Karışık Yazılar Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 7, 8, 9, 10, 11, 12, Sonraki |
Yazar
Mesaj
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): _GÜZEL_BLOOM_, neptune

Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
teşekkürler^^
ZAMANIN DEĞERİ HAKKINDA UYGULAMALI BİR DERS
Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre bak-tıktan sonra,
“Bu gün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi.
Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsü-nün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.
Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar.
Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı.
Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı.
Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Bir öğrenci “Dolmadı herhâlde” diye cevap verdi.
“Doğru” dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü.
Gene öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırdılar.
“Güzel” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzı-na ka-dar doluncaya dek suyu boşaltı.
Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sordu.
Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır” diye atladı.
“Hayır” dedi profesör, “bu deneyin esas anlatmak istediği "Eğer büyük taşları baştan yer-leştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın" gerçeğidir”.
Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: “Nedir hayatı-nızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, ha-yâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğ-retmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi.
Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz.
Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir”.
Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan, oturan öğrencileri sı-nıfta bırakarak çıktı...
ZAMANIN DEĞERİ HAKKINDA UYGULAMALI BİR DERS
Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre bak-tıktan sonra,
“Bu gün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi.
Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsü-nün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.
Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar.
Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı.
Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı.
Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Bir öğrenci “Dolmadı herhâlde” diye cevap verdi.
“Doğru” dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü.
Gene öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.
Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırdılar.
“Güzel” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzı-na ka-dar doluncaya dek suyu boşaltı.
Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sordu.
Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır” diye atladı.
“Hayır” dedi profesör, “bu deneyin esas anlatmak istediği "Eğer büyük taşları baştan yer-leştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın" gerçeğidir”.
Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: “Nedir hayatı-nızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, ha-yâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğ-retmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi.
Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz.
Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir”.
Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan, oturan öğrencileri sı-nıfta bırakarak çıktı...




by BaLıMSuLTaN *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (4 kişi): Valkyrie Cain, mamaru, Saffiru, BaLıMSuLTaN
> > SEVGI
> > >
> > > Bir kadin evinden
> >
> > çikti , evinin önünde beyaz, uzun
> > > sakallari olan 3 yasli adam gördü. Onlara: "Sizi tanimiyorum ama
>aç
> > >olmalisiniz. Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi.
> > >
> > > "Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayir", dedi,kadin. "Disarda."
> > >"O zaman giremeyiz", dediler.
> > >
> > > Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti.
> > >Kocasi:"Onlara eve geldigimi söyle ve onlari eve davet et", dedi.
> > >Kadin disari çikti ve yasli adamlari davet etti. "Biz bir eve hep
> > >beraber girmeyiz", dediler. Kadin: "Neden?" dedi.
> > >
> > > Yasli adamlardan biri cevap verdi:"Onun adi 'Zenginliktir", dedi,
> > >arkadaslarindan birini göstererek. Ve bir digerini göstererek "Onun da
> > >adi 'Basari'dir, ve ben de 'Sevgiyim."
> > >
> > > Ve ekledi:"simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet
>edeceginize
> > >karar verin", dedi. Kadin eve girdi ve olanlari kocasana anlatti.
> > >Kocasi çok sevindi. "Ne kadar harika", dedi. "Zenginligi davet
> > >edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi.
> > >
> > > Kadin:" Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sirada onlari
> > >dinlemekte olan kizlari:"Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye
> > >sordu.
> > >
> > > "O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam:"Bence kizimizin
> > >tavsiyesine uyalim", dedi.
> > >
> > > "Disari çik ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun",
> > >dedi. Kadin disari çikti ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi
> > >evlerine davet etti.
> > >
> > > Sevgi kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Diger iki arkadasi
>da
> > >kalkti ve onu takip ettiler. Kadin büyük bir saskinlikla:"Ben sadece
> > >Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu.
> > >
> > > Yasli adam cevap verdi:"Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet
>etmis
> > >olsaydiniz, diger ikimiz kalacaktik, ama siz beni(Sevgiyi) davet
> > >ettiginiz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle
> > >gelir."
> > >
> > > Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardir.
> > >
> > > Bir kadin evinden
> >
> > çikti , evinin önünde beyaz, uzun
> > > sakallari olan 3 yasli adam gördü. Onlara: "Sizi tanimiyorum ama
>aç
> > >olmalisiniz. Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi.
> > >
> > > "Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayir", dedi,kadin. "Disarda."
> > >"O zaman giremeyiz", dediler.
> > >
> > > Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti.
> > >Kocasi:"Onlara eve geldigimi söyle ve onlari eve davet et", dedi.
> > >Kadin disari çikti ve yasli adamlari davet etti. "Biz bir eve hep
> > >beraber girmeyiz", dediler. Kadin: "Neden?" dedi.
> > >
> > > Yasli adamlardan biri cevap verdi:"Onun adi 'Zenginliktir", dedi,
> > >arkadaslarindan birini göstererek. Ve bir digerini göstererek "Onun da
> > >adi 'Basari'dir, ve ben de 'Sevgiyim."
> > >
> > > Ve ekledi:"simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet
>edeceginize
> > >karar verin", dedi. Kadin eve girdi ve olanlari kocasana anlatti.
> > >Kocasi çok sevindi. "Ne kadar harika", dedi. "Zenginligi davet
> > >edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi.
> > >
> > > Kadin:" Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sirada onlari
> > >dinlemekte olan kizlari:"Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye
> > >sordu.
> > >
> > > "O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam:"Bence kizimizin
> > >tavsiyesine uyalim", dedi.
> > >
> > > "Disari çik ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun",
> > >dedi. Kadin disari çikti ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi
> > >evlerine davet etti.
> > >
> > > Sevgi kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Diger iki arkadasi
>da
> > >kalkti ve onu takip ettiler. Kadin büyük bir saskinlikla:"Ben sadece
> > >Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu.
> > >
> > > Yasli adam cevap verdi:"Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet
>etmis
> > >olsaydiniz, diger ikimiz kalacaktik, ama siz beni(Sevgiyi) davet
> > >ettiginiz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle
> > >gelir."
> > >
> > > Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardir.




by BaLıMSuLTaN *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Valkyrie Cain, Saffiru
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
*-* teşekkürler
Aklim, hiç tanismadigim 11 yasinda bir yavrucakta...
11 yasinda,hiç tanismadigim bir "küçük dost", siraladigim "Büyük" gündem
maddelerini elinin tersiyle itip, yattigi yerden yorgun gözlerle bana
bakarak "Beni yaz" diyor
sanki: "Beni yaz ki, bütün bunlari bir an için unutup hayatin anlamini
düsünsün insanlar..."
Son 2 gündür Disisleri camiasi, bu küçük dostun acisiyla seferber...
Babasi, hariciyenin en sevilen diplomatlarindan biri...
O, ailenin tek çocugu...
Sabah, her zamanki gibi hazirlanip gitmis ilkokuluna...
Sonra okuldan, aniden fenalasip bayildigi haberi gelmis. Kosup hastaneye
yetistirmisler. Ve bayginligin nedenini ögrenmisler. Küçük dostumun
beyninde tümör varmis ve hayli ilerledigi için, acilen ameliyat
edilmezse ölümcül tehlike yaratirmis. Ailesi dehsete kapilmis.
Amerika'ya götürmekle, Türkiye' de ameliyat ettirmek arasinda
kararsizlanmislar bir süre...
Sonra her teyi; tümörü, ameliyati, riski, ABD seçenegini olanca
açikligiyla küçük dostuma anlatmislar. "Burada kalalim" demis küçük
dostum ve hastaneye yatirilmis. Korkmus biraz tabii... "Aslinda
ameliyattan korkmuyorum..."demis,"...kan alinirken yaptiklari igne
canimi acitiyor, ondan korkuyorum daha çok...
Ameliyattan önceki gece anne-babasi, saat 03.00'te uyandiklarinda,
ogullarini cam kenarinda sessizce disariyi seyrederken bulmuslar.
Sabah, ameliyata giderken küçük dostum, bir kagit parçasi tutusturmus
annesinin eline: "Oyuncaklarimi su arkadasima verin" yaziyormus ilk
satirda...
"Bilgisayarim bunun olsun... kitaplarimi suraya dagitin..."
Küçük vasiyeti alip cebine koymus annesi...
5 günde 50 yil yaslanmis. Böyle uzun gecelerde Necip Fazil'in "Beklenen"
ler için yazdigi muhtesem dörtlügü hatirlarim hep:
Ne hasta bekler sabahi
Ne taze ölüyü mezar
Ne de seytan, bir günahi
Seni bekledigim kadar...
Hastayken "en uzun gece" nin, ameliyati beklediginiz gece oldugunu
sanirsiniz; oysa hasta yakinlari için daha uzunu, ameliyati izleyen
gecedir.
"Bu geceyi atlatirsa tamam" der doktor, o gecenin her saniyesini upuzun
bir sirat köprüsünün birer birer dösenen taslarina dönüstürerek...
Ugruna can vermeye hazir oldugunuz can, az ilerde yatarken; siz çaresiz
beklersiniz. Ve karanlik bitmek bilmez o gece...
Gökkubbe isimaz bir türlü...
Önceki gün 5 saat sürdü ameliyati küçük dostumun...
Kapida annesi kadere isyan ederken, babasi "Bunu asacagiz.
Biliyorum.geçecek diye tekrarlayip teselli ediyordu kendini... Dün
sabah, sabrin tortusunun çöktügü yorgun gözler doktora çevrildi ve
beklenen müjde geldi:
"Tümör tamamen temizlendi. Küçük dostumuz atlatti tehlikeyi...."
Niye anlattim bunu simdi...? Bir aciyi paylasmak için degil...
Kulak memenizi çekittirip tahtalara vurasiniz diye hiç degil...
Sadece, bazen bize çok önemli gibi görünen sorunlarin, hayati
sandigimiz gündem maddelerinin, dert ettigimiz sıkıntıların aslinda
hayat
karsisinda ne kadar! önemsiz, siradan ve geçici oldugunu bir an için
düsünün diye...
Sevdiklerinizin kiymetini bilin ve sevginizi göstermeyi ertelemeyin
diye...
Simdi gidin ve burnunuzu saçlarinin arasina gömüp doyasiya koklayin
diye...
Geçmis olsun küçük dostum! Sagol... bize hayatin anlamini yeniden
animsattigin için...
C.Dündar
Gerçek dostlar yildizlara benzerler.
Karanlik çökünce ilk onlar gözükürler...
Aklim, hiç tanismadigim 11 yasinda bir yavrucakta...
11 yasinda,hiç tanismadigim bir "küçük dost", siraladigim "Büyük" gündem
maddelerini elinin tersiyle itip, yattigi yerden yorgun gözlerle bana
bakarak "Beni yaz" diyor
sanki: "Beni yaz ki, bütün bunlari bir an için unutup hayatin anlamini
düsünsün insanlar..."
Son 2 gündür Disisleri camiasi, bu küçük dostun acisiyla seferber...
Babasi, hariciyenin en sevilen diplomatlarindan biri...
O, ailenin tek çocugu...
Sabah, her zamanki gibi hazirlanip gitmis ilkokuluna...
Sonra okuldan, aniden fenalasip bayildigi haberi gelmis. Kosup hastaneye
yetistirmisler. Ve bayginligin nedenini ögrenmisler. Küçük dostumun
beyninde tümör varmis ve hayli ilerledigi için, acilen ameliyat
edilmezse ölümcül tehlike yaratirmis. Ailesi dehsete kapilmis.
Amerika'ya götürmekle, Türkiye' de ameliyat ettirmek arasinda
kararsizlanmislar bir süre...
Sonra her teyi; tümörü, ameliyati, riski, ABD seçenegini olanca
açikligiyla küçük dostuma anlatmislar. "Burada kalalim" demis küçük
dostum ve hastaneye yatirilmis. Korkmus biraz tabii... "Aslinda
ameliyattan korkmuyorum..."demis,"...kan alinirken yaptiklari igne
canimi acitiyor, ondan korkuyorum daha çok...
Ameliyattan önceki gece anne-babasi, saat 03.00'te uyandiklarinda,
ogullarini cam kenarinda sessizce disariyi seyrederken bulmuslar.
Sabah, ameliyata giderken küçük dostum, bir kagit parçasi tutusturmus
annesinin eline: "Oyuncaklarimi su arkadasima verin" yaziyormus ilk
satirda...
"Bilgisayarim bunun olsun... kitaplarimi suraya dagitin..."
Küçük vasiyeti alip cebine koymus annesi...
5 günde 50 yil yaslanmis. Böyle uzun gecelerde Necip Fazil'in "Beklenen"
ler için yazdigi muhtesem dörtlügü hatirlarim hep:
Ne hasta bekler sabahi
Ne taze ölüyü mezar
Ne de seytan, bir günahi
Seni bekledigim kadar...
Hastayken "en uzun gece" nin, ameliyati beklediginiz gece oldugunu
sanirsiniz; oysa hasta yakinlari için daha uzunu, ameliyati izleyen
gecedir.
"Bu geceyi atlatirsa tamam" der doktor, o gecenin her saniyesini upuzun
bir sirat köprüsünün birer birer dösenen taslarina dönüstürerek...
Ugruna can vermeye hazir oldugunuz can, az ilerde yatarken; siz çaresiz
beklersiniz. Ve karanlik bitmek bilmez o gece...
Gökkubbe isimaz bir türlü...
Önceki gün 5 saat sürdü ameliyati küçük dostumun...
Kapida annesi kadere isyan ederken, babasi "Bunu asacagiz.
Biliyorum.geçecek diye tekrarlayip teselli ediyordu kendini... Dün
sabah, sabrin tortusunun çöktügü yorgun gözler doktora çevrildi ve
beklenen müjde geldi:
"Tümör tamamen temizlendi. Küçük dostumuz atlatti tehlikeyi...."
Niye anlattim bunu simdi...? Bir aciyi paylasmak için degil...
Kulak memenizi çekittirip tahtalara vurasiniz diye hiç degil...
Sadece, bazen bize çok önemli gibi görünen sorunlarin, hayati
sandigimiz gündem maddelerinin, dert ettigimiz sıkıntıların aslinda
hayat
karsisinda ne kadar! önemsiz, siradan ve geçici oldugunu bir an için
düsünün diye...
Sevdiklerinizin kiymetini bilin ve sevginizi göstermeyi ertelemeyin
diye...
Simdi gidin ve burnunuzu saçlarinin arasina gömüp doyasiya koklayin
diye...
Geçmis olsun küçük dostum! Sagol... bize hayatin anlamini yeniden
animsattigin için...
C.Dündar
Gerçek dostlar yildizlara benzerler.
Karanlik çökünce ilk onlar gözükürler...




by BaLıMSuLTaN *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Valkyrie Cain, d@ml@
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
*-* teşekkürler neşe^^
HAYATINA BİR DE BURADAN BAK!
Ask ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar; aşk kendinden emin bir şekilde
sorar;
- Ben senden daha candan ve daha yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
Arkadaşlık cevap verir
-Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek
için....
Bütün sevdiklerinize ithafen şunları göz önünde bulundurun:
Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, bir hafta sonrasını göremeyecek olan bir milyon insandan daha şanslısınız.
Bir harp tehlikesi ile, işkence görmek ihtimali ile sağ kalma korkusu ile karşı karşıya değilseniz,500 milyon insandan daha iyisiniz.
Buz dolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların çoğundan daha zenginsiniz.
Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanın en imtiyazlı % 8'i arasındasınız.
Anneniz, babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, siz bu dünyada
nadir kişilerden birisiniz.
Bu mesajı okuyabiliyorsanız bu demektir ki; okuma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri değilsiniz.
Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış.
Kimse seni üzmemiş gibi sev.
Kimse seni seyretmiyormuş gibi danset.
Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle.
Cennet dünyada imiş gibi yaşa.
HAYATINA BİR DE BURADAN BAK!
Ask ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar; aşk kendinden emin bir şekilde
sorar;
- Ben senden daha candan ve daha yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
Arkadaşlık cevap verir
-Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek
için....
Bütün sevdiklerinize ithafen şunları göz önünde bulundurun:
Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, bir hafta sonrasını göremeyecek olan bir milyon insandan daha şanslısınız.
Bir harp tehlikesi ile, işkence görmek ihtimali ile sağ kalma korkusu ile karşı karşıya değilseniz,500 milyon insandan daha iyisiniz.
Buz dolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların çoğundan daha zenginsiniz.
Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanın en imtiyazlı % 8'i arasındasınız.
Anneniz, babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, siz bu dünyada
nadir kişilerden birisiniz.
Bu mesajı okuyabiliyorsanız bu demektir ki; okuma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri değilsiniz.
Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış.
Kimse seni üzmemiş gibi sev.
Kimse seni seyretmiyormuş gibi danset.
Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle.
Cennet dünyada imiş gibi yaşa.




by BaLıMSuLTaN *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Valkyrie Cain, magdalane's curse
ben baya şanslı sayılırım o zaman ^^
çok güzel yazılar "o" şimdi okudum baştan sona hepsini *.* paylaşım için çoook teşekkürler
çok güzel yazılar "o" şimdi okudum baştan sona hepsini *.* paylaşım için çoook teşekkürler

By Hotaru_Usagi

I’ve been looking in the mirror for so long.
That I’ve come to believe my souls on the other side.
EVANESCENCE~~
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): neptune
*-* okuyucu *-*
aç paylaşan^^
teşekkürler^^
TAVSİYE ALMAK
Mozart'ın yaşadığı günlerde, besteci olma hayaliyle yaşayan bir genç varmış. Arkadaşları gence;
"Git, Mozart'la konuş. O sana tavsiyede bulunur" demişler.
Genç, bir yolunu bulmuş ve Mozart'la tanismayi başarmis.
Konusmaya başlamışlar ;
-Ben senfoni bestelemek üzere büyük bir hayale sahibim. Nereden başlamamı önerirsiniz?
-Sana biraz daha yaşlanana kadar beklemeni tavsiye ederim. Bu arada da hayallerini daha kolay başlanabilecek
konulara yöneltmeni öneririm.
-Ancak Sayın Mozart, siz ilk senfoninizi bestelediğinizde benden bile daha gençtiniz.
-Ben kimseden tavsiye istemeden başladım!

teşekkürler^^
TAVSİYE ALMAK
Mozart'ın yaşadığı günlerde, besteci olma hayaliyle yaşayan bir genç varmış. Arkadaşları gence;
"Git, Mozart'la konuş. O sana tavsiyede bulunur" demişler.
Genç, bir yolunu bulmuş ve Mozart'la tanismayi başarmis.
Konusmaya başlamışlar ;
-Ben senfoni bestelemek üzere büyük bir hayale sahibim. Nereden başlamamı önerirsiniz?
-Sana biraz daha yaşlanana kadar beklemeni tavsiye ederim. Bu arada da hayallerini daha kolay başlanabilecek
konulara yöneltmeni öneririm.
-Ancak Sayın Mozart, siz ilk senfoninizi bestelediğinizde benden bile daha gençtiniz.
-Ben kimseden tavsiye istemeden başladım!




by BaLıMSuLTaN *-*
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Valkyrie Cain
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): Valkyrie Cain, neptune

8. sayfa (Toplam 12 sayfa) [ 166 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |