Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 36, 37, 38, 39, 40, Sonraki

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic -> Sailor Moon Fan Fictions

 
Yazar Mesaj
jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder


Bu şarkıyı çok önceden dinlerdim;klibi izlemedim ama*







Garip ikilimler arasında gidip geliyorum. Bu sefer kalemimin rengini değiştirdim. Bilmiyorum bunun, hayata bakışımda bir önemi varmı. Renk beğenemedim gibi gözüksede,ilk gördüğüm maviyi aldım ekrandan. Evet belki soluk olacak ama olsun.

Mavi özgürlük demek mi?

Aslında alakası bile olmayabilir sana göre; Sanırım bende gökyüzünü veya denizeri hatırlatıyor. Peki bunlar özgürlük mü? Dersen cevap veremeyeceğim.

Ama mavi güzeldir. Hayat seni bir köşede sıkıştırıp bunaltığı zaman maviye gitmek istersin belki;

Bu çok bencilce oldu:)

İyiki inandırmamıştım hiç birimizi. Herşeyin mavi ve güzel olduğuna. Sonra senin kırmızı sevip, özgürlüğünü bulduğunu düşününce içim şimdikinden daha çok ezilecekti.

Öğrendim, kendinden emin omak gerektiğini. Ve seni alıştırmaya çalışanların oyunlarına düşmemeyi. Neticede alışmak çoğu zaman iyi değildir. Vazgeçilecek olanlar erken gitmeli. Zarar ziyanları daha az olmalı çünkü.

Boşlukları doldurmak zor oluyor böyle durumlarda. Ne demek gerekir bilmiyor insan.
En iyisi susmak. Ama insan susmak için bile bir şeyleri kaybediyor içinde. Kelimeleri harfleri kaybediyor mesela...

Karanlık oldu heryer...

Ama zaten biliyordum ben, aslında her şeyin siyah olduğunu.

Hep öyleydi karanlığa açtık gözlerimizi ve karanlığa kapatıcaz bir süre sonra. Yine de karanlığın arkasındaki renkli ışıklara kapılıyor insan.

Bile bile...

Hoşça kal .

Tanıştığımız gün unutmuştum seni. Sonralarıda bildiğin üzere hiç alışmadım sana, gidecektin çünkü. Ve nitekim gittin. Aslında biz daha tanımadan birbirimizi; gitmiştin . Ve üzerinden yüzyıllar geçmişti.


Yinede hala mavi güzeldir.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 13 Ekm 2012 0:48
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): hp*star

0704b

Otaku
Otaku



Yaş: 30
Kayıt: 07 Nis 2011
Mesajlar: 382
Ünvan: Prenses
Nerden: crystal tokyo
Teşekkür: 28

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
çok dogru cok guzel şeyler yazmıssın Hüzünlü .yenı bolum gelsın artık bıran once lütfeeeen Gülücük Dağıtıyor Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 31 Ekm 2012 14:01
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

Tangel
Kullanıcı Eşyası

Ay Fedaisi
Ay Fedaisi



Yaş: 37
Kayıt: 08 Hzr 2007
Mesajlar: 476
Ünvan: Prenses
Puan: 25
Teşekkür: 34

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Hmmmm sen devam ediyorsun. Güzel. Sana bir diyeceğim yok. Kötülük Düşünmekte!

NOT: Çok şey oldu. Okuyamadım ama takip ediyorum. Hem de gizli gizli... Madde

DipNot: Ayrıca hikayen arşivleniyor ki yarım kalsın istemiyorum. Zarif





KALBİMİN ANAHTARINI BULUP İÇİMDEKİ MANZARAYI KEŞFEDEBİLEN HERHANGİ BİR KİŞİ İÇİMDE HAPSOLMAYI GÖZE ALMIŞTIR
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Ksm 2012 16:39
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

hotaru_zezo
Kullanıcı Eşyası

Beni Görmeye Alışın
Beni Görmeye Alışın



Yaş: 21
Kayıt: 20 Ksm 2010
Mesajlar: 227
Ünvan: Prenses
Puan: 100
Nerden: Anime Dünyasından
Teşekkür: 42

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
forum kapanınca okuyamadım doğal olarak -_- ben de baştan başladım Gülücük Dağıtıyor aslında son yayınladığın bölümü okumadan yorum yazmayacaktım ama dayanamadım hemen bu bölümleri de okumalıyım hızlı okumanın gücü adınaaaa Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Ksm 2012 17:16
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder


Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Sustuğumu zanneder düşünür düşünür kafamda kurarım. Uygun zamanı beklerim. Daha ne kadar olgunlaşabilecekse o zaman (!) Sanırım öfkeme kapılıp zarara uğramaktan korkuyorum her seferinde. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar, sonra birden baraj yıkılır ve ne varsa; neyi tutmuşsam herşeyi koyuveririrm, bitmez tükenmez bir gevezelik başlar ve daha susmadan pişman olurum. Ama bu kez pişmanlığın çok önemi olmayacak.
Savaş yeni başlıyor…

İyi niyetlere sığınıp susmakta çoğu kez yoluna koymuyor bir şeyleri.
Denildiği gibi; "Artık yoluma hiçbir engel çıkmayacağı duygusuna sahiptim. Engel yokmuşcasına yürümem yeterliydi. Düşüş işte böyle başlar."
Bilerken susmak…
Niyetin zarar vermek değilse bile, karşındakine hiçbir şekilde acı çektirmeye hakkın yoktur. Bu yüzden bilerek konuşmak daha anlamlı oldu gözlerimde.
Artık düşüncelerim aklımdan firar etti. Sadece zamanın gelmesini bekliyor. Bu kez karanlıkla, içimde yüzleşeceğim. En yakınlarımdan aldığım, geceyle…

-Uyanma vakti Usagi…






Gözlerime gelen, gün ışığına yenildim. Pencereden güçlü bir sonbahar rüzgarı titrememe sebep oldu.
-Iıı ne kadar soğuk kapa şu camı..
-Aa hadi usagi, ne kadar mızmızsın uyan artık bir sürü işimiz var..
-Tamam tamam…

Evet yine yeni bir gün.

Hergün aynı, gün doldurma telaşı. Aynı yolu takip edip, aynı yüzlere gereksiz bir günaydın söyleşisi.

Çok önemli mi?

Bencilliklerimizi saklıyoruz, aslında. Bunu bile bile kapatıyoruz hataları. Görmezden gelmek bazen; insanoğlu için vazgeçilmez bir olgu.
Tren yolunun üstünden geçerken baktığım köpek ölüsü.
“Belki de hala yaşıyordur” diye düşündüm, karnındaki çürüyen yarasını fark edene kadar. ..

Sadece baktım. Bakabildim…
O an tiksintirici leş kokusu da burnuma geldi.
Anlamsızlık…

Tek bildiğim gün be gün çürümesini izleyecektim.
“Topraktan geldik, toprağa gideceğiz,” demişti İkra…
Ve gerçek toprağın bizi her halimizle gerçekten kabul edebilmesiydi…

Uzun zaman oldu…

Sevgili günlüğüm , biliyorum sana çokta vefakar davranmadım. Başkalarının ışıltısına kapıldım. Aldandım, anladım ve sana geri döndüm.
Affettiğini düşünerek başlıyorum bu kez yeniden…

* * *



Ay ile dünyanın hikayesine …
…Ve anlatmaya başladı, soğuk bakışlarını küçük çocuğa dikerek.
Evrenin varlığı ilan edilince can bulmuş, bütün karanlık, uzay, boşluk.
Ay ışıltısıyla etrafta salınırken, kalbine biri seslenmiş…
Evrende bütün gezegenleri gezmiş... Hepsinde kendine ait bi yer aramış ama bulamamış...
Bir gün Dünya'yı görmüş uzaktan... Gördüğü an vurulmuş Dünya'nın güzelliğine.
Kendini Dünya'ya göstermek istemiş ama Dünya Ay'ı almamış yanına...
Ay, ne yaklaşabilmiş, ne uzaklaşabilmiş Dünya'sından...
Ay kendini gösterecek ya güzeller güzeli Dünya'sına..
Ne yapsa nafile...Dünya kabul etmiyor Ay'ı..
Işığını yansıtmak istemiş...
Görsün de o da kapılsın Ay'ın güzelliğine diye...

İstediği olmuş da.
Dünya Ay'ın ışığını hissetmiş bir gün ...
O günden sonra ne Dünya Ay'sız ne de Ay Dünya'sız yapamamış...
Dünya üzerinde tüm insanlar uyuduktan sonra çıkarmış Ay sevdiğinin karşısına...
Herkes uyuduktan sonra, o muhteşem güzelliğini sadece sevdiği görsün istermiş...
Dünya Ay'ı kendi çekim alanına almış hiç bırakmamacasına...
O günden beridir Ay Dünya'nın etrafında dolanır, Dünya 'da Ay'ı yörüngesinden ayırmazmış...
-Ama öğretmenimiz öyle anlatmadı bize, dedi küçük çocuk şaşırarak.
İkra söze karıştı sakince ;
-Doğrusu öğretmenizin anlattığı Merihcim, hadi annen seni çağırıyor. Artık gitsen iyi olacak.
Küçük çocuk, kapıyı yavaşça çekip çıktı.
Genç adam uçuşan saçlarını düzelterek İkraya yaklaştı.
-Sende severdin bu hikayeyi,
-Evet severdim; ama çocukken. Hatta ..
İkra sustu. Liadon devam etti söze..
-Hatta inanırdın. Ve sormak isterdin gerçeklik payını ama korkardın sormaya. Gerçek olmasını isterdin çünkü.
İkra bakışlarını yerden kaldırdı.
-Artık çocuk değilim. Ve senin hikayelerine ihtiyacım yok Liad.
-Biliyorum. Artık bu işi çözüp ikimizide kurtarmak istiyorum. Sonra,..
Minako;
-Hey balkonda takılanlar içeri gelin, yeni kostümleriniz geldi..
İkra içeri geçti. Liad geceye parlayan mehtaba bakarak,
-Sonra herkes kendi hikayesine gidecek küçük kız…


* * *

-Heyy sen, belki de başka renk seversin, dedim.
- İnsanlar…Bazen gerçekten tam bir baş belası oluyorsunuz, dediğini duydum iç çekerek.
-Bu insanların sana yardım ediceğini unutma ucube,

Bu soğuk ses tabiî ki Harukadan geldi. Olayı anlamaya çalışıp bize yardım ediyordu etmesine ama bunu süreklide hatırlatmakta çekinmiyordu saolsun.

-Tamam siyah olanı giyebilirim, dedi.
Minako gözucuyla baktı.
-Normal bi isana insana benzedin Liad…

İkra… Sanırım korkuları biraz hafiflemişti. Yada olanları artık bize anlatığı için bu yükten kısmen kurtulmuş hissediyordu. Onu anlayabiliyorum aslında. Bende kızlar olmasa yüklerimin hiç birini taşıyamazdım.
Liad bize yardım edecekti. Burda olması ona çokta güvendiğim manasına gelmiyor tabiî ki. Ama tek açık yol onun rehberliğinde gidilecek olan yol. Karşımıdakilerin kim olduğunu, ne istediklerini bile tam olarak bilmiyorduk. Hergün garip birkaç şey daha öğrenir olduk…

Bize başını sonunu anlatmadı. Zaten onunda çok bişiy bildiğini düşünmüyorum. Beni ikra ile alakalı kısmı ilgilendirdi hep.

“Gölge askerler, yada diğerleri boyunlarındaki o kolyelerle buraya gelip gidebiliyorlar.. Kolyeler yani taşlar buradaki; hükmetme yolları. Başka türlü buraya geçme şansları yok. Taşlar birbirini takip edebilir, yani taşı kullandığınız zaman başka bir taş kullanıcısı sizi bulabilir... Kullanılmayan taşların, hiçbir özelliği yok. Yani bildiğiniz herhangi bir taş gibi…“ Dedi Liadon.

Ve hepimizi süzdükten sonra devam etti.

“Ama bir süre önce, taşların bulunduğu rezerve kendi kendini yenilemeyi durdurdu. Sebebini kimse bilmiyor. Taşların çıkarıldığı dağa gidenlerin, farklı bir taşın varlığından bahsettiklerini duydum. Bu olaylar önce önemsenmedi. Sonraları, taşı görenlerin ortadan kayboldukları, sırra kıdem bastıkları söylentiler başladı…
Bunlar olayların sadece başlangıcı…

Bu ortaya çıkan “Kara kristal” hikayesinden sonra. Bütün enerji birikimleri tükenmeye başladı. İlk olarak dünya bunu fark etti. Geçişi sağlayan dört kapı kapatıldı… Daha bu olay duyulmadan, bütün evrenler arası geçişlerin tamamiyle engellenip bütün kapılar mühürlendi.

Kristal büyüdü… Büyüdükçe garip değişimler başladı. Topraklar yavaş yavaş parçalanmaya başladı. Herşey değişti, canlı cansız herşey fark edilmese bile değişti. Varlığını bilmediğimiz yaratıklar bir görünüp, bir kaybolmaya başladı. Herkes birbirine zarar vermenin ince yollarını arıyordu.

Yaşayan her nefes kararıp, kristale gidiyordu sanki...

O lanetli şey canlı gibi nefes alıyor…

Durum kötüleşerek devam etti. Bizi bulaşıcı bir hastalıkla, başbaşa bırkatılar. Vebalıları bir şehre toplayıp, yakmanız gibi. Bizi de o kristalle, mühürlediler. Herkes zamanla bu karmaşada yaşamaya alıştı. Eskiye dair hiçbir şey hatırlanmadı bile…

Uzun zaman sonra, bir dedikodu çıktı. Anlatılanlara göre, dünyadan bir kaç insan bizim tarafa geçmişti. Gerçeği onları gören birinden dinledim.

Tarif etti; bizdeki geçiş taşından küçük bir parça gelen insanların boynundaydı. Uzun zaman sonra geçiş taşlarından bahsedilmesi heyecan yarattı. Gelen taşın etkisiyle, birkaç kişinin geçiş taşıda canlandı. Tam anlamıyla olmasa da.
Bir kısmı kısa süreli buraya gidip gelebiliyor.

Kapıların mühürlenmiş olmasına rağmen, bazı insanlar bu yasağı çiğnemesi, iyi karşılanmadı tabi kii. Bu durum içerden dışardan, isyanlara sebep oldu. Herkes taraflı tarafsız bölündü. Bütün geçiş kapıların açılması gerektiğini savundular. Sonra, “ Mühürlerin tamamiyle yok edilebileceği” fikrini ortaya attı birkaç kişi.

Bir güç, mühürleri açmak için…

“Alfirin” diye bir efsaneden bahsedildi…

İç çekerek devam etti…

“ Alfirin… Uzun zamandır Alfirini arıyorlar. Bende onun peşindeydim. ”

-Alfirin ne peki ? Bunu daha öncede söylemiştin sen…

İkra cevapladı bu sorumu,
-Küçük altın çiçek. Anlamı bu.

Göz ucuyla Liadona baktı… Devam etti konuşmasına...

-Babamda ondan bahsederdi…

Bu kez Liadonun şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. İkraya döndü,

-Ne.. (Kendini toparladı…) Babanda mı arıyordu? Ben Alfirini benden duyduğunu zannediyordum…
-Evet ilk senden duydum. Haa tabi ya senden değil, ilk Akherondan duydum. Sen bana sonradan açıklama yapmak ZORUNDA kaldın. O bundan bahsetmeseydi sen beni kullanmaya devam edicektin.

Liadon şiddetli bir sesle kükredi resmen.

-Ben seni kullanmadım İkra…

İlk defa Liadonun bu denli sinirlendiğini görmüştüm. O sakin, vurdumduymaz havasından eser yoktu. Gözlerinde fırtınayı görmemek, kör olmakla eşdeğerdi. Bir an öfkesini kontrol edememesi, oda içinde gereksiz bir hava akımı hareketine sebep oldu. Bu kavgaya bir son vermek istedim. Ama Mamoru elimi tuttu. Yüzüne baktım… Sessizce fısıldadı”Şimdi değil…”

Haklıydı.
Hesaplaşmaları gerekiyordu.

İkra devam etti,
-Sadece bazı anları anımsıyorum. Bunları birleştirmeyi uzun zaman önce bırakmıştım. Geçmiş belliydi. Ailemi kaybetmiştim. Arıcak, bulucak birşeylerim yoktu. Usagi bende anılarımı canlandıran bir anahtar oldu. Onunla tanıştıktan sonra birşeyleri daha net görmeye başladım. Bir çok kez uçurumdan düştüğümüzü. Annemle babamın yüzleri hep karanlıkta, onları net olarak hiç hatırlayamıyorum.
Babam Alfirinden bahsederdi. Onu bulmanın bir onur olacağıyla alakalı birşeyler söylediğini hatırlıyorum.

“Küçük altın çiçeğim” derdi bana.

İkranı anlattığı hikaye sanki, kulaklarında yankılanıyor, küçük bir kız çocuğu, anlattığı hikayede gözlerimin önünde oynuyordu…

Devam etti…
-Babamın o taşları kutuya özenle yerleştirdiğini çok net hatırlıyorum. Biriyle konuşuyordu. Kapının arasından ona bakıyordum. “Alfirin i buldum, altın çiçek. Evet Hatta “Küçük altın çiçek” . Efsanede bahsettiği şey… Bence sadece bir benzetme, aradığımız şey bir çiçek değil… Bunu telefonda konuşmayalım. Tamam…” gibi şeyler.Telefonu kapadı. Beni fark etti Yaklaştı.
Benim “Küçük altın çiçeğim” uyanmış mı? dedi.

Sonra, sonrası boşluk karanlık… Yarım yamalak.

Liadon duyduklarına daha da şaşırmıştı. Onun tepkilerini izliyordum. Çünkü konuyla tam olarak alakadar olan oydu. Ve hala ona güvenmiyordum…
İkra sanki birşeyleri hatırlamak ister gibi gözlerini kapamış zoraki, konuşuyordu.

-Sonrası, evin bodrumunda o kutuyu sakladı. “Onu bulmamalılar.” dediğini, hatırlıyorum. Kaçar gibi çıktık evden. Annem elimden sıkıca tutuyordu. Dönüp evimize baktım. Karanlık bir sis sarıyordu duvarları. “Sakın arkana bakma”diye bağırdı babam.
Arabadayız. Annem beni sıkıca sardı. Sonra sesler yaklaştı. Çığlıklar büyüdü, babam daha hızlı sürdü. Anneme daha sıkı sarıldım. Annemin elindeki yüzüğü hatırlıyorum. Ama yüzünü hatırlayamıyorum. Sesler…
Sonrası, sessizlik. Sadece gece karanlığında otların soğukluğunu hissediyordum. Toprak kokusu burnuma geldi. Herşey susmuştu. Hiç ses yoktu. Sadece rüzgar ve birkaç böceğin sesini duydum…

İkra bir şey hatırlamış gibi birden gözlerini açtı.

-Beni arabadan çıkardı birisi. Annemin yüzüğü,(!) sende, senin boynunda gördüğüm yüzük. O gün sen de ordaydın. Beni arabadan çıkaran sendin Liad.

Şaşırmıştım. Şaşırmıştık.

İkra bile anlattığı hikayeden korkmuştu.

Liadon; onu tepkisizliği can sıkıcıydı. Gayet soğuk kanlı öylece baktı. Konuşacak birşeyler bulmaya çalışır gibi düşündü. Sonra içine çekerek ayağa kalktı.
-Evet o gün seni arabadan çıkaran bendim.
İkra acıyla bağırdı…
-Onlara neden yardım etmedin… Ölmelerine neden izin verdin. Ne istediniz ki bizden?
Ağlıyordu İkra. Hatırlamak istedikleri artık yarım yamalak zihninde birleşmişti.
Ama acıyla.
- Onları kurtaramazdım, ben geldiğimde onlar çoktan, ölmüşlerdi. Bir tek sen, içindeki herşey yok olurken, küçük bir çocuğun ölmesine göz yumamazdım…
-Yalan söylüyorsun. Onları siz öldürdünüz. Sen ve o kaçık milletin. Beni kurtarmış-mış. Beni kurtarmadın sen. Ben o gün öldüm orda.
İkra ses tonunu alçattı. Ağlamaklı yorgun devam etti.
-Beni kandırdın. Ben yıllarca ne kadar aptalım. Sana inandım, tek arkadaşımdın. Şimdi anlıyorum, Ona ulaşabilmek için... Alfirini bilen tek kişi bendim..Beni geçmişe itelemek içindi hepsi.
Nefretle bağırdı…
-Ailemi öldürdünüz. Onları sen öldürdün Liadon.
-Sana anlatıcam, diyerek ikraya uzandı.
İkra bağırdı-
-Dokunma bana, uzak dur benden…
Ağlamaya başladı…
Liadon başını yukarı kaldırdı.Uzun saçlarını geriye atarak, boynundaki zinciri çıkardı ve İkraya uzattı.
Gümüş bir zincirin üzerinde, bir yüzük sallanıyordu ikranın gözlerinde. Avuçlarını açtı.
Yavaşça avuçlarına inen yüzüğe baktı. Dudaklarından o çok özlediği özlem kokan kelime döküldü, gözyaşları eşliğinde “
Sessizce
“Anne…”

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 02 Ksm 2012 18:48
jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Yaa kususra bakmayın pc bi saçmalar vaziyette olduğundan , sizin yorumları yeni fark ettim ben Şaşırmış Durumda Şaşırmış Durumda

@0704b, Yeni bölüm geldi , buyrun yiyin afiyet olsun efenim Gülücük Dağıtıyor Birazz abartmışım bu kez ama olsun , hayal gücünü canlı tuttar Şaşırmış Durumda
@Tangel ,Yaa gizli gizli demek Madde Hemde arşivv hee Gizli Planlar Yapmaktadır way way wayy, suç dosyan kabarıyo heberin olsun Dil Çıkartıyor Saol gizliden de olsa takip ettiğin için...
@hotaru_zezo, oku oku çok hızlı oku, baştan al oku sindirmek güzeldir.( Hayır ben yavaşım, hepsini hemen bitirip,sıkılma sonraa Dil Çıkartıyor )

@ Ve diğer gizli- gizsiz okuyucularıma Gülücük Dağıtıyor Bizi takip etmeye devamm edinn ...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 03 Ksm 2012 13:07, Değiştirme: 09 Ksm 2012 11:28 (Toplamda 1 kere)
princess_serenity
Kullanıcı Eşyası

Güzelliğin Savaşçısı
Güzelliğin Savaşçısı



Yaş: 22
Kayıt: 27 Şub 2011
Mesajlar: 1,316
Ünvan: Prenses
Puan: 750
Nerden: Freeman's Mind
Teşekkür: 142

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
niye içimden bir his ikranın içinden bişiler çıkıcak diyo =-=? *içindeki sesi-iç hollowunu- bastırır*

JAN ABLAAAĞĞĞ!!! YENİ BÖLÜM GELMİŞ!!! KAFAM İYCE KARIŞTI,ARTIK YAZ YENİ BÖLÜMÜ!!!!!!!

""Prometheus was punished by the gods for giving the gift of knowledge to man. He was cast into the bowels of the Earth and pecked by birds."" -Oracle Turret

INTP, 5w6, 9w1, 2w1, sp/sx
Sapioromantic Demisexual
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 03 Ksm 2012 17:56
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

Sailor Galaxy
Kullanıcı Eşyası

Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt: 13 Ekm 2012
Mesajlar: 26
Teşekkür: 15

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Bu harika günlüğü kayıt olmamıştan okumaya başlamış yeni üye olan ben:
Bayıldım yaa Hayranlık Besliyor harika yazıyorsun. Duygu dolu ve oldukça hassas işlemişsin konuyu, JAN abla. Hayranlık Besliyor okudukça olaylarla birlikte sevindim, Gülücük Dağıtıyor üzüldüm Hüzünlü , ağladım Üzgün ya da Ağlıyor , güldüm Çok Mutlu
Anladığım kadarıyla hassas ve duygusal birisin Hayranlık Besliyor Yaa gerçek yazar gibi yazıyosun. Bir de mangasını çizdinmi, reytingleri kırarsın Çok Mutlu
Bir de insaf yaa. Bizi de biraz düşünsen?! Meraktan çatlıyıcam, yeni bölümleri bir az çabuk eklermisin Çok Mutlu , yoksa ben de isyancılar sırasına katılırım Kötülük Düşünmekte!
Emeğine sağlık, Jan abla Hayranlık Besliyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 06 Ksm 2012 21:45
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Ee Usagi de sadece " kötüleri cezalandırmıyor" malesef...
Normal hayatı da var.
Ve çok çalışıyor.
Aslında sıradan insanlar kadar çalışıyor Göz Kırpıyor Ee o anlatamayınca bende yazamıyorum Şaşırmış Durumda

Nese geniş hayal gücüm, körleşti. İşe verdim kendimi. Çok bayılarak değil Kayan Gözler Ama yaşamak için para gerekli bunun içinde, çalışmak Madde

Zaten güzel şeyleri unutmamak için Günlük tutuyoruz biz Gülücük Dağıtıyor

En kısa zamanda görüşmek ümidiyle ...

Usako nun
İkra nın

Ve bendeniz Jan ın Sevgi ve selamlarıyla... ...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 07 Ksm 2012 10:44
jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder



Ve hep yarım kalmıştı yazılarım.

Hep içimden gelenleri , geldiği gibi yazmadığım için cümlelerimi yarım bırakıp küstüm o sayfaya. Sonra birkaç satır atladım yenide konuştum.

Olmadı.

Buda olmadı , ben yeni sayfa başlarına geldim. Ayrı ayrı cümlelerle kurdum kendimi. Hep satır araları, yeni satır başları ile döndüm yazdıklarıma. Nokta koyduğum yerler dağıldı, virgülleri sevmedim.

Soru sormadım soru işareti kullanmadım. Sorsam çıkıp biride bana bişiy sorar diye mi? Belki . Yok yok cevaplarından koktum. Keyfim kaçar şimdi, biri densiz bi laf eder ukala cevap verir sinirim zıplar –diye düşünmüş olabilirim.

Ünlemler çok lükstü, yani bir heyacan belirtisi göstermem uzun zaman alıcak, belki de hiç olamıcak. Tekdüzelikle mutluyduk. Sessizdi buralar , birilerini bağırmasıda kulak tırmalıyıcı olurdu.

Sanırım ben en çok üç noktaları sevmişim. Söylersin, yazarsın, anlamak isteyen anlar yada susar sen onu anlarsın. Devamı yoktur. Zorlamaz. İçinden geldiği gibi sıradan çıkan kelimeleri çıkarır karşına.

Susarsın…


Kimse de soramaz, çoğu anlar geçer gider.
En iyisi böyledir, bize göre …

Anlamların içinde anlamsızlığın dibine vurmuş bir günde düşünüyorum yine.

Kızlarla uzun zamandır güzel vakit geçirmedim. Hatta onlarla hiç ilgilenmedim. Yanımda olmalarını bu kadar isterken onları savaş meydanından geri çekmem saçma oldu tabiki. Sanırım günlük koşuşturmalara takıldım.

Normal bir insan oluyorum artık. Unutuyorum, gitsinler diye bırakıyorum; eskileri azad ediyorum. Hayallerimden sıyrılıp, sıradanlılar içinde günü geçirmekle yetinmeye çalışıyorum.

Hani çoğunun yaptığı gibi, hayatı sırf gün geçsin diye yaşıyormuşuz gibi geliyor bazen. Gün sorunsuz geçsin, ertesi gün olsun, yeter. En önem verdiğin anlamların bir anda anlamsızlaşıverdiği bir çukura düştüm. Depresyon değil bu. Yaşamama isteği hiç değil. Genel bir isteksizlik. Yemeğimi yiyeyim, çayımı içeyim, uykum gelsin uyuyayım yarın olsunculuk daha çok.

“Sorma, sorgulama, denileni yap, olmayacak hayaller kurma”.

“Normal düşün. Onun bunun tavrına sende tuhaf bak. Laf et söz et o bunu demiş şunu yapmış… Çalış işe git gel, olmadı otur birileriyle,bişiyler iç. Senle hiç alakadar olmayan konuları tartış. Takılan ufak minicik teferruatları büyüt gözlerinde. “Onlarda var” “Bizde niye yok” diye kıskan. Birilerinin ayağını kaydır.”

“Sakın çocuk ruhunu yaşatma. Mümkünse öldür. Nede olsa sen aklı başında kocaman insansın. O nee öylee çocuk gibi; mutlu, samimmi olmak, sevmek, toprakta yürümek, yıldızları keşfetmek, çiçek toplamak, istediğin gibi ağlamak, doğruyu söylemek, masallara inanmak filan…”

Köreldi zihnim.

Hayellerim bölündü.

Gerçek dost olanların asalında hayali olanlardan daha gaddar olabileceklerini görmekte fena. Yada o çok sevdiğin insanın orda bir yerde olmadığını ve hiç olmayacağını bilmekte, kötü.

Gerçeğe adapte olmakta zorlanıyorum. Olmayacak masalsı hayallerde takılıp kalmak istiyorum. .. Kimsenin dokunmayacağını bilsem uyurdum,böyle.
Hayal kurmak camdan bir çadırın içine uzanıp gökyüzünü seyretmek gibi bir şey. Hayal ‘gerçekten’ daha güzel.

Gerçekleşmeyen hayallerse kırık. En kötüsü de hangi hayal biliyor musun? Bazı şeylerin yeniden eskisi gibi olma hayali… Bir hayali daha en başında kırmak diye buna denir işte.

Çünkü hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…


Olmuyorda…

Uykum var… Kesinlikle negatif enerji çekmekte üstüme yok. İnsanlardan aldığım bu negatif enerji beni anında devre dışı bırakabiliyor üstelik. ..
Yoldaki acı bir fren sesiyle irkiliyorum… Gözümün önünde, bozuk televizyonlarda görüntünün gelip gitmesi gibi devasal boyutlarda bir canavar görüntüsü. Boynunu yukarı kaldırıp göğe doğru gönderdiği zafer nidası niteliğindeki o korkuç sesini duymasam, ayakta uyuduğumu ve hayal gördüğümü düşünücem.

Şok olmak mı?
Evet tam olarak bu, şok…
Üstelik sadece ben değil, o canavarın tam ayağının altındaki bir arabanın içindeki adamın gözlerinde gördüğüm korku ve şok.

Elimden çantamın düşmesiyle, kendime geldim. Bu bir şey ifade etmedi. Çünkü o gördüğüm o devasal bünye bir anda yok oldu.

Ne- Ne oldu şimdi ? dedim.

Sonra peşpeşe gelen fren seslerini duydum. Bir anda insan sesleri ile az önce gördüğüm şeyin şaşkınlığını atabildim. Trafik öndeki aracın, ani freni ile bir anda arap saçına dönmüş, ufak kazalar bile olmuştu.

Ne yapacağımı bilmeden, adam yanına koştum. Arkadan başka bir araç,arabaya çarpmıştı. İnsanlar çıkmış, adama bağırıyorlardı. Adam ise ne olduğunu anlamaz bir halde , boş boş bakıyordu.

Evet , sadece ben değil, o yaratığı bu adamda görmüştü.
Polislerin olay yerine gelmesini bekledim. Adam konuşmadı, konuşamadı bile. Umarım ruh sağlığı bu durumu aşar.

Bende bir süre sonra olay yerinden ayrıldım. Polislere tanıklık edicek durumda değildim. Zaten tanıklık etsemde , tımarhanelik bu diyeceklerine eminim.
Umarım, şu durumda bize deli muamelesi yapacaklar, gerçeklere, inanmak zorunda kalmazlar. Ben deli damgası yemeye bile razıyım.
İnsanların böyle birşeyle baş etmelerinin zorluğunu biliyorum.

Umarım onlarla hiç tanışmazlar…

Eve koştum hemen. Bunu paylaşmam gerekiyordu. Kapıyı Rei açtı…
Ami kitaplığımdan aldığı bir kitaba dalmıştı. Ben anlatmaya başladığım da, elindeki kitabı bıraktı hemen. Minako, balkondan içeri girdi çiçekleri suluyordu sanırım. Makotoda mutfaktan beni dinlemek için geldi , önlükle.
Olanları anlatmaya başladım… Sonra hayal görmüş olabileceğim fikrine kapıldım. Daha konuşmamı bitirmeden, Haruka kapıda belirdi.
-Hayal görmedin Usagi, dedi.

Michiru konuştu bu kez,
-Onları bizde gördük…

Şaşırdım…
-Ne siz- benimi takip ediyordunuz yoksa?

-Hayır , Usagi… Biz onları buraya gelmeden önce biliyorduk.

-Nasıl yani, siz…
Bir anda düşüncelerim hızlandı ve sonuca vardım.
“Siz o yüzden buraya geldiniz… Bişiyler döndüğünü biliyodunuz…”
Şaşkınlık, korku birbirine karıştı. Kendimi kötü hissetim mi? Evet… Hem benden yine sakladıkları için kızıyordum, hem de beni düşündükleri için onları seviyordum. Beni koramaya gelmişlerdi, ya onlara “bir şey olsa”. Ama yanımdalar , ya yanımda olmasalardı.. . Yapayanlız kalacaktım.

Şaşkınlık, korku…
Korku ; şimdi daha da büyüdü içimde. Büyüdü kocaman oldu. Beni de o sonsuz karanlığına çekti.

Başım dönüyor…
Tüm hücrelerimle titrediğimi fark ettim, sonra.

Makoto , elimden tuttu. Koltuğa oturtu. Sinirli olduğumu biliyordu. Hepsi de farkındaydı. Bana bunu söylememeleri o kadar canımı yakmıştıki, yanımda olmaları lüksü gibi gelmiyordu.

Sinirlerim gerildiğini anlayan Makoto devam etti bu kez konuşmaya,
-Birşeylerin ters gittiğini anlayınca artık senin yanında olmamız gerektiğini düşündük…

Rei;
-Ben gördüm onları…

Minako şaşkın,
-Ne yani bir tek ben mi görmedim bunları… Şaşırdı.

Rei pişmanlık dolu bakışlarını bizden kaçırarak, sessizce konuştu.
-Rüyamda gördüm… Herkes o kadar güzel hayatını kurmuştuki , endişelendirmek istemedim.

Sordum,
-Ne zaman fark ettin.

-Sen buraya geldikten bir hafta filan sonraydı. Garip rüyalar gördüm. Açıkçası umursamadım. Yada umursamak istemedim, bilemiyorum. Sonra tapınakta, enteresan olaylar olmaya başladı. Geceleri koridorda birinin yürüdüğünü duyuyordum. Rüyalardan etkilendiğimi düşündüm. Kulak vermedim. Sabah, uyandığımda bir ses duydum. Sesin nerden geldiğini bulmak için tapınaktan çıktım. Bahçenin sonunda süs havuzunun başında, silüet gibi, öylece bekleyen bir
kadın gördüm.

-Nasıl bir, kadın…

Rei hayal etmek ister gibi gözlerini yumdu.
-Çok güzel bir kadın… Beyaz ,pembe bir elbise vardı üstünde, bizim gibi değildi kıyafeti filan… Tüllerle kaplı, garip bir kıyafetti. Saçları uzun. Ne olduğunu anlayamadım. Sanki ağlıyor acı çekiyor gibi inliyordu. Beni fark etti, döndü hafifçe siyah saçları arasında gözlerini görebildim. Yüzünü geri çevirde. Ve birden yok oldu.

Minako, konuştu bu kez,
-Şehirde de bir çok garip olaylar oldu. Herkes aniden ortaya çıkıp kaybolan yaratıklardan bahsediyordu. Birsüre sonra dünyanın heryerinde ortaya çıkmaya başladıklarını öğrendik. Yani bunlar her neyse çok yakınımızdalar.
Şaşkındım. Çünkü hikayemiz git gide garipleşiyordu.
Kokuyordum. Çünkü yeni bir savaşın içine sürükleniyoduk.

Birden doğruldum. Konuyla alakasız olarak sordum,
-İkra nerde ?

-Sabah gördüm,işe gidiyordu, dedi Ami.

Sormak zorundaydım, ne kadar olanları kafamdan atmaya çalışsamda, neler olduğu hakkında en az bilgiye ben sahiptim.

-Peki tam olarak ne oluyor? Yada siz ne biliyorsunuz da benden her zamanki gibi saklıyorsunuz?

Haruka,
- Aslında Tokyo dan uzaklaşmana karışmamamızın sebeplerinden biri buydu. Ne yazık ki burasıda tehlikesiz bi yer değilmiş. Biz ilk geldiğimizde aslında senin durumunu kontrol etmek için gelmiştik. Güvende olduğu zannetmiştim. Ama esas tehlikede olan senmişsin,üzgünüm Usagi.

Benim hatamdı…

***

İşte böyle günlüğüm karışığız , Liad-İkra kızlar aslında herkes benden çok şeye biliyormuş. Bense biliyormuş gibi yapıp,ortada piyonları oynuyormuşum.

Uykumun gelmesi için uğraşırken aklımda binlerce soru. Tavandı düşüncelerimi paylaşan.
Liadon; Alfirini o neden arıyordu ki?

Liadonun dediklerini düşündüm…
-Uzun zaman peşinden koştuğum bu hikayenin, izini yine dünyada buldum. Birçok yerde bahsedilen efsanenin parçalarını tek tek topladım. Bu yol beni Parnosos dağına kadar götürdü. Yaşlı bir Delfoi kahinine Alfirinden bahsettim.
Onu görmediğini, ama nereye götürüldüğünü bildiğini söyledi.
-Nereye götürülmüş peki?

Liadon , gözlerini bitkin halde yatan İkra ya dikmişti. Gözlerini ondan ayırmadan konuşmasına devam etti.
-Alfirini yeni kurulacak bir kente, gönderdiğini söyledi… "Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak." Yada buna benzer bişiy, dedi.

Mako;
-Göremeyenlerin, karşısı… Tam olarak neresi acaba

- Gerisini söyleyemeden Akrehonun gölgeleri tarafından yakalandı. Onu ellerinden almanın bir yolunu bulmaya çalışırken, o kendini zehirledi..

Rei
-Kendini mi zehirledi? Neden ?

-Çünkü Alfirini savaşın kazanılmasında, karanlık çıkarları için kullanıcaklarını biliyordu.

Michiru;
-Bunu kahine sen söyledin , değil mi? Peki kahin sana nasıl güvendi. Sen de onlardan birisin.

Lİadon bir an bocaladı. Bu soruyu beklemiyordu sanırım. Rei Yüzüme baktı dikkatlice. İfademden oda Liadonun mimiklerine dikkat kesildi.
Liadon kendini toparladı ve devam etti.
-Neden güvendiği bilmiyorum. Kahin, “Alfirin kimin tarafında olursa, muazzam bir güçle şereflendirileceğini, bu durum da o tarafın galibiyetinin kaçınılmaz olucağını “söyledi..

Liadon, bir şeyleri gizliyor. Rei de bunu fark etmiş. Sadece benim şüphelerim değil yani bunlar.
Zamanımızı bütün olanlar üzerine kafa patlatmakla geçirdik.

Bildiklerimiz bir yerden sonra takılıp kalıyordu. İkranın öz babası Koray, geçişi sağlayan taşlar , Akheron, gölge askerler, Alfirin, Liadon… Beynimde kelimeler büyüyor büyüdükçe sesleride büyüyor, kulaklarımda çınlıyor. Nerden başlamak lazım… İçlerinden biri sıyrılıp çıkıyor , kendini tekrarlatıyor..

Alfirin… Alfirin… Alfirin
-Alfaa nee ?
Bi an kendime geldim, bunu soran Emreydi. Kendimi toparladım.
-Aa bişiy değil, sesli düşünüyordum.
-Bu aralar bir gariplik var sizde…
-Sizde derken?
-Sende ve İkra’da. Tuhaflaştınız iyice…
Ne diyeceğimi bilemedim, konuyu değiştirmek için bahane aradım , ve o an en saçma olacak soruyu sordum…
- Delfoi kâhini, duydun mu?
Şaşkın bir ifadeyle ;
- Delfoi mi? Fal baktırmak için geç kaldın sanırım. Muhtemelen ölümü üzerinden milyon yıl geçmiştir.
-Nee nasıı yani, Sen nerden biliyorsun Kahini?
-Usagi bunu bilmek çok zor değil, birkaç bişiy okursan genel kültür edinirsin. Bu bilindik bir efsane; Ahh tamam mail atarım, gerçekten çok ilginçsin…
Biraz yürüdü sonra aklına bişiy gelmiş gibi geri dönüp,
-Senin nerden aklına geldi bu kahin filan
-E ya,aslında merka ettim , arkdaşlarım bahsetti,şey yani , şimdi şöyle oldu, şey deyince, eee,
-Tamam tamam usagi sormadım say, görüşürüz.
Kendimi seviyorum böyle durumlarda sorulardan kurtulabiliyorum çünkü Şaşırmış Durumda
İş yerinde bunları düşünmem artık beni iyice kötü duruma düşüyor.
İşe adapte olamıyorum…
Birkaç dakika sonra , ekranda mailimin geldiğini söyleyen, buton ışığı yanıp sönmekte.

Emrenin maili,

“Evet Usagi, kahinlerle ne işin olur anlamadım ama , sana güzl bir hikaye… İyi oku, çalış sözlü yapıcam sana Çok Mutlu
Efsaneye göre, Koressa'nın oğlu, Yunanistan'ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Her şey iyiydi de, kent nerede kurulacaktı? O çağda, bilinmeyenleri bilinir kılan birisine, Delfoi kentindeki kâhine danıştı genç adam. Delfoi kâhini gideceği yeri tarif etti;
"Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak." Byzas yola çıktı, aradı taradı, körler ülkesi diye bir yer yoktu. Sonunda, mola verdikleri bir deniz kıyısında, karşı sahile baktı ve bağırdı: "Bu insanlar kör mü, burası varken orada oturulur mu?". Delfoi kâhinini hatırladı
genç adam; "Körler ülkesinin karşısında kuracaksın kentini." Körler ülkesi, günümüzün Kadıköy'üdür! İstanbul'dan çok yıllar önce kurulmuştur "Khalkedonia", yani Kadıköy. Byzas; ordusuyla gelip
soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu'nda, manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia'nın neden "Körler Ülkesi" tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü, böyle cennet benzeri bir yer dururken, tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranlar, ancak kör olabilirlerdi! Ol hikâye böyle. Temelleri Sarayburnu sırtlarında atılan kente, kurucusunun adı olan Byzas'tan dolayı, "Byzas'ın kenti" anlamında "Byzantion" dendi... Körler ülkesinintam karşısına yıllara tanıklık edecek, bir kent kuruldu.
Şairinde dediği gibi;
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 09 Ksm 2012 18:48
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Sailor Galaxy

LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Ahmet Ümit romanı gibi. Körler hikayesini bende duymuştum gibi gibi Gülücük Dağıtıyor

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 09 Ksm 2012 21:12
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

jandark
Kullanıcı Eşyası

Ay Savaşçısı
Ay Savaşçısı



Yaş: 32
Kayıt: 17 Ağu 2007
Mesajlar: 728
Puan: 350
Nerden: Kristal Tokyo
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Hee şuraya bakmakta aklıma gelmişkenn Kahkaha Atıyor

Çıldırmış Durumda Çıldırmış Durumda Çıldırmış Durumda

Annamm , Çıldırmış Durumda

Kimse iplemiyomu beni Çılgın Koskocamannnnn bölüm yazdım, yorum yok mu yanii Çılgın tavsiyedemi, meraktamı, taşlamada mı yok, Düşünce

Ee LAdyin de gibi gbi demiş bitirmiş... Yani şimdi ben ne yapayım, iyi mi gider kötümü gider bu iş nerden anlıyımda yanlışlarımı düzeltiyim Hüzünlü

Nesee Üzgün ya da Ağlıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Ksm 2012 16:32
LadyinDeath
Kullanıcı Eşyası

Lanetli
Lanetli



Yaş: 30
Kayıt: 18 Ekm 2011
Mesajlar: 896
Puan: 3300
Teşekkür: 401
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Ne yanlışı düzelteceksin pardon?

Kusura bakma da bu noktaya kadar getirdiğin bir hikayeyi eleştirenin alnını da karışlarım yani.

Haksızlık olur bir kere. Yılların hikayesi bu.

Bence henüz farketmediler. Ben bile bazen yeni bölüm mü yorum mu ayırt edemiyorum.

Ayrıca hikayeni seviyorum. Bunun en büyük sebebi ben hikayeni bir haftada falan okudum öyle sen yazdıkça okumadım. Araya zaman sokmadım yani ve o kadar değişken oluyor ki. Değişimleri vs görebiliyorsun bu yüzden hikayeni seviyorum. Büyüyorlar çünkü.

Dediğim gibi kendimi Beyoğlu Rapsodisinde kaybetmek gibi. Ben takipteyim Jaaan:)

he's like fire and ice and rage. he's like the night and the storm in the heart of the sun. he's ancient and forever. he burns at the centre of time and can see the turn of the universe and... he's wonderful.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 16 Ksm 2012 16:35
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): jandark

Tangel
Kullanıcı Eşyası

Ay Fedaisi
Ay Fedaisi



Yaş: 37
Kayıt: 08 Hzr 2007
Mesajlar: 476
Ünvan: Prenses
Puan: 25
Teşekkür: 34

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
Afferin, devam böyle Kötülük Düşünmekte!

Yoksa yerim seni Hayranlık Besliyor

Yorumlarım gelecek merak etme Gülücük Dağıtıyor





KALBİMİN ANAHTARINI BULUP İÇİMDEKİ MANZARAYI KEŞFEDEBİLEN HERHANGİ BİR KİŞİ İÇİMDE HAPSOLMAYI GÖZE ALMIŞTIR
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 23 Ksm 2012 23:21
haruka-usa
Kullanıcı Eşyası

Venus Fan
Venus Fan



Yaş: 30
Kayıt: 03 Oca 2011
Mesajlar: 629
Ünvan: Prenses
Puan: 850
Nerden: Tokyo/harajuku
Teşekkür: 271

Durumu: Çevrimdışı

Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Konu: Yanıt: Ayışığı Günlüğü...~(^_^)~ Alıntıyla Cevap Gönder
jaaaandaarrrrkkkkkk cnımmm arkdaşıımmmmmmmm yaklaşık bir yıldır yoktum Çok Mutlu türlü türlü şeyler geldi başıma Çok Mutlu ama nihayetinde döndüm artık..ve girer girmez sevgili ay ışığı günlüğüne koştumm Çok Mutlu kaçırdığım yerleri okuycam yavaş yavaş. usakomu öppp onu çok özledimmm Hayranlık Besliyor

SeNi ÇoK çOk ÇoK ama ÇoK SeviYoRuM BaHaR'mm ♥♥♥♥♥♥♥♥

Spoiler:


~~~~~~~~~~~~~ larum *,* ~~~~~~~~~~~~~~~
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 30 Ksm 2012 23:59
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 36, 37, 38, 39, 40, Sonraki
37. sayfa (Toplam 40 sayfa) [ 588 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız