Bir Köy düşünün herkes kör yalnızca siz görüyorsunuz Sayfaya git: 1, 2, Sonraki |
Yazar
Mesaj
Dere tepe dağ ova dolaşmasını seven tek gözlü bir adam varmış, yürür yürür gidermiş, gider gider yürürmüş. Bir gün uzaklarda renkleri karmakarışık bir köy görmüş, yaklaşmış köye doğru, yolları bir tuhaf, evleri bir tuhaf, insanları bir tuhafmış köyün. Girince köyün içine anlamış meseleyi, körler köyüymüş burası, kadınların, erkeklerin, çocukların, velhasıl herkesin sımsıkı kapalıymış gözleri... Gezginci adam karar vermiş burada yaşamaya; "Hiç değilse benim bir gözüm var", diyormuş, "körler ülkesinde şaşılar kral olur, derler, bende bunların başına geçer yaşarım." Körlerin gözleri yokmuş ama elleri, kulakları, burunları çok hassasmış, kendilerine göre bir düzenleri varmış.
Adam şaşkın hallerine bakıyormuş onların, yürümeleri, konuşmaları doğrusu başka türlüymüş. Bir gün körlerden biri öteki körün malını aşırmış, sadece tek gözlü adam görmüş bunu, bağırarak ilan etmiş; "filanca, malını çaldı falancanın." Körler; "nereden biliyorsun o kadar uzaktan duyulmaz ki", demişler. "Ben duymadım, gördüm, gözüm var benim görüyorum." Körler göz diye, görmek diye bir şey bilmiyorlarmış, uzun yıllar içinde çoktan unutmuşlar bu hissi. "Ne demek görmek?" demişler. "Nasıl görüyorsun yani, duyulmayacak mesafeden anlıyor musun ne olup bittiğini?" "Anlıyorum tabii..." "İnanmayız, imtihan edeceğiz seni" demişler.
Adamı almışlar uzakça bir yere dikmişler, tecrübeleriyle biliyorlarmış o uzaklıktan hiç bir şeyin işitilmeyeceğini. "Anlat bakalım, şimdi biz ne yapıyoruz?" demişler. Adam olanı biteni gördüğü için anlatmış. "Oturuyorsunuz, konuşuyorsunuz, şu ayağa kalktı, bu elini oynattı, beriki bacağını sallıyor..." Derken körler bir evin içine girmişler, bağırmışlar; "Anlatsana, şimdi ne yapıyoruz?" "İçeri girdiniz, sizi göremiyorum ki." Körler bilmedikleri için içeri girmenin ne demek olduğunu; "Ne olmuş yani içeri girmişsek, iki üç adım fark etti, anlat anlat" demişler. Adam cevap vermiş; "Arada duvar var görmüyorumki." Körler; "Sen atıyorsun" demişler, "demincek tesadüf etti, bak, şimdi bizim ne yaptığımızı bilemiyorsun." "Çıkın dışarı söyleyeyim." "Bu kadar uzaktan duyunca ha içerisi, ha dışarısı, ne çıkar yani?" "Ben duymuyorum, ben görüyorum" diyormuş adam. "Öyle şey olmaz" demişler, "sende bir bozukluk var, saçmalıyorsun, acayip şeyler söylüyorsun, hekime muayene ettireceğiz seni." Adamı yaka paça alıp köyün hekimine götürmüşler, hekim de kör tabii. Elleriyle yoklamaya başlamış adamı, yoklamış yoklamış ve parmaklarını adamın yüzünde gezdirirken; "Buldum" demiş. "Bozukluk burada." Adamın açık olan gözünü kastediyormuş hekim ve; "Saçmalaması bundan dolayı" diyormuş, "ben şimdi hallederim, düzeltirim onu." Körler ülkesinde kral olmaya kalkan gezginci zor bela kurtarmış kendini oradan.
Körler görenleri anlayamazlar, saçmalıyor sanırlar ve onu da kendilerine benzetmek için gözlerini çıkarmaya uğraşırlar.
Doğan Cüceloğlu "İçimizdeki Biz" kitabından
Adam şaşkın hallerine bakıyormuş onların, yürümeleri, konuşmaları doğrusu başka türlüymüş. Bir gün körlerden biri öteki körün malını aşırmış, sadece tek gözlü adam görmüş bunu, bağırarak ilan etmiş; "filanca, malını çaldı falancanın." Körler; "nereden biliyorsun o kadar uzaktan duyulmaz ki", demişler. "Ben duymadım, gördüm, gözüm var benim görüyorum." Körler göz diye, görmek diye bir şey bilmiyorlarmış, uzun yıllar içinde çoktan unutmuşlar bu hissi. "Ne demek görmek?" demişler. "Nasıl görüyorsun yani, duyulmayacak mesafeden anlıyor musun ne olup bittiğini?" "Anlıyorum tabii..." "İnanmayız, imtihan edeceğiz seni" demişler.
Adamı almışlar uzakça bir yere dikmişler, tecrübeleriyle biliyorlarmış o uzaklıktan hiç bir şeyin işitilmeyeceğini. "Anlat bakalım, şimdi biz ne yapıyoruz?" demişler. Adam olanı biteni gördüğü için anlatmış. "Oturuyorsunuz, konuşuyorsunuz, şu ayağa kalktı, bu elini oynattı, beriki bacağını sallıyor..." Derken körler bir evin içine girmişler, bağırmışlar; "Anlatsana, şimdi ne yapıyoruz?" "İçeri girdiniz, sizi göremiyorum ki." Körler bilmedikleri için içeri girmenin ne demek olduğunu; "Ne olmuş yani içeri girmişsek, iki üç adım fark etti, anlat anlat" demişler. Adam cevap vermiş; "Arada duvar var görmüyorumki." Körler; "Sen atıyorsun" demişler, "demincek tesadüf etti, bak, şimdi bizim ne yaptığımızı bilemiyorsun." "Çıkın dışarı söyleyeyim." "Bu kadar uzaktan duyunca ha içerisi, ha dışarısı, ne çıkar yani?" "Ben duymuyorum, ben görüyorum" diyormuş adam. "Öyle şey olmaz" demişler, "sende bir bozukluk var, saçmalıyorsun, acayip şeyler söylüyorsun, hekime muayene ettireceğiz seni." Adamı yaka paça alıp köyün hekimine götürmüşler, hekim de kör tabii. Elleriyle yoklamaya başlamış adamı, yoklamış yoklamış ve parmaklarını adamın yüzünde gezdirirken; "Buldum" demiş. "Bozukluk burada." Adamın açık olan gözünü kastediyormuş hekim ve; "Saçmalaması bundan dolayı" diyormuş, "ben şimdi hallederim, düzeltirim onu." Körler ülkesinde kral olmaya kalkan gezginci zor bela kurtarmış kendini oradan.
Körler görenleri anlayamazlar, saçmalıyor sanırlar ve onu da kendilerine benzetmek için gözlerini çıkarmaya uğraşırlar.
Doğan Cüceloğlu "İçimizdeki Biz" kitabından

Anti-Winx'cilerin yeni buluşma noktası http://anti-winxclub.hareketforum.net










bence bu yazının ana düşüncesi önyargı ve tabu.bir türlü inanmadılar adama,başta hepimiz önyargılıyız,kör değilsek bile at gözlükleriyle dolaşıyoruz bu önyargıyıda bu hikaye güzel bir biçimde aktarmış paylaşım için teşekkürler

NePtUnE&uRaNuSs

bu kitabı okumştumm o zaman da bu hikaye garibime gitmişti ama içeriğinde çok şeyler anlatıyo paylaşım için saol

Bu hikayeyei okumuştum ve içinde bir mesaj var.Dikkatli ve hissederek okuma esas alınıyor.


Siteme Beklerim:
www.gakuenalice.ace.st



1. sayfa (Toplam 2 sayfa) [ 20 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |