Arama sonucunda 240 uyan sonuç bulundu
YazarMesaj
gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 23 Eyl 2011 1:03 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
arkadaşlar elimde olmayan sebeplerden dolayı ihmal etmek durumunda kaldım başımızda cenaze olayı vardı 1 hafta rapor alıp memlekete gitmek zorunda kaldım düşündüğünüzü iyi biliyorum söylemeseniz de eminim çünkü bende size aynı şekilde değer veriyorum dualarınızı ve desteğinizi istiyorum yalnızca kendinize çok iyi bakın hepinizi öpüyorum



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 10 Eyl 2011 23:43 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
Yakalandın :caveman: uuuuuuuuuuuuuu dedektifimmm:))))))))))



Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
bezgin

Cevaplar: 587
Görüntüleme: 52029



Forum: Sailor Moon Fan Fictions · Tarih: 10 Eyl 2011 23:41 · Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
içimde garip bir hüzün vardı herkes çok mutlu ya sanki sonlandıracakmışsın gibi hissediyordum lütfen içimdeki ses sadece bana ekşın yaşatmak için konuşuyor olsun dedim hüznünü beraber yaşadık bu hikayenin mutluluğunu da beraber yaşayalım dedim ki istediğim cevabı gördüm:) başlasııın başlasın maceramııızzz :lol:



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 10 Eyl 2011 23:34 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
damlacığım, harukacığım, jancığım, tangelciğim adını sayamadığım her destekçim sizler olmasanız çoktan bitmişti bu hikaye malum okullar açılacak ve seminer dolayısıyla görev yerine döndüm urfadan yazıyorum sizlere fikirlerinizi ve isimlerinizi unutmadım hikayeye ekliyorum her defasında yeni bölümü günlük tempom hafiflediğinde ekleyeceğim ara ara net sorunum olmasa daha iyi olacak:( yorumlarınızı her okuduğumda yüzümde kocaman bir tebessümle dolaşıyorum hatta bazen damlada olduğu gibi kahkahaya boğuluyorum hayatımın en güzel renklerisiniz sizi hayal kırıklığına uğratmak benim için en büyük üzüntü olur bu nedenle kesmeyeceğimden emin olabilirsiniz yalnızca çok sık gönderemiyorum kusuruma bakmayın hepinizi çoook çoook öpüyorum kendinize çok iyi bakın :oops:



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 10 Eyl 2011 23:23 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
""Arsız görümce "" :lol2: :lol2: :lol2: Dönüşün muhteşem olacaktı biliyordum :one18: Bayıldım, çok güzel ilerliyosun tebrikler. Bu hikaye bitse bile yenilerine başlaman dileğiyle. Bükemediğim eli öperim :one06: Solladın artık bizi :one22: Bi daha da fanfic işine girmem arkadaş... Saygılar :one18: estağfurullah senin güneşinin yanında benimki cılız bir lambadır ayrıca benm ruhum seninkinin önünde diz çöker tövbe ister falan filan :))) senin desteğin olmasa zor yürütürdüm çok teşekkür ederim herşey için var gücümle yazmaya devam edeceğim:)))



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Ağu 2011 23:16 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
kesinlikle harikulade bi bölümdü.. Ergen Melek :D her ne kadar o gördüğü turuncu şeyin melek oldugunu düşünmek istemesem de o şey melek değil mi? Göz yanılsaması felan değil.. Her neyse yeni bölümü heyecanla bekliyorum.. Mehmetten haberleri de :oops: Bi de Gökhan benm olabilir mi demiştim, cevap gelmemiş.. Olabilir mii :oops: ? unutmuşum cevap vermeyi canım:) tabiiki olur hikayenin ilerleyen zamanlarında gelecek mehmet yeniden:) bana tip yazarsan sevinirim adını ben koyuyorum:)))



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Ağu 2011 22:44 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
-tatile çıkmak istiyorsun ve de yalnız başına öyle mi? Annem bağırarak cümlemi tekrar ettiğinde başımı öne eğip "bunun nesi tuhaf" diye inledim. Harir teyze annemin sesinden ürken bebeğini pışpışlarken anneme telkin edici sözler bulmaya çalışıyordu. -bir hafta önce okulu bırakmak istediğini söylüyor şimdi tek başına tatile gitmek istiyor ben bu kızla ne yapacağım böyle *baş yukarıda cevap bekliyormuşçasına beklenti dolu bakışlar göğe kaldırılmış* Mutfakta annemle Harir teyzeyi bırakarak odama geçtim. Radyo açıp şarkı dinlemeye başladım. -Melek, melek, melek, malak, melek... Salak Miraç! Pencereden baktığımda asma altına oturmuş el sallayan Miraç ı gördüm. -ne var! -menopoz teyze hallerini bıraksan da normale dönsen diyorum. Hem sana arşivimden altı ciltlik mini bir ansiklopedi getirdim. Sürekli kütüphaneye gitmek zorunda kalmazsın artık. -seni ilgilendirmez beni rahat bırak. Pencereyi kapatıp yatağıma girdim. Dün gece yeteri kadar yorulmuştum. Bugün canım ne dışarı çıkmak istiyor ne de birileriyle konuşmak istiyordu. Gün boyu ayna karşısına geçip sivilce sıkmaya bile razıydım. Anneme sözde tatilime izin vermedi diye kızmamıştım. Ya da Miraçı Harir teyzenin kızı ile elele gördüğüm için sinirlenmemiştim evet kesinlikle bana söylemeliydi ama yine de sinirlenmemiştim ama bu güzel bir bahane olmuştu. Uzun süre yalnız kalabileceğim ve kafa dinleyebileceğim bir bahanem vardı artık "sevgilin vardı ve benden sakladın miraç" küsmem için yeterli olmuştu. Aklıma geldiğinde yine güldüm. Bana uzun süreli ziyaretlerinin sebebinin ben olduğumu düşünürken aslında duygusal bir arkadaşlık yapması beni rahatlatmıştı. Demek ki Miraç beni bunalımda gördüğü için ziyaret etmiyordu. Ona normal görünüyordum. O gün kantine gitme bahanesiyle yanımızdan ayrılan miraç benim kalemliğimi unutma ihtimalini göz ardı ederek sevgilisiyle (üstelik benim komşum) benim sınıfımda buluşma sözü vermişti. El ele göz göze dedikleri zaman bu olmalı diye düşündüm kendi kendime. Bizim üçkağıtçı miraç bildiğin baygın baygın bakıyor kızın elini incitecekmiş gibi elini üzerine koymuş sırıtıyordu. Ada nın balköpüğü rengindeki saçları öne dökülmüş gözlerini saklıyor Miraçın bakışlarına başını eğerek cevap verebiliyordu. Miraç dış dünyadan habersiz gibi görünüyordu. Beni kapıda ağzım açık onlara doğru bakarken bile fark edememiş ada elini çektiği için önce ona bakıp sonra beni fark etmişti. Üçümüz yarım dakika öylece bakakaldık. Beynimdeki taşlar yerine oturur oturmaz sert bir şekilde kapıyı kapatıp koşarak koridoru geçtim. İçimden kıs kıs gülsem de ciddi duruşumu muhafaza ediyor Miraçı soran Samiye "ben eve gidiyorum sonra görüşürüz" diyerek kendimi tutmaya çalışıyordum. Her ne kadar beraber büyümüş olsanız da her anını her halini bilseniz de bir insanın aşık olması apayrı oluyormuş bunu öğrendim. Kaçamak bakışlar şiir gibi konuşmalar bir de "ben artık büyüğüm" havaları. En odun insanı bile yumuşatabiliyormuş aşk. Ada utanarak bakıyor bana biraz hüzünlü. Kimse bilmiyor sadece o miraç ve ben. Başlarda söyleyeceğimden korksa da kimseye tek laf etmedim. Harir teyzenin çok fazla tepki vermeyeceğini düşünüyorum. Çok sakin ve sevecen. Öğretmenlikten kalma meziyetler sanırım. Anneme bakarak tutumunun çok daha iyi olacağını söyleyebilirim. Ada daha kendi halinde içine kapanık gibi görünür. Çok sakin ve de tatlı bir kız. Daha önce nasıl fark edemedim hala şaşırıyorum. Kendi meseleme öyle dalmışım ki gözümün önünde olan şeylerden haberim yok sanki. Biraz arsız görümce kıvamında durduğumu biliyorum ama şimdilik böyle olması en iyisi. Yoksa miraç bana nefes dahi aldırmaz. Sevgilisini görebilmek için evden çıkmaz. Yalnız kalabilmek için küstüğümü bilse çok daha kötü olacağı kesin. Annem sinirli bir şekilde odama girip telefonu uzattı. -alo? -gelebilir miyim? -Emin... -evet ya da hayır de. Çok kötü bir numara yapıyordu. Hayır diyemeyeceğimi biliyordu. Aklıma bir fikir geldi. -eşofman giy. Yarım saat sonra gelmişti. Bahçe kapısında karşılayıp spor yapmak istediğimi söyledim. Spora bayılırdı emin. Mükemmel futbol oynar çok iyi koşar yeni teknikleri ya da spor türlerini denerdi. Tam tabiriyle zeki çevik ve ahlaklıydı. Korkutlu sınırlarını aşabilseydi eğer… Beraber spor yapma fikri hoşuma gitmişti. İki saat sonunda tükendiğimde emin hala enerjikti. Kaldırıma oturup dizlerimi ovarken benimle hiç konuşmadığını fark ettim. Kocaman kahverengi gözleri kısıldı gülümserken. Nefesi bile gayet normaldi. Boşuna spor yapalım demiştim. Emin her zaman düşünceliydi. Ses duymak istemediğimi biliyordu. Onunlayken daha çok yalnız gibi olabiliyordum. Sanki tek başıma koşmuşum sanki yolda tamamen yalnızmışım gibi... Beni eve bıraktığında "yarın yine aynı saatte" dedim. "harika" diyerek omzuma vurdu. Babam balkonda kahvesini içerken annem yanında sinirli sinirli bana bakıyordu. tatil merakımdan bahsetmiş olacak ki babam beni yanına çağırdı. -duş almadan önce konuşmak istediğim bir konu var. -tatil matil istemiyorum. -konu bu değil. Daha önemli ne olabilirdi ki. Gerçektende istemiyordum sadece annemi farklı ve imkansız bir istekle meşgul etmek istemiştim hepsi bu. -dinliyorum. -dünkü aileler toplantısında uyuyakaldın. -çok yorgundum üzgünüm. -bu son üç seferdir böyle oluyor. Seni daha fazla uyarmak istemiyorum. Yaptığın şey... -saygısızlık biliyorum. -o halde kendine çeki düzen ver. Yüzündeki damarları görebiliyordum. Elini yumruk yapıp sıkması fincanı tutuşu kendini sıktığı çok belliydi. Babamı ilk defa bu kadar sinirli görüyordum. Başıma şakaklarımdan bir ağrı yükseliyordu. Çenemin titrediğini hissediyordum. Ağlama işaretiydi fakat ağlamak için daha dramatik bir olay beklemek istiyordum. Banyodaki hamamböceğini görüp terlikle öldürdüğümde yeterince dram yaşamıştım. Oturup hıçkıra hıçkıra ağladım. Ergenlikle ilgili çok sayıda kitap okudum. Belirtilerini dönemlerini ve süreçlerini çok iyi biliyorum. Kendimdeki bu dönemlerinde ergenlikle alakalı olduğunu düşünüyorum. Fakat diğerlerine baktığımda yaş gurubumuz hemen hemen aynı olmasına rağmen sanki aralarında sadece ben ergenliğimi yaşıyorum. bu durumdan özellikle çok fazla rahatsızım. Hele bir de bulunduğum durumun belli edilmesi veya imalı tavırlar beklentili bakışlar beni hem kendimden hem de çevreden soğutuyor. Yalnız kalarak kendimi tanımaya çalışıyorum. Bir biçime uydurmaya çalışıyorum kendimi. Öyle ki en kötü şey insanın kendi kendine yabancı olması. bir aşk bile öyle kötü bir hale getirdi ki beni herhangi bir değişik his hayatımı tamamen alt üst edebiliyor. Öncelikle bunu fark ettim. Zayıf yönlerimi bulmaya çalışıyorum. ya da güçlü yönlerimi. Çok sinirlendiğim bir olaya neden ertesi gün sakince yaklaşıyorum ya da kırmızı bluzum en sevdiğimken neden ertesi gün kesip çanta yapmaya çalışıyorum. Zamanla düzeleceğime inanırken neden bazen ömür boyu aynı ruh halinde kalacağımı düşünüyorum. Zaman zaman tüm soruların cevabı zamanla. Belki aynamdaki yansımayı da açıklar zaman. Yastığın öbür yüzünü çevirip yeniden uyumaya çalışıyorum. bugün pazartesi iyi ol Sami iyi ol.... Annem çığlıklarımı duymuş olmalıydı ki ben aynaya bakarken odamın kapısının açıldığını fark ettim. Yeniden ürpererek dikkatlice baktığımda onun arkasında babam olduğunu gördüm. Açıklama yapmamı bekliyor gibi görünüyorlardı. Rüya gördüğümü söyleyip yatağa doğru yürüdüm. Kapıyı çektikleri anda yeniden ayna karşısına geçtim. Uyumuyordum. Rüya değildi. Adım kadar emindim ki gerçekti. Altıncı kez yeniden kendimi aynada turuncu yünlü bir canavar olarak görmüştüm. Göz yanılsaması olsa diğer gecelerde de aynı şekilde görmezdim. Kimseye bahsedemeyeceğim bu görüntü sadece akıl sağlığımla ilgili sorunum olduğunu düşündürürdü. Yeniden ilgi çekmek istediğim en son şeydi. Kendimce bir cevap bulana kadar bu görüntüyü kendimden bile gizleyecektim. Kalkıp aynayı örttükten sonra yeniden uyumaya başladım.



Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
bezgin

Cevaplar: 587
Görüntüleme: 52029



Forum: Sailor Moon Fan Fictions · Tarih: 11 Ağu 2011 18:25 · Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
aradığınız bezgin şu anda halay çekiyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz :lol: teşekkür ederim ya sonunda kavuşmuşlar acayip mutlu oldum yeniden okuyup yorum yapmanın mutluluğu da eklendi tabi özlemişim buraları yaw:)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 11 Ağu 2011 18:14 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
çok duygulandım ama ben yaaa :cry: hikayeden çok yorumlar daha güzel geliyor bana uzun zaman yazamadım biliyorum bakmaya bile fırsatım olmuyordu takip ettiğim hikayeleri bile okuyamadım çok üzgünüm yarın en geç 2 güne kadar hikayenin yeni bölümü elinizde olacak çok teşekkür ederim unutmadığınız için hepinizi çok seviyor ve de öpüyorum :D



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 03 May 2011 23:37 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
özürlerimi iletip, hemen yeni bölümü gönderiyorum:))) melek ile devam ediyoruz:))) desteğiniz için çoook teşekkür ederim hepinize birdeeen:))) Perşembe gecesi dört çift göz üzerime çevrilmiş bir şekilde Gökhanların balkonunda oturuyordum. Uzun süren sakinliğimin ve farklılığımın sebebini çözmeye çalışan arkadaşlarım merakla söyleyeceğim sözleri bekliyorlardı. Ne yazık ki benim kelime haznem yaşadığım buhranı anlatmaya yetmezdi. Sadece oturup rüzgarın bedenimde hissettirdiği ürpertileri düşünmek ve ağaçların karanlıkta dans edişini izlemek istiyordum. Rüzgar sesi kimi zaman kabuslardan çıkagelmiş gibi düşündürse de şuan istediğim tek ses buydu. Ve tıpkı gece gibi zihnimin de karanlık olmasını istiyordum. Öyle karanlık olmalıydı ki mavi renk bile solmalıydı. “titriyorsun” dedi Sami beni düşüncelerimden sıyıran boğuk bir sesle. İncelediğimde gülümsedim. “titreyen sensin üşüdün mü?” dedim şefkatle. Soğuktan kızarmış yanaklarını büzüştürerek gülümsedi. “içimizde en kilolu sensin yine de en çok sen üşüyorsun” dedi miraç, samiye bir battaniye daha vererek. “üşümenin kiloyla alakası yoktur kansızım ben” Gökhan ile Emin de tartışmaya katılınca gözler beni bırakıp sami ile miraç ın atışmasına yönelmişti. Yeniden düşüncelerime dönmüştüm. Beynimde yankılanan onlarca aforizmayı görmezden gelip kafamın içini felç etmek istiyordum. Gökhan kahvemi uzattığında vicdan azabı duydum. Elleri buz gibiydi. Diğerleri de bu soğuk zamanda balkonda oturmak istediğim için peşimden gelmişlerdi. Son zamanlarda ben yapmak istediğim için pek çok saçma şeyi kabul etmişler ve neden sormamışlardı. Buz gibi havuza başımı soktuğumda sebep sormamışlardı. Gece yağmurda yürüyüş yapmak istediğimde peşimden gelmiş, sebep sormamışlardı ve evin önündeki güzelim dut ağacına baltayı vurduğumda yine kimseden ses çıkmamıştı. Hatta gelip odun haline getirmeme yardım etmişlerdi. Üşüdüğümü söyleyip içeri geçtim. Rahatlama ifadelerini görebiliyordum. Sobanın etrafında daire olmaları komik görünse de onları bu hale getirdiğim için üzülmüştüm. Bendeki değişiklikler gibi Sami ve miraçta da değişiklikler vardı. Miraç bize daha sık gelip gitmeye başlamıştı. Ve ne zaman gelse balkonda oturmak istiyor ya da babamın pencereye dönük koltuğuna geçiyordu. Sohbet konumuz ise hep evin dışarıdan görünen yerleriydi. Sokakta oynayan çocuklar, bahçedeki ağaçlar, göç eden kuşlar, karşı dağ eteklerine yerleşmiş köyler… Genellikle sustuğum için kendi anlatıyor ve köylerin ağaçsızlığından yakınırken bile kıs kıs gülüyordu. Gülümsemelerini zor bastırıyor olsa da arada gördüğümde bakışımdan anlıyor ve kendini toparlıyordu. Sami ise yerinde duramıyordu. Okulda yanımızdan kalkıp çevrede geziniyor, bazen birini arar gibi duruşundan bekçilik ile normal hayatı karıştırdığını düşünüyordum. Sanki her an tetikte gibi etrafına bakınıyor başını ellerinin arasına alıp iki parmağıyla burun kemiğine bastırıyordu. Şiddetli bir baş ağrısı çekiyor gibi... Gökhan her zamanki gibi popülerliğinden taviz vermiyordu. Gün geçtikçe daha anlamlı bakan yeşil gözleri ve yüzündeki çocuksu ifadenin gidip sert bir çehrenin gelişi onu daha hoş daha yakışıklı olmaya başlamıştı. Bayan hocaların bile yanından geçerken nefes tuttuğunu duyabiliyordum. Okuldaki saç modası da ona göre şekillenmeye başlamıştı fakat kimse onun gibi beceremiyordu. Emin ise her zamanki gibi gördüğüm en sevimli en cana yakın kişi. Yanımda artık çok konuşmamaya özen gösteriyor sadece oturup baktığım yere gözlerini çeviriyordu. Sorunlarımı çözmemi beklediğini ve bana zaman tanıdığını biliyordum. Ama yalnız da bırakmak istemiyordu. Nerde olursam olayım bir şekilde yanımda bitiyor iri kahverengi gözlerini benden uzaklaştırıp başka şeyler düşünüyor gibi oturuyordu. Yalnız olacaksam da onların yanında yalnız kalmalıydım. Yalnızlığımı bile belirli ölçülere göre yaşamam kaderim gibi görünüyordu.



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 08 Nis 2011 16:02 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
canlarım ya ben sizi yarı yolda bırakır mıyım :cry: hiç 23 nisan çalışmaları mahvetti beni kendi sınıfım yetmediği gibi onları çalıştırmamı isteyen ortaokulları kıramadım(hayır diyememe hastalığından muzdaribim:((() toplam 3 sınıf çalıştırıyorum :o inanın yazacak halim kalmıyor ama en yakın zamanda dönecem şu günleri bi atlatayım da bende merakla bekliyorum kendinize çoook iyi bakın öptümmm :cry:



Sailor Moon Anime Bölüm Tanıtımları
bezgin

Cevaplar: 573
Görüntüleme: 200650



Forum: Site için Çalışmalarınız · Tarih: 18 Mar 2011 3:21 · Konu: Yanıt: Sailor Moon Anime Bölüm Tanıtımları
valla bravo süpersiniz hepinize çook teşekkür ederim:)



Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
bezgin

Cevaplar: 587
Görüntüleme: 52029



Forum: Sailor Moon Fan Fictions · Tarih: 18 Mar 2011 2:39 · Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
ya sanki olaylar gerçek ben burda usakonun günlüğünü okuyorum ya okurken hayalle gerçeği karıştırıyorum (babanneme döndüm :twisted: ) yalnız çok nadir olur bende jancığım tırsıyorum yani :lol: misal, pis mamooo kız burda stres üzüntü yaşıyor tamam güzel şeyler yaşıyor olgunlaşıyor falan da ama sevdiklerinden uzak yaaa sen bi mektupla sıyırabileceğini mi sandınn demişliğim vardır :) eline kuvvet bacım diyorum ve unutma takipteyim:)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 18 Mar 2011 2:26 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
sizin abla diyen dillerinizi yeeerim yeeerim ben :D ayy çok mutlu oldum yaaa yeni okuyanlar var inşallah usandırmam sizi valla elimden geleni yapıyorum canlarım ama çoluk çocuk derken zaman geçiyor yoruluyorum Allahtan işim zevkli yoksa ne yapardım bilmem neyse uzatmadan hemmmen yeni bölüm koyuyorum :) pazartesi... saniyelerin en değerli olduğu zamanlar pazartesi sabahıdır. uyanmak için saate bakıp saniyenin tam 12 nin üzerine gelmesini beklersin ve kollarınla büyük bir çaba sarf ederek yorganı üzerinden atıp kendini yatağın sıcaklığından kurtarırsın. anne baba ve yeni uyanıp dırdıra başlayan kardeşler kahvaltı masasına oturmuştu bile. hava durumu hakkında birbirimizi bilgilendirdikten sonra masadan kalkıp okullarımıza dağıldık. gamze henüz uyanamamış olacak ki karşıdan geldiği halde beni farketmeden ilerliyordu. tüm yorgunluğu sırasında kıyafet uyumunu nasıl ayarlıyor ya da makyajı nasıl yapabiliyor diye şaşırırdım. esmer, orta boylu, toplu, yuvarlak yüz hatları olan büyük iri gözlere sahip tuhaf biz kızdı gamze.kendini daha çok göbekli olarak tanımlardı. birbirimize olan sevgimizi ya da dostluğumuzun boyutunu pek çok kez konuşmamıza rağmen adını koyamamıştık. dost kelimesi yetersizdi ve konuşmadan dahi birbirinin düşüncesini bilen iki insan için dost basitti. bana her zaman fazla duygusal olduğumu ve ergen gibi hareket ettiğimi söylemesine rağmen beni cesaretli bulurdu ve biliyordum ki üzülmekten ya da incinmekten ölesiye korkan bu nedenle etrafına dost olarak pek az kişiyi kabul edip gerideki herkesle arkadaş ilişkisini koruyan birisiydi. özel denlien bir hayatı olmazdı, olamazdı. erkeklere karşı her zaman bunu belli eder daha sonra kendi stratejisini kullanarak karşısındakinin ona kadın olarak bakmamasını sağlardı. bu nedenle kendini korurdu. başarıyorduda. hoş bir kız olmasına rağmen onun güzelliği ya da çirkinliği hakkında düşünmezdiniz. o sadece gamzeydi. ağlamaktan nefret eder bu nedenle kahkahayla içindeki tüm siniri ya da hüzünü boşaltmaya çalışırdı. gülmeyi kendine adet edinmesi bazen gülünmeyecek bir olayda bile kahkaha atabilmesi başlarda gıcık olsam da anlayabildiğim bir durumdu. zayıf görünmek ya da kendi duygularını belli edici bir olayı toplum önünde yaşamak ona göre değildi. kendisine bile ne hissettiğini sormazdı: -melankolizm aptallar içindir. kişi kendinin palyaçosu olmalı. insanlar için değil kendim için eğleniyorum. hal böyleyken çevresi hiç boş kalmazdı. enerjisinden dolayı en alakasız insanlar bile "kanka" yakıştırması yapmışlar ve lakabı böyle kalmıştı. arada unutup bana bu kelimeyi kullandığında bakışımdan anlar "özür dilerim" derdi. konuşacak lafı bitmez en bilinmedik şeylerde bile yorum yapardı. daha önceleri başka bir zamandan gelmiş gibi konuşurken insanlarla kaynaştıkça zamanla sıradan konuşmalarda da kendini gösterir oldu. yanıma yaklaşınca yine enerjik halini gösterip konuşmaya başladı. -bil bakalım kaç saat uyudum. -3 olabilir mi -bilemedin 2 -çok kızıyorum sana saat 4 e kadar ışığın açıktı. alıştır artık kendini ilerde zorlanırsın -diyene bak. sen de uyumamışsın nerden biliyorsun o saate kadar ışığın açık olduğunu -her lafa da cevabın var bozulduğumu hissedince her zamanki gibi koluma girip dişlerini göstererek gülmeye başladı. -hadi otobüs geldi tıklım tıklım dolu olmasına rağmen şoförler ve muavinler neden bir boşluk hisseder hiç anlayamam. fakat bizimkiler artık otobüs literatürüne yeni terimler koymaya başlamışlardı -vallahi boş -yeminle boş -gerçekten boş öfleye püfleye gittiğimiz üniversite yolu hayatımızın en trajikomik dakikaları olmuştur. yolculukta edilen sohbetler, hiç tanımadığınız insanlarla sürekli fiziksel temas hali ve aynı zamanda inecek olan yolcunun tüm yolcuları harekete geçirmesi... gerçi bir anlamda gamzeye fayda sağlayabiliyor. pür dikkat izliyor etrafındakileri ve her bir insandan saçma sapan sözleri bulup yeni mottolar yapıp çevreye tanıtıyor. sadece bu sözlerden bile fıkra gibi dialoglar oluşturulabilir. yolcuların muhabbetleri ve şikayet tarzları hemen hemen aynıdır fakat yaratıcı fikirlere sahip bireyler hemen dikkat çeker. -ayağımı paspas olarak kullanabilirsiz artık hissetmiyorum iyen gençlik -bari kek falan verseler iller arası otobüs gibi gidiyoruz, diyen teyzeler e haklılarda tüm duraklarda beklenince 1 saati buluyor. -gelecek olan yolcunun başımızın üstünde yeri var bi orası boş kaldı ve gamze -hazır göbekte varken hamileyim desem mi? otobüs yolcululuğu tüm sıkıntısına rağmen keyiflidir. zaten tüm eğlenceyi sen yaparsın. hayatın neresinde olursa olsun kendi kendine eğlenemiyorsan sadece nefes alıyorsun demektir. yaşadığın her anı güzelleştirmeli ve her olayda tebessüm edebilmelisin. her ne kadar yapamasam da en azından bunları düşünebilmek bile bir başlangıç sayılabilir.



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 21847



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 08 Mar 2011 0:22 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
jancım iyiki varsın ya sen olmasan ne yapaprım ben *-* sen olmasan bu bölüm kimdendi anlayamıyacaktım :D (insanın jetonu köşeli olmasın erkek olduğunu anlamıştımda aklıma miraç gelmişti :redface2: sonra bu miraç olamaz dedim mehmet çıktı :twisted: keşke miraç olsaydı :one11: miraçtanda bir bölüm isityorum ben :one34: ) melekte en son canavarların elindeydi dimi? unutmuşum ben :o aklım fikrim derslerde pis sınavlar yaklaştılar :anger2: sanki başka işleri güçleri yok :/ gerçi bi kursta çalıştığım var ama o bile kafamı meşgul ediyo her boş kaldığımda fen tekrarı yaparken buluyorum kendimi:twisted: onun dışında güzel bi bölümdü Gamze'yi kendime benzettim :mosking: bende film izlerken çok konuşuyorum :one13: sonra bana kızıyolar filmi izleyemiyoruz diye :one13: bi sinemada susuyorum ondada o sessizlikte konuşulmayacağı için :one23: bölümü görüncede çok sevindim çok sıkılmıştım :D (aslında kalkıp ödevlerimi yapabilirim ama yapmıycam U_U gerçi var mı yok mu onuda bilmiyorum ya :twisted: bi de bana inek derler :twisted: ) tatlım beni çok mutlu ettin:) yazıları görünce daha da asılıyorum yazmaya:) sen dersleri ihmal etme ben nasılsa buradayım :) miraçtan da gelecek bölümler:))



 
1. sayfa (Toplam 16 sayfa) Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 14, 15, 16, Sonraki
Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
Geçiş Yap: