Arama sonucunda 240 uyan sonuç bulundu
YazarMesaj
gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 21 Oca 2011 1:54 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
Cumartesi sabahı Gökhan ı arayıp her şeyin yolunda olduğunu öğrenince yeniden yorganıma sarılıp uyumaya koyuldum. Uyku gerçeklerden kaçmanın en güzel yolu olduğu gibi aynı zamanda da seni düşünmek istemediğin şeylere iten bir durumdu. Rüya görmeyeceğimi bilsem sonsuza kadar uyuyabilmeyi isterdim. Boğazımdan kanlar fışkırması ve vücudumdaki pençelerin kahkahalarla saldıran sahiplerinin dehşet verici yüzleri hemen hemen her gece gördüğüm şeylerdi. Boğazımın üzerindeki pençeler uyandığımda boğazıma dolaşan kendi saçlarıma ya da annemin beni uyandırmaya çalışan ellerine dönüşüyordu. Gerçek ile rüya bazen o kadar karışıyordu ki kendime gelebilmem için bir müddet yatağın üzerine oturup etrafımı inceliyordum. Gözlerim karanlığa alışıncaya ve odamdaki tanıdığım nesneleri seçinceye dek öylece bekliyordum. Babam adettendir diyerek yatağımın altına keskin aletler koyuyordu. Kötü rüyaları önler ümidiyle bekliyordum fakat uyandığımda anlıyordum ki yine bitmiyordu. Ekipte bu tür şeylerin konuşulmasını yasakladığım için hiç bahsedilmiyordu. En azından gündüzleri normal yaşamımdaymış gibi davranabiliyordum. Annem seslendiğinde başımı yorganımdan çıkararak bakındım. “çocuklar geldiler seni bekliyorlar” dedi. Dolaptan çabucak kıyafet seçip üstüme geçirdim ve salona geçtim. “gün doğduktan sonra kalkan kadından hayır gelmez” dedi Miraç sırıtarak. Gözlerimi devirip kendimi koltuğa attım. Emin son zamanlarda adet edindiği üzere yine gözaltlarıma bakıyor ellerini uzatıp şiş olup olmadığını kontrol ediyordu. Maymuna dönmüşüm gibi davranması beni sinir ediyordu fakat kaba davranıp elini çekmek istemiyordum. Onun yerine konuyu değiştirip dikkatlerini farklı yönlere çekiyordum. “salep içmek isteyen?” ben sana yardım edeyim dedi Gökhan ve birlikte mutfağa geçtik. “bu pazar sinemaya gitmek istiyoruz sen ne dersin?” dedi fincanları tepsiye dizerken. Gündüz gidemeyeceğim için akşam saatleri uygundu ama sinema ilgimi çekmiyordu. Zaten oldum olası kitaplardan başka şeyler ilgimi çekmezdi. Çocukken bütün arkadaşlarımın gittiği tiyatroya bile öğretmenimin zorlamasıyla gitmiştim. “siz gidin benim pek isteğim yok” dedim. “eğlenceli olabilir hem sen evet dersen diğerleri de gelecek?” ne yani son söz benim miydi? Hem Pazar akşamı toplantılar yapılmaz mıydı? “büyüklerden izin çıkacağını da sanmıyorum” dedim buharı tüten salebi fincanlara dökerken. Tepsiyi elimden almış önden ilerleyerek “onu hallettim bile” dedi. “Gökhan haklı çocuklar” dedi Sami. “Her zaman aynı şeyleri yapıyoruz. En son iki sene önce ildeki sinemaya gitmiştim. Sonrada hiç gitmeyi düşünmedim. Şimdi hayatımızı yaşamıyorsak ne zaman yaşayacağız ki? Bu nedenle artık kendi keyfimize daha çok zaman ayırmalıyız”. Diğerleri de hemfikir görünüyorlardı. Emin başını sallayarak bana döndü “ sadece sinema değil artık diğer aktiviteleri de yapabilmeliyiz hem motivasyonumuz yerinde olduğu için her iki yaşamımızdaki görevlerimizi de daha iyi yerine getirebiliriz yanılıyor muyum?” “yoo” diyebildim. Miraç salepten üfleyerek bir yudum alıp “Dünyanın anlamının farkına varmadan yaşamak, kitaplara dokunmadan büyük bir kütüphanede dolaşmaya benzer” dedi. Titreyen elim fincanı salladığı için elime dökülen sıcak salebi fark etmemiştim. Karıncalanma hissinden sonra kızarmış elime bakınca “elim” dedim, fincanı fırlatıp lavaboya koştum. Üzerinde ateş varmış gibi canım acıyor, soğuk suya tuttuğum halde yanma hissi devam ediyordu. Sami mutfaktan buz kompresi hazırlayıp elime uygulamaya başladı. Miraç ecza dolabındaki merhemleri aramaya koyulmuştu. Emin ile Gökhan da annemi çağırıp neler yapılabileceğini sormak istiyorlardı. Bir yandan da dağıttığım ortalığı toplayıp yerdeki salebi silmeye çalışıyorlardı. “tamam” dedim Miraç elime merhem sürerken. “lütfen yeter” çoktan su toplamış elime bakıp yalvardım. “dikkat edebilseydin şimdi böyle ağlıyor olmazdın ufaklık” dedi Miraç “ağlamıyorum ben geri zekâlı” diye inledim. Emin yanağımdaki yaşlara dokunarak parmağını bana gösterdi. Derin bir nefes alıp ağzımı açmıştım ki Gökhan omzumu tutarak koltuğa yaslanmamı sağladı. “ çok acı çektiği için gözlerinden yaş geliyor buna ağlamaz denmez öyle değil mi?”dedi Sami bana dönerek. “sağ ol Sami” dedim. Gökhan kollarını bağlamış hastaneye gitmemiz gerektiğini tekrarlıyordu. Başımı olmaz anlamında salladım. Annem geldikten sonra beklediğim tepkinin zıddını göstererek “olur böyle kazalar” dedi. Belki de yüz ifademden daha fazla sorgu istemediğimi anlamıştı. Su toplayan elime bakıp bir iğne batırarak indirmek ihtiyacı hissettim. Korku filmlerindeki karakterlerin ciltlerine benziyordu. Müdahale yapılıp sargı işlemi bitince anneme seslenip yemek için ricada bulundum. “benim iştahım kaçtı” dedi Miraç iğrenmiş gibi bir surat ifadesi takınarak. Diğerleri gülümseyerek yiyebileceklerini belirttiler. İkinci tabağı istediğinde Miraç’a sargılı elimi göstererek gülümsedim. Akşam dönüşümden sonra hiçbir şey kalmayacaktı ne de olsa fakat ertesi gün yine eski haline dönecekti. Pazar sabahı gün doğumundan sonra ilk arayan Gökhan oldu. Annemle babam beni karşıladıktan sonra yeniden uyumuşlardı. “her şey yolunda” dedim. Diğerleri de tek tek aradılar herkese aynı şeyleri söyledikten yatağıma geçip uyumak yerine televizyon açıp izledim. Saat dokuz için sözleşmiştik Harir teyzeyle. Koltuğa uzanmış zaping yaparken içimden onu görebilmeyi diliyordum. Evet, bunu gerçekten istiyordum. Bir aydan fazla olmuştu ve ben her gün tanımadığım, hayatımda bir kere gördüğüm bir yabancıyı düşünüyordum. Kendime çeki düzen vermem gerektiğini düşünüp ayağa kalktım. Sıcak bir duş aldıktan sonra annemi çağırıp kremini istedim. Şeftali kokusunun güzel bir his olduğunu düşünüp yüzümden sonra omuzlarıma da sürdüm. Sol elimdeki sargıları yenileyip dikkatli şekilde bir kahve içtim. “keyifli görünüyorsun” dedi annem. Yüzümdeki aptal sırıtışın farkına varıp “gecem çok kolay geçtiği için” dedim. Saçlarımı fönleyip bol cepli koyu bir kot ve siyah kazağımı giydim. İlk defa ne giydiğime dikkat ediyordum. Aynanın karşısına geçtiğimde sadece bedenime baktım. Normal görünüyordum. Saçlarımı yukarıdan sıkıca bağlayıp montumu alarak dışarı çıktım. Biraz yürüdükten sonra Harir teyzenin evden çıktığını gördüm. Pencereden kucağında bebekle el sallayan eşine dönüp öpücük gönderdikten sonra yanıma geldi. Gülümsemekten kendimi alamadım. Yaşı 40 falan olmalıydı. Birbirine öpücük atan bir çift çok ilgi çekiciydi. Yanıma gelip vakit ayırdığım için yeniden teşekkür etti ve birlikte ilçe otobüsüne doğru ilerledik. “Pazar günlerini çok severim” dedi Harir teyze camdan dışarı bakıyordu. “evet” “dedim “benim en sevdiğim gündür” “seni arkadaşlarından ayırdım sanırım” dedi elime hafifçe dokunarak. “hayır, zaten benim de kütüphaneye gitmem gerekiyordu araştırmam gereken şeyler var” “derslerinde çok başarılı olduğunu duymuştum çok fazla çalışıyor olmalısın” Gülümsedim “yapacak pek bir şey kalmayınca elinde ne varsa ona yükleniyorsun” “haklısın burası çok küçük bir yer canın sıkılmıyor mu?” “ara-sıra” dedim çoğunlukla yerine. “gerçi arkadaşların var pek yalnız kalmıyor gibisin” “evet” dedim içimden kalabalık içinde yalnızlık klişesini geçirerek. “Ada da senin gibiydi arkadaşlarını çok seviyordu” dedi hüzünlenmişti. “alıştığın bir yerden kopmak zor olmalı” dedim. Zavallı kız ailesinin peşinden gelmişti. Sessizce başını salladı. “eşinin işinden dolayı buraya gelmişsiniz sanırım” dedim. “aslında orada daha fazla kalamayacağımız için tayinimizi buraya istedik” dedi başı önünde. Ortada karışık bir mesele olduğunu anlamıştım. Daha fazla soru soramadım. Otobüsten indiğimizde doğruca il kütüphanesine götürdüm. Kocaman beyaz yapıyı gördüğümde kalp çarpıntımı normal hale getirebilmek için sürekli konuşuyordum. İçeri girip görevli memura istediği bölümü sorduktan sonra araştırma yapması için ikinci kata doğru yürüdüm. Cesaret edip hiçbir yere bakamadığım için başımı yere eğerek hızlı hızlı yürüyordum. Harir teyze soluk soluğa kalmış bana yetişmeye çalışıyordu. Köşede bir yer seçip çantamı üzerine koyup yavaşça başımı kaldırdım. Fazla kalabalık değildi kütüphane. Birkaç grup ders çalışıyorlardı. Nasıl davranmam gerektiği üzerinde düşünmeme gerek yoktu. Rahatlamış aynı zamanda da hayal kırıklığına uğramıştım. Bunun iyi bir şey olduğunu kendime hatırlatarak Harir teyzeye bölümünü tarif ederek geçen sefer alamadığım kitaplara bakmak üzere raflara geçtim.



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 21 Oca 2011 1:53 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
hepinize çok teşekkür ederim sevindim yorumlarınıza:) eliza burada görmekten çok memnun oldum:) darchi bekle daha da utandıracam :lol: dgr_serenity çok teşekkür ederim teknik açıdan çok yetersizim gördüğün gibi ama bunlar düzeltilecek şeyler daha çok hikayenin kurgusu üzerinden eleştirirsen çok memnun olurum canım yine de eleştirilerin için çok teşekkürler ne kadar dikkatli olduğunu ve önem verdiğini gösterir:) yeni bölümü en kısa zamanda hazırlayıp koyacağım:) bana kısaca değer de.. :) yaptığın hatalar düzeltilebilir şeyler.. sadece biraz dikkat gerek.. zaten snde aceleyle yazmışsın bu yüzden var hataların die düşünüyorum.. neyse hikayene gelince, mükemmel yani söleyecek başka bişey yokki.. :oops: ama bunlar tam olarak neye dönüşüyor onu anlayamadım ben.. :o yeni bölüm için çok bekletme.. :oops: hikayende yer almak isterim.. :roll: tipini boy pos renk tarif et bana yolla e mi :D ama daha sonralarda ortaya çıkacaksın yeni karakterlere ihtiyacım var:)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 20 Oca 2011 22:05 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
hepinize çok teşekkür ederim sevindim yorumlarınıza:) eliza burada görmekten çok memnun oldum:) darchi bekle daha da utandıracam :lol: dgr_serenity çok teşekkür ederim teknik açıdan çok yetersizim gördüğün gibi ama bunlar düzeltilecek şeyler daha çok hikayenin kurgusu üzerinden eleştirirsen çok memnun olurum canım yine de eleştirilerin için çok teşekkürler ne kadar dikkatli olduğunu ve önem verdiğini gösterir:) yeni bölümü en kısa zamanda hazırlayıp koyacağım:)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 20 Oca 2011 19:32 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
Yeni bölüm için teşkkürler devamını bekliyoruz.. ben teşekkür ederim asıl canım :oops:



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 20 Oca 2011 4:05 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
geldim millet uzun zamandır hiç yazamadım yahu neyse koyuyorum yeni bölümü acele yazdığım için hatalar olabilir bildirin ki düzelteyim e mi canlar:) Aradan bir ay kadar geçmişti. Gündüzleri aynı monoton yaşantım devam ediyordu. Görevimize devam ediyor her hangi bir problemle karşılaşmıyorduk. Eski tempodaydı her şey hatta diğer zamanlara göre canavar saldırısı azalmış gibiydi. Bunlar beni rahatlatıyordu. Tehlike sona ermiş gibi görünüyordu. Ama yaşadığım şeyler kâbuslarımda yeniden hayat buluyor beni soluksuz bırakıp yatağımı terden sırılsıklam edene dek sürüyordu. Annem ve babamın sesiyle uyanıyor kendimi aciz duruma düşürdüğüm için kötü hissediyordum. Daha sağlam bir bünyeye sahip olmayı diliyordum ve yüklendiğim şeyleri kaldırabilmeyi… Mavi gözlü yabancı… Kütüphanede karşılaştığım bu yabancıyı hala aklımdan çıkaramamış olmak da beni rahatsız ediyordu. Hemen hemen her gün düşünüyordum. İçimde bir ateş büyüyor gittikçe yanacak daha çok şey bekliyor gibiydi. O ateşi hem söndürmek hem de daha da alevlendirmek istiyordum. Araştırma yapmam için kütüphaneye gitmem gerekiyor fakat onu orada görebileceğim düşüncesi ile erteliyordum. İçimden bir ses kütüphanenin onun evi olmadığını söylüyor olsa da onun da orada olduğu bir zaman seçerim diye gitmekten korkuyordum. Son zamanlarda Sami nin de tuhaflaştığını hissettim. Bazen fazla neşeli bazen fazla durgun oluyordu. Belki de ben öyle olduğum için çevremdekileri öyle düşünmeye başlamıştım. Kendimi normal görmek için diğerlerine de aynı davranışları yükleyerek kendimi rahatlatıyordum. Miraç, Emin ve Gökhan da pek değişiklik yok gibiydi. Küçük ilçede ise hareketlilik mevcuttu. Sokaklar kalabalıklaşıyordu sanki. yeni binalar ve kuruluşlar da görmeye başlamıştım. Mahallede de hanımlar arasında toplantılar tertip ediliyordu. Özellikle son taşınan edebiyat öğretmeni Harir hanım düzenliyordu ev partilerini. Çocukları ise sokağa ses gelmesini sağlamışlardı. Arada konuşmalarına kulak misafiri oluyor oyunlarını izlemekten keyif alıyordum. Annem ve harir teyze gittikçe daha da yakınlaşıyorlardı. Kızı Ada bize hiç gelmemişti.tahmin ettiğim gibi içine kapanık bir kızdı. Sadece okulda karşılaştığımız zamanlarda selam veriyorduk birbirimize. Kardeşlerini görünceye kadar Ada nın farklı olduğunu bilmiyordum. Hepsi cıvıl cıvıldı. Yaşlarını sormamıştım ama hemen hemen birer sene arayla doğmuş gibilerdi. Anne-babalarının gözleri koyu olmasına rağmen dört tanesinin gözü renkliydi. Ve hepsi de çok anlamlı bakıyorlardı. Özellikle de kucağındaki bebek. Cuma günü eve geldiğimde yine annem ve Harir teyzeyi salonda sohbet ederken buldum. Yanlarına geçip selam verdikten sonra odama geçtim. Okul üniformamı çıkardıktan sonra bebeği sevebilmek için yeniden salona döndüm. “nasılsın Melek?” Diye sordu Harir teyze “teşekkür ederim iyiyim siz nasılsınız?” Bebek bana doğru yönelmişti. Kollarını bacaklarını sallıyor annesinin kucağından inmeye çalışıyordu. Harir teyzeye bakarak “Enes i kucağıma alabilir miyim?” diye sordum. Gülümseyip bebeğe döndü “ablayı sevdin mi bir tanem?” deyip bana uzattı. Kucağıma aldığımda gamzeleri yeniden belirmeye başlamıştı. Küçük mavi pandifli ayaklarını karnıma yaslayıp elini yüzüme koydu. Sonra da ağzını açıp değişik sesler çıkarmaya koyuldu. Sanki gösteri yaparmışçasına onu izliyorduk. Birden sessizleşti. Birkaç dakika öylece kalakaldı. Sanki bir şeyler anlatmaya çalışıyormuş gibi kaşlarını çattı. Ben büyülenmişçesine izlerken birden eğilip küçücük midesinde ne varsa yüzüme boşalttı. O an yeni emmiş bir bebeğin o şekilde tutulamayacağını anladım. Harir teyze gözlerini kocaman açmış yüzümdekileri silmeye çalışırken hala gülüyordum. Bebeği yere yatırmış ayaklarıyla oynarken “Melek?” dedi Harir teyze. Dönerek bir isteği olup olmadığını sordum. “biliyorsun öğretmenliğe uzun bir ara vermiştim kendimi çok geride kalmış hissediyorum, son zamanlarda çıkan hiçbir edebi üründen haberdar değilim” dedi. Ses çıkarmadan devam etmesini bekliyordum. “ilçe kütüphanesini araştırdım, eski kaynakları barındırıyor neticede benim istediğim gibi türler mevcut değil bir de il kütüphanesine gitmek istiyorum” kalbim güm güm çarpıyordu “ne güzel” diye mırıldandım saçmaladığımı bildiğim halde. “annen senin sık sık gittiğini söyledi eğer yarın müsaits” “değilim” diye atladım. “Yarın işim var” anormal davrandığımın farkında olduğumu zaten büyük olan gözlerinin daha da büyümesinden anladım. Harir teyze şaşkınlıkla bakıyordu. Annem “Pazar günü herhangi bir işin yok öyle değil mi” dedi. Kaşlarımı çatıp anneme baktım. Ne olduğunu anlayamamıştı. “sanırım kendim bulabilirim” dedi Harir teyze. Başını yere eğmesinden belliydi, yanlış anlamış olmalıydı. Onunla gitmek istemediğimi sanmıştı. Neden aklı başında bir insan gibi davranamayıp yanlış düşüncelere mahal veriyordum ki. Sessizleşen ev moralimi daha da bozmuş kendimi suçlu hissettiriyordu. Ortamdaki gerilimimi fark etmiş olacak ki Enes bile ses çıkarmıyordu. Bir şeyler söyleyip düşüncesini değiştirmem gerekiyordu. Ne diyebilirdim ki hastayım çok klasik bir yalandı. Pes edip canlı bir sesle “yarın ders çalışmam lazım Pazar günü gidelim olur mu?”dedim. Kafasını kaldırıp kararımı sorgularmışçasına bana bakıyordu “t-tamam olur” diye seslendi fısıltıyla. Annem ise benim çıkışlarımı kabullenmiş gibi bakıyordu. İçimden “keşke bu cumartesi yine bir problem olsa” diye düşünürken buldum kendimi. Kafamı düşüncelerden silkeleyip tek kaşını kaldırıp bana gülümseyen bebekle oynamaya devam ettim.



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 14 Oca 2011 5:21 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
minako çok sevindim yorumunaa :D şimdilik ev kalabalık fazla yazamıyorum yakın bir zamanda yarın bir gün yazacam ok :)



Endless Love
bezgin

Cevaplar: 16
Görüntüleme: 1621



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 14 Oca 2011 5:19 · Konu: Yanıt: Mamorudan Usagiye
yapmış ve olmuş :shock: ağlama jandark beni de ağlatacan :cry:



Kalbimden Gelen Aşk Nameleri
bezgin

Cevaplar: 1
Görüntüleme: 655



Forum: Kitap, Şiir ve Yazılar · Tarih: 14 Oca 2011 5:16 · Konu: Yanıt: Kalbimden Gelen Aşk Nameleri
ilk şiirin favorim:)) anadolu rock tarzı olmuş:)



Yume No Tsubasa... Yeni Bir Efsane..
bezgin

Cevaplar: 64
Görüntüleme: 5360



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 14 Oca 2011 5:10 · Konu: Yanıt: Yume No Tsubasa... Yeni Bir Efsane..
:cry: :cry: :cry: yorum yok...



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Oca 2011 22:05 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
ayy valla mı yaa :oops: peki en çok hoşuna giden cümle ya da bölümleri de söylesen bana ona göre düzeltmeye çalışıyorum kendimi :cry:



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Oca 2011 22:00 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
yok yabancı orda değildi sadece düşününce emin oldu Melek :lol: ilerleyen zamanlardaa şimdiden söylersem merakınız azalır sonra ilginiz azalır sonra kimse takip etmez :cry: bugün zor canım ya ama yarına söz :lol: bu arada bölümler nasıl gidiyor ondan bahsetsene biraz :o anlamadığın yerler varsa onu da söyle :)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Oca 2011 21:21 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
yok senden daha ilerleyen bölümlerde bahsedeceğim tatlım yok çocukardan biri sen değilsin :D sadece bir yer var seninle ilgili spoiler vermeyim :lol: Pazar günü geç saatlere kadar sohbet ettik. Tatil gecemizin tadını doyasıya çıkardık. Önce yaşlılar terk etti ortamı sonra da anne-babalar. Geriye biz kalmıştık sadece. Giderek artan soğuğa aldırmadan devam ediyorduk. Her gün görüşmemize rağmen konuşacağımız şeyler hiç bitmiyordu. Genelde sessiz olmama rağmen bugün bende sürekli konuşuyordum. Bu gece özellikle bitmesini istemiyordum. Yatağa ne kadar geç girersem o kadar iyiydi benim için. Yorganı başıma çekip hayaller kurduktan sonra kendime acımak istemiyordum. Yarın pazartesiydi. Yeni bir gün başlayacaktı ve ben o günün kıymetini bilerek geçirecektim. Karanlık bir yol beni çağırıyordu. Sürüklendiğimi, adımlarımın kendiliğinden harekete geçtiğini hissediyordum. Burnumu zorladım fakat hiçbir koku alamadım. Kendime baktım. Normal formumdaydım. Adımlarım giderek sıklaşmaya başlıyordu. Arkamdan gelen sesler dikkatimi çekti. Haykırarak bana doğru koşan binlerce canavar görüyordum. Kulak tırmalayıcı kahkaha sesleri toprağa vuran pençelerle birlikte yankılanıyordu. Koşmaya başladım fakat suda koşuyor gibi yavaşlıyordum. Çırpınıyor bağırıp çağırıyordum ama sesimi çıkartamıyorum. Pençelerden biri boğazımı tutmuştu. Ağzından çıkan salyaların beni yüzüme değdiğini hissediyordum. “Bitti artık” dedi bir ses. “Bitti”. Yastığın ıslaklığı hissettiğim ilk şey oldu. Gözlerimi açtığımda annem ile babamı karşımda buldum. Annem, terden tel tel olmuş saçlarımı yüzümden çekiyor babam, “bitti artık bitti” diyordu. Hayatım değil rüyam bitmişti. Derin bir nefes alarak rahatladım. Sonra annemin koluna sarılıp çıkardığım sesleri umursamadan içimdeki zehri sökercesine ağladım. Ağlayan tek kişinin ben olmadığını fark etmem uzun sürmedi… Pazartesi sabah uykumun yetmediğini bilerek kalktım yataktan. Annem uyandırmamıştı bu gün. Kendim uyanmıştım. Hazırlanıp Miraç ı soğukta bekletmemek için çıktım evden. Beni beklediği yere gittim ama yoktu. Bu sefer bekleyen ben olacaktım. Onun her zamanki halini taklit ederek beklemeye başladım. Ellerimi cebime attım yüzüme hafif bir sırıtış koydum ve sırtımı duvara yasladım. Sokağın başında bulunduğum yere doğru geliyordu, birkaç adım sonra başını kaldırıp beni fark etti. Yarım ağız gülümsemesiyle ağzını açmasına izin vermeden seslendim: “günaydın tosbağacık” kaşlarını kaldırdı. “erkencisin” “bugün ben erken gelmek istedim” “pekala madem yerime geçtin bende senin yerine geçiyorum” sırtını dikleştirip sesini incelterek “uğraşma benimle gerzek döverim seni hıh” dedi. “hey ben böyle davranmıyorum!” dedim. “beni hep küçümsüyorsunuz hepinizden nefret ediyorum” “aaa yeter ama” dedim. Sesini ince tutmaya devam ederek bir yandan önden hızlı hızlı yürüyor bir yandan da konuşmaya devam ediyordu. “senden nefret ediyorum Miraç çünkü çok mükemmelsin ayrıca aşırı derecede yakışıklısın ve kızlar sana hayran”. Gülerek cevap verdim “seni salak kesinlikle öyle düşünmüyorum”. “ben ise çok beceriksiz ,işe yaramaz ve sakarım Melek değil malağım ben malak”. “aptal şey kes şunu!” dedim gülmemeye çalışarak. Gözünün ucuyla arkasına baktı “pes mi?” “of pes”. “beni hiçbir şekilde geçemezsin ufaklık” “evet şempanzelikte üstüne yok”. Okul bahçesinde diğerlerini beklerken bankta oturan kızı gördüm. Ada… Saçlarının ön kısmını örgü şeklinde yapmış geri kalan saçını olduğu gibi bırakmıştı. Bu tarz işlere pek dikkat etmesem de elindeki kitabı tutuşundaki zariflik dikkatimi çekmişti. 2. sefer dikkatimi çeken bu kızda başka bir durum da yalnız görüyor olmamdı. Geleli bir ay olmuştu neredeyse ve hiç arkadaşı yok muydu? Üzülmüştüm. Kötü bir kıza benzemiyordu. Aynı zamanda bu durumdan memnunmuş gibi bir hali de vardı. Yalnızlıktan sıkılıyor gibi durmuyordu. Kafamı çevirdiğimde Miraç ı da Ada ya bakarken gördüm. “Çok fazla yabancı görüyorum” dedi gözlerini çekmeden “gittikçe kalabalıklaşıyoruz”. “annesi edebiyat öğretmeniymiş” dedim. “bebek izni bittikten sonra meslek lisesinde göreve başlayacak” dedi. “hımm” dedim. Sonra durup “sen nerden biliyorsun?” diye sordum. “Babam eşi ile tanışmış ondan öğrendim”. “aynı zamanda da şairmiş”. “burada ne işleri varmış ki?” “sanırım eşinin işlerinden dolayı ” Ada kitaptan başını kaldırıp bana baktı ve gülümsedi. Bakarken yakalandığım için önce panikleyip dondum sonra bende gülümseyip başımı hafifçe eğdim. Ekibin diğer üyeleri geldiğinde zil çoktan çalmıştı. Marş okumak üzere sıralarımıza geçtik. Üçüncü teneffüs zili çaldığında kapıdan çıkıp Gökhan ın yanına gittim. Bahçeye geçtiğimizde Emin, Miraç ve Sami ye dün gece izlediği maçı anlatıyordu. Müsait bir ortam olsa canlandıracak gibiydi. Futbolu çok sevmesine rağmen isteğinin gerçekleşmeyeceğini biliyordum. Ben üzülürken o bu hayalleri kurmaktan çekinmiyordu. Futbol adına hiçbir çalışma yapmıyordu fakat sürekli futbola ait terimler kullanıp futboldan bahsediyordu. Diğerleri de benim düşündüğüm durumu düşünmüyor gibiydiler. Emin i merakla dinliyor, o anlatırken destekliyor gibi görünüyorlardı. Öğle arası Samilerde yine aynı konu geçti. Sami nin babası Ahmet amca da spora meraklıydı. Erkekler tartışırken biz de Fatma teyzeyle konuyu takip etmeye çalışıyorduk. “hiç mantıklı gelmiyor” deyiverdi usulca. “hiçbir fayda sağlamıyor bu işler”. Emin bize dönüp ayağa kalktı “aşkta mantık aranmaz ki, fayda beklenen aşk değil mantıktır” dedi. Sami başını yana eğip hafifçe gülümsedi. Mavi gözleri kısılmış göremediğimiz bir yerdeki komik bir filmi izliyor gibi duruyordu. Emin bizim ona baktığımızı görünce “vay be ne laf ettim” deyip güldü ve yerine oturdu. Ciddi olmayı beceremiyordu. Tuhaf bir şekilde güldüğünde ortamdaki herkesi güldürüyordu. “Şeytan tüyü var” deyimini tamamen Emin e uygun bulurdum. Sofrayı toplamak için yardım etmek istediğimde Fatma teyze izin vermedi. Diğerleri çoktan ayağa kalkmışlardı. Salonda Ahmet amca ile oturmam garip geldiği için bende mutfağa gidip yanlarında bekledim. Mutfakta yalnız kaldığımızda nasıl olduğumu sordu. İyi olduğumu söyleyip inandırıcılık katmak için gülümsedim. İçimden bir his beceremediğimi söylese de yalan işinde ustalaştığımı hissediyordum. Gün boyunca Sami nin gecesi ile ilgili hiç konuşmamıştık. Ne biz ne ailesi tek kelime etmemiştik. Bahçede sarılıp ayrıldığımızda “dikkatini dağıtmalarda izin verme onlarla asla konuşma ve kendine fazla güvenip ihmalkârlık yapma” dedim. “beni düşünmeyin” dedi. Gülümseyerek devam etti. “daha dikkatli olacağım”. “biliyoruz”. “eskisinden de az gelecekler” dedim. Evet, böyle olacaktı. “artık daha dikkatliler”. Hayal görmediğimden o an daha çok emin oldum. Yeşil ve kırmızılı bir kıyafet giymiş bir yabancı o gece orada benimleydi. hatalarımı bildirin :D şiddetle eleştirmek isterseniz ö.m. atın :o ama lütfen söyleyin :D



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Oca 2011 20:54 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
evet millet:)) tahminleriniz çok güzel ayrıca jandark çığım kesinlikle haklısın meleklerin cinsiyeti yoktur :) darchi ciğim bu gün seninle ilgili bir ayrıntı koydum bulabilecek misin bilmem ama dikkat et önemli bir ayrıntı yapmaya çalıştım :D tangel:) ilerleyen bölümlerde sizleri de görmek isteriz :D bölüm birazdan geliyor :lol:



Ayrılık Vakti GEldi Çattı
bezgin

Cevaplar: 48
Görüntüleme: 1598



Forum: Geri Dönüşüm Kutusu · Tarih: 12 Oca 2011 2:15 · Konu: Yanıt: Ayrılık Vakti GEldi Çattı
yolun açık olsun güzel ve de hayırlı kaderler dilerim :)



gece bekçileri
bezgin

Cevaplar: 258
Görüntüleme: 22093



Forum: Fanart ve Fanfic · Tarih: 12 Oca 2011 2:06 · Konu: Yanıt: gece bekçileri
canlarım ya beğendiğinize çok sevindim yeni bölüm geliyooooorrr:))) Akşama doğru çalan zilin sesi ile uyandım. Annem birilerine benim hasta olmamla ilgili bir şeyler anlatıyordu. Biraz sonra odama elinde bir tabak sarma ile geldi. Elindeki tabağa odaklandığımı görünce gülümseyip kucağıma örtü sererek elime bir çatal verdi. “şimdi iyi misin biraz?”. “sanırım” gülümsemesi genişledi. “komşumuz, hani yeni taşınan geldi”. Hatırlamadığımı görünce devam etti. “kek götürmüştün hatırladın mı meleğim?” “ah evet hatırladım.” “tatlı birine benziyordu. Kucağındaki bebeği görmeni isterdim. Bambaşka bir şey”. Ben sarmaları atıştırırken o anlatmaya devam ediyordu. “küçücük bebeğin gamzeleri var düşünebiliyor musun?”. Kafamı sallayıp eşlik etmeye çalışıyordum. “evden çıkan kalabalığı görünce merak etmiş. Bebeğini de alıp buraya gelmiş. Ne düşünceli kadın değil mi?”. “hıhı”. Bir yandan odamı toparlıyor çamaşırlarımı katlıyordu. “toplam altı tane çocuğu var tatlım” dedi. “üstelik yaşı benden küçük” nüfuzu fazla olan ailelere sempatim vardı. Belki tek çocuk olarak büyümek zorunda kaldığım içindi. “ne güzel…” dedim. Anlatmaya devam ediyordu. Bir yandan sürekli konuşması iyi geliyordu. Düşünmemi engelliyordu. “çok iri gözleri var sende fark ettin mi?” “evet fark etmiştim” dedim. Gözlerden bahsedince aklıma yine koyu mavi rengi olanlar gelmişti. “eee, başka ne konuştunuz”. “edebiyat öğretmeniymiş” dedi “asıl şaşırdığım şairmiş, inanabiliyor musun?” şiirlerle arası olan tek tanıdığım kişi annemdi. Oturup kendi yazdığı bile olurdu. Ben ise öğrenmem gerekenler hariç dinlemeye bile tahammül gösteremiyordum. Kafam iyice şişecekti bu yakınlarda. Durumumuzdan dolayı çok sık muhabbet kuramayacağını düşününce üzüldüm. “arkadaşlığımı ilerletmeyi düşünüyorum” dedi. Dudağını ısırarak bana bakıyordu. “çok sevinirim anne” dedim. “gerçekten mi?” “evet”. “adı neymiş peki?” “Harir Gündüz ” değişik bir ismi vardı. Daha önce hiç duymadığım bir isim… Anlaşılan annem yeni bir arkadaş bulmuştu kendine. O anlatmaya devam ederken ben de kafamı sallamaya devam ediyordum. “kızı da sizin okuldaymış Ada’ymış ismi”. Hatırlıyordum. Bana bakarken gördüğüm kız. “biliyorum o kızı “ dedim. Ada… Güzel bir isim diye düşündüm. Kendisi gibi… Annem işlerini bitirip odadan çıkınca elime kitap alıp okumaya başladım. “hey uyuyor musun?” kapının ardından Emin bağırıyordu. Kahkahama engel olamadım. “sence uyuyorsam bile uyanmamış mıyımdır?”. “dal oğlum içeri” dedi Sami. Kapı açılıp da yüzlerini görünce çok rahatladım. İçim huzurla doluyordu sanki. Bir arada bulunduğumuz anları öyle seviyordum ki… Birden bütün masumane duygularım gitti. Dikkatimi ellerindeki çiçeklere verdim. Ben çiçekleri incelerken onlar da beni inceliyorlardı. Ciddi bir ifadeyle “çiçek” dedim. “çiçek” dedi Miraç. “merak etme yemen için getirmedik”. “çiçek, bana mı?” “hayır, Kenan amcanın kucağında çok hoş duracağını düşünüyorum”.dedi Gökhan Pembe ve beyaz karışımı bir sürü çiçek vardı ellerinde. Kendime daha fazla engel olamayacağımı anlayıp gülmeye başladım “bana ha?”. Katıla katıla gülüyordum. Onları bu halde görmüş olmak bile paha biçilemezdi. Görülebilecek en komik anlardan birine şahit oluyordum. “çiçek sevmediğini biliyoruz ama adettendir diye düşündük” dedi Sami. Onlar da gülmeye başladılar. “ben pizza yaptıralım demiştim” dedi Gökhan ciddi görünmeye çalışıyor gibi duruyordu. “şimdi düşününce gerçekten olmadı” dedi Emin. Onlar da kendilerine gülüyorlardı. Yataktan kalkıp ellerindeki çiçekleri aldım. “zahmet etmişsiniz çok teşekkür ederim” dedim. “ilk ve son” dedi Miraç. Hepimiz dönüp ciddi bir ifadeyle bizi süzen Miraç a baktık. “ne yani ilerde eşin isteyince almayacak mısın?” diye sordu Emin. “tabiî ki almam” dedi. “eğer isterse almak zorundasın” dedi Sami. “siz öyle sanmaya devam edin”. “babam da evlenince asla temizlik yapmam dermiş” dedi Emin sırıtarak. “böyle devam edersen ilerde bir karın olabileceğini de sanmıyoruz” dedi Gökhan. Kendi ailesinden gördüğünü kesinlikle uygulayacağından emindim. Zaten Gökhan ın hareketleri de tıpkı babası gibiydi. Onun da kesinlikle eşine çiçekler alıp yardım eden birisi olacağına emindim. “karımla aramızdaki meseleler sizi hiç ilgilendirmez” dedi şakayla Miraç. Gerçekten bir karısı varmış gibi konuşması çok hoşumuza gitmişti. İlerde neler olabileceğini düşünüyordum. Kim bilir bu genç adamlar nasıl bir eş, nasıl bir aile babası olacaklardı? Annemden vazo isteyip çiçekleri vazoya koyduk. Ayakta durduklarını görünce “otursanıza” dedim. “olmaz” dedi Emin “verdiğimiz bir söz var” “ne sözü?” “birazdan görürsün” dedi Sami. “bize biraz izin ver ufaklık birkaç dakikaya geliriz yeniden”. Miraç a bakıp peki dedim. Gökhan göz kırparak çıktı odadan. Diğerleri de onu takip ettiler. Burnum müthiş bir koku alıyordu. Odamdan çıkıp önce salona sonra balkona geçtim. Aşağıdan gelen seslere bakıyordum. Bir an gözlerime inanamadım. Gördüğüm manzara olağanüstüydü. Yerlere konulan minderlerde yaşlılar oturuyordu. Çocuklar mangal işiyle meşguldüler. Annem semaverde çay hazırlıyordu. Herkes bir şeyle uğraşıyordu. Çoğu Pazar olduğu gibiydi her şey. Gökhan başını yukarı kaldırıp beni gördü. Gülümseyerek “üstüne bir şeyler al da gel” dedi. Şalımı kaptığım gibi yanlarına koştum. “Madem ki bu gün pikniğe gidemiyoruz o zaman piknik buraya gelir.”dedi Sami . Koşarak yanına gidip sarıldım. Ardından da diğerlerine. Ağlamaklı olmuştum. Bütün bu olanlardan sonra erteleyebilmem bile mucizeydi. Ölümden dönüp dünyaya yeniden gelmiştim ve sevdiklerimle beraberdim. Gelecek ne kadar tehlikeli olursa olsun beni bekliyordu. Beklediğim o basınç yükseliyordu. Miraç “sessizlik” dedi. Dönüp baktım. Miraç elinde viski kadehi gibi tuttuğu kola bardağını kaldırarak “tosbağımıza” dedi. İçimde tuttuğum basınç kahkaha olarak çıktı tekrar.



 
3. sayfa (Toplam 16 sayfa) Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4 ... 14, 15, 16, Sonraki
Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
Geçiş Yap: