Sailor Moon Grubu
Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı
Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 37, 38, 39, Sonraki

Sailor Moon Forum -> Fanart ve Fanfic

 
Yazar Mesaj
Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Kızıl Cadı, bir Çarşamba akşamı saat 23:20 sularında yazmış olduğum küçük bir kurgudan doğan yepyeni bir hikaye. Hiçbir yerden esinlendiğim söylenemez. Birazcık korsanlıktan esinlenmişimdir en fazla o kadar. Yoksa geri kalan kısımlarıyla tamamen bana aittir. Hatta birkaç arkadaşıma okuttum ve bitince bir-iki tane özel olarak bastırtmayı felan düşünüyorum. Öncelikle hikayenin içinden aşırdığım küçük bir iki kısmı sizlere okutmak istiyorum. Beğenilirse eğer, Kızıl Cadı birinci bölümle karşınıza çıkacak ^^


İyi okumalar ^^

Spoiler:
"Damla.. Damla.. Hadi kızım aç o güzel gözlerini.. Hadi.. Geçti geçti.. Biz yanındayız.. Geçti.."

Sultan kulağıma eğilmiş, yavaşça fısıldıyordu. Hala aynı kalın tahtaların üzerindeydim. Gözlerimi açtığımda sütlü çikolatanın arkadaşları gelmişti yanına. Mavi bir çift şekerleme, iki çift de browni. Salak salak gülümsedim. Sütlü çikolata da gülümsedi. Bembeyaz dişlerini gördüm. Çikolatanın dişleri olur muydu hiç..?
Bedenim kalkmamak da ısrarcıydı. Başım ağrıyordu. Tepede yıldızlar görüyordum. Sütlü çikolata bir eliyle başımı yukarıda tutarken bir eliyle de bileğimden nabzıma bakıyordu. Yine gülümseyerek ağzını kımıldattı. Sessizce bir şey söylemişti etrafımdaki yiyeceklere. Çikolatalar konuşur mu..?

Etrafımdaki her şey gülümsedi birden. Etrafta bir florasan olmalıydı, ne kadar beyazdı tüm dişler.. Ya da hepsine aile boyu misvak mı dağıtılmıştı..? Ben neden almamıştım. Acaba hangi gün indirimdeydi..? Tüh ki ne tüh..

Başımın altındaki el gibi bir el de diz kapaklarımın altına yerleşti. Koca bedenim kuş tüyü gibi havalanmıştı. Çok zevkliydi..

Arkadan Tolga'nın sesini duydum. Musa'nın çıkardığı 'dın dıt dırıııı, dın dıt dırııı'lı düğün melodisine uyaraktan konuşuyordu.

"Bugün burada bu mutlu çiftimizi dünya evine so-" rüzgar hızla esti. Sütlü çikolata gülerek birine bir şeyler söyledi ve bir çarpma sesi duyuldu. Tolga 'İsmaiiiiil!'diye bağırıyordu. Arada bir de tükürüyor ya da öğürüyor gibi sesler çıkarıyordu. Sütlü çikolata hala bana bakıyordu ve gülüyordu. O gülünce ben de güldüm.

"Hoşuna gitti bakıyorum da,"dedi gülerek. Gözlerimi kırpıştırdım. Olaylar ne kadar da tuhaftı öyle. Sütlü çikolatayla evleniyor muyduk yoksa..? Annem beni vermiş miydi hemen..? Ama tabii sütlü çikolata ona bir kavanoz pekmez verdiyse durum değişirdi. Annem beni evden postalayabilirdi. Bak bu mümkün işte.





I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 14 Ağu 2011 20:30, Değiştirme: 16 Oca 2013 21:36 (Toplamda 3 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Valkyrie Cain

DarChi
Kullanıcı Eşyası

Venüs Savaşçısı
Venüs Savaşçısı



Yaş: 23
Kayıt: 15 Ekm 2010
Mesajlar: 1,069
Puan: 500
Teşekkür: 261

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Hayırlı Olsun Yeni Hikayeen İlk Yorumda bendeen Çok Mutlu
Kafiyeli Oldu bu ne güzeel Çok Mutlu

Süper Bişi Olacak gibi görünüyor *-* Ben Şimdiden Meraklandım o.o
Kızın Adını Bilmiyoz Ya ana kahramanımız kimdir acaba Çok Mutlu
Ve Şunu Merak Ediyorum Onun Ailesinden Kimseye bişi olmamasının Sebebi Kızın Güçleri ile ilgili mi ?

İlk bölümü bekleyemiyorum Çok Mutlu




O çok tatlı.♥

Spoiler:
кня кαя∂єşℓιğι :3
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Ağu 2011 21:12
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Kahramanımızın adı Damla ^^
Kızın bişesi yok sadece, tesadüf, bir şey olmamış. O ilçede oturuyor. Okuluysa şehir merkezinde ^^

Begenmene çok sevindim ^^ Sağda solda reklam yap da okuyucu artsın Dil Çıkartıyor



I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 14 Ağu 2011 21:23
CB
Kullanıcı Eşyası

O Bir Yıldız!
O Bir Yıldız!



Yaş: 23
Kayıt: 22 Tem 2010
Mesajlar: 1,418
Ünvan: Prenses
Puan: 3200
Nerden: Crystal Tokyo
Teşekkür: 388

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Vaay yine güzel bir hikaye kokusu..
Acayip merakla bekliyorum ilk bölümü Çok Mutlu


imza için vinvin'e, ikon için de michiru-chan'a teşekkürleer <3
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Ağu 2011 22:12
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

laru
Kullanıcı Eşyası

Efsane Üye
Efsane Üye



Yaş: 31
Kayıt: 31 Mar 2009
Mesajlar: 2,191
Ünvan: Prenses
Puan: 550
Nerden: Yeşil Kader
Teşekkür: 564

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Çok enteresan buldum. ewet uyugun kelime bu sanırım Enteresan. ^^

Çok fazla ölü ve kayıp var. Bu hikaye tam olarak nasıl başlar nasıl devam eder. Ufaktan ilgimi çekti. Şimdilik bu kadar yorumluyayım da bakalım..
İlerleyen günlerde, ilginç şeyler okuyacağız gibi.

@Karekterlerin yerli olması, iyi olmuş. Malum son zamanlarda biçok fanfic'te hep yabancı isimler tercih ediliyor. Ee tabi bu herkesin kendi tercihidir.
Saygı duyarız. Şekerlik Yapar


Spoiler:



DamLam *-*



En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Ağu 2011 22:19
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Valkyrie Cain
Kullanıcı Eşyası

Sailor Moon Fan
Sailor Moon Fan



Yaş: 24
Kayıt: 15 Hzr 2011
Mesajlar: 297
Nerden: Boston, Massachusetts
Teşekkür: 152

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
yeni bir çağ açılıyor!!!
vuuuuuv!!
Haruka-chan senden de bunu beklerdim!!!
çok hoşuma gitti.
iyice de meraklandırdı.
çok usta yazıyorsun.
ben hiçbir zaman senin gibi olamayacağım.
dün gece rüyamda harry potterın 8. kitabı çıkmıştı ve ron i,le ilgiliydi Çok Mutlu
ben de antalyadaki bi çeviri grubuna katılıp herkesle beraber çevirmeye başladım Çok Mutlu
bunu niye söyledim bilmiyorum.
ama boşver.
çok beğendim hemen bölümlerin başlamasını istiyorum!!


İsim Makotom-->Valkyrie Cain
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ağu 2011 8:47
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Darchi, Makoto-chan, laru ve Yağmur yorumlarınız için teşekkür ederim ^^
İlk bölümü vermeden önce bir şey demek istiyorum ^^
Öhöm öhm, izninizle ^^
Ben bu hikayeyi kitap formatında yazdıgım için kendi bilgisayarımda, bölümleri iki sayfa halinde vereceğim, o yüzden birinci bölümün bitmesi zaman alabilir.. ^^

Spoiler:

Bölüm 1 : Farkedilmeyenin Işığa Dönüşü..

Bu gözüme vuran güneş ışığı mı ? Olamaz.. Yine mi? Yine mi aynı güne uyanacağım..

Hayatım bir kaset gibi.. Biri parmağını 'replay' tuşunda basılı unutmuşçasına yaşıyorum her anı.. Sıradan bir güne daha uyanış.. Acımasız hayata tek bir göz kırpışı daha.. Dünyanın beni mutsuz etmesi için ellerine verdiğim bir koz daha..
Tek bir lanet olası gün daha.. Yaşama sevinci diye bir şey bırakmamış olsalar da..

"Yeter ama Damla, uyan artık! Sabahın köründe kalkmışım şurada, bir de seni mi bekleyeceğim? Kalk giyin, sofra hazır!" sabahın körü olmasına rağmen çıkan bu gür ses anneme ait.. O da kendi çapında haklı tabii.. İyi bir okul kazanmış olabilirim.. Ama hala aynı kişiyim.. Hala aynı tantanayı çekiyorum sabahları.. Hala aynı yatakta güne 'lanet olası pislik' diyor, aynı yatakta geceyi kucaklıyorum.. Hala uykucu sersemin tekiyim.. Tembel, uyuşuk.. Hayata küsen bir gencim ben.. İçimde ufacık bir hayat kıpırtısı, ufacık bir sevinç ışığı yok.. Mutsuzum.. Mutsuzum ben..

"Şaka mı yapıyorum sence? Araba yedi oldu mu gider! Şimdi hazırlanmazsan eğer baban bırakmak zorunda kalacak seni! Bir kerecik olsun önemse yahu!" kadın haklı. Yatağımdan çıkıp hayata bir kez daha göz kırpmam lazım..

Sıcacık yorganın altından önce ayaklarımı çıkardım. Gövdem ve başım her ne kadar yatakta kalmayı dilese de, bugün ilk gün diye bana bir iyilik yapıp hızla ayaklarımı takip ettiler. Hızla kalkmanın etkisiyle önce biraz başım döndü. Ama hemen toparlandım. Askılıktan annemin dün gece son anda ütülediği gömleğimi ve eteğimi alıp yatağın üzerine fırlattım. Kapının koluna düğümlediğim kurdelayı hızla çözüp yatağımın üstüne postaladım. Önce lavaboya gidip güzelce yüzümü yıkadım.
Ne renk olduğu belirsiz yeşilimsi kahverengimsi sarımtırak gözlerim, bugün ışıldıyordu bir bakıma.. Nedenini suyla hızlıca sürtmeme bağlasam da öyle olmadığını hissediyordum. Ellerimi soğuk suyun altında iki bilemedin üç dakika tuttum. Suyu seviyordum. Bu hayatta sevdiğim nadir şeylerden biridir su.. Saf, temiz, hem soğuk hem sıcak.. Akışkan, yön verebildiğim bir şeydi su.. Son bir kez daha yüzümü temizledikten sonra aynadaki kıza baktım..

Şekilsiz saçlar, gözle paralel kaşlar, ortada şişme bir burun, biçimsiz dudaklar, soğan halkası büyüklüğünde mosmor göz altları.. Ah yapmayın ama.. Ben liseye hazır biri değilim ki..!

"Damla, bir kere daha çağırmayacağım anladın mı beni!!"

"Tamam anne, beş dakikaya ordayım.." cılız sesim yeni uyanmanın verdiği etkiyle iyice incelmiş adeta cırcır böceğinin kanat sesleri gibi çıkıyordu. Boğazımı bir kez temizledikten sonra odama döndüm. Aslında odam dememem lazım. Kardeşimle aynı odada kalıyoruz.. Deniz, küçük sersem velet.. Gerçi o diğerlerinin yanında daha normal kalır.. Dilek ve Demet.. Hepsinin adı özenle seçilmiş. Ahenk içinde..
Benimki ise sadece arada kalmış ve sıradanlaştırılmış.. Damla..

Üzerimdekileri çıkartıp gömleğimi ve eteğimi giydim. Hava gayet sıcak görünüyordu. Giyinirken aynı anda da gömleğimin kollarını katlıyordum. Üzerime bordo okul süveterini de geçirdikten sonra gri eteğimi yukarı çektim.. Kısaydı.. Kısa etekleri hiç sevmiyorum, nerede kendini havalı sanan şımarık kız varsa hepsi eteklerinin boyunu kısaltırdı.. Amaçlarını belli etmek için sanırım.. Benimse seçeneğim yoktu.. At gibi upuzun biriyim. Uzun etek de giymemeyi tercih ediyorum şahsen.. Her neyse bu eteğin icabına bakarım bir ara.. Kurdelayı elime aldım. Tüm yaz çalıştığım gibi boynuma dolayıp ucunu kravat şeklinde bağladım. Aslında okula göre kurdelayı 'kurdela' şeklinde fiyonk yapmamız gerekiyormuş.. Ama kuralları sevmeyen benim hiç umurumda değil.. Gömleğin yakasını düzeltirken boşta kalan elimle de toka aramaya başladım. Toka takmayan biri olduğum için epey zorlandım bu konuda ama sonunda buldum. Turuncu, üzerinde yeşil ve koyu turuncu zarlar olan bir toka bulabildim yalnızca.. Şansa bak..
Gömleğimin yakasını düzelttikten sonra, kahküllerimi öne tarayıp arkada kalan orman gibi saçlarımı bir araya getirip at kuyruğu şeklinde bağladım. Çorabımı da en son olarak giydikten sonra mutfağa geçtim. Kahvaltım hazırdı.. Bir kavanoz nutellanın yanına özenle yerleştirilmiş üç adet kesili tava ekmeği.. Yanında da bir bardak taze doldurulmuş su.. Ve özel spesiyelimiz olarak da bir kibrit kutusu büyüklüğündeki peynir..

"Çok teşekkür ediyorum anne.. Yine kendini aşmışsın.."dedim iğnelemeden. Annemi iğnelesen kaç yazar?

"Geç kaldın geç! Hadi iki lokma ye de, baban bıraksın seni durağa.." iki lokma mı? Kadın bunları toplasan bir lokma etmez be! Hızlıca ekmekle bir şeyler atıştırıp çantamı aldım ve kapının önüne çıktım. Babam beni bekliyordu..

"Nerdeymiş babasının kızı.. Bak okulun kıyafetleri bile klas.. İyi ki de tercih etmişiz şuna bakar mısın ya? Aslına bakarsan-"... Tüm yol boyunca babamı dinlemediğim için memnunum sadece.. Tam 43 dakikalık yol.. Kilometre hesabıyla 51 kilometre.. Üzerine yürümem gereken 67 metre civarında bir sahil şeridi, en az 50 basamaktan oluşan dik bir merdiven ve üstüne üstlük 10 metre kadar bir yokuş.. Yol yol değil, maraton besbelli.. Bir de okulun içi labirent gibi..

A bloktaysan yandın zaten.. Bina eski püskü bir yer.. Tavandan sarkan dev lambalar, dik merdivenler.. Bir çoğunun aynı yere çıktığını sonradan keşfettiğin uzun merdivenler.. En az 2,5 metre yüksekliğindeki dev ahşap kapılar.. Tüm denizi ayaklarının altındaymış gibi hissettiren dev pencereler.. Rüzgarla birlikte sallandığın mermer tavan.. Yandık ki ne yandık.. B bloktaysan da okulun girişinden itibaren yürüyeceğin onca merdiven var.. Önce bloklar arası koridorun oradaki merdiven.. Daha sonra kantinle blokların ortak merdiveni.. Spor salonu ve sahaya açılan merdiven.. Bloğun kendi merdivenleri.. Eminim yazın aldığım şu iki kiloyu burada bir saatte veririm..

B blok daha modern ama yıpranmış bir bina, diğeri en azından heybetli.. Bu, üflesen uçacak cinsten hiç dayanıklı değil.. Alt kapıdan giriyorsan eğer iğrenç bir koku var.. Çünkü alt kapı tuvaletlere, kızların soyunma odasına, masa tenisi yerine ve spor odasına çıkıyor.. Haliyle koku fena.. E öğrenciler neden oradan çıkıyor ? Cevabı basit, korkunç müdür yardımcısından kaçmak için elbette.. Kuralcı, disiplinli bir hoca.. Nam-ı yürümüş.. Üst taraftan çıkmak zaten yürek isteyen bir olay.. Bir kere öğretmenler odası, müdür yardımcısının odası ve rehberlik odasının önünden geçeceksin.. Zor iş..

Okulun daha dış kapısına gelmeden nefesi kesiliyor insanın.. Uzun merdivenlerden sonra o yokuşu çıkmak daha 13 yaşındaki bir genç kız olan ben için gerçekten çok zor.. 13 dedim değil mi? Evet, işin aslı şu ki.. Buradaki her lise 1 öğrencisi normal açıdan en az 14 yaşında.. En fazla da 15.. Bense 13.. Büyük bir eziklik benim için.. Hayır, kesinlikle okula erken verilmedim.. Ben beş yaşındayken okuma yazmayı bilen, sayıları sayabilen ve ingilizce konuşabilen birisi olduğumdan ailem beni evde zaptedememiş, erken okula göndermiş.. Aslında çok zeki olan ben, ergenliğin de bana verdiği yetkiye dayanarak ikinci kademe öğrencisiyken tembelliğe başladım. Ve bu tembellik bugün de sürüyor.. Ne hoş ama.. Kimse sormadıkça bu sene kimseye bir yaş küçük olduğumu (belki bazılarına göre iki bile olabilir)söylemeyeceğim..

Tecrübelerimden biliyorum hani.. Ufaklık, tıfıl, bücür ve benzeri şeyler söyleyen gerizekalı ergen sayısı iki milyon.. Gerçi herkes bir yaş küçük değil, bir yaş büyük olduğumu düşünüyor.. 1.70 üzerinde bir boy ortalamam var. Nerden baksan 50 kilo olmalıyım.. Ellerim bir kızın ellerine oranla büyük, ayak numaram da hızla 40'a yaklaşıyor.. Vücudum yaşıtlarıma göre fazlasıyla gelişmiş.. Evde bana 'Hüsmen Ağa', 'İnsanazor' ve 'Süperdişi' diye takılan ablalarım var. Canı sıkıldığında benimle 'Smackdown' yapan bir de erkek kardeşim. Nerede bir mobilya, çuval, sandık, bavul (kısacası hamallık gerektiren ağır yük) varsa hepsini ben taşıyorum. Gösterdiğimden çok daha güçlü bir kızım.. Geçen sene sınıftaki erkeklerden birkaçını bilek güreşinde devirmiştim...

Her neyse, okulun kapısında rehberlik edecek kimse yoktu. Ya da ben öyle zannediyorudum taaki gerzek bir lise 3 öğrencisi omzuma dokunana kadar.

"Merhaba güzeliim, sen yenisin galiba, ben Berkecan ama herkes Bergejan der, Lise 3. And, Can I help you, baby?"dedi yüzüme tükürüklerini saçarak.


(Bölüm spoiler'ın içinde, bazen arkadaşlar farkedemeyebiliyor ^^)



I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 15 Ağu 2011 10:55
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Valkyrie Cain

Valkyrie Cain
Kullanıcı Eşyası

Sailor Moon Fan
Sailor Moon Fan



Yaş: 24
Kayıt: 15 Hzr 2011
Mesajlar: 297
Nerden: Boston, Massachusetts
Teşekkür: 152

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
bergejan Çok Mutlu Çok Mutlu
hahaaa Çok Mutlu
orda nasıl güldüm anlatamam ya Çok Mutlu
ay kız da çok karamsar haa Madde
Damla.
insanozor.
kendimi hatırlattı.
bu arada,
1.70 boy varken 50 kilo çok zayıf gösterir haberin olsun Şaşırmış Durumda
öyle bir arkadaşım var da ordan biliyorum. kız 1.70, 55 kilo, ama dal gibi.
nese boşver.
bergejan'a gıcık oldum.
en kısa zamanda devamını isterim! Çok Mutlu


İsim Makotom-->Valkyrie Cain
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ağu 2011 11:14
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

laru
Kullanıcı Eşyası

Efsane Üye
Efsane Üye



Yaş: 31
Kayıt: 31 Mar 2009
Mesajlar: 2,191
Ünvan: Prenses
Puan: 550
Nerden: Yeşil Kader
Teşekkür: 564

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Çok hoş bir anlatım tarzın var. Okurken hayalimde canlandı bütün okul. ^_^

Su ile olan kısım çok hoşuma gitti. Çok güzel tabir etmişsin. Bende çok severim Su'yu.
Bergejan, olayı fecii xDxD gerçi öyle tipler baya var. Katılmıyorum!
Ama Damla'ın nasıl bir cevap vereceğini sabırsızlıkla bekliyorum ...

Kalemine sağlık canım Katılıyorum!


Spoiler:



DamLam *-*



En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ağu 2011 11:26
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Yağmur : Evet oldukça karamsar.. 1.72'yim ve şu an 55-56 kilo olmalıyım ramazanın da verdiği etkiyle ama şunu söylemeliyim ki, hiç de zayıf göstermiyor ^^ Kendimden biliyorum. Yılın başında 1.70 ve 50 kiloydum ^^

laru : Öyle tipler sürüyle tabii.. Anlatımımı begenmene çok sevindim ^^ Teşekkür ederim ^^

Bu arada bu kısım 2010, yani belirtmek istedim ^^
Bergejan'a fazla takılmayın önemsiz biri o Çok Mutlu Yeni bölüm birkaç yorumdan sonra gelir ^^



I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 15 Ağu 2011 11:52
CB
Kullanıcı Eşyası

O Bir Yıldız!
O Bir Yıldız!



Yaş: 23
Kayıt: 22 Tem 2010
Mesajlar: 1,418
Ünvan: Prenses
Puan: 3200
Nerden: Crystal Tokyo
Teşekkür: 388

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Bergejan asdfgdanjs Çok Mutlu ßhérqéJaNN falan asdgfgfda öldüm gülmekten Çok Mutlu

Damla'yı çok sevdim ben Hayranlık Besliyor
Tıpkı ben yani Çok Mutlu Tabii ben 13 yaş 47 kilo ve 1.75 boyla sıska mı sıska bir kızceyzim u.u

Hadi neyse uzatmayalım takipteyim hala :3


imza için vinvin'e, ikon için de michiru-chan'a teşekkürleer <3
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Ağu 2011 16:15
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Aslında yeni bölümü akşama atacaktım ama giremeyebilirim diye, şimdiden atayım dedim. İyi okumalar ^^

Devam ~~


Sarışın uzun boylu ve zayıftı. Gözleri açık maviden griye dönük, donuk bir renge sahipti. Kravatı göz simetrimi bozacak şekilde sola kaymış, gömleğinin düğmelerinden bazıları açıktı. Neyse ki pantolonunda da benzer bir durum yok..

"No, thanks, just get away from me, ha? And, please.. Please..! Correct your uniform, you're like an idiot.. I'm so sorry but no one doesn't look at you.." yüzündeki sersem ifade gitmişti. Şimdi daha çok insana benziyordu. Gömleğinin birkaç düğmesini kapadıktan sonra bana yeni gelenlerin girdiği sırayı gösterdi. Karşılığında ben de o göz simetrisini bozan tuhaf kravatını düzelttim. Sıraya doğru ilerledikçe, okulun hiçte bahsettikleri gibi bir yer olmadığını anladım ne yazıkki..

Bana okuldaki her öğrencinin ahlaklı, temiz, disiplinli kişiler olacağı söylenmişti..

Ama görüyorum ki burası da o koca arayan zavallıların tünediği bir yermiş..

Karşıma çıkan ilk kızın saçlarının dibi sarıydı. Saçlarını açmış, üstüne bir de maşayla şekillendirmişti. Etek desen bir karış bile değil, o derece hani. Okulun kurallarında belirtilen o 'Katı Ayakkabı Kuralı' pek geçerli değil sanırsam.. Pembe, sarı, uçuk yeşil ayakkabısını giyen gelmiş, giyen gelmiş.. Ben de düzgün bir okul sanıp tüm kurallara uymak için boşa çaba harcadım. Sanki biz bilmiyorduk okula saçımızı açıp gelmeyi.. Havanız kime? Hele şu gözlerini boyayanlar yok mu? Ne dayaklıktır onlar.. Neyse yine elalemin kızına dadanmayayım. Son sefer kötü olmuştu..

Yeni gelenlerin hepsini bir sıraya sokup B Bloğun önüne getirdiler. Zaten ben de şans olsaydı A Bloğa giderdim, kendimi o havalı camlardan birinden aşağı bırakırdım. Ama nerede ben de o şans.. Sırayla adlarımızı okudular. A sınfı, B sınıfı, C sınıfı.. Herhalde okula sondan 3. olarak girdiğim için beni E sınıfına alırlar dedim ama D sınıfının son sırasında beni okudu pos bıyıklı edebiyat hocası.. -Aynı zamanda müdür yardımcısı- Bloğun ikinci katına çıktık tüm sınıf. 9-D sınıfı.. Eski sınıfımı şimdiden özleceğim anlaşılan. Hepsi bir cins bakıyor. Sanki limuzinlerine zorla doluştuk. Herkes güzel bir masa kapmanın peşindeydi. Arkalara doğru ilerledim. Önlerde oturan şu parlak öğrenci imajını hiç sevmiyorum. Yalaka tipler işte.. Sallandıracaksın bunlar gibi iki tanesini Tanjant'ta, bak bakalım bir daha derste el kaldırıyorlar mı? Ya ne diyorum ben? Sıcak başıma vurdu herhalde..

Neredeyse herkes yerleşmişti. Uzun boylu, kumral, zayıf bir çocuğun peşine takıldım. Saçları hafif dalgalıydı, yüzü de oldukça tatlıydı, aslında yakışıklı bir çocuktu. Yüzünde çarpık bir gülümseme vardı. Çok gülen insanlarda olduğu gibi onun da yanaklarının üstünde belirli belirsiz çizgiler vardı. Bu çocukla iyi anlaşabilirim sanırım. Sınıftaki sıralar tekliydi. Dört sıra halinde arkaya doğru uzanıyordu sıralar. Kumral çocuk kapı tarafında, yani tahtadan bakıldığında en sol duvar tarafta, oturuyordu. Ben de hemen onun yanındaki sıraya oturmak istedim, ama doluydu. Yani üzerinde sadece kalem kağıt vardı. Biri oturmuş olmalıydı.

Sandalyeyi çekip bir öne oturdum. Daha sonra farkettim ki o kalem ve kağıt başka birininmiş.. Yani orası aslında boştu. Şimdi oturmuşken bir arkaya geçmek tuhaf görünür diye kımıldamadım yerimden. Önüme dönüp somurttum. Oraya ben oturmalıydım. Keşke birkaç saniye daha bekleseydim. Ama napalım.. Kimse oturmazsa zil çaldığında yer değişebilirim belki. Yine erken konuştum, yanımdan yine uzun boylu biri geçti. Çok dikkat edemedim ama sanırım bu çocuk siyah saçlıydı. Gıcırdatarak sandalyeyi çekti ve kumral çocukla konuşmaya başladı. Onlara arkamı dönmüştüm ama o ikisinin konuştuğunu anlayabiliyordum. İyi arkadaş olmalılar. Çok samimi bir konuşma içerisindeydiler. Bense sıkıntıdan ölüyoruum! Etraftaki herkes birbirini tanıyor önceden.. Eski arkadaşlar felan.

Benimse elimdeki tek şey eski okulumdan hiç konuşmadığım iki çocuk. Ve henüz sınıfa bile gelmemiş olan dershaneden tanıdığım ama hiç konuşmadığım bir kız. Söyleyin doktor, yaşayacak mıyım?

Çingeneye benzettiğim, kısa tıknaz kadın sınıfa girdi. Anlaşılan öğretmenimizmiş. Sınıfa şöyle bir baktı. Sonra tahtada kürsüsüne geçerek tek tek isimlerimizi sordu.

Ben de dinlemeye başladım. Diş telleri olan kız Mine, kısa sinir bozucu sesli olan Suna, barbie bebek Eylül, afrodit Yıldız, sınıfa geç kalmış olan dershaneden tanıdığım kız Sultan, konuşkan bir tipi olmayan Çağlar, benim kumral yakışıklı Tolga, bodyguard tipli sert çocuk Mehmet, ön sıralardaki ciyaklayan çinli kız Ayçin, ardından yine aynı isme sahip zeki gözlüklü kız Ayçin, kapalı bir kız olan Seher ve erkek gibi kız Ezel. Sıra bana gelmişti. Yavaşça yerimden kalktım. Yine aynı şey oluyordu. Hep olduğu gibi bundan nefret ediyordum. Her zaman olduğu gibi yine kalabalık önünde kalbim atmıyordu. Nefes alamıyordum yine. Yine..

"E şey, ben," hoca gözlerimin içinin de içine bakıyordu.

"Damla Soysert. İlçeden geliyorum." hoca onaylar biçimde kafasını salladı. İlk defa olmalı bu, az konuşmuştum. Ellerimi hızla kavuşturup masama uzandım.

Arkamdaki çocuk kalkmıştı. Kafamı kaldırıp tipine bile bakmadım. Kafamı kaldıramıyordum çünkü. İnsanların bu salak kız da amma tirek çıktı yahu, bakışlarını kaldıramazdım şuan.

"Ben Cenker Yasin. Cenk deseniz de olur. Fazla umursamıyorum." Çocuğun etkileyici bir ses tonu vardı. Kafamı kaldırdım ve acı gerçekle karşılaştım. Herkes bana bakıyordu işte, salak kız bir ayakta duramadı diye. Gerçi tam gözlerime değil. Biraz kafamın üstüne, hatta bayağı bir üstüne.. Ah, salak ben.. Bana değil, Cenk'e bakıyorlar. Meraklı biriyimdir. Ya öğrenirim ya öğrenirim hesabı.. Arkamı döndüm yavaşça. Ama dediğim gibi 'yavaşça'. Çocuk da arkasını dönmüştü.

Sadece o uzun, siyah ve parlak saçlarını görebiliyordum şimdi. Arkasındaki zeki çocuk Adnan, komik kişilik Özgür, Eskiden tanıdığım Alper, saf kız Jülide, sakin kız Zeynep, ilginç bir adı olan Mai. Hoca adının anlamını sorduğunda ayağa kalkmıştı siyah uzun saçlı kız.

"Aslında annemler Mavi koyacakmış adımı, ama nüfus memuru Mai yazmış.." eski sınıfım olsa gülmekten kırılırdı. Ama bu gençler çok ciddiydi. Çok ciddi. Daha sonra ayağa en az 90 kiloluk kız Hacer kalktı, ardından zeki adam Zeki, şirin çocuk vampir Selimhan, iki tane daha Özgür, taş gibi hatun Cansu, salak çocuk Yusuf ve fanatik futbolcu Adem kalktı ayağa. Sıcakkanlı insanlara benziyorlardı aslında hepsi. Tabii birkaçı hariç. Yıldız çok süslüydü. Yusuf'un bir problemi var gibiydi. Soyadı Yolcu olan Özgür bilerek kendini aşağılıyordu. Alper kendini bir şey sananan gerizekalı bir tipti. Kilolu Hacer herkese karışıyordu. Mesela hoca Zeynep'e puanını sorduğunda direkt ortaya atılıp,

"Ben aslında geçen sene tam puan yaptım sınavdan fakat yanlışlıkla, nasıl oldu bilmem, benim gibi biri nasıl yaptı bu hatayı bilemem, ama ufak bir kaydırma yapmışım.. O yüzden buradayım yoksa benim kalitem İstanbul'dan aşağısı değil.." ama iyi laf koymuştu Adem.

"Seni istemiyoruz burada zaten, sen git sumo güreşine devam et.. Bence okula alırken bir boy ve kilo sınırlaması olması gerekiyor. Önüne gelen herkesi alırsa bu okul.. Olmuyor ama.. Kalitesi düşüyor okulun, görüldüğü gibi.." sınıfçak alkışlamıştık Adem'i.. Tam bir Karadeniz çocuğuydu.

"Evet çocuklar, ben de yabancı dil öğretmeniniz Esin Güçlü. İngilizce derslerinize ben gireceğim." konuşkan olan çinli Ayçin ayağa kalktı hemen. Siyah lüle lüle saçlarını tek eliyle arkaya attı.

"Hocam, buralardaki son gelişmelere bağlı olarak okulun kapanacağı söylenmişti, doğru mu?" zeki adam Zeki söz alarak saygılı bir şekilde ayağa kalktı. Uzun ve sıska biriydi Zeki. Geldiğinden beri pek birileriyle konuşmamıştı. Arkasında oturan Selimle biraz muhabbet etmişti. Ama sınıf ortamında suskun ve tatlı birine benziyordu. Kravatını düzeltip cevapladı Ayçin'in sorusunu.

"Evet, son zamanlarda sahilde kaybolma olayları ve cesetler bulunuyor. Kimin yaptığı bilinmemekle birlikte polis ve hükümet olayın üstünü kapatıyor. Ancak Fersah grubundan birkaç kişinin kaybolması ve bazılarının çocuklarının ölümü üzerine şu anda büyük bir kriz yaşanıyor. Ancak bunun eğitime mani olduğu söylenemez."

Zeki, gerçekten zekiydi. Her halde bu okuldaki her öğrencinin başarılı olduğu bir alan vardı. Ben hariç.. Hepsi en az bir spor dalıyla uğraşmış, kolej ya da özel okulda okumuştu. Yeteneklerini geliştirme amaçlı hepsi kurslara gitmişti. Herkesin gözünden zeka fışkırıyordu sanki. Hepsi okula yüksek bir puanla girmiştir eminim. Ben yedeklerden girdim. Hatta yedeklerden bile girememem gerekiyordu ama bir mucize midir bilinmez, okula kabul edildim. Babamın o sevinç naraları hala kulaklarımda. Benim gibi bir kızı olduğu için şanslı olduğunu düşünüyor.. Zeki ve çalışkan bir kızı var sanıyor ama yanılıyor. Hiç de öyle biri değilim ben.


~ devam edecek..


I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 16 Ağu 2011 15:48, Değiştirme: 16 Ağu 2011 17:25 (Toplamda 1 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): laru, Valkyrie Cain

CB
Kullanıcı Eşyası

O Bir Yıldız!
O Bir Yıldız!



Yaş: 23
Kayıt: 22 Tem 2010
Mesajlar: 1,418
Ünvan: Prenses
Puan: 3200
Nerden: Crystal Tokyo
Teşekkür: 388

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Uuu güzel bir bölümdü *-*
Devamını bekliyorum Şekerlik Yapar


imza için vinvin'e, ikon için de michiru-chan'a teşekkürleer <3
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Ağu 2011 16:35
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Daisy~

Daisy~
Kullanıcı Eşyası

Biri Beni Durdursun
Biri Beni Durdursun



Yaş: 24
Kayıt: 07 Eyl 2010
Mesajlar: 977
Ünvan: Prenses
Puan: 2350
Nerden: Tohsaka Malikanesi'nden
Teşekkür: 402

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
Edit: Bölümün başına ufak bir kısım eklenmiştir ^^ Unutmuşum da koymayı,
Teşekkürler Makoto-Chan.. ^^



I'm the bone of my sword.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 16 Ağu 2011 17:25
Valkyrie Cain
Kullanıcı Eşyası

Sailor Moon Fan
Sailor Moon Fan



Yaş: 24
Kayıt: 15 Hzr 2011
Mesajlar: 297
Nerden: Boston, Massachusetts
Teşekkür: 152

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Konu: Yanıt: Kızıl Cadı : Yelkenlerin Açılışı Alıntıyla Cevap Gönder
çok çok çok üzgünüm bölümü koyduğunu görmemişiiim Hüzünlü
ama şimdi gördüüüüm
ve okuduum!
çok güzeldi cidden. hiç bitmesin istedim.
aslında, bence çok kısaydı! bence senin yazdığın bir fanficin bölümleri en az bunun 10 katı kadar oılmalı!
yoksa yetmez!
noluuuur daha uzun yaz nooooluyyy ...


İsim Makotom-->Valkyrie Cain
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Ağu 2011 17:33
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 37, 38, 39, Sonraki
1. sayfa (Toplam 39 sayfa) [ 576 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız