gece bekçileri Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 13, 14, 15, 16, 17, 18, Sonraki |
Yazar
Mesaj
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
ya ben bu hikayenin yarım kaldığı zamanda bu hikayeyi okumaya başlamış olamam
o kadar güzeldi ki forumda okuduğum 2 hikayeye birisi daha eklenmiş olurdu
sevmiştim bunu melek'i Miraç'ı
neyse son bölümü yorumlamaya geçersek bu mehmet'in yanındaki kız da kim oluyo
aklıma hemen kötü şeyler getirmek istemiyorum kardeşi yiğeni kuzeni kankası falan olsun ötesi olmasın bence
sonra kötü şeyler olur mazallah
bu arada hikayeye kötü krarkter lazım mı
şu sıralar hiç te iyi bi insan olasım yok
kötü kötü geçinirdim burada güzel olurdu
kötü yoksa girmiyim zaten bu çok sevdiğim roman ve hikayelere yaptığım gibi gece kendi senaryomdan devam ettireceğim bir hikaye
kendimi hikayenin içine koydum bile kötü kız olarak buraya pararlel gidiyo
arada benden kötülükler falanda geliyo
(görende uzun zamandır okuyorum sanır bu sabah iki de başladım iki saattir okuyorum alttarafı
ama yarım saatlik ara verip hayalini kurdum bile
mutluyum yeni bölüm bekliyorum
)
bu arada jandark böyle okuduğun güzel hikayeleri bana bi söyle ya ben bi kadim söylev bi ayışığı günlüğü okuyorum bide artık bu hikayeyi Q___Q

o kadar güzeldi ki forumda okuduğum 2 hikayeye birisi daha eklenmiş olurdu


neyse son bölümü yorumlamaya geçersek bu mehmet'in yanındaki kız da kim oluyo



bu arada hikayeye kötü krarkter lazım mı









bu arada jandark böyle okuduğun güzel hikayeleri bana bi söyle ya ben bi kadim söylev bi ayışığı günlüğü okuyorum bide artık bu hikayeyi Q___Q

aşk o *-* kimse beni bu adamın 30 yaşında olduğuna inandıramaz XD özellikle de kaspiyan rolündeyken u.u
Ben Barnes iz lav *-*

By İrma *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): bezgin, jandark
ya millet naptınız gözlerim doldu
çok teşekkür ederim hepinize hikayeme uzun bi ara verdim biliyorum ama elimde olan bi şey yok yani mesleğe yeni başladım yorgun ve uykusuzum zor geçiyor yine de mutluyum bi haftaya en geç yeniden yazacam
sizleri çok seviyorum bol bol öptüm

çok teşekkür ederim hepinize hikayeme uzun bi ara verdim biliyorum ama elimde olan bi şey yok yani mesleğe yeni başladım yorgun ve uykusuzum zor geçiyor yine de mutluyum bi haftaya en geç yeniden yazacam
sizleri çok seviyorum bol bol öptüm

Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Linkin Park, jandark


Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin

cumartesi sabahı benim en sevdiğim saatlerdir. dışarıdan gelen çocuk sesleri babamın erken kalkmamız konusundaki gürültülü ısrarı ve mutfaktan gelen yumurtası kokusu günümün harika geçeceğine dair ufak işaretlerdir. bugünün tatil olduğunu bilerek yatakta uzanmak ise paha biçilmezdir.
-evin bereketini kaçırıyorsunuz!
babam yine erken kalkma muhabbetine başlamıştı.
-geliyorum
yataktan kalkıp aynadaki görüntüme baktım. yüzümü yıkayıp saçlarımı düzelttikten sonra masaya oturdum. babam kahırlı bakışlarını bana çevirdi.
-yine geç yattın değil mi? ne zaman hafta sonu gelse böyle yapıyorsun gözlerine yazık uzak dur şu meretten.
konuştuklarını algılamam uzun sürdü.
-peki baba
-peki baba peki baba... bir gün de lafımı dinle evlenince nasıl olacaksın merak ediyorum.
kafamı şekilsiz omletten ayırıp babama baktım.
-hı?
-sabah sabah gitme çocuğun üstüne bey daha genç ilerde elbet yolunu bulur.
annem babamın dikkatini çekmeyi başarmıştı. masadaki sesler fazlalaşınca müsade isteyip kalktım masadan. odama geçip maksim in exodus müziğini açtım. yatağıma uzanarak biraz kitap okudum. bilmem kaçıncı kez okuduğım çalıkuşu romanını elimden bırakarak günün planını kafamda şekillendirmeye başladım. her zaman bir plan yapar günün gidişatına göre planlarımı değiştirirdim.
evde oturmaya niyetim yoktu ki tatil gününde. pencereden dışarıyı kontrol ettim. soğuktu fakat rahatsız edici değildi. telefonu elime alarak arkadaş listemdeki top 10 grubunu yoklamaya başladım.
herkes havanın kötülüğünden şikayet ediyordu. arayıp görüştüğüm herkesin ya işi vardı ya da hava soğuk deniliyordu. anlaşılan tek başına geçirecektim günümü. sıkı birşeyler giyinip çıktım evden.
yüzüme çarpan rüzgar beni uyku mahmurluğundan kurtarmıştı bile. adımlarımı sıklaştırarak her zaman ki gittiğim parka geçtim. hava öyle soğuktu ki atkımı almadığıma şimdiden pişman olmuştum. çevreyi izleyebileceğim bir banka geçip oturdum. sırtımı yaslayıp kendimi tamamen çevreye vermeye çalışıyordum.çok geçmeden eşofmanlarıyla yaşlı bir adam çıkageldi. uygun bir tiplemeydi. dikkatli bir şekilde baktım başında tweety baskılı turuncu bir şapka vardı. ona baktığımı görünce tuhaf bir şekilde baktı bana. kafamı başka yöne çevirip ağaçları incelediğimi gösterdim. park etrafında bir iki tur attıktan sonra yan tarafımdaki banka oturdu. çevreye bakıyor gibiydi fakat yan yan beni süzdüğünü görebiliyordum.
"bu havada bir tek benim burada olmam aklımda bir sorun olduğunun göstergesi değildir umarım" dedim göz göze geldiğimiz bir an. gözlerini kısmasından anladım ki alınmıştı. öyle ya yalnız değildim. yaptığım gafa gülmemek için başımı önüme eğdim.
-nerelisin sen?
sesinden hafif bir hırıltı gelmişti. içimden "ben mi?" dedim. etrafta kimse olmadığına göre soru bana yöneltilmişti.
-buralıyım
sohbet bitmişti anlaşılan. bir süre öylece oturduktan sonra ayağa kalkıp "iyi günler" diyeceğim sırada ağzını açıp konuşmaya başladı
-bir dahaki sefere birine bir durumdan bahsetmek istediğin zaman iyi düşün.
ne demeye çalıştığını anlamak isterken kalkıp sırtını döndü ve ben beni yerime mıhlatacak eşofmanın arkasındaki yazıyı gördüm.
"ruh ve sinir hastalıkları tedavi merkezi"
özür bile dileyemeden çekip gitmişti.
eve döndüğümde evde sadece annem vardı.
-erken geldin
-bazen zorlamayacaksın
söylediğim kafasını karıştırmıştı. gülümseyip yanağını sıktıktan sonra odama geçtim. film koyup izlemeye başladığım sırada telefonum çaldı.
-canım nerdesin?
-evdeyim yeni geldim.
-benim işim bitti istersen şimdi çıkabiliriz.
-inan benim de işim bitti bugün hayatta çıkmam artık
telefondan bir kahkaha sesi yükseldi.
-bir olay mı oldu anlatsana ya da dur ben size geliyorum.
-hadi çabuk film izleyeceğim
-10 dakikaya ordayım
20 dakika sonra gamze gelmişti. annemle muhabbet ettiler biraz. sonra bana günümün nasıl geçtiğini sordu. başıma geleni anlattığımda omzuma vura vura güldü. annem de mutfaktan eşlik etti.
-eee mehmet anlat başka neler yaptın?
-çok heyecanlı bir şey yaptım.
-ne?
-odamda oturduktan sonra salona geçtim.
-eee?
-e si bu ne yapabilirim tüm gün evdeyim işte. sen ne yaptın?
-sıkıldım bende film diyordun izleyelim hadi.
-tamam ama konuşmak yok
-öf iyi peki
gamze filmdeki tüm repliklerin tamamından fazla konuşarak filmi bitirmişti. en azından günün 2.5 saatini harcamış olduk. eınstain'in izafiyet kuramına hiç bu kadar inanmamıştım. gün geçmek bilmiyordu. gamze de gitmişti. diğer günlerin aksine bugün çok fazla sıkıcı ve kasvetliydi.
-bende babam gibi kahveye mi başlasam
-otur oturduğun yerde
-tamam
-evin bereketini kaçırıyorsunuz!
babam yine erken kalkma muhabbetine başlamıştı.
-geliyorum
yataktan kalkıp aynadaki görüntüme baktım. yüzümü yıkayıp saçlarımı düzelttikten sonra masaya oturdum. babam kahırlı bakışlarını bana çevirdi.
-yine geç yattın değil mi? ne zaman hafta sonu gelse böyle yapıyorsun gözlerine yazık uzak dur şu meretten.
konuştuklarını algılamam uzun sürdü.
-peki baba
-peki baba peki baba... bir gün de lafımı dinle evlenince nasıl olacaksın merak ediyorum.
kafamı şekilsiz omletten ayırıp babama baktım.
-hı?
-sabah sabah gitme çocuğun üstüne bey daha genç ilerde elbet yolunu bulur.
annem babamın dikkatini çekmeyi başarmıştı. masadaki sesler fazlalaşınca müsade isteyip kalktım masadan. odama geçip maksim in exodus müziğini açtım. yatağıma uzanarak biraz kitap okudum. bilmem kaçıncı kez okuduğım çalıkuşu romanını elimden bırakarak günün planını kafamda şekillendirmeye başladım. her zaman bir plan yapar günün gidişatına göre planlarımı değiştirirdim.
evde oturmaya niyetim yoktu ki tatil gününde. pencereden dışarıyı kontrol ettim. soğuktu fakat rahatsız edici değildi. telefonu elime alarak arkadaş listemdeki top 10 grubunu yoklamaya başladım.
herkes havanın kötülüğünden şikayet ediyordu. arayıp görüştüğüm herkesin ya işi vardı ya da hava soğuk deniliyordu. anlaşılan tek başına geçirecektim günümü. sıkı birşeyler giyinip çıktım evden.
yüzüme çarpan rüzgar beni uyku mahmurluğundan kurtarmıştı bile. adımlarımı sıklaştırarak her zaman ki gittiğim parka geçtim. hava öyle soğuktu ki atkımı almadığıma şimdiden pişman olmuştum. çevreyi izleyebileceğim bir banka geçip oturdum. sırtımı yaslayıp kendimi tamamen çevreye vermeye çalışıyordum.çok geçmeden eşofmanlarıyla yaşlı bir adam çıkageldi. uygun bir tiplemeydi. dikkatli bir şekilde baktım başında tweety baskılı turuncu bir şapka vardı. ona baktığımı görünce tuhaf bir şekilde baktı bana. kafamı başka yöne çevirip ağaçları incelediğimi gösterdim. park etrafında bir iki tur attıktan sonra yan tarafımdaki banka oturdu. çevreye bakıyor gibiydi fakat yan yan beni süzdüğünü görebiliyordum.
"bu havada bir tek benim burada olmam aklımda bir sorun olduğunun göstergesi değildir umarım" dedim göz göze geldiğimiz bir an. gözlerini kısmasından anladım ki alınmıştı. öyle ya yalnız değildim. yaptığım gafa gülmemek için başımı önüme eğdim.
-nerelisin sen?
sesinden hafif bir hırıltı gelmişti. içimden "ben mi?" dedim. etrafta kimse olmadığına göre soru bana yöneltilmişti.
-buralıyım
sohbet bitmişti anlaşılan. bir süre öylece oturduktan sonra ayağa kalkıp "iyi günler" diyeceğim sırada ağzını açıp konuşmaya başladı
-bir dahaki sefere birine bir durumdan bahsetmek istediğin zaman iyi düşün.
ne demeye çalıştığını anlamak isterken kalkıp sırtını döndü ve ben beni yerime mıhlatacak eşofmanın arkasındaki yazıyı gördüm.
"ruh ve sinir hastalıkları tedavi merkezi"
özür bile dileyemeden çekip gitmişti.
eve döndüğümde evde sadece annem vardı.
-erken geldin
-bazen zorlamayacaksın
söylediğim kafasını karıştırmıştı. gülümseyip yanağını sıktıktan sonra odama geçtim. film koyup izlemeye başladığım sırada telefonum çaldı.
-canım nerdesin?
-evdeyim yeni geldim.
-benim işim bitti istersen şimdi çıkabiliriz.
-inan benim de işim bitti bugün hayatta çıkmam artık
telefondan bir kahkaha sesi yükseldi.
-bir olay mı oldu anlatsana ya da dur ben size geliyorum.
-hadi çabuk film izleyeceğim
-10 dakikaya ordayım
20 dakika sonra gamze gelmişti. annemle muhabbet ettiler biraz. sonra bana günümün nasıl geçtiğini sordu. başıma geleni anlattığımda omzuma vura vura güldü. annem de mutfaktan eşlik etti.
-eee mehmet anlat başka neler yaptın?
-çok heyecanlı bir şey yaptım.
-ne?
-odamda oturduktan sonra salona geçtim.
-eee?
-e si bu ne yapabilirim tüm gün evdeyim işte. sen ne yaptın?
-sıkıldım bende film diyordun izleyelim hadi.
-tamam ama konuşmak yok
-öf iyi peki
gamze filmdeki tüm repliklerin tamamından fazla konuşarak filmi bitirmişti. en azından günün 2.5 saatini harcamış olduk. eınstain'in izafiyet kuramına hiç bu kadar inanmamıştım. gün geçmek bilmiyordu. gamze de gitmişti. diğer günlerin aksine bugün çok fazla sıkıcı ve kasvetliydi.
-bende babam gibi kahveye mi başlasam
-otur oturduğun yerde
-tamam

Heytt bu melek değil yaa
Bu o mavi gözlü çocuk
Bak bak ben melek kızı merak ettim yaa
Yoksa bu canavarlar yedi mi kızı
Ayy bezgin sen ondan bahsetmiyosun dimi
Vahh başımıza gelenler
,,,
Şu an izlenilen dizinin başrol oyuncusu filmden çıkarken bi kazaya kurban gider ya , o durumu değerlendiren komşu teyzeler gibi hissettim kendimi hee

Bu o mavi gözlü çocuk




Vahh başımıza gelenler

Şu an izlenilen dizinin başrol oyuncusu filmden çıkarken bi kazaya kurban gider ya , o durumu değerlendiren komşu teyzeler gibi hissettim kendimi hee



Aaa Bende İlk okuduğum zaman onu Melek sanmıştım meğerse Bizim baş erkek karaktermiş
Zaten melek olsaa günü böyle sıkıcı geçmez
Zavallı memo evde yapacak hiç birşeyi yok
Ordaki amcayada ayıp etti
Melek'in günü nasıl geçmiş Merak ettim yeni bölümü çabuk isterim

Zaten melek olsaa günü böyle sıkıcı geçmez

Zavallı memo evde yapacak hiç birşeyi yok

Ordaki amcayada ayıp etti

Melek'in günü nasıl geçmiş Merak ettim yeni bölümü çabuk isterim




O çok tatlı.♥
Spoiler:


jancım iyiki varsın ya sen olmasan ne yapaprım ben *-*
sen olmasan bu bölüm kimdendi anlayamıyacaktım
(insanın jetonu köşeli olmasın erkek olduğunu anlamıştımda aklıma miraç gelmişti
sonra bu miraç olamaz dedim mehmet çıktı
keşke miraç olsaydı
miraçtanda bir bölüm isityorum ben
)
melekte en son canavarların elindeydi dimi? unutmuşum ben
aklım fikrim derslerde pis sınavlar yaklaştılar
sanki başka işleri güçleri yok :/ gerçi bi kursta çalıştığım var ama o bile kafamı meşgul ediyo her boş kaldığımda fen tekrarı yaparken buluyorum kendimi:twisted:
onun dışında güzel bi bölümdü Gamze'yi kendime benzettim
bende film izlerken çok konuşuyorum
sonra bana kızıyolar filmi izleyemiyoruz diye
bi sinemada susuyorum ondada o sessizlikte konuşulmayacağı için
bölümü görüncede çok sevindim çok sıkılmıştım
(aslında kalkıp ödevlerimi yapabilirim ama yapmıycam U_U gerçi var mı yok mu onuda bilmiyorum ya
bi de bana inek derler
)
sen olmasan bu bölüm kimdendi anlayamıyacaktım





melekte en son canavarların elindeydi dimi? unutmuşum ben

aklım fikrim derslerde pis sınavlar yaklaştılar

onun dışında güzel bi bölümdü Gamze'yi kendime benzettim








aşk o *-* kimse beni bu adamın 30 yaşında olduğuna inandıramaz XD özellikle de kaspiyan rolündeyken u.u
Ben Barnes iz lav *-*

By İrma *-*


14. sayfa (Toplam 18 sayfa) [ 259 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |