Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :)
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 16, 17, 18

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic

 
Yazar Mesaj
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
bu hikayeye ilk başladığımızda büyük bir sevinç taşırken şimdi utanç yaşıyorum. Bu kadar olmaz çünkü. Ben böyle şeyleri sevmiyorum. İnsan başladığı işi bitirmeli bitiremiyorsa başlamamalı. Yapamıyorsan elini uzatmayacaksın. Yazık...

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 27 May 2012 21:25
0704b

Otaku
Otaku



Yaş: 30
Kayıt: 07 Nis 2011
Mesajlar: 382
Ünvan: Prenses
Nerden: crystal tokyo
Teşekkür: 28

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
nedemek bu sımdı bıraktınızmı yanı yazmayı olamaz Üzgün ya da Ağlıyor Kötülük Düşünmekte! cogu ff yarım kalıyor böyle bır ff kesınlıkle bıtırılmelı diye dusunuyorum .herkesde boyle dusunuyordur emınım.lutfen yanlış anlamış olayım Üzgün ya da Ağlıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 03 Hzr 2012 20:57
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
Sen konuyu hatırlıyor musun acaba? Yok yani ben hatırlamıyorum da. Bundan tam bir ay önce söylemiştim 2 bölümcük yalnızca iki basit bölüm sonra bitecekti ama hayatın tüm yükü omuzlarda olunca tabi vaadler unutuluyor. Pişmanlık işte. En başında olmamalıydı. Sonunu göremediğim şeyler benim içinde üzüntüdür. Elif zaten foruma daha girmeyeceğini söylemiş. Gitmeden konuyu temizliğe taşısaydı iyi ederdi ama yapmadı. Bu sayfa güncellendikçe de utanç kaynağı olarak karşıma sürekli çıkacak sanırım. Üzgünüm ama durum böyle.
Özet olarak:

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 03 Hzr 2012 21:13, Değiştirme: 22 Eyl 2012 17:44 (Toplamda 1 kere)
MoonBeste
Kullanıcı Eşyası

Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın



Yaş: 29
Kayıt: 08 Ksm 2011
Mesajlar: 248
Nerden: Antalya-Türkiye
Teşekkür: 26

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
Ay hikaye boyunca resmen gözümün önünde canladı leydim.Gülücük Dağıtıyor

(kısmetse devamını bekleriz.)

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 03 Hzr 2012 23:19
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 19- Gözden Geçirme:)

Amy herkesi çevresine toplamıştı. Kehanetler kitabı masanın üstünde herkesin görebileceği ama kimsenin dokunmak istemediği bir noktada duruyordu. Amy gözlüklerini düzelterek ki bunun hem konuya hem de kendisine gerçekten ciddi bir tavır verdiğini düşünüyordu konuya giriş yaptı.


‘Şimdiye kadar yaşadıklarımızı özet geçmek istiyorum. Genel konu üzerinde konuşmam bittiğinde herkesin eksiklikleri veya fazlalıkları gidermesini diliyorum. Öncelikle uyanışımız herkesin bildiği üzere bilinçlerimiz yarı açık bir şekilde uyandık ve hala bilincimizi tamamıyla kazanabilmiş değiliz. Yapbozun hala birkaç eksik parçası hafızalarımızda gediklere yol açıyor. Öncelikli amacımız prensesimizi bulmaktı. Hepimiz bu görev güdüsüyle uyandık. Kimsenin geçmişte yaşananlardan haberi yoktu. Tüm sorunumuzda buradan kaynaklanıyordu. Kraliçe Selenity’nin büyüsü bizler üzerine tuttuğu gibi düşmanımızı da bir süre oyalamayı başarmıştı. Bizimle birlikte uyananlar öncelikle ufak tefek olanlardı. Bizim üstesinden gelebilmek için canımızı vermek durumunda kaldığımız ancak şimdiki çerçeveden baktığımızda gerçekten küçük sayılabilecek düşmanlar… Beryl ilk hezimetimize uğrayan kişiydi. Onun öldüğünü sandık lakin bilmediğimiz bir şey vardı bizimle aynı kanı taşıyan kimse mutlak ölümü tatmıyordu. Tıpkı bizler gibi defalarca reenkarne olabiliyorlardı. Sonrasında başımıza gelecekle ilgili problemler çıktı. Hatırlıyorum da Kristal Tokyo’nun kurulmasından bahsedilirken derin bir sessizlikten uyandıranın Serenity olduğu söylenmişti ve tabi bu yeni dünyanın saygı değer kral ve kraliçesi Neo Kraliçe Serenity ve Kral Endymion… Geleceğin varoluşuna karışmamamız gerektiği için hiçbirimiz bunun ne demek olduğunun cevabını araştırmadık… Sonrasında bulmamız gereken diğer savaşçılar vardı. Dış gezegen savaşçıları… Onların uyanışı bizden sonra oldu. Onların görevi bizden farklıydı bizler prensesi korumakla görevlendirilmişken onların görevi tüm evreni kapsıyordu ve onların gücü bizden daha da yıkıcıydı. Onların uyanışının bizden daha sonra olmasının bir anlamı olmalıydı. Sonrasında gelen ise Nehelenia ve kara prensesi kurtarmaktı. Sonrasında Galaxia ile uğraştık. Biz tüm bunları gerimizde bırakmış kurtulduk diye düşünürken esas düşmanımız gücünü tamamlamaya çalışıyordu. Güç çoğaldıkça toparlama süreci de artıyordu. Sonrasında karşımıza çıkan Cehennem meleği Perse oldu. Bir şekilde kurtulmasını sağladık ve nihayetinde şu an geldiğimiz konumdayız. Şüphesiz karşımıza dikilecek ordu tanrılardan oluşacak ve şüphesiz korkacağımız güçler sadece şu an karşımızda olan güçler olmayacak. Büyük bir savaşa doğru sürükleniyoruz ve ne yazık ki bizler gezegenlerimizin tanrıçaları değiliz. Tanrıça kanı taşıyan ölümlüleriz. Kutsal üçlü hakkında hala net bilgimiz yok. Rei’nin kutsallardan birisi olduğunu biliyoruz ama ne işe yaradığını çözemiyoruz. Son savaşımızla Beryl’i alt etmeyi başardık mı emin bile değilim ancak kehanetler kitabı bir şekilde taraf değiştirdi ve son sayfalarındaki yazılar silinmiş vaziyette. Geleceği önceden görmenin mümkün olup olmadığı hususunda bile net bilgilere sahip değiliz. Şu an sadece belirsizlik denizinde yüzüyoruz.’



Amy’nin yüzünü kaplayan bu ciddi ifadesine karamsar gözleri eşlik ediyordu. Kızların hepsi başlarını öne eğmiş eksik parçaları tamamlamaya çalışıyorlardı. Sessizlik sarı ışıkla aydınlatılmış odanın tek gerçeğiydi. Kimse çevresine bakmıyordu ve hiçbirinin olacaklar hakkında olan bitenle ilgili söylemek istediği tek bir şey yoktu. Sessizliği bozan Usagi’nin guruldayan karnı oldu.

-Üzgünüm kızlar gerçekten ama bu şekilde aç bir halde düşünmek çok zor. Kendimi her ne kadar Zeus’un planlarına ya da Beryl’i halt edip etmediğimize odaklamak istesem de Makoto’nun son yaptığı tatlı aklımdan çıkmıyor. Açım işte.

Rei gözlerini devirerek mutfağa gitti. Eline geçen ilk şeyi Usagi’nin kafasına doğru fırlattı.

-Al ve mideni bastır düşünmemiz gereken çok fazla şey var ve dinlemek istediğim karnın değil.

Usagi neredeyse kafasına meteor misali inmekte olan elmadan Mamoru’nun kurtarışı sayesinde sıyrıldı. Kocasına dönerek kocaman bir gülümseme takındı ve elmayı onun elinden aldı. Bir yandan elmasını yemeye gömülmüş diğer yandan da başını kafasının göğsüne yaslamıştı. Mamoru karısının saçlarını okşadı. Son olaylar şaşkınlığının daha da artmasına sebep olmuştu. Şimdi şu anda kafasını göğsüne yaslamış kişi Usagi’ydi. Kendisine bakan aynı masum bakışlar aynı çocuksu gözlerdi. Ancak Beryl’in karşısında gördüğü tamamen farklıydı. Usagi’nin sevdiklerini koruyan anaç tavrı ve herkesin içindeki ışığı gören o iyi tarafı oğlunu korumak iç güdüsüyle bambaşka bir hal almıştı. Bir an sadece bir anlığına Usagi elleriyle Mamoru’nun kazağını sıktı ve başını göğsüne gömdü. Tam bu sırada Rei ölümlerden bahsediyordu. Mamoru o anda anlamıştı. Ne olursa olsun beyni ne kadar olgunlaşırsa olgunlaşsın karısının minik kalbi hep aynı kalacaktı. O hep minik bir çocuk olarak kalacaktı ve Mamoru onu ne pahasına olursa olsun koruyacaktı. O an tüm o savaşlar ve can vermeler geride kalmıştı. Göğsünü kavramış karısı ve nefesini çok net duyduğu oğlu Darien her şeyin anlamının uzaklaşmasına sebep oluyordu. Bu tablo bozulmamalıydı.

Haruka meraklı bir tavırla kehanetler kitabının başına yöneldi. Önceki sayfada yazılan yazılar silinikti ama yine de okunabiliyordu. Anlamsız cümleler ve anlamsız şiirler birbirini takip ediyordu. Kızlar o dizelerde doğuşlarını ve ölümlerini birbirinden bağımsız ama aynı zamanda birbiriyle bütün bu dizeleri şaşkınlıkla okuyorlardı.

-Bugüne kadar olan biten tüm olaylar satır satır burada yazıyor. Bu kitabı elinde bulundurarak ona müdahale etmemek büyük bir sabır gerektirir.

-Belki de Haruka tüm bu savaşların sebebi bu kitaptır. Geleceğe yön vermek ve tüm olan biteni kendi lehine çevirmek bu mümkün olabilir mi?

Haruka ve Michiru parlayan gözlerle birbirlerine baktılar. Kitaba müdahale etme fikri hepsinin aklından geçiyordu ancak nasıl yapacaklarını hiçbiri bilmiyordu. Nihayetinde Haruka eline bir dolma kalem alarak kitabın bir sayfasına ufak bir not iliştirdi.

Bilinmezlik zor değildir bilindiğinde
Nasıl bileceksin bilirsen eğer
Yazdığın sadece bir bilmece
Bana nasıl yön veririm onu göster.

Herkes dikkatle kitabın sayfasına bakıyordu. Haruka yazdığı yazının sonuna noktayı koydu ve geriye çekildi. Herkes şaşkınlıkla Harukanın kelimelerinin başkalaşmasını izliyordu. Şaşkınlık hepsinin yüzüne yapıştırılmıştı. Kehanetler kitabı kendisine göre cevap verdi.

Geçmiş ve gelecek ortasında biri
Biri dediğin sadece sonsuz haneli
Bire bin yazsan bin bir olur
Bana yazılan her an gerçek olur
Geçmiş toza bulanır gelecek mürekkebe
Ölüm kanla sulanır dokunan lanetle.
Gelecek yazmak yaparak olur.
Yaptığın şeyin sonucu gelecek olur.
Ona karışmanınsa bir yolu yoktur.

Minako daha fazla dayanamadı ve Amy’e yönelttiği korkmuş gözleriyle ne demek istediğini sordu. Aslında hepsi anlamıştı. Kitabın cevabı açıktı. Ona müdahale etmek imkansızdı. Kehanetler kitabı olanlara ve olacaklara göre çalışıyordu. Onu değiştirmenin tek yolu geleceği değiştirecek bir adım atmaktı. Tüm bu şaşkınlığın içinde gülümseyen tek kişi Usagi’ydi .

-Hepiniz bu tuhaf surat ifadelerinizle gerçekten komik görünüyorsunuz. Korkmayın. Gerçekten. Biz bunun da üstesinden geleceğiz. Görebiliyorsunuz öyle değil mi? Benim hissettiğimi siz de hissediyorsunuz. Gelecek değişti. Bakın son sayfalar boş. Bunu ben bile görebiliyorum. Kitap bizim elimize geldiği an gelecek değişti.

Karısının gülüşüne eşlik eden bir diğer kişiyse Mamoru’ydu.

-Usagi haklı. Gelecek değişti. Bizim lehimize olduğunu ummaktan başka çaremiz yok. Sadece artık ne yapmamız gerektiğine karar vermeliyiz.

Endişeli bakışlar Darien’in ağlamasıyla dağıldı. Herkes onun başına toplanmış nasıl sevimli olduğundan bahsediyorlardı. Rei gözleri dolmuş bir halde arkadaşlarına döndü.

-Darien’e yaşayacağı bir yer verelim. Tıpkı bizim gibi o da bu dünyada gerçekten sevebileceği insanlar bulabilsin. Herkesin onu nasıl koruduğunu ve bunun asla boşa olmadığını bilmeli. Chibi-usa’ya ve Darien’e bizi bu günlere getiren bu evrene gelecek borçluyuz. Elimizden geleni yapalım. Başarabiliriz.

Tüm kızlar hem fikir olmuşlardı. Yapmaları gereken basitti. İhtiyaç duydukları şeyse bir plandan ibaretti. Karar alındı. Kararlaştırıldı. Michiru ve Haruka Luna ile Artemis’le düşmanın güç karargahını bulacaklardı. Ami strateji geliştirmekle meşguldü. Rei kehanetler kitabı ile Kutsal 3lü konusuna açıklık getirmeye çalışacaktı diğer herkes ise savaşa hazırlanacaktı.Herkes görev yerine dağıldı.

Geride kalan Minako ise çantasından satranç tahtasını çıkardı ve Makoto’yu oyuna davet etti.
-Hadi ama Makoto bu oyunda gerçekten iyi değilim. Biraz oynayabiliriz öyle değil mi?

Taşları dizdiler.

Başla dedi Makoto. Başla.

İlk hamle her zaman siyahındır.
[/i]

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 22 Eyl 2012 15:11
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 20-Savaş

Seni bulmasına izin verme.

Zihninin içindeki kuyuda boğulmaya mahkum bir zavallısın sen. Çok sevdiği kardeşine ihanet etmiş bir zavallı… Onun gölgesinden dahi korkuyorsun. Sırrını vermek için yanlış kişiyi seçmişsin sen dostum. Bundan sonrasında olacakları tahmin edemiyorsun. Tarafını seçmekte zorluk çektiğini biliyorum. Savaşlar böyledir değil mi?

İyi ve kötü…

Sen sadece taraf olursun anlıyor musun? İyi ya da kötü olmazsın. Sadece savaşın tarafı olursun. Her halükarda karşı taraf için kötü olan sensindir. Savaşın dayanılmaz acısı budur öyle değil mi? Savaşlarda doğru veya yanlış olmaz. Savaşlarda haklı veya haksız olmaz. Bir kaybeden vardır bir de kazanan. Tarafını belirlemelisin dostum. Bu sonsuz beyazlıkta tek bir karaltı bile amacımıza bizim sonsuzluğumuza gölge düşürür.

İzle

Bugünü ve yarını baktığın ve gördüğün her şey belirli bir düzen içerisinde… Yüzyıllar boyunca bu evrenin hükümdarı bizlerdik. Onlar bize inanıyordu. Varlığımıza… Güzel kadınlar ve tanrıçalar hepsi bizlere aitti. Bizler bu kainatın efendileriydik. Geçmişte kaldı.
İzin vermemeliyiz.

Şimdi burada şu anda elimden alınanları geri istemem benim büyük ayıbım olacaksa olsun. Uğrunda milyonları yakmam gerekirse yakarım. Benden alınanın bana geri dönmesini istiyorsam bu suç sayılmaz. Benden alınan suç değilse geri almam sadece istektir. Beni yargılama dostum. Sana o kokuşmuş yer altından kurtulmayı vaad ediyorum. Sana sonsuzluğu sana efendisinin eteğinin dibinde köpek olmuş o zavallı adam olmaktan farklı bir şeyi vaad ediyorum.

Sana var olmayı vaad ediyorum.

Kendin olarak…

En başından beri sorun bu değil mi zaten?

Kendin olabilmek…

İyi düşün dostum ve kararını ver. Savaşan mı ölen mi olmak istiyorsun. İp üzerinde cambaz mı yoksa aptal masalların masum karakteri mi olmak istiyorsun. Hiçbir roman mutlu sondan ötesine gitmez.

Ben sana dostum o mutlu sonun ötesindeki dünyayı vaad ediyorum.

Tanrıların Savaşına bir tanrı olma yolunu açıyorum.

Benimle gel dostum sonsuz acıdan sıyrıl ve bana katıl.

Damarlarımda hissettiğim şey büyük kudret. Uyanışımız tamamlanacak. O zaman ölümsüz karşısında bir avuç ölümlünün hiçbir şansı kalmayacak.

Bu gece dolunayda büyük savaş başlayacak.

Hava insanın kemiğine kadar işleyen bıçak gibiydi. Değdiği yeri kemiren bir böcek misali insanın içine işliyordu. Sıcak savaşların soğuk atmosferi olur. Korku? Sevdiklerini korumak uğruna verilen savaşta korkuya yer yoktur. Sadece başarıya odaklanırsınız. Önemli olan kazanmak veya kaybetmek değildir eğer sonunda sevdiklerini koruyabiliyorsan sorun yok demektir. Usagi içini titreten soğuğa rağmen tek kelime etmiyordu. Minako bir fincan sıcak çikolatayı Usagi’nin eline tutuşturarak omzunu sıktı. Arkadaşına güç vermek onun yanında olmak istiyordu.
Merak etme dedi o iyi olacak. Minako öyle olmasını diliyordu. 3 Işık ve Prensesleri Darien’in koruculuğunu üstlenmişlerdi. 3 Işık koruyucu güçlerini ödünç almış Prensin nöbetini tutuyordu.
Ami düşmanın yerini belirlediğinde geriye yapacak bir şey kalmamıştı. Ami’nin sesi düşünceli bir şekilde yankılanmıştı tapınağın duvarlarında.

-Buradalar her şeyin başladığı noktada. Kutup noktasındalar.

Herkes kutupları duyunca şaşırmıştı. Rei kendisini Beryl ile olan mücadelenin anılarında buldu. Usagi’yi korumak adına hayatlarını feda edişleri ve arkasından ağlayan arkadaşı… İçinde cız eden bir şeyler vardı.

-O aptal kadının başka bir yerde olacağına inanamam zaten. Geçmiş kompleksi var sanırım. Sürekli aynı yerde peydah oluyor.

-En azından bildiğimiz bir yer öyle değil mi? Pusuya düşmemiz zor olacak.

-Minako haklı. Tanrım çok soğuk olacak. Sıcak bir şeyler pişirmeye çalışacağım. Savaşçı kostümlerimizin de sıcak tutacağından şüpheliyim.

-İçimi ürperttin gerçekten ne zaman gideceğimzii kararlaştırıp o zamana kadar iyi bir şekilde beslenmeliyiz. Dağda bayırda hasta olmak istemiyorum. Katılmam gereken bir düğün var. Kendi düğünüm!

-Rei… Makoto… Minako… Ami… Oraya gidiyoruz sizi kaybettiğim yere… Her şeyin eskisi gibi olmasını istediğim ama bunu da elime yüzüme bulaştırdığım yere. İstemiyorum sizi yeniden kaybetmek istemiyorum. Ben artık yoruldum. Oğlumla ve Mamoru ile mutlu olmak istiyorum. Gerçekten… Sizleri yeniden kaybetmek… Yeniden ve yeniden… Kırılmaz bir halka gibi. Sürekli tekrar ediyor.

-Üzülme.

-Ölmeyeceğiz.

-Eğer ölürsek yeniden geleceğiz ve işimiz bittiğinde harika pastalar ile ziyafet çekeceğiz.

-Eğer giden biz olmazsak… Eğer giden bizim yerimize sen olursan… Eğer kaybettiğimiz o ağlak suratın olursa… Yemin ediyorum Usagi cehennemde tanıdıklarımız var kıçından tutup seni bu dünyaya geri getiririm.

-Bize güven dolunay surat. Geride bıraktığımız olayları düşün.

-Haruka haklı öyle değil mi prenses? Gerimizde bırakacağımız tek şey… Bu çağ olacak. Yeniden uyandığımızda sen prenses kainatın yeni Kraliçesi olacaksın. Dünya bunu hak ediyor. Dünya senin gibi adaletli ve sulugöz bir kraliçeyi hak ediyor.

-Onlar haklı Usako. İnanmalıyız. Oğlumuzu korumak adına elinden geleni yapan dostalarımıza. Bu evren için savaşacak arkadaşlarımıza. Birbirimize inanmalıyız. İnan sana olan aşkım senin üzülmene engel olacak. Bu savaş bittiğinde yeniden odamızda olacağız ve ben saçlarını çözüp onların yatakta nasıl salındığını izleyeceğim. Sonra yeniden ve yeniden dudaklarından boynundan öpeceğim. İnan bana Usako.

-Heeeey bu biraz fazla oldu. Biz hala buradayız.

-Üzgünüm kızlar. İnanıyorum. Sizlere dostlarıma inanıyorum. Başaracağız ve hepimiz uykumuzu yatağımızda çekeceğiz.

Rei yeniden kabuslarına gömülmüştü. Onu çağıran sesi duyuyordu. Zamanın yaklaştığını haber veren bir ses. Uyanışın yakın olduğunu söyleyen bir ses… Önce karanlık gözlerini kör ediyordu. Korkuyla arkadaşlarını arıyordu. Usagi hiçbir yerde yoktu. Onu bulması gerektiğini onu koruması gerektiğini biliyordu ama gideceği hiçbir yer yoktu. Koştu ve koştu. Ayakları hareket ediyor. Adımlarının ileriye yöneldiğini hissediyordu ama bulunduğu yer halihazırda olduğu konumdan ibaretti. Çığlık atmak istedi. Onların adını haykırmak… Sesi çıkmıyordu. Sonra broşundan minik kırmızı kıvılcım aydınlattı karanlığı… Sadece ufak bir yeri aydınlatıyordu. Sonra uzaktan bir ışık daha eşlik etti bu karanlığa. Kıvılcımlar nihayetinde 3 oldu. Birbirine yaklaşan 3 kızıl alev. Alevler yaklaştıkça gürültü artıyordu. Bul… Bul. Bul. Az kaldı. Görevini tamamlamana evreni yakmana az kaldı. Uyan! Kalk! Bir adım ve iki… Onları seçemiyordu. Onları göremiyordu.
Derin bir nefes aldı ve yataktan sıçradı. Bu soğuk havada ter içinde kalmıştı. Tekrar derin bir nefes alarak yatağına uzandı. Gözlerini kapadı ve bilincinin kapanmasına izin vermemek için düşünmeye başladı onu düşündü.

Gitmek için geceyi seçmişlerdi. Japonya’dan normal yollarda çıkacaklar sonrasında Savaşçı teleportu’nu kullanacaklardı. Yuichiro yatağında uyuyordu. Sadece yanağından öpüp uzaklaşacaktı. Uyuyan adamın masum suratına baktı. Ona sahip olduğu için mutluydu. Onun yanında yalnızlıklarından ve korkularından arınıyordu. Dağılmış saçlarını okşadı gözünden akan yaşı sildi kapıdan çıkmak üzereyken Yuichiro’nun sesi ile irkildi.

-Gidiyor musun?

-Üzgünüm.

-Bende gelebilir miyim?

-Biliyorsun bu imkansız. Sadece…

-Merak etme seni burada bekleyeceğim. Sen yokken burayı sen varmış gibi idare edeceğim.

Aklın burada kalmasın.

-Teşekkür ederim.

-Bana söz ver geri geleceksin. Öyle değil mi?

-Umuyorum. Yine de …

-Yine de falan yok söz ver geri geleceksin.

Geri döndü. Gözünden akan yaşları umursamadı. Sadece bir anlıktı. Sadece bir anlık güçsüz olabilirdi. Bu sefer farklıydı. Bu sefer ardında bıraktığı birisi vardı. Bu sefer kalbinde birini taşıyordu. Geriye dönmemek bu sefer acı veriyordu. Usagi için bir kez daha acı duydu. Geride bıraktıkları ve kaybettikleri onun üzerinde nasıl bir yük oluşturuyordu. Minik tavşan için ağlıyordu. Kendisi için ağlıyordu. Yaklaştı ve karşısında duran adamı son kezmiş gibi dudaklarından öptü.

Söz veriyorum dedi. Söz veriyorum geri geleceğim.

Sonra gitti. Kapıdan çıkarken duyduğu söz hala kulaklarında çınlıyordu.

-Ne pahasına olursa olsun seni bekleyeceğim. Gittiğin her yere peşinden geleceğim.

Düşünceler midesinin bulanmasına sebep oluyordu. Yatağından kalktı ve ön vagona doğru ilerledi. Kızların uyuduğunu biliyordu ama yine de temiz hava iyi gelecekti. Minako’yu ve Ami’yi birbirlerine sarılırken gördü.

-Bu sefer gitmek zor değil mi?

-Hepimizin geride bıraktığı birisi var.Ama geri döneceğiz. Bunu da başaracağız. Öyle değil mi?

-Elbette başarmalıyız. Geri dönemesek bile geride bıraktığımız kişiler için başarmalıyız.

Vakit geldi.

Teleport için hepsi gelecek istasyonda indiler. Tren yolculuğu sadece arkadaşlarını ve ailelerini kandırmak içindi. Boş bir alanda teleport ile kutuplara ışınlandılar. Savaşçı kıyafetleri ne kadar açık olsa da buranın soğuk havasında dahi üşümelerini engelliyordu. Kutuplar karanlıktı aydınlatan tek şey ise kocaman bir şekilde belirgin olan dolunaydı. Korkutucu bir sessizlik hakimdi havaya sonrasında. Bulundukları noktada bir çatırdama oldu.
Buz kütlesi ayrılıyordu. Hepsi tekrar birbirine kenetlendi. Tek bir noktada kalmak için uğraşıyorlardı.

Sonrasında gördükleri 5 büyük ışıktı. Göğü aydınlatan dolunaydan yansıyan 5 büyük ışık.
Satranç tahtasında tüm taşlar yerini alıyordu.

Geriye kalan taşlar ise Rahiplerdi.

Asla doğruyu söylemeyen rahipler. Bu yüzden tahtada hep çarpraz giderler…

Zamanı gelmişti.

Tanrıların Savaşı başlamak üzereydi.

Kan donduran bir soğuktu.

Ölümü çağıran bir soğuk…

Derin bir nefes aldı.

Kızıl saçlarını savurdu ve yapması gerekene odaklandı.

Hissediyordu. Yeniden doğuş yakındı.

Çok yakın.

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 06 Ekm 2012 21:41
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): 0704b

mina sama
Kullanıcı Eşyası

Sağlam Üye
Sağlam Üye



Yaş: 36
Kayıt: 31 Oca 2013
Mesajlar: 166
Nerden: AŞKI DERYADAN
Teşekkür: 16

Durumu: Çevrimdışı

Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Konu: Yanıt: Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ Alıntıyla Cevap Gönder
laydy cim bu hikaye sevdigim hikayelerdendir arkadaşın yarım bırakmış olabilir ama lütfen devamını getir

bu hikaye yarım kalamayacak kadar güzel ve senin tamamlayacagına inanıyorum ...

MANGA OKUMAK FİLM SEYRETMEK AŞK KİTAPLARI VE KİTAP OKUMAYI ÇOK SEVERİM
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 31 Oca 2013 22:26
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 16, 17, 18
18. sayfa (Toplam 18 sayfa) [ 262 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız