Geçmiş'in Hediyesi-Tanrılar Savaşı 16. Bölüm EKLENDİ :) Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 6, 7, 8 ... 16, 17, 18, Sonraki |
Yazar
Mesaj


7.Bölüm-Kurtarılan
Zaman ellerimde...
Mekan ruhumda bir yerlerde...
Hissediyorum karanlığımı, hissediyorum karanlığımın içindeki huzursuz aydınlığı...
Geçmiş bedenime hükmediyor...geçmişin seçilmişlerinin beni hapsettiği arafımdan kurtuluyorum...
Zaman yeniden ellerimde...
Mekan bir kez daha bana ait, hükümlerime hasret...
Kabuslarımı düşlerine yoran bir prenses...
Beni sonsuzluğun derin sıkıntılarına boğan ruhu dalgın bir prens...
Hislerim yeniden uyanıyor karanlığa, intikam benim için bir oyun değil artık...
İntikam kurtarmanın ismi ile saklı değil benim için...
Beyaz Ay’ın kayıp prensesi...
Elysion’nun kibirli prensi...
Bekleyin...
Kaderinize boyun eğin...
Akan zamanı durduracak güçte, mekanı acılara boğacak kudrette...
Tanrıların gizli sahibi yeniden gözlerini açıyor...
Geçmişin intikamını usulca almaya hazır...
Bekliyor...
Yüce Chronos, oyun tahtasında ellerini kavuşturmuş...
Bekliyor...
Geleceğin geçmiş ile buluşacağı anı...
Elysion’dayım. Gök masmavi bulutlarla çevrili. Yürüyorum nereye yürüdüğümü hissediyorum ama bilmiyorum. Hissetmek bilincin önüne geçiyor. Nefesimin tıkandığını biliyorum. Kalbim ve beynim birbirine zıt iki güç. Beynim gerçek olamayacak kadar yanlış olduğunu defalarca vurguluyor kalbimse onunla aynı düşüncede sadece gidiş yönü farklı usulca fısıldıyor gerçek olamaz çünkü gerçek olamayacak kadar güzel. Beyaz kuleleri ile saray karşımda . Korku? Pişmanlık? Umutsuzluk? Hayır hissettiğim hiçbiri değil. Beynimin zonklamasına sebep olan şeyi düşünüyorum sonra birden onun nefesini boynumda hissediyorum. Yavaş yavaş soluk alıp veriyor. Kulaklarımda nefesinin nemini hissediyorum. Hoş geldin diyor. Hoşbuldum öyle değil mi? Bu benim kararımdı. Konuşamıyorum. Elleri saçlarımı topluyor. Titrediğimi hissediyorum. Sonrasında boynumda ufak bir öpücük hissediyorum. Kalbim yapma şimdi sırası değil dayanmalısın. Korkuyor musun diyor. Korkmuyorum bundan eminim. Onun yanında olmak kar tanelerini elinde tutmak gibi soğuk ama güzel. Evine yürümek gibi yorucu ama değer. Korkuları bir kenara bırakıp kendime güvenmeye başlıyorum. Yine de sesim çıkmıyor. Çok güzelsin diyor sen sahip olunamayacak kadar güzelsin. Yine de prensesim tek bir söz söyle tek bir sözüne köle olmaya hazırım. Tek bir sözünle tüm ömrümü temize çekmeye hazırım. Lakin sessizliğiniz beni korkutuyor. Dönüyorum bu sefer gözleri gözümde. Uzaktan izlediğim dünya şimdi karşımda tüm maviliği tüm cıvıltısı ve tanrıların korktuğu tüm o karanlığı ile gözlerimin içine bakıyor. Tek bir kelime fısıldayabiliyorum: Korkma. Sonrasında ise kollarını belime doluyor ve beni usulca kendisine çekiyor. Bu sefer nefesi burnumda . Dudakları ise dudaklarımda. Ateş, kıvılcım, ölüm kabuslarımda sürekli gittiğim Araf. Yandığımı hissediyorum. Elleri tüm bedenimde geziyor. Ben bir tanrıçayım o ise ölümlü bu yasak durmalıyım. Duramıyorum. Sonra bilinçsizce o kelime dökülüyor ağzımdan: Seninim. Kulağımda sesi çınlıyor: Benimsin. Beyaz bir oda sessizliğe bürünüyor ve sessizliği bölense derin iç çekişler oluyor. Sonra sahne değişiyor. Kızıl saçlı bir kadın odama giriyor o beşiğe yöneliyor. Bu sefer alev tüm bedenimi korkuyla ve acıyla yakalıyor tüm o şehvet soğuk bir ter gibi bedenime çöküyor.
Korkuyla sıçradı yatağından. Sabah bulantıları Usagi’nin hala en büyük derdiydi. Koşa koşa banyoya gitti. Dün akşam yediklerini düşündü. Yine abartmıştı üstelik yedikleri ona güç vermek yerine sadece daha fazla yorulmasına sebep oluyordu. Midesinde olan biteni çıkardıktan sonra soğuk suyu yüzüne çarptı. Şakaklarını ovaladı. İçerisinde bulunan bu ateşin sebebini bilmiyordu ama su bu ateşi az da olsa söndürmeye yetmişti. Yüzünü silerek yatak odalarına doğru yürüdü. Uyumak sabah bulantılarını bastırmanın en iyi yolu olacaktı. Ancak sallanan sandalyede kocasını gördü. Düşünceli ve kararsız görünüyordu. Derin sessizliği bölen ise Mamoru oldu.
-Daha iyi misin?
-Her sabah daha kötüye gidiyor gibi. Ne zaman biteceğini bilmiyorum.
-Seni çok zorluyor öyle değil mi?
-Ami hamileliğin ilk aylarında bunun oldukça doğal olduğunu söylüyor. Ayrıca bebeğimiz oldukça güçlü iki büyük güçten parçalar taşıyor. Yorucu olması gayet doğal.
-Annesini fazla yoruyor tıpkı babası gibi.
-Mamo-chan neler oluyor?
Mamoru karısını usulca süzdü. Sandalyesinde doğruldu ve karısını yanına çağırdı. Usagi Mamoru’nun kucağına oturdu ve kollarını omzuna bağladı.
-Bana neler olduğunu anlatacak mısın?
-Usako! Sana bir şey olması beni beni bu beni çok korkutuyor. Her gece uyanıp nefesini dinliyorum. Seni kontrol ediyorum. Sensizlik her gece kabuslarıma işliyor. Yeni bir düşmanın yeniden içimizde olmasını bilmek bu beni her geçen dakika öldürüyor. Bu hayatımın en mutlu anları bu mutluluğu sana kelimelerle anlatamam ama birilerinin yeniden ve yine bunda gözünün olması işte buna dayanamıyorum.
-Mamo-chan rüyamda ne gördüm biliyor musun? Elysion’da olduğumuz o günü. Sen ve ben başbaşa ilk defa. Kalbimde derin bir huzur hissettim. Ne zaman korksam ve işin içinden çıkılamayacak bir durum olduğunu düşünsem seninle olan günlerimi düşünüyorum. Onlar beni mutlu ediyor. Yaşadığımız onca derin acı ve kedere rağmen mutlu anlarımızda oldukça fazla. Geçmiş ve gelecek bize iki muhteşem armağan sundu ve onlar bizim olacak. Seninle Mamo-chan biz sadece birbirimize aitiz ve kader sadece bunu geciktirebilir asla olmasına mani olamaz.
-Usako! Sen inanılmaz birisisin. Seninle gurur duyuyorum. Karanlık günlerden çıkıp senin kollarında yeniden aydınlığa çıkmak yeniden defalarca , nefesini duymak haklısın yaşadığımız onca günü hiçe sayıp sadece kötülerine odaklanmak tüm o güzel anlara haksızlık olur. Sen ve ben Usako ne pahasına olursa olsun asla ayrılmayacağız. Ölümde ve dirimde seninleyim. Seni ve geleceğimizi ne pahasına olursa olsun koruyacağım.
-Biliyorum Mamochan sana güveniyorum. Hayır sana güveniyoruz. Ne olursa olsun birbirimizi koruyacağız. Ne düşünüyorsun Mamochan düşman tamamen yeni mi yoksa beklediğimiz güçler mi?
-Haruka Ceres isminden bahsetti. İnsanlar Demeter’in Zeus’un sevgililerinden olduğuna inanırlardı. Demeter bolluk ve bereket tanrıçasıydı. Onun gelişi ile bahar gelir ekinler baş gösterirdi. Bir söylentiye göreyse Demeter’in Zeus’tan habersiz Hades ile bir ilişkisi olmuştu bu ilişkinin sonucunda ise bir kız çocuğu gözlerini açtı. Zeus ihanete uğramıştı. Demeter ona kardeşi Hades ile ihanet etmişti. Bu sebeple doğan bu çocuğun Hades’in yanında kalmasına karar verildi.Bu doğan çocuk annesini yılın sadece belli zamanında yeryüzünde görebilirdi .Demeter kızına kavuştuğu zaman bahar gelirdi kızı gittiğinde ise kış ortaya çıkardı.
-Çok ilginç. Ama Demeter’in ve tüm bu efsanelerin ne gibi bir ilgisi olduğunu düşünüyorsun?
-Sevgilim bu efsaneler bizim gerçeğimizdi. Birkaç yüzyıl öncesine kadar. Demeter’in diğer ismi Ceres’di.
-Sen şimdi bana Ceres’in aslında Demeter olduğunu ve tanrıça olduğunu mu söylüyorsun.
-Tanrıların Savaşı çok yakında Usako. Hazırlıklı olmalıyız. Selene’nin kehaneti kırıldı. Gerçeğe uyanıyorlar. Yüce Demeter yüzyıllar öncesinden hatırladığım kadarıyla çok iyiydi. Ancak Zeus’un ellerinde canavara dönüştü. Bilincini henüz kazanamadığını düşünüyorum. Bu yüzden insan enerjisine muhtaçlar. Ancak bu şekilde yeniden o ihtişamlı güçlerini kazanacaklar.
-Günlerdir bunları düşünüyordun öyle değil mi? Ah Mamochan tüm bunları en başından benimle paylaşmalıydın.
-Yapamazdım emin olmadan bunu seninle paylaşamazdım.
-Yine de üstesinden geleceğiz. Bu sefer yenilmeyeceğiz. Sevginin gücüne bizim gücümüze inan.
-Evrende tek inandığım bu. Şimdi söyle bakalım Elysion’da neler olmuştu?
-Biliyorsun işte.
-Hatırlamıyorum.
-Mamooochaannn!
Sonrasında tüm oda harflerin yokluğunda kaybolmuştu. Mamoru ve Usagi hayatta sahip oldukları en güzel anın tadını çıkarmaktaydılar. Zor ve güç olacağını biliyorlardı. Yine de sonuna kadar korunması gereken değerler vardı. Aşk gibi arkadaşlıklar ve dünya gibi. Kaybedilecek şeylerin karşısında kocaman bir evren duruyordu. En nihayetinde inanıyorlardı yine kazanan sadece ve sadece inananlar olacaktı. Hayata ve insanlığa…
* * * * * *
-Sevgili dostum...hoşgeldin
-Efendimiz, en nihayetinde gerçeklerle buluşmuş olmanız beni ne denli bir huzura erdirdi...bilemezsiniz...
-Bu sefer kader ve zaman çizgisi ellerimizde Chronos...olacaklar elimizde...
-Hükmettiklerim nasıl da böylesine ellerimize konar efendimiz...
-Ceres geçmişin arafında gizlenmiş...bir emaneti bana getirdi...Prenses bu defa kahinden kaçamayacak...
Tanrı, ellerini eskimiş sayfalarda gezdirdi...
Her kelimenin anlamını içine çekti, her olanı, olacağı bilmenin sarhoşluğunda, güce erdi...
Tanrı gözlerini yeniden sayfalara emanet etti...
Oku dedi...Chronos...
Kaderi ve zamanı ayıran bu gücü benimse dedi...
Tanrı okudu...
Kehanetler Kitabı en olmayacak ellerdeydi artık...
Zaman ve Mekan iyilerin savaşında tehlikeli birer piyondu...
Geçmişin seçilmişlerinin hayatı artık başkalarının elindeydi...
Tanrıların tanrısı bir kez daha nefes aldı...
‘Horarium dominus esse possit, tunc potest fluere’
Ve oyun…Başladı…
‘Bitişin yakınında…
Geleceğin ardında…
Ellerindeydi zaman…
Tanrıların oyununda…
Geçmişin önünde…
Aktı zaman…
Durdu mekan…
Sayfa hükmetti…
Seçilmişlerin rüyasına’
(Kehanetler Kitabı-Kum Saati)
İşte dostum…şimdi başlıyor asıl oyun…
…
Tokyo yaz sıcaklarında, kışa hasret bir gökyüzüne merhaba dedi…
Çakan şimşekler olacakların habercisi miydi?
Zaman ellerimde...
Mekan ruhumda bir yerlerde...
Hissediyorum karanlığımı, hissediyorum karanlığımın içindeki huzursuz aydınlığı...
Geçmiş bedenime hükmediyor...geçmişin seçilmişlerinin beni hapsettiği arafımdan kurtuluyorum...
Zaman yeniden ellerimde...
Mekan bir kez daha bana ait, hükümlerime hasret...
Kabuslarımı düşlerine yoran bir prenses...
Beni sonsuzluğun derin sıkıntılarına boğan ruhu dalgın bir prens...
Hislerim yeniden uyanıyor karanlığa, intikam benim için bir oyun değil artık...
İntikam kurtarmanın ismi ile saklı değil benim için...
Beyaz Ay’ın kayıp prensesi...
Elysion’nun kibirli prensi...
Bekleyin...
Kaderinize boyun eğin...
Akan zamanı durduracak güçte, mekanı acılara boğacak kudrette...
Tanrıların gizli sahibi yeniden gözlerini açıyor...
Geçmişin intikamını usulca almaya hazır...
Bekliyor...
Yüce Chronos, oyun tahtasında ellerini kavuşturmuş...
Bekliyor...
Geleceğin geçmiş ile buluşacağı anı...
Elysion’dayım. Gök masmavi bulutlarla çevrili. Yürüyorum nereye yürüdüğümü hissediyorum ama bilmiyorum. Hissetmek bilincin önüne geçiyor. Nefesimin tıkandığını biliyorum. Kalbim ve beynim birbirine zıt iki güç. Beynim gerçek olamayacak kadar yanlış olduğunu defalarca vurguluyor kalbimse onunla aynı düşüncede sadece gidiş yönü farklı usulca fısıldıyor gerçek olamaz çünkü gerçek olamayacak kadar güzel. Beyaz kuleleri ile saray karşımda . Korku? Pişmanlık? Umutsuzluk? Hayır hissettiğim hiçbiri değil. Beynimin zonklamasına sebep olan şeyi düşünüyorum sonra birden onun nefesini boynumda hissediyorum. Yavaş yavaş soluk alıp veriyor. Kulaklarımda nefesinin nemini hissediyorum. Hoş geldin diyor. Hoşbuldum öyle değil mi? Bu benim kararımdı. Konuşamıyorum. Elleri saçlarımı topluyor. Titrediğimi hissediyorum. Sonrasında boynumda ufak bir öpücük hissediyorum. Kalbim yapma şimdi sırası değil dayanmalısın. Korkuyor musun diyor. Korkmuyorum bundan eminim. Onun yanında olmak kar tanelerini elinde tutmak gibi soğuk ama güzel. Evine yürümek gibi yorucu ama değer. Korkuları bir kenara bırakıp kendime güvenmeye başlıyorum. Yine de sesim çıkmıyor. Çok güzelsin diyor sen sahip olunamayacak kadar güzelsin. Yine de prensesim tek bir söz söyle tek bir sözüne köle olmaya hazırım. Tek bir sözünle tüm ömrümü temize çekmeye hazırım. Lakin sessizliğiniz beni korkutuyor. Dönüyorum bu sefer gözleri gözümde. Uzaktan izlediğim dünya şimdi karşımda tüm maviliği tüm cıvıltısı ve tanrıların korktuğu tüm o karanlığı ile gözlerimin içine bakıyor. Tek bir kelime fısıldayabiliyorum: Korkma. Sonrasında ise kollarını belime doluyor ve beni usulca kendisine çekiyor. Bu sefer nefesi burnumda . Dudakları ise dudaklarımda. Ateş, kıvılcım, ölüm kabuslarımda sürekli gittiğim Araf. Yandığımı hissediyorum. Elleri tüm bedenimde geziyor. Ben bir tanrıçayım o ise ölümlü bu yasak durmalıyım. Duramıyorum. Sonra bilinçsizce o kelime dökülüyor ağzımdan: Seninim. Kulağımda sesi çınlıyor: Benimsin. Beyaz bir oda sessizliğe bürünüyor ve sessizliği bölense derin iç çekişler oluyor. Sonra sahne değişiyor. Kızıl saçlı bir kadın odama giriyor o beşiğe yöneliyor. Bu sefer alev tüm bedenimi korkuyla ve acıyla yakalıyor tüm o şehvet soğuk bir ter gibi bedenime çöküyor.
Korkuyla sıçradı yatağından. Sabah bulantıları Usagi’nin hala en büyük derdiydi. Koşa koşa banyoya gitti. Dün akşam yediklerini düşündü. Yine abartmıştı üstelik yedikleri ona güç vermek yerine sadece daha fazla yorulmasına sebep oluyordu. Midesinde olan biteni çıkardıktan sonra soğuk suyu yüzüne çarptı. Şakaklarını ovaladı. İçerisinde bulunan bu ateşin sebebini bilmiyordu ama su bu ateşi az da olsa söndürmeye yetmişti. Yüzünü silerek yatak odalarına doğru yürüdü. Uyumak sabah bulantılarını bastırmanın en iyi yolu olacaktı. Ancak sallanan sandalyede kocasını gördü. Düşünceli ve kararsız görünüyordu. Derin sessizliği bölen ise Mamoru oldu.
-Daha iyi misin?
-Her sabah daha kötüye gidiyor gibi. Ne zaman biteceğini bilmiyorum.
-Seni çok zorluyor öyle değil mi?
-Ami hamileliğin ilk aylarında bunun oldukça doğal olduğunu söylüyor. Ayrıca bebeğimiz oldukça güçlü iki büyük güçten parçalar taşıyor. Yorucu olması gayet doğal.
-Annesini fazla yoruyor tıpkı babası gibi.
-Mamo-chan neler oluyor?
Mamoru karısını usulca süzdü. Sandalyesinde doğruldu ve karısını yanına çağırdı. Usagi Mamoru’nun kucağına oturdu ve kollarını omzuna bağladı.
-Bana neler olduğunu anlatacak mısın?
-Usako! Sana bir şey olması beni beni bu beni çok korkutuyor. Her gece uyanıp nefesini dinliyorum. Seni kontrol ediyorum. Sensizlik her gece kabuslarıma işliyor. Yeni bir düşmanın yeniden içimizde olmasını bilmek bu beni her geçen dakika öldürüyor. Bu hayatımın en mutlu anları bu mutluluğu sana kelimelerle anlatamam ama birilerinin yeniden ve yine bunda gözünün olması işte buna dayanamıyorum.
-Mamo-chan rüyamda ne gördüm biliyor musun? Elysion’da olduğumuz o günü. Sen ve ben başbaşa ilk defa. Kalbimde derin bir huzur hissettim. Ne zaman korksam ve işin içinden çıkılamayacak bir durum olduğunu düşünsem seninle olan günlerimi düşünüyorum. Onlar beni mutlu ediyor. Yaşadığımız onca derin acı ve kedere rağmen mutlu anlarımızda oldukça fazla. Geçmiş ve gelecek bize iki muhteşem armağan sundu ve onlar bizim olacak. Seninle Mamo-chan biz sadece birbirimize aitiz ve kader sadece bunu geciktirebilir asla olmasına mani olamaz.
-Usako! Sen inanılmaz birisisin. Seninle gurur duyuyorum. Karanlık günlerden çıkıp senin kollarında yeniden aydınlığa çıkmak yeniden defalarca , nefesini duymak haklısın yaşadığımız onca günü hiçe sayıp sadece kötülerine odaklanmak tüm o güzel anlara haksızlık olur. Sen ve ben Usako ne pahasına olursa olsun asla ayrılmayacağız. Ölümde ve dirimde seninleyim. Seni ve geleceğimizi ne pahasına olursa olsun koruyacağım.
-Biliyorum Mamochan sana güveniyorum. Hayır sana güveniyoruz. Ne olursa olsun birbirimizi koruyacağız. Ne düşünüyorsun Mamochan düşman tamamen yeni mi yoksa beklediğimiz güçler mi?
-Haruka Ceres isminden bahsetti. İnsanlar Demeter’in Zeus’un sevgililerinden olduğuna inanırlardı. Demeter bolluk ve bereket tanrıçasıydı. Onun gelişi ile bahar gelir ekinler baş gösterirdi. Bir söylentiye göreyse Demeter’in Zeus’tan habersiz Hades ile bir ilişkisi olmuştu bu ilişkinin sonucunda ise bir kız çocuğu gözlerini açtı. Zeus ihanete uğramıştı. Demeter ona kardeşi Hades ile ihanet etmişti. Bu sebeple doğan bu çocuğun Hades’in yanında kalmasına karar verildi.Bu doğan çocuk annesini yılın sadece belli zamanında yeryüzünde görebilirdi .Demeter kızına kavuştuğu zaman bahar gelirdi kızı gittiğinde ise kış ortaya çıkardı.
-Çok ilginç. Ama Demeter’in ve tüm bu efsanelerin ne gibi bir ilgisi olduğunu düşünüyorsun?
-Sevgilim bu efsaneler bizim gerçeğimizdi. Birkaç yüzyıl öncesine kadar. Demeter’in diğer ismi Ceres’di.
-Sen şimdi bana Ceres’in aslında Demeter olduğunu ve tanrıça olduğunu mu söylüyorsun.
-Tanrıların Savaşı çok yakında Usako. Hazırlıklı olmalıyız. Selene’nin kehaneti kırıldı. Gerçeğe uyanıyorlar. Yüce Demeter yüzyıllar öncesinden hatırladığım kadarıyla çok iyiydi. Ancak Zeus’un ellerinde canavara dönüştü. Bilincini henüz kazanamadığını düşünüyorum. Bu yüzden insan enerjisine muhtaçlar. Ancak bu şekilde yeniden o ihtişamlı güçlerini kazanacaklar.
-Günlerdir bunları düşünüyordun öyle değil mi? Ah Mamochan tüm bunları en başından benimle paylaşmalıydın.
-Yapamazdım emin olmadan bunu seninle paylaşamazdım.
-Yine de üstesinden geleceğiz. Bu sefer yenilmeyeceğiz. Sevginin gücüne bizim gücümüze inan.
-Evrende tek inandığım bu. Şimdi söyle bakalım Elysion’da neler olmuştu?
-Biliyorsun işte.
-Hatırlamıyorum.
-Mamooochaannn!
Sonrasında tüm oda harflerin yokluğunda kaybolmuştu. Mamoru ve Usagi hayatta sahip oldukları en güzel anın tadını çıkarmaktaydılar. Zor ve güç olacağını biliyorlardı. Yine de sonuna kadar korunması gereken değerler vardı. Aşk gibi arkadaşlıklar ve dünya gibi. Kaybedilecek şeylerin karşısında kocaman bir evren duruyordu. En nihayetinde inanıyorlardı yine kazanan sadece ve sadece inananlar olacaktı. Hayata ve insanlığa…
* * * * * *
-Sevgili dostum...hoşgeldin
-Efendimiz, en nihayetinde gerçeklerle buluşmuş olmanız beni ne denli bir huzura erdirdi...bilemezsiniz...
-Bu sefer kader ve zaman çizgisi ellerimizde Chronos...olacaklar elimizde...
-Hükmettiklerim nasıl da böylesine ellerimize konar efendimiz...
-Ceres geçmişin arafında gizlenmiş...bir emaneti bana getirdi...Prenses bu defa kahinden kaçamayacak...
Tanrı, ellerini eskimiş sayfalarda gezdirdi...
Her kelimenin anlamını içine çekti, her olanı, olacağı bilmenin sarhoşluğunda, güce erdi...
Tanrı gözlerini yeniden sayfalara emanet etti...
Oku dedi...Chronos...
Kaderi ve zamanı ayıran bu gücü benimse dedi...
Tanrı okudu...
Kehanetler Kitabı en olmayacak ellerdeydi artık...
Zaman ve Mekan iyilerin savaşında tehlikeli birer piyondu...
Geçmişin seçilmişlerinin hayatı artık başkalarının elindeydi...
Tanrıların tanrısı bir kez daha nefes aldı...
‘Horarium dominus esse possit, tunc potest fluere’
Ve oyun…Başladı…
‘Bitişin yakınında…
Geleceğin ardında…
Ellerindeydi zaman…
Tanrıların oyununda…
Geçmişin önünde…
Aktı zaman…
Durdu mekan…
Sayfa hükmetti…
Seçilmişlerin rüyasına’
(Kehanetler Kitabı-Kum Saati)
İşte dostum…şimdi başlıyor asıl oyun…
…
Tokyo yaz sıcaklarında, kışa hasret bir gökyüzüne merhaba dedi…
Çakan şimşekler olacakların habercisi miydi?


Yine muhteşem bir bölümdü.Artık söyleyecek söz bulamıyorum.Siz ikiniz muteşem yazarlarsınız.Devamını bekliyorum 


Bana bir kelime söyle sonsuzluğa ulaşan.
Bana bir hikaye anlat asla unutulmayan.
Bana bir gökyüzü göster karanlıktan daha koyu olan.
Bana bir hayal ver zamanın kalbini kıskandıran.

Yine kelimelerde kayboldum.Çok çok çok güzeldi."Horarium dominus esse possit, tunc potest fluere" araştırdım ne demek olduğunu "Saat ustası olabilir, o zaman akabilir " olarak buldum.Doğru mu bilmiyorum
Bu kadar güzel yazmak zorunda mısınız ? Hades'in kızı Persephone Aslında Demeter'in kızı mı ama öyle olsa Persephone yeraltı kalırdı.Hmmmm yine kafam karıştı burada ama Mamoru&Usagi bölümlerine bayılıyorum
Ellerinize sağlık
Yeni bölüm ne zaman gelir diye sorsam ayıp olur mu 





peersephonenin rüyasında yeraltından çıkması yasak olmasına rağmen kaçmıştı filan hadesten kızı diyince aklıma ilk o geldi
bir kitap okumuştum yunan mitolojisinde persephone diye birisi var (tamam kitap yine rick riordanın kitaplarından) o hadesin karısıydı yeraltında yaşıyordu ilk bahar tanrıçasıydı annesi demeterdi
obunun için bn demeterin yani sizin hikyenizde ceresin kızı olabileceğine inanıyorum
bir kitap okumuştum yunan mitolojisinde persephone diye birisi var (tamam kitap yine rick riordanın kitaplarından) o hadesin karısıydı yeraltında yaşıyordu ilk bahar tanrıçasıydı annesi demeterdi
obunun için bn demeterin yani sizin hikyenizde ceresin kızı olabileceğine inanıyorum

neden neden neden bir türlü avatarımı değştiremiyorum neden beceremiyorum :'(

Bir dakika ben anlamadım şimdi Hades'in kızı Persephone ama mitolojide Hadesin karısı da persephone Fakat Hades'le Demeterin bir kızı var.Demeter aynı zamanda Ceres ve Zeus'un eşi.Anlaşılan burada bir çarpık yapılaşma var 


ela mitoloji baya karışık oluyor onlar tanrı oldukları için ölümsü<zler ve farklı yerlerde farklı şekilde düşünülürler ama harbiden kafa karıştırıcı sana hak veriyorum 

neden neden neden bir türlü avatarımı değştiremiyorum neden beceremiyorum :'(

Bu Hades Demeter Perse muhabbetine açıklık getireyim
Olayın doğrusu şu.Yunan mitolojisinin orjinali şöyledir:
Demeter ve Zeus'un bir kızı var bu Persephone. Yalnız Eros oklarını Hades'e atınca Hades Persephone'ye aşık oluyor ve onu yer altı dünyasına kaçırıyor. Demeter kızını Hades'in kaçırdığını öğrenince hemen Zeus'a haber veriyor. Zeus'ta Persephone'ninn bırakılmasını istiyor ancak çok geç kalıyorlar çünkü Persephone cehennemdeki yasak meyveyi yediği için hayatını orada geçirmek zorunda. Demeter kızını Hadese kaptırdığı için artık dünyaya baharı getirmiyor ve sürekli kuraklık hüküm sürüyor. Zeus buna razı gelmiyor ve Hadesle anlaşıyorlar persephone yalnızca yılın belirli aylarını toprağın üzerinde annesi ile geçiriyor. Bu zamanda da dünyada bahar hüküm sürüyor ne zaman ki persephone yeraltına iniyor kış baş gösteriyor.
Ancak ben Persephone'nin rüyasına başladığımda hikayeyi oturtmam için üzerinde biraz oynamıştım. PErsephone'yi Hades'in karısı yerine kızı yaptım. Benim hikayemde Persephone Hades'in kızı. Demeter'de annesi. Olayın kurgusu bu yönde.
Not: Ceres Demeter'in eski Roma Mitolojisindeki adıdır. Ceres ve Demeter aynı kişiler:)

Olayın doğrusu şu.Yunan mitolojisinin orjinali şöyledir:
Demeter ve Zeus'un bir kızı var bu Persephone. Yalnız Eros oklarını Hades'e atınca Hades Persephone'ye aşık oluyor ve onu yer altı dünyasına kaçırıyor. Demeter kızını Hades'in kaçırdığını öğrenince hemen Zeus'a haber veriyor. Zeus'ta Persephone'ninn bırakılmasını istiyor ancak çok geç kalıyorlar çünkü Persephone cehennemdeki yasak meyveyi yediği için hayatını orada geçirmek zorunda. Demeter kızını Hadese kaptırdığı için artık dünyaya baharı getirmiyor ve sürekli kuraklık hüküm sürüyor. Zeus buna razı gelmiyor ve Hadesle anlaşıyorlar persephone yalnızca yılın belirli aylarını toprağın üzerinde annesi ile geçiriyor. Bu zamanda da dünyada bahar hüküm sürüyor ne zaman ki persephone yeraltına iniyor kış baş gösteriyor.
Ancak ben Persephone'nin rüyasına başladığımda hikayeyi oturtmam için üzerinde biraz oynamıştım. PErsephone'yi Hades'in karısı yerine kızı yaptım. Benim hikayemde Persephone Hades'in kızı. Demeter'de annesi. Olayın kurgusu bu yönde.

Not: Ceres Demeter'in eski Roma Mitolojisindeki adıdır. Ceres ve Demeter aynı kişiler:)


Bölüm 8: Kehanetin Getirdikleri
Karakterler maceranın ya lehinde ya aleyhinde olurlar. Eğer maceraya yardımları olursa kahraman veya iyi olarak idealize edilirler; eğer macerayı engellerlerse kötü veya korkak olarak görülürler.
Bu yüzden her tipik karakter karşısında kendisinin ahlaki zıddını bulur, tıpkı cennet ve cehennem gibi.
Ellerinde kaderin bir örümcek ağı
Sürekli örülecek ve sonsuza dek
Sürmeyecek onun o bilindik çağı
Arafın toprakları ki ateş soğuktur
Ölüm buzdan bir alev
Yeniden ve yeniden karşı karşıya gelecek.
Tarafı tarafsız haberi habersiz seçilmiş
Nihayetinde karar verecek.
(Kehanetler Kitabı)
-Dostum eğil ve kulak ver bana. Kehanet konuştu. Anlamalıyız. Bir kum tanesi daha sonsuzlukta kayboldu. Karar vermeliyiz.
-Efendim kehanetin bahsettiği seçilmiş onun olduğuna emin misiniz?
-Elbette ki tarafı olmayan tarafsız tarafını seçecek. İnan bana dostum bu defa güç bizim ellerimize geçecek.
-Biliyorsunuz geçmiş kapılarını açtı o herşeyi biliyor. Bize nasıl güvenecek nasıl yanımızda olacak? Üstelik yeniden…
-Ah zavallı efendi. Zaman artık ellerinde oyuncak değil öyle değil mi? Zor çok zor yeniden sahip olmak için zamana kulak ver efendine ve bana güven. Yalnızlık çekilmez bir gerçek evet er ya da geç bize boyun eğecek.
-Size güveniyorum efendim. Zaman yeniden oyuncağım olacak. O düşmüş prenses nefes almayı kestiğinde ve zavallı savaşçılar yeniden Araf’ın tozlarını içine çektiklerinde zamanın efendisi Chronos hakettiği yere kavuşacak. Sayenizde yüce Zeus. Sayenizde olacak.
İzledi uzaktan olan biteni.
Tanrıların yeni bir oyunu söz konusuydu biliyordu.
Ondan söz edişlerini dinledi usulca.
Sonra derin bir nefes aldı.
Hem onların yanında olup
Hem de onlardan uzakta
Onu nasıl koruyacaktı?
...
Yürüyorum...Dünya cehennemden rol çalmış gibi...
İnsanlar kaçışıyor...
Yüreğim sıkışıyor, nefesim daralıyor...
Ruhum bir parçasını kaybetmiş sanki...
Yürüyorum...evim dediğim Terra’da...
Evim cehennemden rol çalmış...
Kalbim korkularında esir kalmış.
Kulağıma fısıldıyor rüzgar... ‘...kalbini kapadığın kalp...acılar içinde...Endymion’
Ruhum kayıp parçasına hasret...
Adımlarım hızlanıyor...Koşuyorum...
Bir zamanlar barışın hüküm sürdüğü toprak kokusunu duyumsuyorum...
Ulaşıyorum...
En ulaşmak istemediğime...
Ruhum diğer yarısını bulamadan kaybediyor...
Prenses...
Araf...
Bitiş...
Ölüm.
Mamoru gözlerini açtı...
Uyuyakalmıştı...
Etrafını benimsemeye çalıştı, hala laboratuvardaydı.
-Ah, Mamoru...Ben de sana tam raporları getirmiştim...
-Bayan Kato...teşekkürler...
-Ne demek....fısıldıyarak Endymion
Mamoru odada yeniden kendi ile kaldığında düşüncelerine bıraktı benliğini...
Günlerdir aynı kabusu görüyordu...
Aynı kabus aynı son ile onu bitiriyordu...
Serenity’i cansız hali ile buluyordu...
Kabusların gerçeğe bu denli yakın durması onu korkutuyordu...Serenity’e, Usagi’ye, bebeğe...bir şey olması, olabileceği düşüncesi, ihtimallerin sıkıntısı onu uykusuzluğa sürüklüyordu...
...
Hikawa Tapınağı
Kızlar yeniden savaşıcak olmaları gerçeğine yavaş yavaş alışıyorlardı...
Hisleri onlara yaklaşan tehlikeyi haber vermişti...ama hiç biri bu tehlikenin barışın hüküm süreceği zamana bu denli yakın onlara dokunacağını düşünmemişti. Şimdi korumaları gereken bir de varis vardı...
Her şeyden öteydi bu gerçek...
Michuru aynasına dalmıştı, umut ediyordu...belki denizler ona olacaklardan bir kesit gösterirdi...saatler geçmişti...Aynası ona kendi deniz gözlerinden başkasını göstermiyordu...
Haruka sıkıntılıydı...Gözlerini Usagi’den ayırmıyordu...
Prenses’i hedef alan bu tehlike belki de en çok onu korkutuyordu...
Cesaretin sembolü olan Uranüs, ruhunu endişelere bırakıyordu.
-Ateş bana hiç bir şey göstermiyor...Daha önce hiç böyle olmamıştı, sanki bizden olacakları sakınıyor birileri...Birileri ruhlarımızla alay ediyor...Ami sen bir şey bulabildin mi?
-Hayır Rei, Persephone’nin bize geri verdiği hatıralardaki efsane kitabından ya da...o kehanetlerden hiç bir iz yok...
-Ben biraz hava alacağım...
Luna başını hafifçe kaldırdı...
-Dikkatli ol Rei...
Usagi derin bir sessizlik içindeydi...
Mamoru ile gördükleri kabuslardan kimseye bahsedemiyordu....
Geçmişi ona çok fazla acı armağan etmişti...
Daha tanıyamadan...oğlunu almıştı ondan...
Şimdi ise bir kez daha tehlike Mamoru ve onun ortak parçasının peşindeydi...
...
Rei tapınağın merdivenlerine oturdu, bu basamaklar ona her zaman garip bir şekilde huzur vermişti...
Ateş ona göstermese de tehlike yakındaydı...hissediyordu...
İstediğin kadar bak ateşin kızı...olabilecekleri asla göremeyeceksin...
-Kim var orada!
Tanıyamadın mı beni...Hatırla...Mars Prensesi...Zaman ve Mekana hükmedene biyat ettiğin günleri hatırla...
-Çık ortaya...kimsin dedim!
Rei cevabını alamadan...bir enerji ile sarsıldı...
Araf ona ne zaman bu denli yakın olmuştu?
...
-Efendim, Chronos...Ateşin Kızının yanında...istediğiniz gibi...
-Güzel, Ceres...gelen de kim?
-Merhaba Tanrım...
-Ah...Bayan Kato...hoşgeldiniz...yeniden....
Oyun gerçekten de başlamıştı...
Şimdi piyon olma sırası en iyilerde idi.
Karakterler maceranın ya lehinde ya aleyhinde olurlar. Eğer maceraya yardımları olursa kahraman veya iyi olarak idealize edilirler; eğer macerayı engellerlerse kötü veya korkak olarak görülürler.
Bu yüzden her tipik karakter karşısında kendisinin ahlaki zıddını bulur, tıpkı cennet ve cehennem gibi.
Ellerinde kaderin bir örümcek ağı
Sürekli örülecek ve sonsuza dek
Sürmeyecek onun o bilindik çağı
Arafın toprakları ki ateş soğuktur
Ölüm buzdan bir alev
Yeniden ve yeniden karşı karşıya gelecek.
Tarafı tarafsız haberi habersiz seçilmiş
Nihayetinde karar verecek.
(Kehanetler Kitabı)
-Dostum eğil ve kulak ver bana. Kehanet konuştu. Anlamalıyız. Bir kum tanesi daha sonsuzlukta kayboldu. Karar vermeliyiz.
-Efendim kehanetin bahsettiği seçilmiş onun olduğuna emin misiniz?
-Elbette ki tarafı olmayan tarafsız tarafını seçecek. İnan bana dostum bu defa güç bizim ellerimize geçecek.
-Biliyorsunuz geçmiş kapılarını açtı o herşeyi biliyor. Bize nasıl güvenecek nasıl yanımızda olacak? Üstelik yeniden…
-Ah zavallı efendi. Zaman artık ellerinde oyuncak değil öyle değil mi? Zor çok zor yeniden sahip olmak için zamana kulak ver efendine ve bana güven. Yalnızlık çekilmez bir gerçek evet er ya da geç bize boyun eğecek.
-Size güveniyorum efendim. Zaman yeniden oyuncağım olacak. O düşmüş prenses nefes almayı kestiğinde ve zavallı savaşçılar yeniden Araf’ın tozlarını içine çektiklerinde zamanın efendisi Chronos hakettiği yere kavuşacak. Sayenizde yüce Zeus. Sayenizde olacak.
İzledi uzaktan olan biteni.
Tanrıların yeni bir oyunu söz konusuydu biliyordu.
Ondan söz edişlerini dinledi usulca.
Sonra derin bir nefes aldı.
Hem onların yanında olup
Hem de onlardan uzakta
Onu nasıl koruyacaktı?
...
Yürüyorum...Dünya cehennemden rol çalmış gibi...
İnsanlar kaçışıyor...
Yüreğim sıkışıyor, nefesim daralıyor...
Ruhum bir parçasını kaybetmiş sanki...
Yürüyorum...evim dediğim Terra’da...
Evim cehennemden rol çalmış...
Kalbim korkularında esir kalmış.
Kulağıma fısıldıyor rüzgar... ‘...kalbini kapadığın kalp...acılar içinde...Endymion’
Ruhum kayıp parçasına hasret...
Adımlarım hızlanıyor...Koşuyorum...
Bir zamanlar barışın hüküm sürdüğü toprak kokusunu duyumsuyorum...
Ulaşıyorum...
En ulaşmak istemediğime...
Ruhum diğer yarısını bulamadan kaybediyor...
Prenses...
Araf...
Bitiş...
Ölüm.
Mamoru gözlerini açtı...
Uyuyakalmıştı...
Etrafını benimsemeye çalıştı, hala laboratuvardaydı.
-Ah, Mamoru...Ben de sana tam raporları getirmiştim...
-Bayan Kato...teşekkürler...
-Ne demek....fısıldıyarak Endymion
Mamoru odada yeniden kendi ile kaldığında düşüncelerine bıraktı benliğini...
Günlerdir aynı kabusu görüyordu...
Aynı kabus aynı son ile onu bitiriyordu...
Serenity’i cansız hali ile buluyordu...
Kabusların gerçeğe bu denli yakın durması onu korkutuyordu...Serenity’e, Usagi’ye, bebeğe...bir şey olması, olabileceği düşüncesi, ihtimallerin sıkıntısı onu uykusuzluğa sürüklüyordu...
...
Hikawa Tapınağı
Kızlar yeniden savaşıcak olmaları gerçeğine yavaş yavaş alışıyorlardı...
Hisleri onlara yaklaşan tehlikeyi haber vermişti...ama hiç biri bu tehlikenin barışın hüküm süreceği zamana bu denli yakın onlara dokunacağını düşünmemişti. Şimdi korumaları gereken bir de varis vardı...
Her şeyden öteydi bu gerçek...
Michuru aynasına dalmıştı, umut ediyordu...belki denizler ona olacaklardan bir kesit gösterirdi...saatler geçmişti...Aynası ona kendi deniz gözlerinden başkasını göstermiyordu...
Haruka sıkıntılıydı...Gözlerini Usagi’den ayırmıyordu...
Prenses’i hedef alan bu tehlike belki de en çok onu korkutuyordu...
Cesaretin sembolü olan Uranüs, ruhunu endişelere bırakıyordu.
-Ateş bana hiç bir şey göstermiyor...Daha önce hiç böyle olmamıştı, sanki bizden olacakları sakınıyor birileri...Birileri ruhlarımızla alay ediyor...Ami sen bir şey bulabildin mi?
-Hayır Rei, Persephone’nin bize geri verdiği hatıralardaki efsane kitabından ya da...o kehanetlerden hiç bir iz yok...
-Ben biraz hava alacağım...
Luna başını hafifçe kaldırdı...
-Dikkatli ol Rei...
Usagi derin bir sessizlik içindeydi...
Mamoru ile gördükleri kabuslardan kimseye bahsedemiyordu....
Geçmişi ona çok fazla acı armağan etmişti...
Daha tanıyamadan...oğlunu almıştı ondan...
Şimdi ise bir kez daha tehlike Mamoru ve onun ortak parçasının peşindeydi...
...
Rei tapınağın merdivenlerine oturdu, bu basamaklar ona her zaman garip bir şekilde huzur vermişti...
Ateş ona göstermese de tehlike yakındaydı...hissediyordu...
İstediğin kadar bak ateşin kızı...olabilecekleri asla göremeyeceksin...
-Kim var orada!
Tanıyamadın mı beni...Hatırla...Mars Prensesi...Zaman ve Mekana hükmedene biyat ettiğin günleri hatırla...
-Çık ortaya...kimsin dedim!
Rei cevabını alamadan...bir enerji ile sarsıldı...
Araf ona ne zaman bu denli yakın olmuştu?
...
-Efendim, Chronos...Ateşin Kızının yanında...istediğiniz gibi...
-Güzel, Ceres...gelen de kim?
-Merhaba Tanrım...
-Ah...Bayan Kato...hoşgeldiniz...yeniden....
Oyun gerçekten de başlamıştı...
Şimdi piyon olma sırası en iyilerde idi.

oo bayan kato berl değil mi !! varya bu kadın benim asbımı bozuyor aynı berl gibi çok sinsi gıcığın teki öldüresim geliyor
rei-chan ona birşeycikler olmasın canım bnm
yeni bölümü merakla ,endişeyle ,heyecanla bekliyorum
(birde daha adını koyamadığım bir duygu var onunla
)
rei-chan ona birşeycikler olmasın canım bnm
yeni bölümü merakla ,endişeyle ,heyecanla bekliyorum


neden neden neden bir türlü avatarımı değştiremiyorum neden beceremiyorum :'(

bir günde 2 bölüm aman tanrım görünce çokkkk mutlu oldum çok teşekkür ederim çokkkk
Ama ben biliyordum o Bayan Kato'da bir haltlar olduğu pis Beryl işte
Mamoru'nun rüyasındaki sözler ha-ri-kaydı.
Ve herşeyin tamamlıyıcısı olan Bu sözü neden bu kadar çok sevdiğimi bilmiyorum ama çok anlamlı geliyor bana "Kalbini Kapadığın Kalp şimdi acılar içinde." Rei senden bunu beklemezdim demek isterdim ama beklerdim ne yalan söylim hep Usagi'ye bir gıcıklığı vardı.Şimdi sınanma zamanı "en iyilerde " Kehanette bir seçilmiş daha mı var?Tarafı tarafsız haberi habersiz seçilmiş
Nihayetinde karar verecek.
Kim?Neye karar vericek
? Heyecan doruklarda ellerinize sağlık 



Nihayetinde karar verecek.
Kim?Neye karar vericek



Endişelenmeye başaldım şimdi.Gelecek güzel olsada ona ulaşmak kolay olmuyor sanırım.Yeni bölüm bekliyorum.

Bana bir kelime söyle sonsuzluğa ulaşan.
Bana bir hikaye anlat asla unutulmayan.
Bana bir gökyüzü göster karanlıktan daha koyu olan.
Bana bir hayal ver zamanın kalbini kıskandıran.

7. sayfa (Toplam 18 sayfa) [ 262 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |