gece bekçileri Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 5, 6, 7 ... 16, 17, 18, Sonraki |
Yazar
Mesaj
"
bunların dışında hepinize çok teşekkür ederim:) çok mutlu ettiniz beni ayrıca istediğiniz türleri söylediğinizde gelecek bölümü ona göre ayarlamaya çalışıyorum elimden geldiğince:) ve güzel haber aşk çok yakında geliyor:) "
Öhöm bu haberi duyduğuma sevindim
Ama ondan önce bunlar ne dönüşümü geçiriyorlar bunu açıkla çatlıcam yahu
Neyse devam devam
bunların dışında hepinize çok teşekkür ederim:) çok mutlu ettiniz beni ayrıca istediğiniz türleri söylediğinizde gelecek bölümü ona göre ayarlamaya çalışıyorum elimden geldiğince:) ve güzel haber aşk çok yakında geliyor:) "
Öhöm bu haberi duyduğuma sevindim

Ama ondan önce bunlar ne dönüşümü geçiriyorlar bunu açıkla çatlıcam yahu

Neyse devam devam




O çok tatlı.♥
Spoiler:
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
ya hepiniz çok tatlısınız acayip ısındım hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim:)
bu forumu ve buradakileri çok seviyorum bende jandark:),
her hocam demende ayrı bir mutlu oluyorum ve güldürebildiğime çok sevindim linkin park,
ve darchi yorumların ve sıcaklığınla insana acayip yazma hissi veriyorsun:)
yazma hevesim yoktu ama şimdi bakınca bu gece de yazacağım
bu forumu ve buradakileri çok seviyorum bende jandark:),

her hocam demende ayrı bir mutlu oluyorum ve güldürebildiğime çok sevindim linkin park,

ve darchi yorumların ve sıcaklığınla insana acayip yazma hissi veriyorsun:)

yazma hevesim yoktu ama şimdi bakınca bu gece de yazacağım


artık eminim ben bir yarasayım
)) hatam varsa bildirin:))
“of çok güldük başımıza bir iş gelecek” dedi Emin. Sami toparlanıp ayağa kalktı ve yerde oturan Miraç a bakarak “bu gidişle gerçekten çocuğun olmayacak kalk betondan” dedi. Tekrar gülmeye başladık. “hadi bekçiler millet ekibi kurmuştur” dedi Gökhan. Bizim eve doğru yürümeye başladık.
Eve geldiğimizde kapıda özenle dizilmiş 18 çift ayakkabı gördüm. İki kişi eksikti. Sırayla salona geçtik. El öpme merasiminden sonra her zamanki gibi yerdeki beş mindere oturduk. Anneler, babalar, dedeler ve ninelerden oluşan ekip dedemle ninemi bekliyorlardı. Grubun en yaşlıları onlardı. Babamla annemin evliliğinden sonra ilçeye 7 km uzaklıktaki şirin bir köye yerleşmişlerdi. Havadan sudan konuşmaya başlanmıştı ki merdivenlerden ağır ağır ilerleyişlerini duyduk. Herkes ayağa kalkıp selamlaştı. Bizlerde ellerini öpüp yaşlıların bulunduğu koltuklara yönelttik. “herkes toplandığına göre başlayabiliriz” dedi dedem. “bi dur, bir nefes al İlter Efendi daha demin geldik hemen adımını atar atmaz ne bu acelen” dedi ninem kıkırdayarak. Dedem biraz bozulmuş gibiydi. “iyi siz konuşun bana sıra gelince de haber ver” dedi. Emin in dedesi Ramazan dede gülerek “nedir şu hanımlardan çektiğimiz yahu” dedi dedemin dizine vurarak. “ne kötülüğümü gördün” dedi Emin in ninesi Fatma nine. Kaşlarını çatmış bakıyordu. “yok güzel Fatma’m vallahi demedim bir şey” dedi Ramazan dede. Bir yandan gülüyor bir yandan kahırlı görünmeye çalışıyordu. “kurt yaşlanınca maskara olurmuş” dedi Sami nin dedesi Yusuf dede. Yaşlılar kendi aralarında sohbete dalmışken bizimkileri izliyordum. “oğlum yaşlanınca bizde mi böyle olacağız” dedi Emin Gökhan a. Gökhan da “sonumuzu hayır et” diyerek gözlerini yukarı kaldırdı. “şşşttt” samiye baktık dördümüzde. Gözlerini ayırmadan büyük bir ciddiyetle yaşlıları takip ediyordu. Miraç hafif bir gülümsemeyle gözlerini kısarak “dikkat et Sami önemli ayrıntılar yakalayabilirsin” dedi. Yeniden “şşşt” dedi Sami. Tekrar gülmeye başladık. Hala yaramaz birer çocuktuk.
Çay-pasta ikramları yapılıp tatlı atışmalar bitince sessizlik gelmişti. Dedem “artık başlayabiliriz” dedi ve herkes oturuşunu dikleştirip büyük bir ciddiyetle dedeme yöneldi. “bugün size yeniden bu güzel ilçemiz “Korkutlu” nun başına gelen laneti anlatacağım” derin bir iç çekip devam etti.
“bundan tam 98 yıl önce “huzurlu” adlı bir köy varmış. Köydeki herkesin mutlu, huzurlu bir hayatı varmış. Ne bir hırsızlık, ne bir kötü göz, ne bir arsızlık . Tek dertleri geçim sıkıntısıymış. Sabahtan akşama kadar çalışıp evlerine ekmek götürebilmekmiş dertleri. Aç yattıkları zamanlar bile şükrederlermiş Yaradanlarına. Bazı yıllar hasat çok bazı yıllar az olurmuş. Hasat az olduğunda adak eder, çok olduğunda kurban keserlermiş. Herkes tanır ve severmiş birbirini. Kutlamalar, şölenler yapılır eğlenilirmiş.
O yıl köye yanında bir kız çocuğu ile birlikte yaşlı, kambur tuhaf bir adam gelmiş. Beyaz uzun saçları, uzun sakalları, kırış kırış yüzü varmış adamın. Yanındaki kızın yüzünde siyah bir peçe varmış. Adam elinde baston ile kutlamanın ortasında gelip “ağalar” demiş. “çok yer gördük, çok yerden kovulduk. Müsaade ederseniz burada sizinle yaşamak isteriz” Kızın yüzündeki peçeye bakmışlar. Köylüler “buyurun soluk alın” demişler. Bir yandan da bakışları kızın üzerindeymiş. “nereden gelirsiniz” demiş köylüler. “çok uzaklardan” demiş adam. Köylerinden hiç çıkmayan garibanlar için çok ilginç gelmiş bu söz. “anlat” demişler “neler gördünüz”. “çok yerler gördük çok ağalar, beyler tanıdık” demiş adam. Köylülerin kıza bakışlarını fark etmiş.“şu hayatta bir gün güldük bin gün ağladık”. “neye güldünüz neye ağladınız” demiş köylüler. “âdemoğlunun merakına güldük helakına ağladık” demiş adam. “bu kız” demiş. “emanettir bana, yüzünü açıp da bakmak isterseniz bize şimdiden müsaade, yol uzundur”. Köylüler şaşırmış. “nihayetinde bir kızdır. Köyde de bir sürü kızlarımız var and olsun ki bakmayız” “o vakit burası bizim memleketimiz olsun” demiş adam. “benim adım Hikmet, bu kızın adını da bilmeyin” Beraberce kalkıp köyün orta yerine güzel bir ev yapmışlar.
Aradan birkaç gün geçince köydeki herkes peçeli kızdan bahseder olmuş. Kendi mutlu, huzurlu yaşantılarını unutup, çalışmayı bırakıp peçeli kızı konuşurlarmış. Kadınlar kızın çok çirkin olduğunu erkekler çok güzel olduğunu anlatır olmuşlar. Kimi “ben gördüm” diyormuş. Kimi de gizli gizli buluştuğunu anlatıyormuş. Kimi suratındaki çirkin yaralardan kimi cüzamından bahsedermiş. Esasında hepsi yalanmış. Peçeli kız evinden hiç çıkmazmış. Geceleri köyde derin derin ağlama sesleri duyulmaya başlamış. Duyanların yüreği dayanmazmış. Peçeli kızın evinden gelirmiş bu sesler. Yaşlı hikmet bir gün köy meydanına gelip “ağalar iki günlüğüne dağlara gidip şifalı ot toplamam lazım sakın ola ki dediğimden çıkmayın” demiş. “uğurlar ola” demişler ve yolcu etmişler yaşlı adamı. Köydekiler iyice merak eder olmuşlar. Merak ki ne merak. Kadınlar ayrı erkekler ayrı. Köyden sadece beş genç çıkmış “ayıptır, günahtır ne konuşur durursunuz”. Kimse seslenmemiş genç yiğitlere ama o gece olanlar köyün felaketi bizlerin de laneti olmuş”
devamı gelecek bölümde:)))) uyduracam diye canım çıktı

“of çok güldük başımıza bir iş gelecek” dedi Emin. Sami toparlanıp ayağa kalktı ve yerde oturan Miraç a bakarak “bu gidişle gerçekten çocuğun olmayacak kalk betondan” dedi. Tekrar gülmeye başladık. “hadi bekçiler millet ekibi kurmuştur” dedi Gökhan. Bizim eve doğru yürümeye başladık.
Eve geldiğimizde kapıda özenle dizilmiş 18 çift ayakkabı gördüm. İki kişi eksikti. Sırayla salona geçtik. El öpme merasiminden sonra her zamanki gibi yerdeki beş mindere oturduk. Anneler, babalar, dedeler ve ninelerden oluşan ekip dedemle ninemi bekliyorlardı. Grubun en yaşlıları onlardı. Babamla annemin evliliğinden sonra ilçeye 7 km uzaklıktaki şirin bir köye yerleşmişlerdi. Havadan sudan konuşmaya başlanmıştı ki merdivenlerden ağır ağır ilerleyişlerini duyduk. Herkes ayağa kalkıp selamlaştı. Bizlerde ellerini öpüp yaşlıların bulunduğu koltuklara yönelttik. “herkes toplandığına göre başlayabiliriz” dedi dedem. “bi dur, bir nefes al İlter Efendi daha demin geldik hemen adımını atar atmaz ne bu acelen” dedi ninem kıkırdayarak. Dedem biraz bozulmuş gibiydi. “iyi siz konuşun bana sıra gelince de haber ver” dedi. Emin in dedesi Ramazan dede gülerek “nedir şu hanımlardan çektiğimiz yahu” dedi dedemin dizine vurarak. “ne kötülüğümü gördün” dedi Emin in ninesi Fatma nine. Kaşlarını çatmış bakıyordu. “yok güzel Fatma’m vallahi demedim bir şey” dedi Ramazan dede. Bir yandan gülüyor bir yandan kahırlı görünmeye çalışıyordu. “kurt yaşlanınca maskara olurmuş” dedi Sami nin dedesi Yusuf dede. Yaşlılar kendi aralarında sohbete dalmışken bizimkileri izliyordum. “oğlum yaşlanınca bizde mi böyle olacağız” dedi Emin Gökhan a. Gökhan da “sonumuzu hayır et” diyerek gözlerini yukarı kaldırdı. “şşşttt” samiye baktık dördümüzde. Gözlerini ayırmadan büyük bir ciddiyetle yaşlıları takip ediyordu. Miraç hafif bir gülümsemeyle gözlerini kısarak “dikkat et Sami önemli ayrıntılar yakalayabilirsin” dedi. Yeniden “şşşt” dedi Sami. Tekrar gülmeye başladık. Hala yaramaz birer çocuktuk.
Çay-pasta ikramları yapılıp tatlı atışmalar bitince sessizlik gelmişti. Dedem “artık başlayabiliriz” dedi ve herkes oturuşunu dikleştirip büyük bir ciddiyetle dedeme yöneldi. “bugün size yeniden bu güzel ilçemiz “Korkutlu” nun başına gelen laneti anlatacağım” derin bir iç çekip devam etti.
“bundan tam 98 yıl önce “huzurlu” adlı bir köy varmış. Köydeki herkesin mutlu, huzurlu bir hayatı varmış. Ne bir hırsızlık, ne bir kötü göz, ne bir arsızlık . Tek dertleri geçim sıkıntısıymış. Sabahtan akşama kadar çalışıp evlerine ekmek götürebilmekmiş dertleri. Aç yattıkları zamanlar bile şükrederlermiş Yaradanlarına. Bazı yıllar hasat çok bazı yıllar az olurmuş. Hasat az olduğunda adak eder, çok olduğunda kurban keserlermiş. Herkes tanır ve severmiş birbirini. Kutlamalar, şölenler yapılır eğlenilirmiş.
O yıl köye yanında bir kız çocuğu ile birlikte yaşlı, kambur tuhaf bir adam gelmiş. Beyaz uzun saçları, uzun sakalları, kırış kırış yüzü varmış adamın. Yanındaki kızın yüzünde siyah bir peçe varmış. Adam elinde baston ile kutlamanın ortasında gelip “ağalar” demiş. “çok yer gördük, çok yerden kovulduk. Müsaade ederseniz burada sizinle yaşamak isteriz” Kızın yüzündeki peçeye bakmışlar. Köylüler “buyurun soluk alın” demişler. Bir yandan da bakışları kızın üzerindeymiş. “nereden gelirsiniz” demiş köylüler. “çok uzaklardan” demiş adam. Köylerinden hiç çıkmayan garibanlar için çok ilginç gelmiş bu söz. “anlat” demişler “neler gördünüz”. “çok yerler gördük çok ağalar, beyler tanıdık” demiş adam. Köylülerin kıza bakışlarını fark etmiş.“şu hayatta bir gün güldük bin gün ağladık”. “neye güldünüz neye ağladınız” demiş köylüler. “âdemoğlunun merakına güldük helakına ağladık” demiş adam. “bu kız” demiş. “emanettir bana, yüzünü açıp da bakmak isterseniz bize şimdiden müsaade, yol uzundur”. Köylüler şaşırmış. “nihayetinde bir kızdır. Köyde de bir sürü kızlarımız var and olsun ki bakmayız” “o vakit burası bizim memleketimiz olsun” demiş adam. “benim adım Hikmet, bu kızın adını da bilmeyin” Beraberce kalkıp köyün orta yerine güzel bir ev yapmışlar.
Aradan birkaç gün geçince köydeki herkes peçeli kızdan bahseder olmuş. Kendi mutlu, huzurlu yaşantılarını unutup, çalışmayı bırakıp peçeli kızı konuşurlarmış. Kadınlar kızın çok çirkin olduğunu erkekler çok güzel olduğunu anlatır olmuşlar. Kimi “ben gördüm” diyormuş. Kimi de gizli gizli buluştuğunu anlatıyormuş. Kimi suratındaki çirkin yaralardan kimi cüzamından bahsedermiş. Esasında hepsi yalanmış. Peçeli kız evinden hiç çıkmazmış. Geceleri köyde derin derin ağlama sesleri duyulmaya başlamış. Duyanların yüreği dayanmazmış. Peçeli kızın evinden gelirmiş bu sesler. Yaşlı hikmet bir gün köy meydanına gelip “ağalar iki günlüğüne dağlara gidip şifalı ot toplamam lazım sakın ola ki dediğimden çıkmayın” demiş. “uğurlar ola” demişler ve yolcu etmişler yaşlı adamı. Köydekiler iyice merak eder olmuşlar. Merak ki ne merak. Kadınlar ayrı erkekler ayrı. Köyden sadece beş genç çıkmış “ayıptır, günahtır ne konuşur durursunuz”. Kimse seslenmemiş genç yiğitlere ama o gece olanlar köyün felaketi bizlerin de laneti olmuş”
devamı gelecek bölümde:)))) uyduracam diye canım çıktı

Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Minako-chan, Neo Queen Serenity
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin

Aaaa Nasıl Oluyo o Ya bırakılır mı burdaa
Ayy çok merak ettim ama
Nolur bugün yaaz
Not:ve darchi yorumların ve sıcaklığınla insana acayip yazma hissi veriyorsun:) teşekkür ederim canım
ne mutlu ki ben böyle bir ilhamda bulunuyorum 

Ayy çok merak ettim ama

Nolur bugün yaaz

Not:ve darchi yorumların ve sıcaklığınla insana acayip yazma hissi veriyorsun:) teşekkür ederim canım





O çok tatlı.♥
Spoiler:
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
şimdi şöyle oluyor:)))
tam bugünlük yazmayacağım derken bi bakıyorum siz aklıma geliyorsunuz:)) diyorum ki yazmam gerek:))) bazen iki saatte zor çıkıyor cümleler:)) jandark çok pis bir huyum var tatlım ya:))) meraklandırmayı çok seviyorum:) bugün yeni bölüm gelecek ama geç saat olabilir:)
bir de bu ay sefer ayıymış tesadüfe bakın
o yüzden tırstım biraz:) dikkat edelim:)
tam bugünlük yazmayacağım derken bi bakıyorum siz aklıma geliyorsunuz:)) diyorum ki yazmam gerek:))) bazen iki saatte zor çıkıyor cümleler:)) jandark çok pis bir huyum var tatlım ya:))) meraklandırmayı çok seviyorum:) bugün yeni bölüm gelecek ama geç saat olabilir:)
bir de bu ay sefer ayıymış tesadüfe bakın


Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin

Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin

Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): bezgin
6. sayfa (Toplam 18 sayfa) [ 259 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |