremiyorsun. Sessizliğin hoşuma gitmiyor Luna söyle beni terk mi ediyorsun? Yaşadığımız onca şeyden sonra!
-Artemis kes şunu. Seni terketmem için önce seninle birlikte olmamız gerekir ki biliyorsun henüz öyle bir şey yok ve Diana’nın varlığına da güvenme derim sana.
-Biliyorum Luna başka birisi var değil mi? ( Ağlamaya çoktan başlamıştır)
-Artemis daha fazla saçmalayacak mısın! Tabiki başka birisi yok ama bu durgunluk seninde dikkatini çekmiyor mu?
-Başka birisinin olmamasına sevindim. Diana’yı benim kadar çok sevdiğini biliyorum bazı şeyleri itiraf etmek gerek öyle değil mi bence de bu durgunluk fazla uzadı!
-Artemis onu kastetmiyorum!Kızların hayatı fazla huzurlu ve biliyorsun dünya var olduğu sürece kötü her zaman var olacaktır ve bizim görevimiz evreni kötülerden arındırmak biliyorsun.
-Luna fazla pimpiriklisin. Anlaşılan birisi rahat olmaktan sıkılmış. Söyle bakalım savaşçı kedi sana gereken ilgiyi göstermiyorlar mı yoksa
-Artemis aptal olma! Neden bahsettiğimi biliyorsun. Düşman yakınımızda olabilir ve biz yeniden savaşa hazırlanmak zorunda olabiliriz.
-Neyi kastettiğini bende anladım ama korkacak bir şey göremiyorum. Biliyorsun 3 Işık grubu bile savaşçı kimliklerini bırakıp buraya yaşamaya gönderildiler ve neden geldiklerini en az benim kadar iyi biliyorsun. Zeytin gezegeninin güzel prensesi gardını düşürecek kadar düşüncesiz midir sence?
-Haklı olmanı umuyorum Artemis ama yine de içimde kötü bir his var. Bir çift göz…

Bu esnada Seiya kitapçıdan büyük bir özenle seçtiği kitabını okumak için parkta gözden uzak bir nokta aramaktadır. Yaten ve Minakonun sürekli birlikte vakit geçirmek istemeleri Taiki ve Ami’ninse bilimsel ve zeka üstü sohbetleri Seiya için fazla dışlayıcı bir hal almıştır. Arkadaşlarıyla fazla vakit geçiremeyen Seiya yalnız başına vakit geçirmeye başlamıştır.Dünya’ya geldiğinde içinde hala Usagi’ye karşı umut taşısa da Usagi’nin nişanlısı yanında saçtığı o altın parıltı bu umudu yok etmiştir. Aksine onlar için kendisini mutlu hissetmiştir; ama bu gezegende tanıdığı bildiği herkesten uzak bir haldeyken baktığı her yüz kendisine yabancıyken insanların kendisine gösterdiği ilgi ve hayranlık onun için işkenceden farksız bir hal almıştır. Tüm bu düşünceler içerisinde yolunda yürürken gül bahçesinin kenarında kızıl saçlı bir kızı salıncakta sallanırken görür. Adımları kendisini ister istemez o yöne çevirmiştir bile.
Birbirlerinden uzak bir halde yolda yürümeye başlarlar. Perseph ne yaptığını bilemez-Hey salıncakta sallanmak için biraz büyük değil misin?
-….
-Sana diyorum oyuncak kafa.
-Anlamadım.
-Yaşının salıncak için büyük olduğundan şüphe etmeye başladım doğrusu.
-Ne kadar da kabasın.
-Hey seni kırdıysam özür dilerim ama burada yalnız başına oturman dikkatimi çekti.
-İnsanlar gerçekten bu kadar dikkatli mi dersin?
-Anlamadım!? Oyuncak kafa
-İnsanlar diyorum. Çevrene baksana yüzyüze gelen pek insan görmüyorum da . Dikkatin dikkatimi çekti.
-Gerçekten garip birisin oyuncak kafa.
-Bana bu şekilde hitap etmeyi keser misin? Oyuncak kafa çok itici bir hitap şekli.
-Saçların tıpkı oyuncak bebekler gibi kırmızı ve kıvırcık ve yüzünde epey beyaz gözlerinin siyahlığı da buna eklenince bilirsin oyuncaktan farkın olmuyor.
-İnsanlar çok garip oyuncaklarla oynuyorlar sanırım. Bu yüzden hayal güçleri bu kadar geniş.
-Bu arada yaklaşık 5 dakikadır konuşuyoruz ama bana adını söylemedin.
-Sende benden farklı değilsin. Adım Perseph bu arada.
-Seiya. Memnun oldum güzel Perseph. Adının anlamını biliyor musun?
-Adımın anlamının önemi var mı bay Seiya? Merak edilecek onca soru varken adımın manası akla gelecek en son şey olurdu sanırım.
-Biliyor musun Perseph seninle konuşmak hoşuma gitti. Şu felsefik kızlardan falan mısın?
-Bay Seiya beni dikkat çekmeye çalışan o kızlardan mı sanıyorsunuz bu çok aşağılayıcı.
-Ben çok çok özür dilerim.
-Önce oyuncak kafa şimdi de bu sanırım size kırılmam gerekiyor.
-Ah oyuncak kafa a şey yeni tanıştığım birinin kalbini bu kadar çabuk kırmak istemem. Hatamı güzel bir sıcak çikolata ile telafi etmek istiyorum ne dersin.
-Sıcak çikolata. Adı güzele benziyor hayır diyeceğimi sanmıyorum.
. -
Birbirlerinden uzak bir halde yolda yürümeye başlarlar. Perseph ne yaptığını bilemez. Amacını aklında defalarca tekrarlar ve kendisine gerçeği hatırlattığı her an yanındaki bu yeni adama bakar ve herşey uçup gider. Seiya içinde mutluluk yaratmıştır. Oyuncak kafanın anlamını düşünür ve bu yeme içme muhabbeti bittiğinde ilk işi kesinlikle bir oyuncak bebek edinmek olacaktır. Kendi vardığı bu sonuca içten içe kendisi de güler. Seiya ise yanında yürüyen bu yeni kızdan oldukça etkilenmiştir. Perseph nasıl bir isim böyle diye düşünür. Yanında yürüyen kızın aurasına şaşırmıştır. Hem heyecan hem sevgi ve adını koyamadığı ama pek tekin olmayan bir havası vardır. Ancak ne olursa olsun bir şekilde gözleri sesi ve gülüşüyle Seiya kendisini esir alan bu kıza karşı kendini zayıf hissetmiştir. Hemde ilk andan.
-İnanmıyoruuum! Seiya-sama geldiğinizi gazetelerden okudum. Sizinle yeniden karşılaşmak çok güzel. Kardeşleriniz neredeler onları da ağırlamak isterdik.
-Teşekkürler Unazuki-san. Senin ve abin Motoki’nin başarısını duyduk gerçekten çok sevindik. Oyun merkezi ve cafe fikri gerçektende harika hem öğrenciyken zamanını garson olarak değerlendirdikten sonra kendi cafene sahip olmak büyük bir başarı.
-Teşekkür ederim Seiya-sama. Burada bulunmanız bizim için anlam verici. Sizde hoşgeldiniz efendim.
-Ah evet tanıştırayım bayan Perseph. Perseph bu da Unazuki. Kendisi abisi ile birlikte burayı işletiyor. Uzun zaman öncesinden arkadaşız. Unazuki-san biz iki tane sıcak çikolata alsak iyi olacak.
-Hemen geliyor. Memnun oldum Perseph. Seni buralarda daha fazla görmek isteriz.
-Gerçekten çok iyi birisine benziyor.
-Aslında o ve abisi gerçekten iyi insanlar. Yardımcı ve çalışkanlar. Önceleri bir cafede garsonluk yapıyordu şimdi baksana kendi cafesini işletiyor.
-İnsanların nereden nereye gelecekleri belli olmuyor değil mi? Dünya gerçekten de şans ve tesadüfler ile dolu.
-Öyle mi düşünüyorsun Perseph? Bense tam aksini düşünüyorum. Biliyorsun şans ve tesadüf sadece ismini koyamadığımız gerçeklere verdiğimiz isimler. Aslında başımıza gelen herşey bize bağlı bizimle bağımlı değil mi?
-Yani sen bay Seiya yaşadığımız herşeyin aslında kendi seçimlerimiz ve yaptıklarımızın bir sonucu olduğunu söylüyorsun öyle mi?
-Tabiki de böyle. Yaptığından fazlasını yaşamazsın. Bence kader yenilik yapmaya gücü olmayan kişilerin kendi çaresizliklerini örtmek için kullandıkları bir kavram. Kaderi ben yaptıklarımla yazıyorum zaten. Şu an seninle kahve içiyorum ve şu an sana evlenme teklif etsem senin vereceğin cevap ile kendi kaderimi yazarım.
-Çikolatalarımız da geldi. Mmmmm harika kokuyorlar. Bay Seiya size kesinlikle katılmıyorum. Bazen bazı şeyleri biz kendimiz tayin edemeyiz. Onlar bize yazılmışlardır. Adımız, yaşadığımız yer, dünyaya geliş şeklimiz…
-Senin oyuncak kafan…
-Bunu da sayabiliriz evet genetik özelliklerimiz vs. Bunları biz belirleyemiyoruz öyle değil mi? Sana bir yerde katılıyoruz. Bana evlenme teklif ettiğinde sana evet dersem kendi kaderimi kendim yazmış olurum. Bazı şeyler elimizdedir. Bazen hayatımıza yön vermemiz muhtemeldir. Bu yüzden diğer varlıklardan farklıyız öyle değil mi?
-İşte tam da bundan bahsediyorum oyuncak kafa. Beni çok iyi anlıyorsun şaşırdım.
-Ama bay Seiya ben kadere inanıyorum. Kaderiniz sizin elinizde olmayan bir güç tarafından tayin edilmişse o kaderi yaşarsınız; ama emin olun sizin inandığınız gibi olmasını istiyorum. Kaderimize isyan edebilmenin bir yolu olduğuna inanmak istiyorum.
-Kader ve inanç fazla felsefi olduk sanırım. Seninle konuştuğum konulara inanamıyorum. Normalde pek bu konulardan konuşmam oyuncak kafa ama bu sohbet hoşuma gitti.
-Bay Seiya seninle konuşmakta gerçekten hoş evet kader ve inanç belki de olmaması gereken kavramlardır. Söylesene bay Seiya tüm yaptıklarından sonra bunun bedelinin ne kadar ağır olduğunu görüp ağlayan yakaran insanlara hiç rastlıyor musun?
-Benim dünyamda oyuncak kafa insanlar pek kötülük yapmaz ve karşılaştığım kötülükler inan bana çocuğun elindeki şekeri çalan diğer çocuktan çok daha kötü ama sonları her zaman oldu. Kötülüğün varlığı her daim iyiyi kanıtlar unutma.
-Bay Seiya hiç düşündünüz mü belkide kötülüğün iyilikten başka kaynağı yoktur.
-Oyuncak kafa yani Perseph bana bay Seiya demeye devam edecek misin?
-Bana oyuncak kafa demeye devam ettiğin sürece.
-Pekala oyuncak kafa gayet adil bir anlaşma. Sence tüm bu kötülüğün kaynağında iyilik mi yatıyor bence yanılıyorsun kötülük içerisinde bencillik yalnızlık gibi kavramları taşır ve çoğu kötü insan bu kavramlara birebir uyar.
-Bay Seiya belki de iyilik varlığının devamı için kötülüğe ihtiyaç duymuştur belki de iyilik varlığını kötüye borçludur. Belki de bu sebepten iyiliği heba edilen kötülerde vardır. Ne dersin?
-Oyuncak kafa gerçekten garip birisin sana inanamıyorum. Nerede yaşıyorsun? Okuyor musun? Kaç yaşındasın? Bu soruların cevabını çok merak ediyorum doğrusu.
-Aslında bay Seiya …

Kızıl saçlı kız bir anda bir gölge farkeder. Uzaklardan onu izleyen karanlık bir gölge kendisini takip etmektedir. Bir anda nerede olduğuna ne yaptığına şaşırır. Çok kısa bir anlığına karşısındakinin kim olduğunu sorgular ve ne yapacağını düşünür ve herşeyden önemlisi o kara gölgenin burada onun yanıbaşında ne işi vardır? Düşüncelerinden uyanan Perseph ne yapması gerektiğine karar verir.
-Üzgünüm seninle konuşmak gerçekten güzeldi. Umarım tekrar karşılaşırız. Hoşça kal.
-Bekle dur nereye gidiyorsun. Hiçbir soruma cevap vermedin bile.

Seiya için çok geçtir. Uzun süren yalnızlığını nihayetinde paylaştığı birine rastlamış ama daha nerede yaşadığını dahi öğrenemeden onu kaybetmiştir. Oyuncak kafayı düşünür. Kızıl kıvırcık saçları ve bembeyaz yüzüyle kendisine ilgiyle bakan siyah gözlü kızı aklına getirir. Kötülük ve iyilikle alıp veremediğin nedir acaba? Bu dünya da kimse bunu düşünmezken insanın kaderi olmayan kaderimizin kaderi neden senin için bu denli önemli? Neden var olmamasını dilediğin birşeye bu kadar inanıyorsun ve neden beni bu kadar sorunun arasında böyle bırakıp gittin? Yeniden karşılaşacak mıyız dersin Perseph?
-Seiya-sama rahatsız ediyorum ama sormaya çekindiğim buna karşılık sormak zorunda hissettiğim bir sorum var.
-Dinliyorum Unazuki bu kadar çekinmene gerek yok. Biliyorsun senin için gereken neyse yaparım.
-Biliyorum Seiya-sama (Kızaran yanakları ile gülümser.) Cafemize daha fazla ilgi çekmek amacıyla acaba siz güzel şarkıların yakışıklı sesleri burada imza günü düzenlemeyi düşünür müydünüz?
-Aslında Unazuki-san bu gerçekten iyi bir fikir. Döndüğümüzden bu yana okul ev işleri dolayısıyla işimize adapte olamadık. Bunu kardeşlerimle görüşüp sana sonucu söyleyeceğim.
-Çok teşekkür ederim Seiya-sama ayrıca arkadaşın gerçekten güzel ve hoş bir bayan. İyi günler.

Seiya Unazuki’nin teklifini kardeşlerine aktarır. Yaten, Taiki ve hiç şüphesiz Minako bu durumun harika olduğunu düşünürler. İmza günü hem cafe hem de onlar için harika bir etkinlik olacaktır. Gün ayarlanır herkese haber verilir. İmza günü geldiğinde Luna ve Usagi hazırlanmaktadırlar.
-Usagi hazırlıklı olmalısın. Biliyorsun düşman böyle kalabalık anları hiç kaçırmıyor.
-Belki de düşman yoktur ne dersin Luna. Yani belki bizim gördüğümüz bilmiyorum.
-Sanmıyorum Usagi. Biliyorsun düşman geri döndü ve haklarında hiçbir şey bilmiyoruz. Tamamen hazırlıksız bir haldeyiz.
-Lunaaa biliyorsun ben sevgi ve adaletin yılmaz savaşçısı onun haddinden geleceğim.
-Bu durumdan kızlara bahsetmeyeceğinden emin misin bayan çok bilmiş?
-Kesinlikle Luna artemis’e dahi bahsetmek yok. Bu durumu ben halletmeye çalışacağım. Onları mutlu hayatlarından etmek istemiyorum.
-Usagiiii kapıda seni bekleyen bir yakışıklı var istersen daha fazla bekletme.
-Geliyoruuz anneeee. Tamam Luna kimseye bir şey farkettirmek yok.
-Söyle bakalım MAmoru-san genetik işleri nasıl gidiyor?
-Aslında oldukça yoğun efendim. Elimden geldiğince çalışıyorum.
-Usagi bana şu ütopik iyi kötü gen arayışınızdan bahsetti. Bir gelişme var mı peki?
-Aslında üzerinde oldukça çalışıyoruz en yakın zamanda sonuç alacağımıza inanıyoruz efendim.
-Babaaa Mamoru’yu daha fazla sıkma istersen. Onun ne kadar çalışkan iyi biri olduğunu biliyorsun.
-Tanrım küçük kızımın hala büyüdüğüne inanamıyorum. Usagi kaçta dönmen gerektiğini biliyorsun tatlım yoksa masaldaki gibi.
-Tamam hayatım tamam gençleri rahat bırakalım istersen. Usagi hemen gidin istersen bu arada ben babanı oyalarım.
-Her seferinde neden bu kadar abarttığını anlayamıyorum. İyi ki seninleyim Mamoru.
-Usako seni görmek tüm zorluklara değer biliyorsun.
-MAmoooo-chaan seni gerçekten özledim.

Konuşmaları çoktan sona ermiş dudakları birbirini bulmuştur. Luna ise birbirini özleyen iki kalbin ne denli romantik olabildiğini düşünüp gördüğü sahneden utanmış bir haldedir. En nihayetinde imza gününe giderler. Dekorlar Motoki ve Makoto yardımıyla yerini bulmuş ayrıca ikramlara da Makotonun eli değmiştir.
-Hey Makoto gerçekten part time iş için çok çaba sarfediyorsun doğrusu.
-Usagi-chan ne demek istiyorsun? Ben sadece işimi yaptım.
-Oldukça özenli ve sadık bir iş olmuş doğrusu.
-Rei-chan gelmene çok sevindim.
-Ah burası şahane olmuş ikramlar da tam 3 Işık’a uygun. Hem gazetelerin bunu yayınlamaktan büyük zevk alacaklarına eminim ve tabi ben Aino Minako’yu
-Bu da bir şey mi kızlar yol boyunca şarkılarını dinletip durdu. Kendimi anatomi kitabına zor verdim açıkçası.
-Ami-chaaaaannn
-Kızlar her şeyden önce çok çalışmamız gerektiğini unutmayın lütfen.
-Ami-chaaannn!
-Kızlar Ami’nin haklı olduğunu biliyorsunuz. Aslında hepinizin örnek alması gerekir.
-Mamor u-san sen yeterince örnek alıyorsun.Yüzünü fazla göremiyoruz. Çalışmaların çok yoğun gidiyor sanırım.
-Evet Minako-chan biliyorsun üzerinde çalıştığımız bir proje var ve tüm vaktimizi alıyor.
-ve tabi tüm enerjisini de.
-Hey Usagi Mamoru’nun enerjisine ihtiyaç duyduğun ne olabilir ki?
Usagi ve Mamoru kızarmış bir haldedir.
-Rei seni aptal aptal aptal aptal. Bunu nasıl söylersin. Hem sen Yuichiro ile sürekli başbaşa olduğuna göre böyle konuşmaktan çekinmiyorsun.
-Usaggiiiii seni kaba düşüncesiz tavşan nasıl bu şekilde konuşursun. Aptal, aptal, aptal!

Tüm cafe genç kızların çığlıkları ile çınlamaktadır. 3 Işık imza alanına girmiştir. Tüm hayran ellerinde 3 Işık grubuna ait albüm ve posterler sıraya geçmiş bekleyiştedirler. Minako kendi hayranlarına imza vermek için bir köşeye çekilmiş çaresizce beklemektedir. Makoto ve Motoki ikramlar ile ilgilenmektedir. Ami ve Rei ellerinde posterler ile çoktan sıradaki yerlerini almışlardır. Mamoru ve Usagi ise bir köşede oturmuş meyve sularını içmekte Usagi bir yandan 3 Işık grubuna gururla bakmaktadır. Tüm bu olan biteni uzaktan izleyen bir çift göz vardır.
‘’Buna inanamıyorum o ünlü birisiymiş ve o kız bizim birlikte olduğumuzu gördüğü halde bu imza gününü düzenledi ha. Bana neler oluyor içimde hissettiğim bu öfke de ne . Daha yeni tanıştığım biri nasıl olur da bende böyle bir etki bırakır. Şu kızın yüzündeki gülümseme gerçektende iyi biri olabileceğini gösteriyor aslında lanet olası Hypnos ortada gözükmeseydi sorun olmayacaktı.Neyse amacıma uygun davranmalı ve sonsuzluğu aramalıyım.’’
Unazuki tüm bu gürültüden yorulmuş bir halde bahçeye hava almaya çıkar. Tam bu esnada kızıl bir gölge ona yaklaşmaktadır karanlıkta kim olduğunu seçemez; ama bir ses ona doğru bağırır.
-Sen sonsuzluğu içinde taşıyan gölge. Varlığı olana , varlığı olamayana , tüm bunların sebebine bana kalbini sun!
Unazuki olan bitene anlam veremez ama kalbinde derin bir acı hisseder. Kalbi yerinden çıkacak gibi olur ve çığlık atmaya başlar. Bu esnada Usagi yemeklerin başında yemeye nereden başlayacağını düşünmektedir. Uzaktan gelen çığlığı farkeder ve hemen Luna’ya bakar. Luna hiçbir ses duymamıştır lakin Usagi’nin bakışları herşeyi ele vermektedir. Koşarak olay yerine giderler. Bir gölge Unazuki’ye uzanmış ve kırmızı sonsuzluk işaretine bakmaktadır. Usagi her zamanki gibi sözlerine başlar.
-Hey sen oradaki bütün çabasını ortaya koyarak başarıya yaklaşan bu güzel kıza zarar vermene izin veremem. Ben sevgi ve adaletin kutsal savaşçısı seni cezalandıracağım.
Her zamanki gibi gölge ortadan kaybolmuştur.
-Hadi amaa ortalığı birbirine katacak kadar gücün varsa kendini gösterecek kadar da yüzün olmalı.
-Usagi o kadar uzun konuşuyorsun ki belki de sıkılıp gidiyor.
-Esprinin tam zamanı değil mi Luna neyse kimse farketmeden Unazuki’ye yardım edelim.

Unazuki kabusundan uyanmış bir halde etrafına göz geçirir. Usagi ve Luna onu yorgunluktan içinin geçtiğine inandırırlar. Gecenin sonunda herkes ellerinde imzalı 3 Işık albüm ve posterleri ikramların tadını çıkarır ve evlerine doğru yola çıkarlar. Mamoru Usagi’yi söz verdiği gibi evine bırakmaktadır.
-Biliyor musun Usako?
-Neyi Mamo-chan.
-Yanımda olman bana büyük mutluluk veriyor.
-Mamo-chan çok sevimlisin.
-Tüm bu araştırmalar bilmiyorum Usako. Ben seni seviyorum bunu hiçbir zaman unutma tamam mı?
-Mamo-chaaan bende seni çok seviyorum.

Usagi için gün çoktan bitmiştir. Mamoru’nun kollarında ne yaklaşan tehlike ne kaybolan o gölge ne de sonsuzluk işareti umurundadır. Önemli olan tek bir şey vardır o da şu an. O ve Mamoru…

4. Bölümün Sonu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 18 Ekm 2011 18:48
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
5. Bölüm. Ateş Yeniden Doğuyor. Bazı Ateşler Rüzgara İhtiyaç Duyar
-Nihayet gelebildin!
-Üzgünüm efendim biliyorsunuz tüm dikkatler krallığın üzerinde. Krallık ve çevresi yoğun güvenlik önlemleriyle çevrili. Yolculuğum zor şartlarda.
-Biliyorum. Teşekkür ederim. Bizim için yaptığın bu iyiliğe minnettarım.
-Benim için onurdur efendim. Buyrun.
-Teşekkürler, gerçekten teşekkürler.
-Sizi yalnız bıraksam iyi olacak; aslında çevrede biraz gezinebilir miyim?
-Tabii her zamanki gibi her yer emrindedir. Biliyorsun.

Sonunda, sonunda kokun sinmiş mektuba. Yüzünü görmeyeli ne kadar zaman oldu? Senelerle dahi ölçemiyorum zamanı. Halbuki sadece 3-4 gün olduğunu söylüyorlar. Kader bize karşı mı sevgilim! Yine de iyi olduğunu bilmek istiyorum. Satırlarından tek beklentim iyi olduğunu bilmek.
Prensim Endymion…
Senden uzak olduğum bugünler benim için işkence gibi geçiyor. Nefesini hissedemeden, yaşadığını umarak böyle beklemek beni derinden parçalıyor. Prensim içinde bulunduğumuz şartlar bizi birbirimizden ayırsa da hala benimle olduğuna söz vermelisin. Uyumadan önce odamın küçük camından maviliklerle dolu gezegeni izliyorum. Parıltını seçebiliyorum. Gözlerini yansıtan maviliğin beni sana yaklaştırdığını hayal ediyorum. Dünyanın içinde bulunduğu bu karanlık günler şüphesiz Ay Krallığı içinde büyük tehlike içeriyor. Annem Kraliçe Serenity önlemlerini artırdı. Krallığın her köşesi gezegen savaşçılarının ışığıyla parlıyor. Her nokta onların güçleriyle koruma altında. Dünyadan gelecek en ufak saldırıya hazırlıklı olmamız gerektiği halk arasında dilden dile dolaşıyor. Gözlerinin maviliği, prensimin gözlerini yansıtan bu gezegenin kararıp gitmesini istemiyorum. Endymion asla teslim olma. Sesini görmemek, ya da sana dokunamamak katlanılmaz olsa da iyi bir şekilde yaşadığını bilmek hafifletiyor acımı. Mektuplarını okumaksa tüm bu acıyı ve nefreti köreltiyor. Varlığını bilmek beni her seferinde yeniden yaşama döndürüyor prensim. Halkı sakinleştirmek için Kraliçe dans düzenliyor. Amacımız tüm kötülüğün bizden uzakta olduğunu kanıtlamak. Seni orada görmek istiyorum. Gelmelisin. Prensim burada son vermeliyim. Ne olursa olsun asla unutmamalısın. Bu minik inci sadece senin çevrende dönüp duruyor. Tıpkı ay ve dünya gibi.
Serenity.

-Geçmiş’in prensi geleceğin Kral’ı uyanmalısın. Sana ait olanı almak isteyenden korumalısın. Parıltısının kaybolmasına izin verme. Onu asla yalnızlığa mahkum etme. Uyan ve parıltı saçan minik inciyi koru! Uyan ve her şeye son ver! Karanlık yaklaşmakta…
Hah! Neler oluyor! Yine aynı rüya… Geçmişim peşimi bırakmayacak gibi. Yeniden o olayları hatırlamak ve onlarla yüzleşmek… Ne tuhaf onca zaman onca olay geçmesine rağmen yokluğu hala aynı derecede acıtıyor. Bu rüyaların anlamı ne? Tüm bu olaylar neden sürekli peşimde? Yeni bir savaş mı yaklaşıyor? Usako!
-Luna onca güzel ve güneşli günden sonra bugünün yağmurlu olmasına inanamıyorum.
-Usagiiii bahar havalarını biliyorsun. Tıpkı erkekler gibi asla ne olduklarına güvenmemelisin.
-Luna burada bir iğneleme seziyorum. Artemisle sorununuz mu var yoksa?
-Usagi tabiki onunla bir sorunum yok hem onunla sorunum olması için aramızda bir şeylerin olması gerekiyor öyle değil mi?
-Eh Diana’nın aramıza katılması için bunun şart olduğunu hepimiz biliyoruz.
-Usagiiiiii! Tırnaklarımı yüzünde görmek mi istiyorsun!?
-Tamam tamam sinirlenme sakin ol.
-Usagiiiii hadi kahvaltıya in yoksa yine geç kalacaksın. Ayrıca Rei aradı. Sorumsuzluğundan uzun uzadıya yakındıktan sonra onu araman gerektiğini söyledi.
-Ah tamam anne Rei’ye ne kadar kaba olduğunu söyledin mi?
-Bu çok büyük kabalık olurdu biliyorsun. Bazen benim gibi bir annenin nasıl böyle bir çocuğu oldu şaşıyorum.
-Hey aptal abla annemi utandırıyorsun. Şu haline bak.
-Shingo kapa çeneni senin ablan olduğum gerçeğini unutayım deme.
-Bugün Rei’nin doğum günü ve heyecanla ona yapacağımız sürprizi bekliyor. Bu yüzden peşimde en zayıf halkanın da ben olduğumun farkında. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın benim doğumgünümde yaptıkları gibi ona da aynısını yapacağız.
-Rei biraz sinirli biri bu duruma kızmasın sonra.
-Merak etme anne öğrendiği zaman yumuşayacaktır. Neyse ben çıkıyorum görüşürüz.

Bu sırada ayrılmaz dörtlü Minako, Yaten, Ami ve Taiki hediye işini hallediyorlardır.
-Ami-chan, Rei’ye harika bir hediye bulmalıyız. Ona çok güzel bir albüm alacağım.
-Aslında biliyorsun Minako-chan mantıksal yönünü geliştirmesi için harika bir kitap fikrim var.
-Kızlar yine başlamayacağız öyle değil mi?
-Herkes hediye listesine almak istediği hediyeleri yazdığına göre herkesin istediği hediye alınacak demektir.
-Ah sevgili Yaten, Yaten eğer ben Rei’yi tanıyorsam en çok benim hediyemi sevecektir. Benim nasıl zevkli biri olduğumu biliyorsun.
-Tabi kendine alınmasını istediğin hediyeleri başkasına alıyorsun sonra memnun kalmazlarsa ben senin yerine kullanırım canım diyorsun. Senin bu yaptığına ne denir sence?
-Artemis bu konularda tartışmayacaktık öyle değil mi? Senin aksine benim duygusal bağlarım oldukça kuvvetli istersen onu rezil etmeyelim.
-Hey millet bakın burada harika bir hediye dükkanı var.
-Evet hadi girip bakalım. Harikasın Yaten
-Ami-chan bir sorun mu var?
-Aslında Taiki-san Makoto için endişeleniyorum.
-Neden ? Ah evet haklısın o kadar kişi için gerçekten büyük bir pasta yapması gerekecek.
-Aslında Makoto’nun pastadaki kabiliyetini tartışmıyorum ama yardımcı olarak Usagi’nin onunla kalması işte bu beni endişelendiriyor.
-Aslında haklısın Ami-chan o tv programında beraber yaptığımız pasta aklıma geldi de. Makotonun işi gerçekten çok zor.

Makoto ise mutfağında gerekli malzemeleri tek tek gözden geçiriyordu. Eksik malzemelerin listesini daha önceden yapmış buna uygun alışverişini halletmişti. Okulundan öğrendiği bir şey varsa o da isterse milyon kez olsun işini sağlama almak istiyorsan kesinlikle malzemelerini her zaman kontrol etmelisin kuralıydı. Bu esnada kapı çalındı ve beklenen ikili içeriye giriş yaptı.
-Makotooo-chaan sana harika kurabiyeler getirdim.
-Aslında Usagi-chan biliyorsun pasta yapıyoruz. Kurabiyelere gerek yoktu.
-Saçmalama Makoto hem bize enerji verecekler hem de senin daha fazla yoğunlaşmanı sağlayacaklar bir taşla iki kuş.
-Makoto-chan boşuna uğraşma. Yol boyunca bunu anlatmaya çalıştım ama sürekli kurabiyelerin ne kadar harika durduklarından nasıl leziz ve enerji verici olduklarından bahsedip durdu.
-Ah anlıyorum Luna. Zor bir yolculuk oldu sanırım.
-Aaaaa malzemeleri dizmişsin. Pekala nereden başlıyoruz. .Ben geleceğin güzel annesi enfes pastana büyük bir zevkle yardım edeceğim.
-Aslında malzemeleri kontrol ediyordum. Görünüşe göre her şey tam. Pasta tabanından yapmaya başlayabiliriz istersen.
-Pekala tarife uygun şekilde yapmaya başlıyorum.

Usagi her zamanki gibi yumurtaların kabuğunu yarı çöpe yarı kaba atmış bir halde kırmış. Üzerine unu haddinden fazla boca etmiş. Malzemeleri karıştırmış bir halde pasta yapımına yardım etmekteydi. Makoto sessizliğini bozmadan Usagi’nin bu sakar ama neşeli tavırlarından büyük bir zevk alarak kendi halinde pastasını yapmaktaydı. En nihayetinde Usagi’nin pasta hariç her şeye benzeyen başarısı ve Makato’nun tam da Rei’yi ifade eden pastası ortada duruyordu. Makoto pastayı Rei’nin en sevdiği renk olan kırmızı şekerlerle süslemişti. Üzerinde notalar vardı. Mumlar ise özenle seçilmişti. Minako ve ekibi ise hediye alışverişini bitirmişti. Görev bölümünü halletmişlerdi. Kızlar Rei’ye uğrayacaklar ve hiçbir şeyi belli etmemeye uğraşacaklardı. 3 Işık grubu ve kediler ise 3 Işık’ın evini süsleyeceklerdi. Hepsi Yuichiro’nun sürprizini merak etmekteydiler. Yalnız Yuichiro ser verip sır vermemekteydi. Tüm bunlardan uzakta Seiya ise parkta oturmuş gökyüzünü izliyor belki yeniden Perseph’i görürürüm umuduyla çevreye bakınıyordu. Tam bu sırada Yuichiro onu farketti.
-Hey senin gibi birisinin burada yalnız başına oturması kolay rastlanacak bir durum değil.
-Senin gibi güzel sevgilisi olan birinin de burada olması garip bir durum.
-Sahi burada ne yapıyorsun kardeşlerini çevrede göremedim.
-Onlar kız arkadaşın için parti hazırlıklarındalar. Bugün sevgilinin doğum günü biliyorsun değil mi?
-Bunu unutacağımı zannetmiyordun herhalde. Sadece hediyemi beğenip beğenmeyeceğinden emin değilim.
-Sen burada tek başına ne yapıyorsun peki?
-Düşünüyorum.
-A güzel bir aktivite. Yorucu olmuyor mu?
-Dalga geçme. Sadece kafam biraz karışık. Son zamanlardaki olaylar biliyorsun işte.
-Tamam burada tek olduğun için senin derdini dinleyebilirim ama o star havalarındaki problemlerinse lütfen beni yorma.
-Aslında biri var.
-Nasıl biri?
-Çok güzel biri. Hem dengeli hem dengesiz. Ona baktığında hem tüm soruların cevabı hem de yeni yeni yığınla soru. Günlerdir kafamı karıştırıyor; ama kafamda her şey net gibi. Hem sevecen hem soğuk. Hem yakın hem uzak. Sanki herşeyin dengesi. Tehlikeli bir havası var ama bir o kadar da ürkek. Beniyse hem mutlu ediyor hem de mutsuz. Aramızda büyük bir engel var ve ben bunu nasıl aşacağımı kesinlikle bilmiyorum.İşte bunu düşünüyorum.

Yuichiro, Seiya’nın söylediklerini dikkatle dinledi. Tüm bu söylediklerine uyan tek bir kişiyi tanıyordu. O kişininse sadece kendisine ait olması gerekiyordu. Önce tereddürt etti ama daha sonra Seiya’nın bu dünyaya ne kadar yabancı olduğunu, kendisine hayran olan onca insan arasından aslında hiçbirine yakın olmadığını düşündü durdu. Şüpheleri yerini korku ve telaşa bıraktı. Karşısında Rei’nin daha önce de ilgi duyduğu bir adam vardı. Karşısında kendisinden çok daha çekici bir star vardı. Bu star şu an Rei’yi anlatarak kendisine açıkça meydan okuyordu. Kendisininse yapacak bir şeyi yoktu. Seiya karşısında çaresizdi. Çok yakışıklı bir idolün karşısında hiç şansı olamazdı. Yine de belki bir başkasıdır düşüncesiyle sordu.
-Peki bu kız benim seveceğim türde biri mi?
-Aslında ona bayılacağından eminim.
-Peki ne yapmayı düşünüyorsun? Aranızdaki engel hususunda.
-Aslında engeller bana zamana bırakmamı söylüyor. Bekle o nasıl olsa gelip seni bulacaktır diyor. O da senden aynı elektriği aldı ve er ya da geç sana dönecektir diyor ama…
-Ama ne!?
-Beklemek istemiyorum.
-Belki, belki yanılıyorsun. Belki o sana o gözle bakmıyor. Belki o engellerden memnun. Bence sen ondan vazgeçmelisin.
-Onca zaman bunun için bekledikten sonra mı? Asla vazgeçmeyeceğim. Bunun adı aşk eminim ve engel ne olursa olsun inan bana dostum ezip geçeceğim gerçekten inan bana.

Yuichiro bu cevap karşısında ne yapacağını bilemez. Yıllarını harcadığı biricik Rei’si ellerinden kayıp gitmektedir. Bu durum karşısında ne yapacağını bilemeyen ve oldukça sinirlenen Yuichiro Seiya’ya tek kelime etmeden orayı terkeder.
-Yuichiro-san bekle! Hey nereye gidiyorsun? İnanmıyorum tek kelime etmeden gitti. Neye bozuldu ki şimdi? Eminim hediye almayı unutmuştur bir de artistlik yapıyor.Kendi sorunuma odaklansam iyi olacak.
Rei kızların doğumgünü partisi hazırlıklarından son derece emindir ve bir an önce kızlarla buluşmak istiyordur. Amacı en zayıf halkayı bulup ağzından laf almaktır. Hiç kimse Rei gibi akıllı bir kızı kandırıp şaşırtamaz düşünceleriyle tüm dikkatini vermiş bir halde sesleri dinlemektedir. En nihayetinde beklediği an gelmiştir.
-Rei-chaaaaaan! Nerdesin? Sabah sabah beni rüyanda görmüş olacaksın ki arayıp durmuşsun.
-A kızlaaar hoşgeldiniz geçin oturun. Sizin için çay ve kurabiye hazırladım.
-Rei-chan harikasın hemen yemeye başlayalım kızlar. Rei bugün çok kibarsın.
-Tabi Usagi hemen getiriyorum. Burada bekleyin beni.Ami-chan bana yardım etmek ister misin?
-Tabi geliyorum Rei.
-İlk kurbanı Ami oldu bakalım Ami bu zorlu sınavı verebilecek miİ?
-Kızlaaar ben sıramı savdım. Beni telefonda çoktaaan sınava tabi tuttu bile. Ama gizli küp olduğumdan hiçbir şey belli etmedim.
-A Minako-chan sır küpü demek istedin herhalde. Bu durumda ben ve Usagi geriye kalan son kurbanlarız. Usagi-chan lütfen kendini kurabiyelere kaptırıp ağzından bir şey kaçırma. Biliyorsun bunun sürpriz olması gerekiyor.
Bu sırada Rei çokta Ami’yi soru yağmuruna tutmaya başlamıştır. Ancak Ami her soruyu kıvrak zekasıyla geçiştirmenin bir yolunu bulmuştur.
-Ah Ami-chan senin gibi arkadaşımız olduğu için çok şanslıyız. Senin gibi zeki ve güzel bir kız bilhassa Usagi’nin dibe çektiği yaş ortalamamızı oldukça yükseltiyor.
-Teşekkür ederim Rei-chan ama hepiniz harika insanlarsınız biliyorsun.
-Olur mu öyle şey Ami. Sen Başak burcuydun öyle değil mi? Bir bakalım Eylül’de doğmuştun sanırım. Başak burçları çok titiz ve zeki olurlarmış biliyorsun belki bununda etkisi vardır. Bende koç burcuyum biliyorsun. Bu ayların burcu işte.
-Üzgünüm Rei-chan burç konusunda pek bilgim yok. Bu konuda bir yorum yapamayacağım. Usagi-chan eminim bizi bekliyordur. Haydi kurabiyeleri götürelim
.
Rei, Aminin arkasından bakakalır. Onun gibi zeki birisinin çözüleceğini düşünmemiştir zaten. Asıl amacı Usagi’dir. Ağzında bir şey tutamayan en zayıf halka o olmuştur her zaman. Yine de Makotoda da şansını deneme kararı alır. Minako konuyu şarkılarına getirerek değiştirmeyi başarmış Ami ise ilk defa bir konu hakkında bilgi sahibi olmadığını söyleyip işin içinden sıyrılmıştır.Tüm kızlar çayların ve kurabiyelerin tadını çıkararak muhabbet etmektedirler.
-E kızlar anlatın bakalım bugün ne yaptınız?
-Aslında Rei-chan ben ve Ami alışveriş yaptık. Tabi Yaten ve Taiki ile.
-Aslında Minako-chan Taiki ve Yaten’i bizimle gelmesi için sürükledi diyebiliriz.
-Ah yapma Ami-chan Taiki’nin senin gittiğin her yere gitmek isteyeceğinden eminim.
-Ami-chan kızardığına inanamıyorum. Mamoru ile en son ne zaman alışveriş yaptığımızı hatırlamıyorum bile. Çok şanslısın doğrusu.
-Ah sahi Makoto ve Usagi siz bugün ne yaptınız?
-A şey biz enfes…
-Usagi enfes vakit geçirdik demek istiyor değil mi Usagi?
-A evet tabi Makoto ile Crown Cafe’de oyunlar oynadık. Gerçekten enfes vakit geçirdik.
-Hey Makoto-chan uzun zamandır pasta yapmıyorsun. Aslında yakın bir zamanda pasta yapmanın tam sırası ne dersin.
-Haklısın Rei-chan ama sınavlarım başlıyor. Onlara hazırlanmam lazım biliyorsun. Ama sınavlar sonrası söz veriyorum hazırlayacağım.
-Anlıyorum pekala Makoto.
-E şey Usagi-chan Mamoru diyordun yoksa bir sorun mu var?
-Ahhah Ami-chan Usagi’nin Mamoru gibi bir nişanlısı var ve sorun mu yaşayacak biz kendimize bakalım. Bir sevgilimiz bile yok.
-Minako-chan Yaten ile siz de pek ayrı kalamıyorsunuz gibi duruyor ne dersin.
-Makoto saçmalama. Biz sadece tabi bende öyle olsun isterim ama biz sadece arkadaş olarak görüşüyoruz biliyorsun o yani şey arkadaşız işte.
-Ah kızlar bilmiyorum. Mamoru’yu son zamanlarda çözemiyorum.
-Bir sorun mu var bizimle paylaşabileceğini biliyorsun Usagi.
-Aslında bir sorun yok. Yani her şey çok güzel hatta eskisinden de güzel ve bu beni rahatsız ediyor.
-Usagiiii seni aptal her şey normal giderken neyden rahatsız olabilirsin ki. Yetinmeyi mutlu olmayı hiç bilmiyorsun.
-Saçmalama Rei. Sadece bilmiyorum. Tamam çok sık görüşemiyoruz bu eskiden de böyleydi o çok yoğun biri; ama görüştüğümüz zamanlar bana karşı aşırı korumacı yani eskiden onca olay yaşamamıza rağmen bu kadar değildi. Beni koruduğunu bilirdim ve hissederdim ama bu aralar beni koruduğunu gözüme sokacak derecede abartılı. Olmayan kötülüklerden beni korumaya çalışıyor. Sanki bilmediğim bir şeye takıntılı gibi.
-Usagi-chan peki bunları Mamoru ile konuştun mu?
-Hayır bana karşı tavrını değiştirmesini istemiyorum.Bana karşı soğuk davranmasını istemiyorum bu yüzden konuşmadım hiç.
-Belki de ona bir sorun olup olmadığını sormalısın ne dersin?
-Ah saçmalamayın kızlaaar. Biliyorsun Usagi-chan Mamoru çok yoğun bu yüzden sinirleri geriliyor olabilir ve bu durumda size olumsuz yansıyor. Bence bunu lehine çevirip tadını çıkarmalısın.
-Haklısın galiba Minako. Kızlaaaar size sahip olduğum için çok şanslıyım. İçimi rahatlattınız.
-Saate bakın kaç olmuş kalksak iyi olacak. Ne dersiniz?
-Aaaa Makoto-chan bu kadar erken mi kalkıyorsunuz biraz daha otursaydınız.
-Sınavlarım yakında tariflerime çalışmam gerek Rei-chan başka zamana.
-Benimde notaları gözden geçirip beste yapmam gerek biliyorsunuz star olmak kolay iş değil.
-Benimde anatomi çalışmam gerek. Çok geç kaldım inanamıyorum.
-Ben şey mmm…
-A Usagi-chan senin işinin olmadığına sevindim. Seninle manga okuyabiliriz öyle değil mi? Gitmek zorunda değilsin.
-İnanmıyorum Rei-chan mangalarını okumama izin verecek misin?
-Tabii.
-Peki o halde ben biraz daha oturabilirim ama o da senin için başka bir amacım yok.
-Pekala kızlar biz kalkalım o halde. Usagi-chan konuştuklarımızı unutma ona göre davranman daha iyi olacak.
-Hangi konuda? Ah tamam tabi Makoto-chan haklısın.

Kızlar Usagi’yi Rei ile birlikte bırakmış olmalarının huzursuzluğu ile yola çıkmışlardır. Yapacak işleri onları başbaşa bırakmak zorundalığını getirmiştir. Makoto pastanın yanına hazırlayacağı aperatifleri hazırlayacaktır. Minako gece için uygun müzikleri Yaten ile birlikte tasnif edecektir. Ami ile Taiki ise masa düzeni ve son durumun üzerinden geçeceklerdir. Usagi ve Rei ise mangaları önlerine sermiş bir halde oturmaktadırlar. Rei çok sevdiği mangalarını Usagi ile paylaşmaktan rahatsız olsa da ondan öğreneceği bilgiler için her şeyi göze almıştır ve konuşmaya başlarlar.
-Usagi-chan söylesene Mamoru’nun doğum günü ne zaman?
- 3 Ağustos sanırım. Ne oldu Rei.
-Hiç merak ettim. Doğum gününe az kalmış öyle değil mi?
-Rei-chan bugün iyi misin acaba. Bugün ayın daha 17si ve Nisan’dayız.
-Ah biliyorum Usagi-chan bugün 17 Nisan ne güzel bir tarih öyle değil mi?
-Haklısın Rei-chan ve en harika yanı ne biliyor musun?
-Neymiş, neymiş hadi söyle Usagi-chan!
-Tabiki de yarının 18 Nisan olması…
-Nasıl yani ya Usagiiii 18 Nisan’ın ne özelliği var söyler misin?
-Bilmem sen 17 Nisan olmasına sevinince bende 18 Nisan’a sevinmek istedim.
-Usagi sana inanamıyorum.
-Hey Rei o kadar saat buradayız. Yuichiro hiç yanımıza gelmedi.
-O bugün burada değil. İşlerinin olduğunu söyledi tüm gün izinli.
-Anlıyorum hey Rei ister misin tapınaktan kurtulmanın verdiği hafiflemeyle çevresine bakınıyor olsun.
-Usaaagiiiii! Aptal aptal konuşma bazılarının aksine eminim onun yapacak önemli işleri vardır.
-Hey bende gayet önemli bir işin peşindeyim.
-Hah biliyordum! Söyle bakalım ne karıştırıyorsunuz?
-Biz mi? Görmüyor musun Rei harika bir manganın ortasındayım. Hızıma ben bile hayran kaldım. Bu çok önemli bir şey.
-Beni şaşırtıyorsun aptal Usagi.
-Rei-chan söylesene büyük baban nasıl?
-O oldukça iyi. Yani gönderdiği kartlardan bu anlaşılıyor. Tapınağı bize emanet edip gittiği günden beri tüm tatil yerlerini gezdi diyebilirim. Son günlerimi güzel geçirmek istiyorum dedi ve gerçekten de bunu yapıyor. Aslında bugün bana bir kart daha yolladı. Yanında genç kızlar ile birlikte bir fotoğrafını da eklemiş.Dur sana göstereyim.

Rei-chan son bir hamleyle büyük babasının gönderdiği tebrik kartını gösterecekti ki bipleme sesi konuşmalarını yarıda bıraktı. Usagi yerinden fırladı ve üzerini hemen giyindi. Bir hışımla Rei’ye öpücükler yollayıp yola doğru fırladı. Rei son umudunu da kaybetmişti. Usagi’ninse ne için böyle heyecanlandığı belliydi.Yuichiro ise ne yapacağını bilemez halde Rei’ye aldığı hediyeyi elinde tartıp duruyordu. Seiya’nın söyledikleri onu kalbinden vurmuştu. Ne yapacağını bilemez haldeydi. Onun karşısında hiç şansı yoktu. Hem bu nasıl bir güvendi ki gözünün içine baka baka bunları söyleyebiliyordu. Yuichiro’nun içi içini yiyordu. Tam bu esnada saçlarında bir nefes hissetti.
-Hey burada ne yapıyorsun bakalım?
-Sen, sende kimsin?
-Meraklı biriyim diyelim. Buradaki insanlar çok meraklılar onlar gibi olmak istedim. Hem böyle daha az dikkat çekerim değil mi?
-Aslında söylediklerinle fazlasıyla dikkat çekiyorsun.
-Ah haklısın fazla gizemli değil mi?
-Gizemli ve sanırım korkutucu.
-Gülünç birisin. Bu somurtkan halinle hiç bağdaştıramadım.
-Bak bu seni ilgilendirmez tamam mı? Sorunum herkesin sorunundan çok daha büyük.
-Bakınız bay aaa şey.
-Yuichiro
-Ah tamam Yuichiro-san benim geldiğim yerde insanların derdi tüm dertlerinin bedelidir ve bundan kaçışları yoktur. Emin olun mmmm bu havayı içinize çekebiliyorsanız çözüm var demektir.
-Aşık olduğum kızın peşinde bir idol var.
-İdol?
-Bilirsin işte yıldız, star , pop kralı falan.
-A anladım. Yani kız arkadaşının peşinde başka bir adam var. Büyük cesaret doğrusu.
-Dahası benim o adam karşısında hiç şansım yok.
-Neden şansın olmasın?
-Bir kere o bir star. Sizin gibi kızların peşinde koştuğu cinsten bir erkek. Yakışıklı, bilgili, kültürlü onda her şey var. Benim onun karşısında şansım yok.
-Bildiğim kadarıyla o senin kız arkadaşın öyle değil mi? Yani en başından zaten seni seçmiş.
-Haklısın ama ya onu kaybedersem…
-Savaşmadan sonucunu bilemezsin. Hem elinde tuttuğun kutuya bakarsak bir adım önde gidiyorsun. İnan bana benim dünyamın en acı yeri pişmanlığın hükmettiği o çorak arazilerdir.
-Senin dünyan neresi hem sen kimsin ki?
-Ne önemi var ki? Ama bunu görüyorum kalbin sonsuz derece iyi sana güveniyorum Yuichiro-san. Gitmem gerek savaşmayı sakın unutma. Haklısın bayan… ah gitmiş!

Yuichiro ismini öğrenemediği o kızıl saçlı kızın sözleriyle büyük bir rahatlık içerisine girmişti.Savaşacaktı hem de ne pahasına olursa olsun. Hem aklındaki planları uygulama zamanı gelmişti. Usagi ve Mamoru ise 3 Işık grubunun evine doğru gidiyorlardı. İçecek ve çerezler kısmı Mamoru’ya kalmıştı. Mamoru ise alışverişi Usagi ile yapmanın mutluluğuyla Usagi’nin oradan oraya koşturmasını izliyordu.
-Hey Usako! Alışveriş çılgınlığınla çok sevimli gözüküyorsun.
-Maaaaamoooo-chaaan beraber yaşamaya başladığımız zamanda birlikte böyle alışveriş yapacağız öyle değil mi?
-Tabii vaktimiz kalırsa. Beraber yaşadığımız zaman en küçük bir anı bile senden ayrı geçirmek istemiyorum.
-Mamoru bir sorun mu var?
-Ne gibi Usako.
-Bana karşı çok iyisin. Yanlış anlama bu benim çok hoşuma gidiyor. Yalnız senin içine kapanık birisi olduğunu biliyorum. Böyle şeyleri dillendirmeyi pek sevmezsin. Bilmiyorum işte.
-Usako! Seni seviyorum senden ayrı geçirdiğim her an bana şunu defalarca anımsattı senin olmadığın bir dünya çok karanlık. Benim küçük incim benim dünyamı sen aydınlatıyorsun. Tıpkı dünya ve ay gibi…
-Mamoooo-chaaannn! Seni çok seviyorum!
-Usako!

Birbirlerinin nefeslerini kulaklarında hissetmek birbirlerine sahip olduklarını bilmek onlar için her anı mükemmelleştiriyordu ve Usagi Mamoru’nun dudaklarını hissettiği her an gecenin karanlığını aydınlatan ay gibi yeniden ve yeniden parıldıyordu.
Gün ağarmış akşam olmuştu. Herkes 3 Işık grubunun evinde toplanmış bekleşiyorlardı. Şimdi yapılması gereken tek iş Rei’yi buraya çekmekti. Bu işte Makoto’ya kalmıştı. Usagi ve Mamoru bir köşeye çekilmiş olağan olaylardan bahsediyorlardı. Yaten ve Minako ilk hangi şarkının çalması gerektiği konusunda tartışıyordu. Seiya tek başına cam kenarına geçmiş düşünceleriyle başbaşa planlar yapıyordu. Taiki ve Ami ise bininci kez tüm detayları gözden geçiriyorlar Luna ve Artemis ise bu huzurlu ve bol telaşeli curcunaya imrenerek bakıyor ve daim olmasını diliyorlardı. Bu esnada Makoto görevinin başına geçmişti.

-Alo a Rei acele et hemen !
-Ne oldu Makoto-chan!
-Yeni bir düşman ! 3 Işık grubunun evinin orada belirdi. Ne olduğunu bilmiyoruz yardımına ihtiyacımız var hemen buraya gelmelisin!
-Ne hemen geliyorum. Makoto-chan? Kapattı!
-Kızlar küçük ateşimiz oyunumuza kandı. Usagi veLuna kapıda bekleyip onu yukarı çekmek sizin göreviniz. Hadi bakalım.
Yuichiro kararlı adımlarla yolunda yürüyordu. 3 Işık grubunun bulunduğu evin sokağındaydı. Uzak bir köşeden yukarıya evin camına baktı rakibi orada düşüncelere dalmış bir halde dışarıyı seyrediyordu.Tam bu esnada bir ses ona doğru bağırdı.
-Hey sen kalbi sonsuz aşkla dolu delikanlı. Kendine güvende sorunlu aşkına duyduğu sevgide sorunsuz aşık. Sonsuzluk için başka bir kalp düşünemiyorum bile. Göster bana sevgini sun bana kalbini!

Yuichiro neye uğradığını bilemedi. Yerinden kıpırdayamadı. Sadece kalbinde derin bir acı hissetti. Rei’ye sunabileceği tek hazinesi de elinden kayıp gidiyordu. Onun bu durum hakkında yapacağı hiçbir şey yoktu. Sadece Rei’nin adını bağırdı. Usagi ise Rei’yi beklerken gelen bağırtıyı duydu. Önce anlam veremedi ama sonra Yuichironun sesi olduğunu anladı.Bunun ne anlama geldiğini artık çok iyi biliyordu. Düşman yine iş başındaydı.
-Moon Eternal Power Make up!Pekala düşman her ne kadar ortalıktan kaybolsan da Ay Savaşçısı senin haddinden gelecek.
Olay yeri çok yakındaydı. Birkaç adım sonra Ay Savaşçısı gölge ve kurbanını görmüştü. Yine kırmızı sonsuzluk işareti ve yine üzerinde bir gölge beliriyordu. Tam bu esnada Mars Savaşçıs’nın sesi duyuldu.
-Mars Flame Snipeeeer!
Gölge aniden ortadan kayboldu. Kızlar şaşkınlıkla birbirlerine bakındılar. Usagi hemen Yuichiro’nun kalbine sonsuzluk işaretini geri yerleştirdi. Rei ise şaşkınlıkla bakınıyordu. Gördüklerine anlam verememişti. Usagi’ye şaşkınlık içerisinde bakıyordu ve nihayetinde konuşacak gücü buldu.
-Ne oluyor?
-Bilmiyorum Mars. Hiçbir fikrim yok. Ben sadece bunu halledebileceğimi düşündüm.
-Saldıran bir düşman yok. Sadece bir gölge.
-Evet sonrasında başımıza bela olan bir varlık olmuyor. Bundan önceki durumlarda da olmamıştı.
-Usagiii bunun daha öncesi de mi var? Neden bana söylemedin!
-Hayatınızı bozmak istemedim. Beni anlamak zorundasın. Sen ve Yuichiro ve tabi kızlar çok mutlulardı buna gölge düşürmek istemedim.Lütfen bunu kızlara yansıtma. Bunu ben halledebileceğim.
-Bilmiyorum kızlarla bunu konuşmalıyoz.
-Onları bu mutsuzluğa sürüklemek istemiyorum!

Usagi ve Rei kendilerini bu muhabbete kaptırmışken Mamoru telaşla Usagi ve Rei’nin neden hala gelmediğini merak ediyordu. Daha fazla dayanamadı ve sokağa doğru çıktı. Kimseyi göremeyince koşarak onları bulmaya çalıştı. Mamorunun telaşını gören herkes peşine takıldı. Bu esnada Yuichiro yavaş yavaş kendisine gelmişti. Mamoru ve diğerleri kızların olduğu yeri bulmuşlardı. Herkes telaşla birbirine bakıyordu. Sessizliği bozan Luna oldu.
-Tamam telaş yapmayın. Yuichiro baygınlık geçirdi hepsi bu. Bu yüzden burdayız.
Seiya Yuichiro’nun haline gülerek ekler.
-Hediye kısmını unuttuğuna eminim.Baksanıza korkusundan bayılmış.Yuichiro Seiya’nın bu tutumundan bıkmış bir halde ona sinirli bakışlar attı. Elini cebine götürdü. Rei’nin ellerini ellerine aldı ve kutuyu eline tutuşturdu.
-Rei-chan ben senin aşkından ölen biriyim. Hiçbir özelliğim yok. Sakarım beceriksiz bile sayılırım. Seiya-kun gibi star havam ve yığınla param yok hatta senden başka hiçbir şeyim yok ama seni seviyorum. Sana vereceğim tek şey sevgim ve senden de dilerim bunun karşılığını görürüm ama ne olursa olsun senin için savaşacağım. Bu yüzüğü kabul et. Rei-chan benimle bir ömrü beraber geçirir misin!?

5. Bölümün Sonu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 22 Ekm 2011 16:44
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası Alıntıyla Cevap Gönder
6.Bölüm-Nihai Tanışma. Aşk Kokusu Her Yerde!


-Hypnos yanlış olduğunu bildiğin halde yapmak için öldüğün bir şey oldu mu hiç?
-Ne gibi efendim?
-Şu yasak meyve gibi. Sana yasak ama yemek için deliriyorsun. Uğruna tüm güzelliklerden vazgeçeceğin derecede güzel ve cezbedici.
-Böyle bir şey olmadı.
-Emin misin Hypnos?
-Bu konuyu konuşmak istemiyorum.
-Hadi ama Hypnos senin düşüncelerine ve iradene ihtiyacım var. Ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Onu sadece bir kez gördüm düşünebiliyor musun bir kez; ama o tüm canlılığı ile karşımda dikilirken ben düşünemiyorum. Bizim en büyük yasağımız neydi hatırlamıyorum Hypnos.
-Efendim neyin yanlış olduğunu kalbinizde hissettiğinizde ilerisine gidemeyeceksiniz.
-Peki ya tüm kalbim bunun son derece doğru olduğunu söylüyorsa. Hücrelerim hep bir ağızdan sen buraya aitsin diye bağırıyorsa o zaman ne yapacağım Hypnos söyle bana ne yapacağım?
-Size ait olmayan şeylerden vazgeçeceksiniz efendim.
-Peki ait olduğum tek yer o’nun yanıysa.
-Sorumluluklarınızı bileceksiniz.
-Bilmek istemiyorsam!
-Persephine büyümelisin!
-Büyümek istemiyorum. Kaybetmek istemiyorum. Tüm o soğukluğun içine yeniden çekilmek istemiyorum. Çevrene baksana Hypnos her yer o kadar canlı ki burada acı yok. Burada üzüntü ve keder yok. Herkes çevresine mutlulukla bakıyor. Burada her canlı parlıyor. Sonsuzluğu nerede arayacağımı kestiremiyorum çünkü her canlı kendi doğasında sonsuz. Bu denli güzel bu denli parlak bir yıldızı bırakıp nasıl o soğuk adaletsiz yere geri dönerim. İstemiyorum Hypnos ne olursa olsun sonsuzluğu bulacağım. Işıltısıyla evreni aydınlatan o bilinç yeniden canlanacak.

-Luna hala inanamıyorum ya.
-Haklısın artık Mars Savaşçısı’da düşmanın farkında.
-Ah tabi o da var ama konumuz tabiki bu değil.
-Usagi her seferinde sorumsuz olmak zorunda mısın?
-Lunaa abartıyorsun. Tek yaptığım yaşamak biliyorsun ne hissedersek hissedelim mutluluk her zaman bir köşede bizim onu çağırmamızı bekliyor ve ben ona sırtımı dönecek kadar kibirli bir kız değilim biliyorsun.
-Aaaaaah Usagi bazen söylediklerine anlam veremiyorum.
-Hadi Luna uzatma da kızların yanına gidelim. Konuşacak çok şeyimiz olduğuna eminim.

Yuichiro’nun teklifi üzerinden bir ay geçmiştir. Bahar havası yavaş yavaş yerini sıcak yaz aylarına bırakmaya başlamıştır. Yine de varlığını tamamen unutturmak istemiyor olacak ki hala ara ara yağmurlar bastırmaktadır. İnsanlar her ihtimale karşılık şemsiyelerini yanlarında taşımakta sokaklarda dondurmanın ve güneşin tadını çıkarmaktadırlar. Böyle bir güzel günde kızlar haftasonu için ne yapacaklarını karar vermek için anlaşırlar. Buluşma noktası her zamanki gibi Crown Cafe’dir. Rei gözleri konsantre olmuş bir halde düşünmektedir. Minako ise bir yandan notalarına çalışmakta bir yandan da Makoto’nun aşçılık sınavı için çalışmasına yardım etmektedir. Ami ise kızların dikkatini yeni aldığı biyoloji kitabına çekmeye çalışmaktadır.Her zamanki gibi tek eksik Usagi’den başkası değildir.
-Rei-chan hey Rei-chan geldiğimizden beri endişeli bir halde oturuyorsun. Şimdiye için içini yer halde Usagi’yi çekiştirmen gerekirdi. Bir sorun mu var?
-Minako-chan belki de Rei bize anlatmak istemiyordur.
-Ya da Ami’nin iyi niyetinin aksine artık bir yüzük sahibi olarak bizden ziyade Usagi’yi kendine daha fazla yakın görüyordur.
-İnanamıyorum evet 2 arkadaşımız yüzükleri kapmış durumdalar ve bizde tık yok.
-Eh yıldızların biraz geç hareket ettiğini duymuştum.
-Aslında Makoto yıldızlar oldukça hızlılardır.
-Ami-chan yapma ama hızlı olsalardı şu an bizde Yaten ve Taiki ile resmi bir beraberlik içerisinde olurduk.
-Ah şey…
-Ami-chan bunda utanılacak bir şey yok. E kızlar söylesenize hala bir hareket yok mu?
-Yaten-kun her akşam Minako’yu arıyor ama hala arkadaş havalarında ve Minako’nun her akşam içi içini yiyor.
-Artemisss! Sen kendi ilişkine bak istersen bu gidişle Diana’yı hiçbir zaman göremeyeceğiz.
-Ahhh Minako bunu dile getirmek zorunda değildin. Bizim Luna ile ilişkimiz gayet seviyeli.

Kızlar konuşmalarına devam ederken Rei hala kendisini düşüncelerine vermiş bir halde düşünmekteydi. Bu sırada koşa koşa cafe’ye giren Usagi kızların yanında soluğu aldı. Her zamanki özür dileyişlerinden sonra Rei’nin karşısında yerini aldı. Geç geldiği zamanlar Rei’den uzak noktalarda olmak onun sağlığı açısından en azından önemliydi.
-Evet kızlaar geç kaldığım için özür dilerim. Luna ile konuşmaya daldıkta.
-Aslında daldığı konuşma değil evden çıkmadan önce annesinin yaptığı kurabiyeleri gördü.
-Her zamanki Usagi ne de olsa.
-Eeee son haberleri kaçırmadım değil mi?
-Çok geç Usagi biz herşeyi konuştuk. Geç kalmaman gerekiyordu.
-Yaaaa Makoto-chan ne konuştunuz ne konuştunuz bana da anlatın neler dönüyor Minako-chan sen yapma bari ne oluyor lütfen söyleyin hani hani ne olmuş?
-Kızlar Usagi’nin heyecanını ona karşı kullanmayın isterseniz. Merak etme Usagi-chan henüz bir şey konuşmadık.
-Hey Rei-chan neden sesin çıkmıyor bir sorun mu var geç geldiğim için beni de azarlamadın? Heey Rei-chan orada mısın?

Bu esnada Usagi içinde su bulunan bardağı Rei’ye doğru sallamıştır bile.Şaaaapppp
-Usagiii-chaaaaannnn! Seni aptal aptal aptal aptal! Ne yaptığını sanıyorsun sen! Şu halime bak saçlarım sırılsıklam oldu. Seni boşboğazlı koca çeneli meraklı tavşan. Bunun bedelini ağır ödeyeceksin.
-Eh Rei-chan ateşi su söndürür. Gerçi bu durumda seni alevlendirdi ama aramıza dönmene sevindim.
-Seni aptaaal!
-Tamam kızlar sakin olun. Usagi-chan Rei’den bu davranışın için özür dilemelisin. Rei-chan Usagi’nin yaptığı her ne kadar yanlış olsa da en azından aramıza dönmene sevindim. Sabahtan beri konuşuyoruz ama muhabbetimize hiç katılmıyorsun.
-Ami-chan haklı özür dilerim Rei ama dikkatini başka türlü çekemedim.
-Önemli değil koca kafalı. Çevredeki güçleri sezmeye çalışıyordum ama pek bir şey hissedemedim.
-Neden bunu neden yapıyorsun .Rei-chan bilmediğimiz bir tehlike mi söz konusu yoksa.
-A şey …
-Söyle onlara Rei-chan sadece meraktan araştırıyorsun değil mi?_ Hayatlarımız öyle harika gidiyor ki kimsenin bunu bozmasını istemiyor. Bu nedenle ara ara çevremizdeki enerjileri araştırıyor.

Rei ne yapacağını bilemez halde kızlara doğru baktı. Usagi’nin haklı olmasını kabullenmek istemese de çok büyük bir doğruluk payı vardı. Kızları henüz ne olduğunu bile bilmedikler bir işin içine çekmek istemiyordu. Bu onlar için çok tehlikeliydi hem daha düşmanın olup olmadığı bile belli değildi. Durum buyken kızları bu karmaşaya alet etmek sadece keyiflerini kaçırmalarına sebep olacaktı. Yardımlarına ihtiyaç duymadıkları sürece Usagi ile bu konuda başbaşalardı. Evlenme teklifi aldığı o geceden beri kızlarla kısa kısa çok az görüşmüştü. Bahane olarak her daim tapınağı kullansa da Yuichiro ile ateşi izliyorlardı. Daha doğrusu o ateşi izleyip bir şey görüp göremeyeceğine bakıyordu. Yuichiro ise dikkati dağılana kadar sessizce onu izleyip ardından buna daha ne kadar devam edeceğini sorup duruyordu. Yuichiro ile işler ciddiye bindikten ve büyük baba onları birbirine emanet ettikten sonra Rei, Yuichiro’dan hiçbir şeyi saklamama kararı almıştı. Tüm durumu usulca anlatmıştı Yuichiro’ya. Yuichiro ise bu heyecan dolu hikayeyi dinlemiş ve yalnızca Rei gibi bir kızın ateşi bu denli iyi ifade edebileceği sonucuna varmıştı. Büyülü geçmişinde kendisi yoktu belki ama geleceğinde olmak için elinden geleni yapacağını söyleyip durmuştu ve şimdi bir yüzükle bunun için ilk adımı atmış bulunuyordu.
-Evet, evet kesinlikle Usagi haklı amacım sadece çevremizi kontrol etmek her ihtimale karşı biliyorsunuz.
-Ahahah hadi bu konuyu kapatalım. İçimizi karartmanın bir manası yok değil mi canım.
-Bu durum pek içime sinmedi; aman canım bizden gizli iş yapmazsınız nasıl olsa.
-Ahaha haklısın Makoto-chan Usagi ve Rei bizden gizli iş yapacak ve bize yansıtmayacaklar bu durum gerçekten komik.
-Kızlar her neyse Rei’yi rahat bırakalım da bize ayrıntıları anlatsın. O geceden sonra doğru düzgün görüşemedik.
-Aslında yeni pek bir şey yok. Sadece şoku üzerimden atmak epey vaktimi aldı. Bana hediye ettiği yüzük ateşten çıkıp gelmiş minik taşı ile beni ne zaman baksam gülümsetebiliyor ama…
-Aması yok aması ne olabilir Rei-chan siz birbirinize çok yakışıyorsunuz.
-Usagi-chan istersen Rei’nin üzerinde baskı kurmayalım.
-Ami haklı Usagi kızı rahat bırakta istediğini anlatsın. Yardımcı olabileceğimizden eminim.
-Aslında Usagi haklı. Sorun etmemem gerek yani bu nankörlük olur o beni seviyor bunu biliyorum.
-Rei-chan birisi seni seviyor diye onunla evlenmek zorunda olmadığını biliyorsun öyle değil mi? Yani Yuichiro ile mutlu değilsen fazla uzamadan onun kalbini daha fazla kırmadan belki de bu işe son vermelisin.
-Hayır! Bunu asla yapmam bu çok büyük haksızlık olur.Hem onu bende seviyorum onunla oldukça mutluyum. Büyük babam beni ona emanet ettim. Onda benim gördüğüm ışığı gördü. Bu beni oldukça mutlu ediyor ki büyük babamı tanıyorsunuz ama…
-E ama ne o halde söylesene şunu.
-Yuichiro evlenme teklifini Seiya’nın bana aşık olduğunu düşündüğü etmiş.
-(Hep bir ağızdan) Neeeeeee
-Seiya’nın aşık olduğu biri mi varmış?
-Yuichiro bu kişinin sen olduğunu mu düşünüyor?
-Onun Usagi’ye olan zaafından haberi yok herhalde.
-Minako-chaaan bunu söyleme biz sadece arkadaşız biliyorsun!
-İnanmıyorum Seiya’nında aşık olduğu birisi mi söz konusu!
-Lunaaaaa kurtadamlar ayı görünce değişir bir kediyi yıldız görünce değişime uğratma.!
-Artemise bakın sert bir erkekmiş.
-Evet ben sert ve sevdiğine bağlı bir erkeğim. Yıldız faciasına izin vermem. Yuichiro’yu çok iyi anlıyorum.
-Kızlar tamam durun hepiniz Seiya’nın benden hoşlanamayacağını biliyorsunuz. Bizim aramızda hiçbir zaman öyle bir elektrik olmadı; ama Yuichiro bunu farketmemiş olacak ki bu korkusu sebebiyle bana evlenme teklif etti ve bu hoşuma gitmiyor.
-Reiii seni çakaaal seni kaptırmak istememiş işte sevineceğin yerde buna üzülüyor musun yoksa.
-Usagi, Mamoru sana sırf Seiya’yı kıskandığı için evlenelim diye baskı yapsa bu hoşuna gider mi?
-Aslında durum ondan iyi de sayılmaz neyse konu sensin ben sonra anlatırım.
-Neyse olan oldu artık Usagi-chan benim sorunum yok senin sorunun ne anlat bakalım.
-Aslında kızlar bende boş yere büyütüyorum farkındayım ama elimde değil.
-Ne oldu Usagi-chan Mamoru seninle ilgilenmiyor mu yoksa?
-Minako-chaan tam tersi benimle fazlasıyla ilgileniyor ama davranışlarını görmeniz lazım bilmiyorum bu konuda konuşmak istemiyorum.
-Pekala kızlaaar haftasonu için organizatör yeteneklerimi kullanıyorum ve bir piknik düzenliyoruz. Herkesin erkek arkadaşı davetlidir. Bu durumda Yuichiro’nun gerçek hislerini, Mamoru-san’ın nasıl davrandığını ve şu Seiya’nın aşık olduğu kızı öğrenmiş oluruz ne diyorsunuz.
-Aslında sınavlarımdan önce biraz mola versem iyi olacak harika bir fikir Minako-chan
-Haklısın Ami biraz dinlenmek bizimde hakkımız. Keşke Motoki’de gelebilse ama onun işleri var.
-E Makoto, Motoki ile durumlar nasıl bakalım? Unazuki aranızda çok iyi bir iletişim olduğunu söylüyor.
-Aslında Usagi-chan Motoki kız arkadaşından yeni ayrıldı ve onu bu konuda baskı ile üzmek istemiyorum.
-Makoto-chan saçmalama aslında aralarındaki onca mesafe bence ilişkilerini çoktan bitirdi.
-Yine de Minako-chan ben bu durumdan oldukça memnunum. Hem Yatenle senin bizden bir farkın yok öyle değil mi.
-Ahhhh bu konular beni öldürüyor. Hemen Yaten’i aramalıyım. Bu pikniğe onlarda gelmeli değil mi Ami
-Aslında tamam aramalısın Minako-chan.
-Eveet kızlar herkes üzerine düşen görevi yapsın bakalım. Şehrin uzağındaki parkta harika bir piknik bizi bekliyor olacak.

Kızlar haftasonu planlarını yapmıştır. Usagi heyecanla Mamoru’ya plan hakkında bilgi vermiştir. Mamoru haftasonu için hiçbir işinin olmadığını seve seve geleceğini söyler. Usagi ise içinden işin olsa da erteleyeceğinden eminim diye geçirir. Mamoru’nun Usagi’ye olan bu korumacı tavrı Usagi’nin hoşuna gider gitmesine de Mamoru’daki bu değişimi neye bağlayacağını bilemez. Minako 3 Işık grubunu ayarlar ve pikniği nerede yapacakları hususunda kararlaşırlar. Yaten ve Taiki piknik için heyecanlı olsalarda Seiya günlerdir kafası karışık halde etrafta gezinmektedir. Yine de durumu belli etmemek amacıyla pikniğe katılacağını söyler. Makoto piknik için yemekleri hazırlar. Ami ise gerekli malzemeleri çoktan hazırlayıp defalarca kontrol etmiştir. Piknik günü herkes en rahat giysileri ve toplarıyla hazırdırlar. Nehir kenarında çok güzel manzaralı bir nokta belirler ve otururlar.
-Evet millet herkesin yeniden bir arada olması harika. Herkese iyi yemekler diliyorum.
-Makoto-chan yine harika yemekler yaptığına eminim. Şahanesin.
-Ah teşekkürler Yaten-kun aslında malzemeler konusunda Ami’de çok yardımcı oldu.
-Heeey burada organizatörlük yapan kişi de benim ama.
-Senin başarıların zaten dillerde Minako-chan
-Teşekkür ederim Yaten-kun.
-Rei-chan sizi yeniden tebrik ederim. Yuichiro bu atağıyla hepimizi şaşırttı doğrusu.
-Seiya-kun insanın sevdiği için savaşması gerektiğini biliyorsundur. Onu kimseye kaptırmaya niyetim yoktu.
-Rei-chan Yuichiro’nun gözünü kiminle korkuttun böyle?
-Şey ben aslında
-Rei-chan seni kıskanmam için birilerinin olmasına gerek yok. Hem seninle gerçekten her zaman beraber olmak istiyorum amacım sadece buydu umarım bunun farkındasındır.
-Ah biliyorum Yuichiro.
-Evet dostlar Rei-chan ve Yuichiro ikilisini kaybetmiş bulunmaktayız. Mamoru ve minik tavşanımızda kuytu köşelerde hasret gideriyorlar. Kalanları voleybol turnuvasına davet ediyorum. Kaybeden dönüşte kahveleri ısmarlar.
-Harika bir fikir Seiya-kun
-Pekala o halde Yaten ben aynı takımdayız. Ami ve Taiki aynı takımdalar. Seiya eşitliği nasıl sağlayacağız.

Takım elinde toplarıyla eşitliği nasıl sağlayacaklarını düşünürken kızıl saçlı bir kız onlara doğru yaklaşmaktaydı. Seiya gelenin kim olduğunu anlamadı içinde garip bir his belirdi. Uzun kıvırcık saçlarıyla beyaz tenli kız yanlarındaydı.
-Merhaba eksiğiniz var galiba isterseniz aranıza katılabilirim.
-Harika bakın artık takımlar eşitlenmiş oldu. Merhaba ben Minako bu arada. Bunlarda Taiki-san, Ami-cahn ve Seiya-kun
-Aslında biz tanıştık Minako-chan. Merhaba Perseph .
-Seiya-sama merhaba uzun zaman oldu.
-Siz birbirinizi nereden tanıyorsunuz böyle?
-Aslında Minako-chan biz sadece karşılaşmıştık.
-Minako-chan istersen kim olduklarını düşünmek yerine oyunumuza konsantre olalım ne dersin.
-Haklısın sanırım pekala Perseph sanırım ismin bizim takımdasın Seiya ise Ami ile.

Voleybol maçları oldukça heyecanlı devam ediyordu. Yaten ve Minako oldukça hırslı bir şekilde oynuyorlardı. Taiki ve Ami ise onların bu hırsları karşısında mantıklı kararlar veriyor ve voleybolu sanki satranç oynarmış gibi oynuyorlardı. Seiya ise kendini Perseph’e bakmaktan geri alamıyordu. Bu kızın kendisine has bir enerjisi vardı. Kedi yavruları gibi soğukta üşümüş minicik bir kedi yavrusu uzaktan gördüğünde haline üzülüyorsun ama yanına gittiğinde tırnakları ile seni tırmalayacak gibi. Masum ve tehlikeli. Yine de Seiya bu dünya da sırrına ermek istediği bir varlık bulduğu için şanslıydı. Bu sırada olan bitenden habersiz bir köşede oturan Mamoru ve Usagi konuşmaya dalmış vaziyetteydiler.
-Mamooo-chan çalışmaların nasıl gidiyor?
-Oldukça iyi gidiyor aslında düşündüğümüzün aksine gelişme kaydediyoruz. Genler üzerinde araştırmalar yapıyoruz. Sanırım kötülüğe sebep olanın ne olduğunu bulabileceğiz.
-Mamo-chan sence de iyiye ve kötüye bu şekilde müdahale edebilmek doğru mu?
-Bilmiyorum Usagi. Hayatımızın her evresinde kötülükle savaştık bu dünyada yeniden can bulmadan önce senden ayrı düştüm .Bunu yeniden yaşamak istemiyorum beni anlıyor musun?
-Mamo-chan bir sorun olmadığına emin misin? Biliyorsun birlikte her sorunun üstesinden gelebiliriz.
-Biliyorum Usako ama emin ol bir sorun yok ve olmaması için elimden geleni yapacağım.
-Heey Mamo-chan Seiya bir kızdan hoşlanıyormuş bunu biliyor musun?
-Hah kendine uygun bir kız arkadaş bulması onun için iyi olur grupta kendini yalnız hissediyordu.
-Bunu nereden biliyorsun gayet iyi gözüküyor.
-Farketmedin mi sürekli düşünce içerisinde. Bir şeyi bekler gibi bir sonuca varmak ister gibi. Sebebi kız arkadaş meselesiymiş demekki.
-Bunu hiç farketmemiştim. Dikkat yeteneğin gerçekten harika Mamooo-chann sen harika birisin.
-Asıl harika olan Usako tüm insanlara sevgi ile yaklaşabilen o temiz kalbinle sensin. Seni seviyorum ay tavşanı.

Mamoru yine Usagi’nin ayaklarını yerden kesmiş yine onu defalarca hayata döndürmüştü. Mamoru onu her öpüşünde Usagi bir önceki hayatını geçirdiği Ay’ın o melodik havasına geri dönüyordu. Mamoru onu her sevişinde Usagi kendisini evinde uyuyormuş harika bir rüyanın ortasında sayıklıyormuş gibi hissediyordu.Mamoru onun olabilecek en harika rüyasıydı. Mamoru için Usagi ise nefes kadar zorunlu bir ihtiyaçtı. Lafını etmeye lüzum dahi olmayan varlıktı. En uzaklardan dünyasını aydınlatan minik bir parıltıydı. Voleybol turnuvası bitmiş her ne kadar başarılı taktikler uygulasalar da Taiki ve Ami Seiya’nın dikkatsizliği yüzünden yenilmişlerdi. Başarı tadı hoşuna giden Minako bu haberi herkese vermek istiyordu.
-USagii-chaaan, Rei-chaaaan herkes bir araya gelsin.
-Ne oluyor Minako-chan ortalığı ayağa kaldırdın yine.
-Eveet yemek sonrası içeceklerimizi Taiki Ami ve Seiya-kun ısmarlıyor.
-İnanmıyorum siz deha ustaları nasıl oldunuz da yenildiniz.
-Büyük sebeplerimiz vardı 3 kişi gözüken 2 kişilik bir takımdık.
-Ah üzgünüm gençler dikkatimi pek toparlayamadım.
-Seiya-kun bu pek sana göre bir durum değil.
-Rei-chan isterseniz fazla üzerine gitmeyelim baksanıza nasıl kızardı.
-A bu arada tanıştırmak istediğim birisi var. Perseph.
-Merhaba millet…
-Yaşasın yeni biri aramızda. Merhaba ben Tsukino Usagi
Usagi büyük bir heyecanla elini Persephe uzatmıştır. Seiya’nın yüzünde onun bile anlayacağı ifade mevcuttur ve bunun tek bir açıklaması olabilir.Aşk… Bu yeni aşka tek yapması gereken saygı duymaktır. Yeni arkadaşlıklara doğuştan yeteneği olan Usagi büyük bir sevecenlikle elini uzatır. Perseph ise önce ne yapacağını bilemez ama karşısındaki bu uzun sarı saçlı kıza baktığında hafızası ona oyun oynamaya başlamıştır. Beyninde sesler gürültüler duymaktadır. Kırmızı güllerin içerisinde bir adam sürekli ona doğru bakmakta ve ne olduğuna anlam veremez bir halde ondan bir şey beklemektedir. Kendisine koşan bir kız vardır yüzünü seçemez. Tüm bu olaylar beynine nüfus etmektedir. Baş ağrısına engel olamaz. Dünya’nın havası ilk kez bu denli ağır ve yorucu gelmiştir. Avuçlarında tüm kaderi ile sımsıkı kenetlenir bedenine ve kendisinden geçer. Ona söylenen doğrudur aslında bilmediği çok şey vardır ve korkması gerekenin bilemedikleri mi yoksa öğrenmeye başladığı zaman olacaklar mı hiç belli değildir.


6.Bölüm Sonu


he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 26 Ekm 2011 14:05
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası <6.Bölüm> Alıntıyla Cevap Gönder
7.Bölüm –Geleceğe Dönüş? Küçük Pembe Enerji!
-İyi misin? Nesi var?
-Tamam arkadaşlar biraz açılalım nefes alsın. Perseph hey iyi misin? Pekala nabzı normal tansiyonu da iyi durumda sadece kendinden geçmiş birazdan uyanacağından eminim.
-Neler oldu? Ben üzgünüm.
-Ah önemli değil Perseph-chan voleybol sonrası fazla yoruldun herhalde kendinden geçtin ama şanslısın ki yanımızda Ami gibi şahane bir doktor var.
-Evet teşekkür ederim. Ben… Ben sanırım gitsem daha iyi olacak. Neşenizi daha fazla kaçırmak istemem.
-Saçmalama lütfen bizimle yemek ye hem dönüşte Seiya ve mağlup ekibi bize kahve alacaklar. Bunu kaçırmak istemezsin değil mi?
-Hadi ama Perseph Usagi-chan haklı. Kendini daha iyi hissediyorsan kalmalısın. (Kulağına eğilerek fısıldar) Kalmanı istiyorum.
-(Perseph yanakları kızarmış bir halde) Herkese iyi niyetleri ve nazik tavırları için teşekkür ederim. Sizinle vakit geçirmek oldukça keyifli.
-Pekala millet bu sorunda hallolduğuna göre Mako’nun enfes yemeklerini yiyebiliriz.


Hep birlikte yemeklerin başına geçerler. Usagi her zamanki gibi tüm yemeklerden tek tek tatmaktadır. Rei ise onun bu tutumunu aç gözlülükle nitelendirir ve onu alaya alır. Usagi karşılığında en sevdiği bahaneyi çoktan kullanmıştır bile. Bir kere o büyüme çağındadır ve bu kadar yemesi doğaldır. Persehp dahil herkes bu söylemlere gülmektedirler. Minako ve Yaten birbirlerinin tabaklarına yardım ederken, Taiki ise Ami’ye hoşuna giden tatları sunmakla meşguldür. Mamoru ise Rei ile Usagi’nin arasında engel görevi görmektedir. Zira ikisi arasında çıkan ufak bir kıvılcım pek çabuk yemeklerin havada uçuşmasına sebep olabilecektir. Seiya ise bir yandan Perseph ile ilgilenmekte diğer yandan didişen kızlara laf yetiştirmektedir. Herkes Seiya’daki ani değişimi farketmiştir. Yanında oturan bu kızın güçlü enerjisinin Seiya üzerindeki etkisi tartışmasız olağanüstü düzeydedir. Perseph ise herkesi uzaktan takip etmektedir. Rei oldukça güzel ve alımlı bir hanım efendiye benzemektedir ama onda uzak durulması gereken bir nokta hissetmiştir uzak durulması gereken bir kıvılcım gibi. Ami ise üstün zekası ile onu büyülemiştir. Her konuya bilimsel yaklaşması ve tüm bilgisine rağmen sergilediği bu alçak gönüllülük ona oldukça sevimli bir hava katmaktadır. Makoto-chan içlerinde en iri ve korkusuz kişiye benzemektedir. Aralarında kavga olsa karşısına almak isteyeceği son kişi bu kız olacaktır çünkü o güçlü kollarla kendisini alt edeceğinden emindir. Yine de bu denli güçlü ve korkusuz kızın bu kadar güzel yemekler yapması hayrete düşürücü gelmiştir. Minako ise sürekli notalar şarkılar ve açık tenli şu çocuk olan Yatenle ilgilenmektedir. Biraz saf olduğu oldukça açık ama iyi niyeti ve hırsı hemen göze çarpmaktadır. Mamoru ise yanındaki sarışın kızı sürekli koruma içgüdüsünde gibi durmaktadır. Sanki ona her an bir şey olabilirmiş gibi korumacı ve bu koruma güdüsü oldukça tehlikeli gözükmektedir. Yine de birbirlerine bakışları aşklarının ne denli derin olduğunu gösteriyor ve onların uyumları içerisinde güzel bir hissin oluşmasına sebep olmaktadır. Sarışın kıza gelince Tsukino Usagi… Perseph onda daha önce kimse de hissetmediği bir enerji hissetmiştir. Onun yüzü, gülüşü, içtenliği ona çok uzak bir geçmişi yeniden yaşatmaktadır. Bu kız kendisinde garip duyguların oluşmasına sebep olmuştur ve o bayılma bu konuda bu kızın kendisinde uyandırdığı hislerin büyüklüğü konusunda şüphesi yoktur. Yemek bitmiş ve herkes başta Makoto-chan ve Ami-chan olmak üzere birbirlerine bu güzel gün için teşekkür etmişlerdir. Dönüş yoluna çoktan koyulmuşlardır. Seiya ve Perseph en önden gitmektedirler.
-Seni bir daha göremeyeceğimi düşündüm.
-Aslında bende görüşebileceğimizi pek sanmıyordum doğrusu Bay Seiya.
-Pekala oyuncak kafa bu konuya döneceğimizi düşünmüyordum ama madem ısrar ediyorsun.
-Peki, peki Seiya-kun bana ismimle hitap etmeni tercih ederim.
-Buna sevindim bu konunun aramızda sorun olması hoşuma pek gitmezdi. Arkadaşlarımı nasıl buldun?
-Onlar gerçekten iyi niyetli insanlar bu yüzlerinden belli oluyor.Şanslı birisin.
-Evet onlar tanıyabileceğin en iyi insanlardır. Senin arkadaşlarınla bir gün bende tanışmak isterim.
-Aslına bakarsan benim fazla arkadaşım yok.
-Neden peki senin gibi sevimli bir kızın arkadaşı olmaması oldukça tuhaf.
-Aslında şey… Benim geldiğim yerde yani insanlar pek iyi değildirler. Genelde oldukça kaba ve kötümserlerdir. İnsanın içini parçalayacak kadar soğuk ve gaddar insanlar. Yine de 2 tane çok iyi arkadaşım var.
-Bu dünyanın hangi köşesinden geldiğini oldukça merak ediyorum ama içimdeki tüm hisler senin bunu bana söylemeyeceğini bağırıyor.
-Yanılmıyorsun Seiya-kun bu konu konuşmak istemeyeceğim detaylarlar dolu.
-Ama iki tane çok iyi arkadaşın olduğunu söyledin onlardan bahsedebiliriz. Belki bende senin çevren hakkında biraz bilgi sahibi olabilirim.
-Aslında onlar benim için kader yolum.
-Kader yolu…Garip bir yaklaşım. Peki bu ne demek?
-Senin inanmadığın kaderde bizim birlikte tek olmamız kaderimiz demek.
-Yani arkadaş olmanız kaderinizde yazılı ve olmak zorundasınız böyle bir şey mi?
-Aslında bir nevi öyle.
-Bu çok kötü bir şey. Zorunlulukla elde edilen arkadaşlığın ne kadar yakın olabileceğini bilemiyorum; ama bir açıdan bende kardeşlerimle birlikte olmak zorundayım çünkü aynı kaderi paylaşıyoruz. Var olduğuna inanmasam bile.
-Demek istediğim de bu aslında biz aynı kaderi paylaşıyoruz ve onları gerçekten seviyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar; ama bazen keşke bu onlar için bir zorunluluk olmasaydı diye düşünüyorum. Keşke bana zorunlu oldukları için değil gerçekten yanımda olmak istedikleri için olsalardı. Yine de yanımda olmak isteyeceklerinden eminim ama bu kadar karanlık bir tablo oluşmazdı. Seni ürküttüm sanırım.
-Yok hayır. Sadece söylediklerinin bana ne kadar yakın olduğunu düşünüyorum. Kendi yaşantımı bir başkasından dinlemek gibi bir şey bu his oldukça tuhaf. Aslında sen çok tuhafsın.
-Bunu bir hakaret olarak mı almalıyım?
-Yo hayır ben şey aslında bu beni sana çeken en önemli sebep.
-Seiya-saaaan, Perseph-chaaan önden önden giderek kahvelerimizi unutturacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Crawn Cafe köşede ve kimseyi kahvemizi içmeden bırakmayız değil mi Perseph-chan.
-Haklısın sanırım Minako-chan bu onların görevi ne de olsa.
-Ah bak sonunda bizden biri gibi konuştun.

Seiya ve Perseph’in konuşmaları Minako’nun müdahalesiyle bölünmüştür. Pikniğin cafe’de geçen kısmında herkes kahvelerini içmiş hesaplar ödenmiştir. Birbirleriyle daha fazla kaynaşan grub bu görüşmeyi kısa zamanda yeniden ayarlamaları konusunda anlaşmış ve evlerinin yolunu tutmuşlardır. Mamoru her zamanki gibi Usagi ve Luna’yı evine kadar götürmiştür.
-Luna Seiya’nın kız arkadaşı hakkında ne düşünüyorsun?Oldukça sevimli bir kıza benziyor.
-Aslında biraz soğuk ama bizimle arkadaş olmak için çaba sarfettiği kesin.
-Seiya’nın grupta kendini yalnız hissettiğini hiç düşünmemiştim. Mamoru ile bunu konuşana dek farkında bile değildim; ama Mamoru haklı sanırım Dünyaya gelipte yerleştiklerinden beri kendisini oldukça yalnız hissediyor olmalı. Bu kız onu yeniden eski neşeli haline getirdi.
-Haklısın Usagii asıl konumuza gelelim.
-Neymiş o?
-Düşman bugün gözükmedi. Bugün çok bekledim; ama çevremizde bağırış olmadı. Düşman bugün bizi rahat bıraktı sanırım. O gölgenin kim olduğunu merak ediyorum. Karşımızdakinin kim olduğunu bilmeden yeni düşmana karşı hazırlanmak çok yorucu. Üstelik Rei-chan sürekli tetikte. Onun kendisini bu işi çözmeye adadığına eminim. Usagiiiiiii???!!! Uyuduğuna inanamıyorum!!!

Güneşli bir gün pencereden ışıklarını etrafa gönderiyordur. Yeni bir haftaya başlamak herkes için olduğu gibi kızlar içinde oldukça sıkıcıdır. Herkes yoğun telaşesine kendini kaptırmış bir şekilde günleri birbirine katarak geçirmektedir. 3 Işık grubu konserlerine hız kesmeden devam etmektedirler. Şehre 3 Işık füryası geri dönmüş tüm kızlar yeniden bu yakışıklı erkeklere ulaşmanın bir yolunu aramaktadırlar. Minako ise 3 Işık grubunun hemen hemen her konserinde konuk sanatçı olarak sahne almaktadır. Durumundan oldukça memnundur. Ami ise ameliyatlara artık eşlik etmektedir ve bu durum onu her ne kadar sarssa da daha önce gördüğü görüntüler kendisine inanç ve sabır vermektedir. Makoto yemek işini ve tabi Motoki işini bir arada tutmaya özenle çalışıyor elinden geleni en iyi şekilde yapıyordur. Rei ise kendisini tamamen ateşe ve çevresindeki kötülüğü algılamaya adamıştır. Günler bu şekilde devam ederken bu akışı aksine değiştirecek olay aslında oldukça yakınlarındadır. Kızlar yeniden Crawn Cafe’de toplanmış geride bıraktıkları günlerin analizini yapmaktadırlar.
-Kızlar oldukça tuhaf rüyalar görüyorum son zamanlarda.
-Aslında bende oldukça tuhaf olaylarla karşılaşıyorum Usagi-chan.
-Ateşin içerisinde garip ama tanıdık bir enerji hissettim kızlar bugün aslında bunu sizinle paylaşmak için toplandık.
-Tanıdık bir enerji mi? Nasıl yani?
-Daha önceden titreşimlerini hissettiğim bir enerji. Kötü bir şey değil merak etmeyin ama bu enerjinin kime ait olduğunu henüz çözemiyorum.
-Belki de Haruka ve Michiru geri dönüyorlardır.
-Ya da belki Setsuna ve Hotaru’dur.
-Onları yeniden görmek oldukça hoş olacak.
-Umarım Minako-chan umarım onlardır. Gerçekten çok özledim.
-Usagi-chan kesinlikle haklısın Michiru’nun eşsiz resitalleri ve Haruka’nın araba yarışlarındaki becerisi onları gerçekten bende özledim.
-Ah keşke Haruka dönse ve onunla yeniden araba yarışı yapsak. Geçen tüm bu zamanda kendimi oldukça geliştirdim. Bu kez Haruka’yı geçeceğimden eminim.
-Minako-chan buna gerçekten inanıyor musun?
-Ami-chan öyle söyleme tüm zamanımı bu konuda kendimi geliştirmekle geçirdim ve gerçekten harika sonuçlar aldım.
-Minako-chan keşke bu gayretini ders konusunda da göstersen.
-Ami-chaaaan.
-Kızlar bu akşam herkesi bizim tapınağa bekliyorum. Hep beraber güzel bir akşam geçirelim.
-Harika tapınağa gitmeyeli uzun zaman oldu.
-Rei tapınakta yapılacak işlerin için bizi toplamıyorsun değil mi?
-Usagi-chaaan seni aptal öyle bir niyetim yok! Ama madem sen bu kadar iş meraklısısın ağaçların yapraklarını toplayabilirsin.
-Rei-chan yalancısın işte biliyordum iş yapmak için çağırıyorsun. Bana o ateşteki patateslerden yaparsan gelirim.
-Usagiiiiiiii!

Kızlar akşam Rei’nin evinde buluşmak üzere ayrıldılar. Herkes akıllarında bir köşede Rei’nin hissettiği enerjiyi neye yoracaklarını düşünmekle meşguldü. Bir yanları bunun dış gezegen savaşçılarının dönüşü olabileceğini düşünse de diğer yanları küçük bir ihtimal de olsa istenmeyen bir ziyaretçiden korkuyorlardı. Kötü bir ziyaretçiden…Perseph ise Thanatos ve Hypnos ile konuşma halindeydi. Cevabını bilemediği bir çok soru vardı ve sorması gerektiğini bildiği ama nasıl soracağını bilemediği bir çok soru kafasında dolaşıyordu.
-Thanatos, Hypnos bana mecbur olduğunuz için mi yanımdasınız?
-Bu da nereden çıktı efendim? Size hizmet etmek bizim görevimiz, borcumuz ve kaderimiz.
-Siz bize yazılmış yolsunuz ve Thanatos bu konuda doğru söylüyor.
-Benimle zorunlu olduğunuz için arkadaşlık etmeniz yerine arkadaşım olduğunuz için yanımda olmanızı dilerdim.
-Bu nasıl söz Persephine. Biz kaderi bir 3 kişiyiz. Kehanette bahsi geçen 3 kişi. Sen bizim kaderimiz olmaktan öte en yakın arkadaşımızsın.
-Thanatos haklı eğer sadece zorunluluk olarak görseydik kuralları çiğnemene bu denli göz yummaz ve başımıza gelecekleri bile bile yanında bulunmazdık.
-Hypnos benim canım arkadaşım sizi nasıl bir tehlike içine sürüklediğimi biliyorum. Keşke bana zorunlu olmasaydınız, keşke benimle bu uçuruma sürükleniyor olmasaydınız sizi kendimle birlikte bir bilinmeze sürüklemek istemiyorum.
-Persephine senin kaderin bizim kaderimizdir. Kutsal yeminle sana bağlıyız. Bunun sebebi aramızdaki olması zorunlu olan itaat değil senin varlığına duyduğumuz sevgidir. Sahip olduğun sevgi ile bu dünya olmasa da bizim dünyamızı zifiri karanlıktan koruyan senin ışığın.
-Yin ve yang gibi. Kötünün içindeki iyilil, iyinin içinde bulunan kötülük…
-Peki ya kaybolursam Thanatos o zaman ne olacak?
-Size her zaman doğru yolu göstermekle hükümlüyüz.
-Peki ya aşık olursam?
-Kuralları biliyorsunuz.
-Dokunmak nedir ki Thanatos? Ateşi gözleriyle de hissedemez mi insan? Değmek şart mıdır bir yüreğe bakarakta hissettirmez mi insan yüreğini? Ne zor bir talih ölümle bu denli burun buruna olmak. Ölüme bu kadar yakın olupta yaşayan tüm varlıklara hayran olmak. Kaderimiz bizim sonumuz değil mi Hypnos?
-Son sizinle olduğu sürece biz her zaman hazırız efendim.
-Bunları düşünmemelisiniz. Kehaneti unutmayın başarabileceğinize eminim Persephone . Size güveniyoruz.
-Sizler benim en yakın arkadaşlarımsınız. Varlığınız her daim bana güven ve güç veriyor. Size sahip olmak en büyük şans. Kehanet ise belirsizlik… Başı ve sonu belli olmayan bağlantısız cümleler çözmesi ve bulması çok zor. Söyleyin bana benden gizlediğiniz ayrıntı var mı?
-Hayır efendim her şey alelade ortada bunu biliyorsunuz.
-Peki o zaman neden hayallerimde bana umutla bakan bir erkek ve bana sevgiyle yaklaşan bir kız görüyorum?

-Rei-chaaaan patateslerimi yemeye geldiiim!
-Usagiiiii her zamanki gibi aç ve obursun. Senden beklenilmeyecek kadar fazla.
-Rei-chan onun üzerine bu kadar gitme. Derslerine fazladan çalışması gerektiği için eminim ki daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyordur.
-Evet Ami-chana katılıyorum bu yüzden size ellerimle pişirdiğim çilekli pasta getirdim.
-Makoto-chaaan sen en iyi aşçısın. Ami’nin dediği gibi çok çok çok enerjiye ihtiyacım var.
-Bu kızın asla değişmeyeceğine eminim. Mamoru-san seni beğenmeyecek bu gidişle.
-Reiiii! Mamo-chaaaan bu bu doğru mu? Beni beğenmeyecek misin?
-Usako seni her halinle seviyorum ama yemek konusunu biraz daha az abartman daha iyi olacak gibi.
-Mamo-chaaaan sen bana şişko mu demek istiyorsun?
-Hayır hayır ben öyle bir şey söylemek istemedim.
-Söylemek istemedin ama öyle düşünüyorsun değil mi!
-Hayır ben sadece sağlığın için söyledim Usako lütfen.
-Mamoooooo-chaaaaannnn!
-Tamam tamam bunun için tartışmayın herkes için patatesimiz içeceğimiz ve pastamız var keyfini çıkaralım.
-Rei-chan Yuichiro yok mu?
-Onun birkaç önemli işleri vardı. O yüzden bu akşam tapınağa gelmeyecek bende yalnız kalmamak adına bu partiyi düzenledim.
-Anlıyorum korkuyorsun öyle değil mi? Bizim korkunç Rei’nin bile korktuğu bir şeyler var!
-Usagiiiiii! Tabiki korkmuyorum ama uzun zamandır Yuichiro ve büyükbabam ile yaşayınca burada yalnız kalmak hoşuma gitmiyor.
-Ah Usagi ona hak vermelisin. Böyle bir yerde yalnız kalmak oldukça zor olmalı.
-Bundan bahsediyorum Makoto-chan korkuyor işte .
-Usagi Makoto-chan bunu kastetmedi sadece yalnız kalmanın ne denli zor olacağını söyledi.
-Ami-chan haklı Usagi laflarımı çarpıtma. Hey Rei-chan istersen bu gece sana eşlik edebilirim.
-Bu harika olur Makoto-chan oldukça eğlenceli bir gece olacak.
-Hayır, hayır Makoto-chan gece sakın onun için bir şey pişirme. Böyle bir durumun oluşabilme ihtimali yüzünden bu gece uyayamayacağıma inanamıyorum.
-(herkes umutsuz bir halde) Usagiiii…

Kızlar büyük bir iştahla yemeklerini yerler. Gündelik olaylardan bahsetmek ve ait olduğu ortamda hissetmek Rei’yi oldukça rahatlatmıştır. Adını koyamadıkları düşman son zamanlarda kendisini oldukça germesine sebep olmuştur. Lakin ne olursa olsun kızların yanında olmak ve onları yanıbaşında hissetmek tüm dertleri alıp havaya savurmak kadar iyi hissettiriyordur. Ami Rei’deki bu tatsız havanın farkında olsa da ona pek bir şey yansıtmak istemez. Bu durumu Makoto ile görüşmüştür . Aralarında ortak karar almışlardır. Bu duruma göre kim Rei ile yalnız kalırsa bir şekilde olayı öğrenmeye çalışacaktır. Bu geceki duruma göre Makoto-chan bu konuda çaba sarfedecek kişidir. Mamoru ile Usagi ise birlikte başbaşa yürüyüş yapmaktadırlar.
-Kızlara ortalığı düzeltmede yardımcı olmadığım için Rei çok kızacaktır.
-Bir şekilde üstesinden geleceğinden eminim.
-Şu Rei’de benimle uğraşmasa olmaz her zaman bana sataşacak bir konu buluyor.
-Bunu yapıyor çünkü sana değer veriyor Usako.
-Biliyorum zaten bu yüzden üzülmüyorum. Bizim arkadaşlık tarzımız bu ve bu durum beni mutlu ediyor.
-Yine de onda biraz tutukluk var sanki birşeylere bozulmuş veya kafaya takar gibi.
-Aaa şey fazla abartıyorsun Mamochan en fazla yine Yuichiro ile atışmıştır. Eminim önemli bir sorunu yoktur hem bu konuyu halletme işini istersen kızlara bırakalım.
-Haklısın siz kızların işine karışmamam gerekirdi.
-Mamo-chan bu gece biraz dalgınsın sanki.
-Yo. Usako sadece içimde yorumlayamadığım bir his var.
-Mamo-chaaaan beni beğeniyor musun?
-Nasıl yani?
-Yani, yani işte Mamo-chaaan anlamamazlıktan gelme.
-Tabi beğeniyorum sen güzel bir kızsın.
-Yani kadın olarak beğeniyor musun? Hani çalıştığın yerdeki kadınlara kıyasla.
-Seni çok beğeniyorum Usako. Sormak istediğin olgunluksa seni bu çocuksuluğun ve iyi niyetinle oldukça çekici buluyorum.
-ve de şişko.
-evet ve de şişko.
-Mamooooochaaaaaannn!
-Tamam tamam sinirlenme bence oldukça güzelsin sadece şaka yaptım. Peki sen beni kendine layık görüyor musun?
-O nasıl soru Mamochan. Sen zeki ve oldukça yakışıklı birisin ve tabi atletik.
-Peki bunlar beni senin aşkına layık kılıyor mu?
-Senin kalbin benimle bir bütün Mamo-chan senin üzüntünü en derin köşemde hissedebiliyorum ve senin sevincin beni en mutlu insan yapabiliyor. Kendimi sende tamamlıyorum benim olgun ve kibar tarafım sensin. Beni mutlu eden ve her zaman pozitif olumlu biri olmamı sağlayan kısım sensin.
-Usako!

Mamoru Usagi’yi kendine çeker ve öpüşmeye başlarlar. Birbirlerini birbirlerine o kadar kaptırmışlardır ki gökte parlayan ışığı farkedemezler. Tam bu esnada Mamoru’nun kafasına bir şey düşer. Ne olduğunu anlayamayan genç çift öpüşmeye ara vermek zorunda kalırlar.
-O da neydi?
-Bilmiyorum kafama bir şey çarptı.
-Usagichaaan Mamorsu-san buralarda güçlü bir ışık yayılımı oldu farkettiniz mi?
-Hayır sadece kafama bir şey düştüğünü hissettim.
-İnanmıyorum yoksa bunlar uzaylı mı?
-Minako-chan uzaylıların büyük bir sürpriz olacağını sanmıyorum önceki yaşamımızda Ay insanları olduğumuzu varsayarsak.
-Haklısın Rei-chan.
-Tam isabet.
-Heey kim var orada?

Tam bu esnada çalılıkların arasından pembe saçlı bir kız çıkagelir. Elinde topa benzer mavi bir oyuncak vardır.
-İyi akşamlar ben Small Lady Usagi .gelecekten eğitimim amacıyla geçmişe siz değerli dostlarımın arasına gönderildim.Dilerim aranızda bana tekrar yer açabilirsiniz.
-Chibi-usa??
7.Bölümün Sonu


he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 27 Ekm 2011 17:51
chopinetto
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Kayıt: 16 Ekm 2011
Mesajlar: 166
Teşekkür: 20

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası <7.Bölüm> Alıntıyla Cevap Gönder
daha önce cevap yazamadım kusura bakma, konserlerdi, sınavlardı yoğunum...çok güzel yazmışsın gene! Çok Mutlu hani devamı hani! Hayranlık Besliyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 28 Ekm 2011 20:13
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): LadyinDeath

LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası <7.Bölüm> Alıntıyla Cevap Gönder
chopinetto yazmış:
daha önce cevap yazamadım kusura bakma, konserlerdi, sınavlardı yoğunum...çok güzel yazmışsın gene! Çok Mutlu hani devamı hani! Hayranlık Besliyor

önemli değil canım okuduğunu bilmek bile mutluluk verici.Ben devamını yazıyorumda sen de kendi hikayeni devam ettir de bizde bir hikaye okuyalım şöyle Gülücük Dağıtıyor



8.Bölüm-Sessizlik Sonu!Kıtalar Arası Yükselen Çığlık!

Kadim dostlarım Gezegen Savaşçıları
Geleceğin Kral ve Kraliçesi ve Küçük Hanım’ın ailesi olarak öğrenmesi gereken dersler ve eğitimi için kensini sizin yanınıza gönderiyoruz. Gelecekten gönderdiğimiz küçük kızımızın size sorun olmayacağını aksine ona eskiden yaptığınız gibi çok iyi bakacağınızı temenni ediyoruz. Küçük Hanım’ın size olan özlemi ayrıca bizimde ufak çaplı tatil planımız bizi bu karara yönlendirdi. Umarım bu kararımız hususunda siz de en az bizler kadar mutlu olursunuz. Gelecekten siz sevgili dostlarımıza sevgiler gönderiyoruz.
Kral Endymion ve Neo-Queen Serenity
Not: Makoto-chan artık kendi tariflerin üzerine yoğunlaşmalısın Ay kurabiyelerin gelecekte çok tutuluyor.

-Ah ne de olsa bu Usagi şaşmamak gerek. Demek gelecekte de boşboğaz.
-Rei-chan biraz ayıp olmuyor mu? Ah burada iliştirilmiş ikinci bir mektup daha var. Bu sadece Mamoru ve Usagi adına yazılmış.
-İnanmıyorum geçmişteki hallerine kesin tavsiyelerde bulunuyorlardır.
-Minako-chaaan tavsiyeye ihtiyaç duyduğum hangi konu olabilir ki?
-Kesin daha az yemeni söylüyordur.1 çocuk annesi biri olarak bu yemenin sana nasıl sonuçlar açtığını merak ediyorum.
-Rei-chaaan çok kabasın!
-Kim?!!! Beni hangi gün ay yıl saatte kaba hareket sergilerken gördün?! Seni aptal USagi.
-Bu yaptığına ne demeli Rei hep böylesin işte kaba kaba kaba Rei!
-E şey. Beni yeniden aranıza kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizleri görmeyeli uzun zaman olmuştu.
-Aramıza yeniden hoş geldin Chibi-usa şu hale bak nasıl da büyümüşsün.
-Aslında bende de birkaç yaş değişim oldu tabii. Zaman boyutu malum güncelleme yapıyor.
-Anlıyorum zaman bizde ilerlediği için sende büyümüş bir şekilde geldin.
-Evet Ami abla.
-Yaşının yanında oldukça olgunlaşmışsın Chibi-usa doğrusu çok şaşırdım. Eminim bu olgunluğun Mamoru’dan uzak durmanı sağlayacaktır.
-Aslında sevgili ablacığım Usagi şu an Luna-P’nin gözleri mor renkte bu demek oluyor ki gelecekten izleniyorum. Ailem size sorun olup olmadığımı arada kontrol etmek adına Luna-P’yi kullanacaklarını söylediler.

Luna P olduğu yerde üç kez zıplar. Garip sesler eşliğinde ağzından bir kağıt çıkarır ve mor olan gözleri mavi’ye döner. Kocaman gülüşü her zaman ki gibi suratındadır.
-Ah o da ne ne yazıyor o kağıtta Ami-chan?
-Küçük hanım takındığın terbiyeyi hiçbir zaman bozmamanı umut ediyor; tatilini en iyi şekilde öğrenerek ve eğlenerek geçirmeni umut ediyoruz. Seni oldukça iyi karşıladıkları için tüm savaşçılara teşekkür ediyoruz.Not: Rei gerçektende kabasın! Kristal Tokyo Krallığı.
-İnanamıyorum gelecekte de olsa o tam bir Usagi!
-Ah sonunda Luna-P’nin gözleri eski haline döndü. Kızlaaar sizleri çok özledim aranıza dönmek harika.
-Evet Chibi-usa eski formundan hiçbir şey kaybetmediğin ortada.
-Usagiii, sen benim Mamoru’mdan uzak durman gerektiğini bir türlü öğrenemedin mi!?
-Nerden senin Mamoru’n oluyormuş o benim bir kere hem bak yüzüğüme bunun anlamını küçük yaşına rağmen biliyorsundur herhalde.
-Heeeey o kadar sevinme hala ortada benim için yapılan bir çalışma göremiyorum.
-Ne nasıl yani? Ne demek istiyorsun sen?
-Aptal Usagi hiçbir şey için emin olma demek istiyorum. İnanmıyorum patates kokusu alıyorum. Makoto-chan bende, bende istiyorum.

Chibi-usa’nın sözler her ne kadar Usagi tarafından anlaşılmasa da diğer herkes manasını bir şekilde anlamış ve kıpkırmızı suratlarıyla bu ikiliyi izlemeye kendilerini kaptırmışlardır. Chibi-usa ailesinin kendisini izlemeyi bıraktığını farkettiği an eski haline dönmüştür. Kızlar Chibi-usa’nın dönüşüyle yeniden eski günlerini anımsamış ve oldukça mutlu olmuşlardır. Usagi ise her ne kadar Chibi-usa ile birbirlerini yeseler de aslında onu ne denli özlediğinin farkındadır ve onunla yeniden bir arada olmak onu son derece mutlu etmiştir. Hep birlikte tapınağa geri dönmüşler ve Chibi-usa’nın karnını doyurma girişimlerine başlamışlardır.
-Makoto-chan gelecekte şahane bir savaşçı olduğun gibi harika yemekler yapıyorsun. Annem senin yemeklerine oldukça hayran. Geleceğe götürdüğüm yemekler için bile beni geçmişe yollamış olabilir.
-Ah Chibi-usa yemeklerimin gelecektede rağbet görmesi oldukça sevindirici.
-Chibi-usa anlat bakalım neler yapıyorsun ve geçmişte ne yapmayı planlıyorsun?
-Aslında Ami-chan gelecekte eğitimime yoğun bir şekilde devam ediyordum. Biliyorsunuz evren artık son savaştan bu yana huzur içinde. İçinde bulunduğunuz durum geleceği de etkiliyor. Ailem diplomatik işlerle fazlasıyla meşguldü ve bende eğitimin yoğunluğundan bunalmış bir haldeydim. Merkür Savaşçısı ile matematik ve fen bilimlerine ağırlık veriyor Mars Savaşçısı ile içgüdülerimizi ve dürtülerimizi kontrol etmenin çeşitli yollarını öğreniyordum. Jüpiter Savaşçısı bana nasıl daha güzel yemek yapacağımı ve nasıl savaşacağımı öğretmekle görevliydi. Tabi Venüs Savaşçısı güzel sanatlar alanında beni yetiştirmektedydi. Tüm bu alanlar arasındaki kargaşa ve prenses olmanın getirdiği zorluk beni çok yordu. Ailem herkes için güzel bir tatil organize etti; ama onlarla tatil eğitimimin tekrarı olacaktı. Ben de geçmişe dönmek için oldukça ısrar ettim. Neticesinde annem ve babam hem başbaşa kalmak için hem de ben istediğim için beni buraya yolladı.
-Chibi-usa demek güzel sanatları benden öğreniyorsun harika şarkı söylediğine eminim.
-Minako-chan sen harika bir öğretmensin aslında gelecekte hepiniz harika birer öğretmenlersiniz şanslıyım ki öğrenme yeteneğimi Mamo-chan’dan almışım.
-Hey sen dünya’ya bizi özlediğin için geldiğini biliyorum ama artık koca kız oldun istersen benim sevgilimin tepesinde gezinmeye bir son ver bu hiç hoşuma gitmiyor.
-O benim de sevgilim değil mi Mamo-chaaan
-Mamo-chaaan ya uzaklaş artık ondan hoşuma gitmiyor.
-Kızlar sakin olun kesin kavgayı ikiniz de benim için oldukça değerlisiniz bunu biliyorsunuz.
-Gördün mü aptal Usagi?
-Chibi-usa peki söyler misin sen bu dönemde kaç yaşındasın?
-Ben 14 yaşındayım ortaokul öğrencisiyim. Ailem gelmeden önce Luna-P ile anne ve babamın ve de Shingo’nun hafızasına beni yeniden yerleştirdi yani sevgili Usagi ablacım senin kızkardeşin olarak yaşamaya devam ediyorum.
-Başımın belası geri döndüğüne inanamıyorum. Pekte öyle büyük gözükmüyorsun ama neyse.
-Heeey oldukça büyük ve güzel bir bayanım en azından senin gibi ergenlik kilolarımla sorunum yok.
-Ben gayet fit biriyim bir kere!
-Yaaa evet bu yemeye hala bu kiloda kalman bile mucize
-Chibi-usaaa!

Chibi-usa ve Usagi birbirleriyle tatlı tatlı atışmanın telaşesinde vakitlerini geçirmişlerdir. Makoto’nun Rei ile tapınakta kalacağını öğrenen Chibi-usa’da Rei ile kalmakta ısrar edince dönüş yolunda bu gecelik Chibi-usa’yı orada bırakırlar.Luna ise Chibi-usa’dan gelecekteki durumları öğrenmek amacıyla geceyi onunla birlikte Rei’lerde geçireceğini dile getirir. Ami ve Minako evlerinin yollarını tutmuşlardır. En nihayetinde Mamoru ve Usagi eve dönüş yollarında başbaşa bir halde yürürler. Ellerinde ise henüz açmadıkları gelecekten gelen mektup bulunmaktadır.
-Usako sence ikimize birden gönderilen ne gibi bir mektup olabilir?
-Mamo-chan hiçbir fikrim yok ama o zarfı açmadığımız sürece fikrimizin olmayacağına da eminim.
-Usako gelecekten gelecek kötü bir haber beni korkutuyor inan.
-Mamo-chan biz birlikte olduğumuz sürece her zorluğu yenebiliriz biliyorsun.
-Usako varlığın için teşekkür ederim.
-Hadi oku bakalım mektubu gelecekteki hallerimiz bize neler söyleyecekler. Bu çok tuhaf bir durum açıkçası.

Mamoru ve Usagi
Bu mektubu gelecekteki sıfatlarınız olarak biz Kral Endymion ve Kraliçe Serenity birlikte yazıyoruz. Gelecekten geçmişe göndermeler de bulunmak sizin için ne kadar garipse inanın bizim için de bir o kadar tuhaf. Gelecek şu an yaşadığınız an kadar kesin değil bunu asla unutmayın. Şu anda sürdürdüğünüz ilişkiniz ve sevginiz bizim bu günlerimizi kalıcı kalıyor. Bizim geçmişimizi unutmadığımız gibi dileriz sizde asla geçmişinizi unutmazsınız. Unutmayın ki düşman geleceği mahfetmek amacıyla geçmişi ele geçirmeye dahi cüret edecek kadar gaddar olabilmişti. Ne garip bugünler bize bir o kadar uzak gelse de acısı bir o kadar yakın. Gelecekteki yaşantımızın güzelliğine ve mutluluğuna bakarak sizi artık hiçbir savaşın beklemediğini söylemek bizim için emin olun imkansız. Sizin varlığınız bizi şekillendirmeye devam edecek. Yaşadığınız olay ne olursa olsun birbirinizden asla vazgeçmemenizi umuyoruz. Birbirinize duyduğunuz aşk geçmişinizden aldığınız emanet geleceğinize olan borcunuzdur. Sevgili kızımız Small Lady Usagi’yi sizin yanınıza gönderiyoruz. Sizi rahatsız etmeyeceğini umuyoruz.Onun gelecekteki ailesine ihtiyacı olduğu kadar geçmişteki kadim dostlarına da bir o kadar ihtiyacı var. Geçmişimizde güvenebileceğimiz anılar bırakmak bizim için gurur verici. Gel gelelim her şey bu kadar açık değil. Size söylediğimiz gibi bizim yaşantımız sizin ellerinizde ve şu anki durgunluğa aldanıp düşmanın artık tamamen temizlendiğini söylemek bizler için imkansız. Geçmişin çok uzak anılarında belki de hepimizin unuttuğu ama tıpkı sizin şu an yaşadığınız gibi bir çok anımız olduğuna eminim. Kızımızı sizin yanınıza bu anılara ortak olması için gönderiyoruz. Geleceğinize güvenebileceğiniz gibi geçmişinize de güvenmelisiniz. Bunun içinde en derin geçmişinizi çok iyi bilmelisiniz. Usagi, Mamoru uyanışınız yakında bunun bilincinde olun. Kızımıza aslında her şeyin kılıç gibi keskin olmadığını göstermenizi istiyorum. Biliyorsunuz hayat griliklerle dolu. Biz iyilik adına çalışan insanlarız. Ömrümüzü seve seve ve gururla kötülüğü kendine pay biçmiş insanlara adadık. Biliyorsunuz varlığından kurtulduğumuz hain düşmanlarımızda oldu, yeniden aramıza kattığımız çok yakın dostumuz olan düşmanlarımızda oldu. Kötülük tek boyutlu bir kavram değil bunu kızımıza en güzel siz öğretebilirsiniz. Yaşayacaklarınız hususunda sizi daha fazla bilgilendirmek üzülerek söylüyoruz ki bizim görevimiz değil. Lakin ihtiyacınız olan tek şeyin sadece birbiriniz ve dostlarınız olduğunu asla unutmayın.Geleceğimizin daimi parlaklığı umuduyla…
Kral Endymion Kraliçe Serenity.

Mektubu defalarca okuyan Usagi ve Mamoru derin sessizliğe gömülürler ikisi de bu konu hususunda tek kelime etmez. Mamoru mektubun kendi kalıp kalmayacağını sorar. Usagi için bu bir sorun değildir. Daha sonra bu cümleleri sindirdikleri zaman bu hususta tartışmak için yeniden görüşme kararı alırlar. Mamoru tüm kafa karışıklığı içerisinde evine girmiştir. Rüyalar yeniden beynini sulandırmakta bir yandan da bu mektubun içindeki ince mesaj içini acıtmaktadır. Usagi’ye belli etmek istemese de durum oldukça açıktır. Bu mektup gelecekte bir şeyler sezinleyen kendilerinin geçmişi uyarmasından başka bir şey değildir. Mamorunun korktuğu gibi yeniden bir düşman söz konusudur. Bu durum karşısında ne yapacağını bilemeyen Mamoru sinir içerisinde bir bardak su içer ve mektubu yeniden okur. Kendisine gönderme olduğuna emin olduğu kısmı defalarca okur. Hayat griliklerden ibarettir. Kötü olup kötü kalan düşmanları olduğu gibi kötülükten geri dönen çok iyi dostları da olmuştur.Yani bir insanın sadece iyi ve kötü olması bir mucizedir. Bilim bu hususta ne derse desin ben ne kadar araştırma yaparsam yapayım bu doğruyu değiştiremeyecek miyim düşünceleri beynini defalarca kemirir. Mamoru ne olursa olsun kararlıdır. Bu konuyu her hususu göz önüne alarak halledecektir. Usagi’yi bir daha yalnız bırakmayacaktır. Son savaş onu yalnız bıraktığı her gün, geri dönüşünün ona kavuşmasının ertesi gününde eline geçen tüm o mektuplar kalbinde acısı asla hafiflemeyen derin pişmanlıklar ve üzüntüler bırakmıştır. Bunun olmasına bir daha izin vermek, onu bir daha savunmasız bırakmak ve buna kendisinin bütünüyle sebep olması tarif edilemeyecek acılarını daha da fazla katlamak olacaktır ve Mamoru buna asla izin vermeyecektir. Usagi ise odasında yalnız başına uzun geçen günün sonuçlarını düşünmektedir. Chibi-usa’nın dönüşü onu çok mutlu etmiştir. Kendisini yeniden bir aile, bir bütün gibi hissetmesini sağlamıştır. Gelecekten gelen mektup ise daha önce yaşadığı olayların birer tesadüf olmasından ziyade aslında ne denli büyük olayların habercisi olduğunun kanıtıdır. Karşılarında yeni bir düşman olduğundan emindir artık ve bu düşmanın ne için savaştığını bilmiyordur. Sevdiklerini nasıl koruyacağına dair en ufak fikri yoktur ve eski güçlerinin işe yarayıp yaramayacağına dair en ufak bir kesinlik ortada bulunmamaktadır. Mamoru’nun kendisinden daha zeki olduğu konusunda en ufak bir şüphesi yoktur. Mektupta açıkça yeni bir düşmanın yakında olduğu belirtilmiştir ve Usagi Mamorununda bunun artık farkında olduğunu tahmin etmektedir. En kısa zamanda ona olayları anlatma kararı alır. Tüm bu olumsuzlukların ve karamsarlıkların arasında Usagi’nin kalbini deli gibi attıran tek bir gerçek vardır. Geleceğinde Mamoru yanında eşi olarak bulunacaktır. Geleceklerinin tıpkı geçmişleri gibi bir olduğunu bilmek ve tüm zorlukların üstesinden bir bütün olarak geleceklerini bilmenin tadı onu mutluluk sarhoşu etmesine yetmiştir. Rei’nin tapınağında uzun bir sürenin ardından kızlarının arasında yerini alan Chibi-usa kızlar ile kaçırdığı olayları konuşmaktadır.
-Rei-chan sonunda seni tebrik ederimYuichiro-san nihayet bu adımı atabilmiş.
-Sen, sen nerden biliyorsun bunu?
-Rei-chaaaaan geleceği şekillendirenin geçmiş olduğunu bilmiyor musun yoksa? Gelecekte bundan farklı yaşamınız yok.
-Chibi-usa bana Usagi veRei’nin gelecekte de birbirlerine bu şekilde davrandıklarını mı söylüyorsun?
-Makoto-chan aslında Kraliçe ve Mars Savaşçısı kraliyet sorunları olduğunda veya kararlar alınması gerektiğinde oldukça ciddiler. İnsanlar onların nasıl zarif iki hanımefendi olduğundan bahsediyor; ama kapılar kapanıp başbaşa kaldıklarında tıpkı bugünlerde olduğu gibi atıştıklarını duyuyorum. Tabi bunu kimsenin karşısında yapmıyorlar.
-Usagiiii gelecekte bile beni sinir etmeye devam ediyorsun!
-Hey Rei-chan Usagi burada olmamasına rağmen onu özlüyorsun kabul et.
-O aptal tavşanın nesini özleyebilirim ki?
-Chibi-usa-chan bu da onların iletişim şekli. Kavga ettikleri her an birbirlerine daha fazla yakınlaşıyorlar.Hayatın nasıl gidiyor anlat bakalım ablalarına?
-Aslında hayatım oldukça sıradan burada geçirdiğim o güzel deneyimlerden sonra teorik bilgiler acayip sıkıcı ve hiç sorun olmayışı tabi sorun olsun istemiyorum ama yine de sıkıcı. Bende gelmeden önce birkaç numara yapmak istedim.
-Numara mı? Chibiusa-chan kötü bir şeyler yapmadın değil mi?
-Aslında Helios ile anlaşım Minako-chan’ın rüyalarını biraz garipleştirdik ve sana da geleceğimi önceden belli etmeye çalıştım. Gelmeden biraz heyecan yaratmak istedim. Helios Ami-chan’ın rüyalarıyla da oynamak istedi ama rüyaları o kadar teknikti ki nereden müdahale edeceğini bilemedi.
-Chibiusa-chaaan oldukça yaramaz bir geliş olmuş bu doğrusu. Bu durum Minako’nun kabuslarını açıklar. Son zamanlarda sinir olmaya başlamıştı.
-Ah ve tabi benim hissettiğim o sevimli küçük enerjiyi de. Büyüdükçe annene benzediğine inanamıyorum.
-Sizinle yeniden bir arada olmak çok güzel kızmayın ama gelecekte çok olgunsunuz.
-Seni anlayabiliyoruz bizde aramıza yeniden gelmene sevindik ayrıca Helios ile görüşüyor olmanız da oldukça hoş.
-Rüyalarımda sık sık bir araya geliyoruz .
-Yeni bir aşk mı yoksa?
-Aaaahhhhh Rei-chaaan.
-Rei-chaan istersen Chibiusa’yı daha ilk denemesinde utandırmayalım. Ama utandırmamız gereken biri olduğunu biliyorum.
-Ne kimmiş o? Makoto-chaaan yine neler dönüyor?
-Söylesene Rei bu aralar Yuichiro ile sorunlarınız mı var çok durgunsun senin için endişeleniyorum doğrusu.
-Yo yok nereden çıkardın sadece ben kendimi yorgun hissediyorum. Mevsimlerin değişmesi beni etkiliyor sanırım.
-Rei-chaan bizler senin dostunuz en ufak sorununu bizimle paylaşabilirsin emin ol birlikte çözemeyeceğimiz hiçbir şey yok.
-Makoto-chaan bunu zaten biliyorum hayatımda olduğunuz için -hatta o Usagi için bile- kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu tapınakla tek başıma ilgilenmek ve bu havalar beni yoruyor haliyle. Büyük babam varken benim de işlerim vardı ama esas sorumluluk ondaydı. Şimdi ise buranın sorumlusu benim ve bu bana beklemediğim kadar ağır geliyor.
-Rei-chan keşke bunu daha önce söyleseydin. Kızlar ile sana yardım etmeye hazırız biliyorsun.
-Teşekkür ederim Makoto-chan ama halledebileceğimden eminim sanırım alışmam gerekiyor hem Yuichiro bana bu konularda oldukça yardım ediyor. Merak etmeyin bir iki güne düzeleceğimden eminim.
-Heey Makoto-chaaan Rei-chan bağımsız ve özgür bir kadın olduğunu kanıtlamaya çalışıyor onun üzerine gitme bence.
-Chibi-usa sen nelerde biliyorsun böyle?!

Makoto ve Rei Chibiusa ile oynamaya başlarlar. Daha sonra artık herkes için uyku vakti gelmiştir. Ertesi gün Chibi-usa eve geri döner. Ikoku anne onu yeniden gördüğü için oldukça mutlu olmuştur. Kimse onun nereden geldiğini sorgulamaz Luna-P bu hususta oldukça iyi iş çıkarmıştır. Kızlar günlük işlerine devam ederken Chibi-usa’da buradaki yaşantıya adapte olmaya çalışır ve yeni okulunda ilk gününe başlar. Usagi ise okulundan eve dönüşünde uzun zamandır görmediği bir dostuyla karşılaşmıştır.
-Naaaaaaaaaru-chaaaaann!
-İnanmıyorum! Usagi-chaaaannn!
-Seni görmek ne kadar hoş Tokyo’ya döndüğünüze inanamıyorum!
-Yeni geldik bende sana uğrayacaktım böyle yolda karşılaşmak harika bir tesadüf oldu.
-Seni çok özledim Naruu hemen cafe’ye gidip konuşmalıyız.
-Şuradaki cafe’ye ne dersin?
-Harika hadi bakalım anlat.

Naru ve Usagi birbirlerini uzun zamandır görmeyen iki dost yeniden birbirlerine rastlamanın heyecanıyla bir cafe’de muhabbete başlarlar. Naru saçlarını uzatmış ve oldukça da güzelleşmiştir. Usagi Naru’nun dış görünüşü ne kadar değişirse değişsin yüzünde hala aynı sevimliliği ve alçakgönüllüğü taşıdığı için oldukça sevinçlidir. Yıllar sonra yeniden bir dosta rastlamak son zamanlarda hayatını renklendiren en önemli olay haline gelmiştir.
-Haydiiii Naru anlat artık? Umino nasıl? Neler yapıyorsunuz? Ne zaman dönüyorsunuz?
-Usaaaagiii hiç değişmemişsin seni yeniden bıraktığım gibi bulmak harika. Senin temiz kalbinin değişeceğine hiç inanmıyordum zaten.
-Naru-chan teşekkür ederim sende her zamanki iyi kalpli arkadaşımsın.
-Teşekkürler Usagi. Biliyorsun Umino ile beraber Amerika’ya eğitim için gitmiştik. Eğitimimiz hala devam ediyor. Maalesef 2 yıl daha Amerika’da kalacağız ama aile özlemine dayanamadık ve buradayız.
-Sizin adınıza çok sevindim Naru-chaan.Peki eğitiminiz nasıl gidiyor ve en önemli soru ilişkiniz nasıl gidiyor?
-Gelelim en önemli haberi Usagi-chaaan biz Umino ile evlendik!
-Neeeeeeeeeeeee!
-Yanlış duymadın evlendik!
-Nasıl oldu hemen anlatmanı bekliyorum.
-Usagi-chan harikaydı. New York’ta Central Park adında kocaman harika bir park var. Umino beni bu parka götürdü ve balonlar eşliğinde harika bir evlenme teklifi etti. Hiç beklemiyordum inan. Bende erken olduğunu düşünmüştüm başlarda ama böylesinin harika olacağını düşündük. Ailelerimizle de bu konuyu konuşmak için geldik aslında. Onlara da biraz sürpriz oldu ama çok sevindiler.
-İnanamıyorum bu harika bir haber. Uminoya da inanamıyorum evlenme teklifini etmek bu konuda karar almasından katlarca kez zor olmuştur eminim.
-Bu konuda benimde şüphelerim yok. E Usagi sen ne alemdesin bakalım?
-Biliyorsun çok güzel bir yüzüğüm var Mamoru ile de oldukça mutluyum. Ben okuyorum o ise genetik mühendisi. Bu aralar yine yoğun bilimsel deneyleri var.
-Sizinde evleneceğinize eminim. Birbirine oldukça yakışan bir çiftsiniz.
-Teşekkür ederim Naru. Bunu senden duymak harikaydı.
-Usagi diğer arkadaşların neler yapıyorlar bakalım?

İki yakın dostun sohbeti uzun uzadıya devam etti. Gün akşama varıp hava karardığında saatin ne çabuk geçtiğini ancak farkettiler. Naru fazla kalamayacağını ama yeniden görüşmek istediğini söyledi Usagi ise yeniden kesinlikle görüşmeleri gerektiğini söyledi. Birbirlerine sıkıcı sarılıp ayrıldılar. Usagi Mamoru’dan gelen mesaj üzerine Crawn Cafe’nin yolunu tuttu. Konuşmaları gerektiğini biliyordu. Cafe’ye vardığında ise Mamoru’yu onu beklerken buldu.
-Mamoooo-chaaaannn!
-Usako.
-Seni görmek harika.
-Seni görmekte öyle Usako. Hoş geldin.
-Günün nasıldı Mamo-chan.
-Teşekkür ederim iyi sayılabilir. Sen neler yaptın.
-Sana inanamayacağın haberlerim var. Naru ve Umino evlenmişler.
-Sahi mi? Onlar adına oldukça sevindim. Onların Amerika’da olduğunu sanıyordum.
-Öyleler buraya sadece ailelerini ziyarete gelmişler. Kısa süre sonra yeniden dönecekler. Evlenmeleri ne kadar hoş değil mi?
-Biraz erken olmuş aslında ama birbirlerini seviyorlardı onlar adına sevindim.
-Mamochan aşkın zamanı var mıdır?
-Usako bu ne biçim soru aşkın boyutu yoktur. Benim sana duyduğum aşkın yok.
-Mamooo-chaan…. Peki biz neden evlenmiyoruz?
-Öhhhhmhmhmh! Şey ben bilmiyorum sen okuyorsun sanırım bu yüzden evlenmiyoruz.
-Okulumun evliliğe engel olduğunu düşünmüyorum.
-Usako benimle evlenmek istiyor musun?
-Seninle seve seve evlenirim Mamo-chan ama babamın bunu nasıl karşılayacağını bilmiyorum. Bilyorsun çıkmamız hususuna bile daha yeni yeni alıştı.
-Zamanı geldiğinde o halde…
-Zamanı geldiğinde benimle evleneceksin Mamoru-chan…
-Zamanı geldiğinde seninle evlenmek benim için onurdur Usagi-san.
-Mamooo-chaaan!
-Usako. Seninle konuşmamız gereken bazı şeyler var biliyorsun.
-Evet haklısın ben nereden başlayacağımı bilmiyorum.
-Usako bu mektubun sadece bize yazılmasının bir amacı olmalı. Kraliçe ve Kral bu bilgiyi sadece bizimle paylaştı. Belki de ikimizin halletmesi gereken bir sorun vardır.
-Aslında var?
-Usako neden bahsediyorsun? Şunu anlatır mısın?

Usagi artık Mamoru ile de her şeyi paylaşmaya hazırdır. Onun hayatı kendisinin hayatıdır. Düşmanla tek başına savaşmaktan elbette ki korkmaz ama çevresinde Şövalyesi’nin olduğunu bilmek onunla birlikte olmak içindeki her şeyi çözüme kavuşturan bir yol gibidir. Sanki her şeyin çözümü ortadaymış o çözüme bir adım kalmış gibi bir mutluluk hissi kaplar içini. Bir yandan da onu bu gerçeklere sürüklemenin verdiği acı vardır içinde. Kendisine zarar gelmesinden bu denli korkan bir adama tehlikenin gerçekten var olduğunu söylemek oldukça tehlikeli gözükmektedir. Yine de her şeyi göze alır ve tüm yaşananları bir bir anlatır Mamoru’ya.
-Bunu benden gizlediğine inanamıyorum Usako.
-Mamo-chan senden gizlemek istemedim sadece tehlikeli bir durum gibi gelmedi.
-Üzgünüm Usako. Daha dikkatli olmalıydım. Seni bu tehlikenin içine bırakmamalıydım.
-Mamo-chan bu olaylarda senin suçun yok, benim de yok. Hiçbirimizin suçu yok.
-Biliyorum Usako ama yine de tehlikenin yine sana bu kadar yakın olması hiç hoşuma gitmiyor. Seni kaybetmek istemiyorum.
-Mamo-chaan beni asla kaybetmeyeceksin. Seni seviyorum.
-Usako! Usako aslında benimde seninle paylaşmam gereken bir olay var.
-Tabi Mamo-chan dinliyorum.
-Ben de rüyalarımda olaylar görüyorum. Geçmişten bir anı gibi ama karanlık ve puslu. Bir kız bana doğru neşeyle geliyor ve bir mektup bırakıyor. Olayları kendim yaşar gibi görüyorum. İçim heyecan dolu mektubu okuyorum.Senin yazdığın bir mektup kalbimi yerle bir ediyor. Görüşmemize engel olan olaylardan bahsediyor ve bir balo olduğunu mutlaka gelmem gerektiğini söylüyor. Bana bu mektubu tam seçemediğim kız getiriyor olmalı ve o kız kötü biri değil içimde ona karşı büyük bir minnet duygusu oluşuyor. Sonra bir ses bana uyanmamı söylüyor.Bu rüyayı defalarca kez gördüm tekrar ve tekrar.
-Mamo-chan bundan bana bahsetmeliydin.
-Endişelenmeni istemedim Usako.
-Ne olursa olsun üstesinden geleceğiz.Biliyorsun.
-Varlığının benimle olması minik tavşan tüm sorunları görünmez kılıyor. Görünen o ki bir düşmanımız var.
-Niyetini bilemediğimiz bir düşman.

Mamoru ve Usagi birbirlerinden sakladıkları sırları bir bir ortaya dökmenin verdiği rahatlıkla sohbetlerine devam ederler. Her ikisi de içlerindeki sıkıntıyı paylaşmanın verdiği rahatlama hissine kapılmıştır. Sohbetleri devam ederken USagi çok uzaktan gelen bir çığlık duyar ve bu ses oldukça tanıdık birine aittir.Uzaklarda bir yerde Naru’nun başı bir gölge tarafından belaya girmiştir.
-Demek Amerika’lı güzel sensin. Ne kadar şanslı olduğunun bilincinde olan bir kız. Dünya’nın tüm güzelliklerini görmek isteyen bir kalp. Masum ve alçak gönüllü bakışlar. Sonsuzluğu kalbinde senden daha iyi kim taşıyabilir. Sun bana kalbini…
-Mamoru bir şeyler oluyor. Çığlık duyuyorum. Düşman yeniden saldırıda gitmeliyiz.
-Seninleyim Usako!
-Moon Eternal Power Make up.

Usagi duyduğu çığlık karşısında dönüşüm geçirir ve Ay savaşçısı formunu alır. Mamoru’da ona Smokinli Şövalye olarak eşlik eder. Birlikte Naru’nun bulunduğu alana giderler. Naru önünde kırmızı sonsuzluk işareti ile yatmaktadır. Usagi bir süreliğine gelen arkadaşının güzel vaktinin heba eden bu düşmana oldukça kızmıştır. Smokinli Şövalye ise ani bir atakla gölgenin pelerinine doğru bir gül savurur. Gölgenin bir an serzenişte bulunduğunu fark ederler lakin gölge ortadan kaybolmuştur.
-Bunun yeniden olduğuna inanamıyorum.Naru-chan’a yardım etmeliyiz.
-Haklısın çok garip ona saldırmama rağmen karşılık vermedi.
-Daha önceki seferde de böyle olmuştu.
-Anlaşılan düşmanımız bir şey arıyor. Aradığını bulamayınca uzatmak yerine ortadan kayboluyor.
-Ama ne arıyor önemli olan bu ve bu cevaba bizim nasıl ulaşacağımız. Mamochan korkuyorum ama sen yanımdayken korkmak istemiyorum.
-Korkma! Seni ne pahasına olursa olsun koruyacağım Usako.

8.Bölüm Sonu


he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 28 Ekm 2011 22:45
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): chopinetto

chopinetto
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Kayıt: 16 Ekm 2011
Mesajlar: 166
Teşekkür: 20

Durumu: Çevrimdışı

Persephone'nin Rüyası FİNAL Konu: Yanıt: Persephone'nin Rüyası <8.Bölüm> Alıntıyla Cevap Gönder
mamo-usa sahnelerine bayılıyorum... gene güzel gene güzel! Gülücük Dağıtıyor
bu hafta o kadar yoğundum ki yazamadım...ki fikir tıkanıklığı yaşıyorum bir yardımcı yazar bulmak istiyorum ama hiç talip olan yok ühüüü Hüzünlü

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 28 Ekm 2011 23:09
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 6, 7, 8, Sonraki
1. sayfa (Toplam 8 sayfa) [ 110 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız