Specialisist //Evangelion// Bölüm 25 - Gizemli Koruyucu Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3 ... 7, 8, 9, Sonraki |
|
Yazar
Mesaj


Arkadaşlar yeni bölüme geçmeden önce size şunları ek bilgi olarak vermek istiyorum :
Karakterlerin yetenekli olanları güç toplarına sahiptir . Ancak yeteneklerini yeni kazanmış olanların (1 hafta içinde) güç topları bulunmaz .
Bazı kişiler 2 yetenekli olabilirler (2. bölümle ilgili spoiler sayılır bu
)
Ayrıca bazı insanlar fiziksel , bazıları ise zihinsel teknikler kullanır .
Veee büyük Spoiler'ı altta yazarım herhalde
(yanlız bayağı ileri bölümlerin Spoiler'ı olur bu anca
)
Umarım bu kadar bilgilendirme yeter gelecek bölüm görüşmek üzere
Karakterlerin yetenekli olanları güç toplarına sahiptir . Ancak yeteneklerini yeni kazanmış olanların (1 hafta içinde) güç topları bulunmaz .
Bazı kişiler 2 yetenekli olabilirler (2. bölümle ilgili spoiler sayılır bu

Ayrıca bazı insanlar fiziksel , bazıları ise zihinsel teknikler kullanır .
Veee büyük Spoiler'ı altta yazarım herhalde


Spoiler:
Umarım bu kadar bilgilendirme yeter gelecek bölüm görüşmek üzere

- BU NAL DIM -


Ölüm duvarına çarpmayı 2. kez tadıyordu. Bu korkunç bir histi. Hala ölmemişti. Arkasından korkunç bir hırıldama geliyordu ve hala ölmemişti. Garip bir şekilde ölmek için saniyelerini sayıyordu. Fakat bu sefer çığlıklar gelmişti ve refleks olarak arkaya dönmek zorunda kalmıştı. Gördükleri dehşet vericiydi. Kurt sandığı şey garip görünüşlü bir insandı. Hayır insan değildi! Ve sıradan bir kişi de değildi. En yakın arkadaşı Onur'du. Bedeni kasılarak sertleşmişti. Şok olmuştu ve hareket edemiyordu. O sırada Ezgi hızlı bir hamleyle havaya sıçrayıp ellerini birleştirmişti.
-TERS YANSIMA!
Etrafa yayılan kırmızı ışıklar bir çeşit illüzyon oluşturuyordu. Etraflarında bulunan garip yaratıklar etrafa bakıp duruyorlardı. O sırada Ezgi bir kez daha yeteneğini kullanmıştı.
-8 YÖNLÜ PARLAMA!
Avuçlarının içinde oluşan kırmızı ışıklar hızla yükselerek birleşmişlerdi. 8 yöne ayrılan kırmızı ışıklar keskin bir lazer gibi değdiği her şeyi kesiyordu. 10 saniyelik bir süre içinde saldıran yaratıkların yarısını yok etmişti. Yorgunluğun etkisiyle illüzyonu güç kaybediyordu. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Göz ucuyla Ozan'a baktığında kıpırdamadan durduğunu fark etmişti.
-Ozan ! Ne yapıyorsun sen ? Kıpırdasana sana geliyorlar !
-Sakin olun .
Ezgi ve Ozan aynı anda sesin geldiği yöne doğru bakmıştı. Bu surat ikisi için de tanıdıktı.
-Lerzan !
-Evet. Ben de sizin gibiyim korkmayın. Onur da burada.
-AAHH!
Herkes aynı anda , aynı yere dönmüştü. Bir kurtadamın kanlarla yere serilmesi. Tiksinme ile beraber gelen korku onları adeta kilitlemişti. Sadece Lerzan hareket edebiliyordu.
-Andromeda! Hadi!
Ve yoktan bir kılıç var oldu. Süzülerek Lerzan'ın elinin yanına iniyordu. Lerzan kılıcı kavradı ve hızlıca savurdu. Bu sefer kan fışkırmadı. Kestiği yaratıklarda kan yoktu ve bunu şok edici bir şekilde öğrenmişti. Yüzüne gelen sıvı asit gibi yakıyordu. Kılıç ile beraber yere düştü. Ama bu sefer ayağa kalkan biri de olmuştu. Kurt-adam olarak görünen arkadaşlarının aynı zamanda başka bir yeteneği olabilirdi ama vampir olması hiç beklenmiyordu. Ezgi şaşırmış bir şekilde hızla ayağa kalkıp Onur'a doğru yönelmişti.
-Sen nesin !
-Bir Vampir.
-Az önce neydin ?
-Bir Kurt-adam .
-Bu olamaz ...
-Neden? 2 özellik taşımamız gayet doğal.
-Doğal fakat iki ırkın özelliğini taşıyamazsın.
-Ya iki özelliğe aynı anda rastlamışsam ?
-Milyonda bir ihtimal...
-O zaman bırak da o bir ben olayım.
Diliyle dudaklarını yaladı, ve sonra saldırdı. Yaratıklar eriyip yok oluyorlardı fakat çıkan asitler onu etkilemiyordu. Öldürdükçe öldürüyor ve bundan keyif alıyordu. Son kişiyi öldürünceye kadar durmadı. Ve sonra yok oldu. Hemen ardından bir kurt uluması gelmişti. Herkes dönüp oradaki yüksek tepeye bakmıştı. Herkes bir kurtadam bekliyordu fakat arkasında pelerini dalgalanan bir Kurt-Vampir onlara bakıyordu...
-TERS YANSIMA!
Etrafa yayılan kırmızı ışıklar bir çeşit illüzyon oluşturuyordu. Etraflarında bulunan garip yaratıklar etrafa bakıp duruyorlardı. O sırada Ezgi bir kez daha yeteneğini kullanmıştı.
-8 YÖNLÜ PARLAMA!
Avuçlarının içinde oluşan kırmızı ışıklar hızla yükselerek birleşmişlerdi. 8 yöne ayrılan kırmızı ışıklar keskin bir lazer gibi değdiği her şeyi kesiyordu. 10 saniyelik bir süre içinde saldıran yaratıkların yarısını yok etmişti. Yorgunluğun etkisiyle illüzyonu güç kaybediyordu. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Göz ucuyla Ozan'a baktığında kıpırdamadan durduğunu fark etmişti.
-Ozan ! Ne yapıyorsun sen ? Kıpırdasana sana geliyorlar !
-Sakin olun .
Ezgi ve Ozan aynı anda sesin geldiği yöne doğru bakmıştı. Bu surat ikisi için de tanıdıktı.
-Lerzan !
-Evet. Ben de sizin gibiyim korkmayın. Onur da burada.
-AAHH!
Herkes aynı anda , aynı yere dönmüştü. Bir kurtadamın kanlarla yere serilmesi. Tiksinme ile beraber gelen korku onları adeta kilitlemişti. Sadece Lerzan hareket edebiliyordu.
-Andromeda! Hadi!
Ve yoktan bir kılıç var oldu. Süzülerek Lerzan'ın elinin yanına iniyordu. Lerzan kılıcı kavradı ve hızlıca savurdu. Bu sefer kan fışkırmadı. Kestiği yaratıklarda kan yoktu ve bunu şok edici bir şekilde öğrenmişti. Yüzüne gelen sıvı asit gibi yakıyordu. Kılıç ile beraber yere düştü. Ama bu sefer ayağa kalkan biri de olmuştu. Kurt-adam olarak görünen arkadaşlarının aynı zamanda başka bir yeteneği olabilirdi ama vampir olması hiç beklenmiyordu. Ezgi şaşırmış bir şekilde hızla ayağa kalkıp Onur'a doğru yönelmişti.
-Sen nesin !
-Bir Vampir.
-Az önce neydin ?
-Bir Kurt-adam .
-Bu olamaz ...
-Neden? 2 özellik taşımamız gayet doğal.
-Doğal fakat iki ırkın özelliğini taşıyamazsın.
-Ya iki özelliğe aynı anda rastlamışsam ?
-Milyonda bir ihtimal...
-O zaman bırak da o bir ben olayım.
Diliyle dudaklarını yaladı, ve sonra saldırdı. Yaratıklar eriyip yok oluyorlardı fakat çıkan asitler onu etkilemiyordu. Öldürdükçe öldürüyor ve bundan keyif alıyordu. Son kişiyi öldürünceye kadar durmadı. Ve sonra yok oldu. Hemen ardından bir kurt uluması gelmişti. Herkes dönüp oradaki yüksek tepeye bakmıştı. Herkes bir kurtadam bekliyordu fakat arkasında pelerini dalgalanan bir Kurt-Vampir onlara bakıyordu...
- BU NAL DIM -

kurt-vampir mi??
ilginçççç... süper ya devam et... 



Uploaded with ImageShack.us


Anlatımın hoşuma gitti. bence bu anlatımı biraz daha uzatmaya bak ama bazı okuyucu detaylı anlatımı sever bazısı diyalog ağırlıklı anlatımı sana tavsiyem ikisinide dene hangisi okuyucunu çekiyorsa o yöntemle devam et.
Olmuyor....Sürekli Çevremdekilere Zarar Vermekten Bıktım...

Yorumlarınız için teşekkürler
3. ve 4. bölümlerde diyaloglar ağır basacaktır
Senin dediğin şeyi denemek amacıyla zaten yapıyordum
Eğer yardımcı olmak isterseniz mesajlarınıza açığım
Her türlü fikir önerisini kabul ederim
Ayrıca anketime katılarak yardımcı olabilirsiniz





- BU NAL DIM -

Anlatımı beğendim.Ama cidden çok kısa yani 1.ve 2. bölümü birleştirip ilk bölüm olarak koysaydın dolu dolu görünürdü şöyle gözümüze.Sürekli olmasa bile arada yap böyle
Bence 2sini de dengelemelisin.Lodr'un dediği gibi kimi diyalog seviyor kimi anlatım.Benim tercihim anlatımdan yana diyaloglar çok ilgimi çekmiyor açıkçası.Sürekli diyalog şeklindeki fanficlerde edebi nitelik bulamıyorum.Yani bana öyle geliyor.Kelime oyunları yok,insanları düşündüren cümleler yok...
Yani sen bu fanfici eğlence amaçlı yazıyorsan istediğin gibi yaz ama hedeflerim büyük,yavaş yavaş adım atmaya başladım diyorsan anlatımın,dilin su gibi olmalı

Bence 2sini de dengelemelisin.Lodr'un dediği gibi kimi diyalog seviyor kimi anlatım.Benim tercihim anlatımdan yana diyaloglar çok ilgimi çekmiyor açıkçası.Sürekli diyalog şeklindeki fanficlerde edebi nitelik bulamıyorum.Yani bana öyle geliyor.Kelime oyunları yok,insanları düşündüren cümleler yok...
Yani sen bu fanfici eğlence amaçlı yazıyorsan istediğin gibi yaz ama hedeflerim büyük,yavaş yavaş adım atmaya başladım diyorsan anlatımın,dilin su gibi olmalı


Jeremy bu kadar tatlı olma! Bebeğimi gölgeliyorsun:(
Dünyamın 8. harikasına giden yol...
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): SailorTwilight

hadi çabucak koy meraklandırma bizi 


Uploaded with ImageShack.us

-OKYANUS ÇIĞLIĞI!
Dev ses dalgaları kalabalığı yararak onlara saldıran yaratıkların lider olanına çarpmıştı. Liderleri zarar görünce diğerleri de dağılmıştı. İlk kurtulan Samur olmuştu ve hemen ellerini öne uzatıp saldırıya geçmişti.
-KESKİN TAYFUN!
Büyük bir basınçla etrafı darmadağın eden kuvvetli rüzgarlar yaratıkları hızla yok ediyordu. Tam hepsi yok olacakken Samur gücünü kaybetti ve yere düştü.
-Ah , devam edemiyorum.
Yağmur hemen öne atlamıştı. Ellerini havaya kaldırıp saldırıya başlamıştı.
-KAYA GÜVERCİNİ!
Havada uçuşan taşlar küçük bir kuş şeklini almış ve düşmanlara karşı atağa geçmişti. Yaratıkları delerek ilerliyordu. Sonuncusuna gelmek üzereyken Yağmur birdenbire kan kusmaya başlamıştı. Saldırının kontrolünü yitirmişti ve güvercin yok olmuştu. Elmas hızla Yağmur'a doğru koşmaya başlamıştı.
-YAĞMUR!
-Elmas hayır gitme!
Elmas arkasını döndüğünde Samur'un yaratıklar tarafından tutulduğunu görmüştü. Ama oraya çok uzaktı ve öncelikli olarak Yağmur'u düşünüyordu. Hızla yoluna devam etme kararı almıştı. Elmas , Samur'a yardım etmediği için Zümrüt gitmek zorunda kalmıştı.
-ALEV NEFESİ!
Yaratıkların ayak uçlarını tutuşturarak Samur'dan uzaklaştırmıştı. Ama Samur'un da ayakları tutuşmaya başlamıştı. Hızla elini öne doğru itip hafif bir rüzgarla ateşi söndürmüştü. Sonra Zümrüt'le beraber Yağmur'un yanına koşmaya başlamıştı.
-APTAL ELMAS! YARDIMIMA BİLE GELMEDİN!
-YAĞMUR'UN ÖLMESİ DAHA MI İYİ OLURDU?
-SEN SADECE BİR KEZ SALDIRDIN! HALA ENERJİN VARDI AMA BENİM VEYA YAĞMUR'UN YERİNE GEÇİP SALDIRMADIN!
Zümrüt hızla ikisini de başka yönlere iterek aralarına girmişti.
-Sakin olun!
İkisi birden Zümrüt'e dönerek bağırmıştı.
-KAPA ÇENENİ !
Samur hemen Elmas'ın yanına gidip onu geriye itmişti. Ve tekrar kavga etmeye zorlamıştı.
-Bunlar hep senin yüzünden oldu Elmas!
-Alakası bile yok öne atılan sendin!
-Ah...
Samur hemen sesin geldiği yöne eğilmişti .
-İyi misin canım ?
-Evet iyiyim kavga etmenize gerek yok .
-Hayır var !
-Kapa çeneni Samur yok .
-Sen karışma Zümrüt .
-Hayır karışmam gerek .Yoksa sonsuza kadar kapa çeneni dersiniz .
-Ah tamam haklısın fakat bu onun suçuydu .
-Hayır değildi ...
-Nasıl değildi ?
-Gel buraya Samur sana anlatmam lazım .
-Samur ... Zümrüt ... Biliyorum zaten benden kaçmanıza gerek yok ...
-Elmas da bildiğine göre sorun yok . Tek sen bilmiyorsun .
-EVET ! FARK ETMENİZE SEVİNDİM ! NE ZAMAN BİR ŞEY OLSA HEP EN SON BEN ÖĞRENİYORUM ! ACABA BU OLAY OLMASA DAHA KAÇ YIL BENDEN SAKLARDINIZ ?
Hepsi birer iç çekti ve sakinleşmeye çalıştılar . Zümrüt yere , Yağmur'un yanına oturdu ve Samur'u da yanına çekti . Elmas zaten oturmuştu . Şimdi konuşmaya başlama zamanı.
(Zümrüt)-Evet şimdi Samur seninde bildiğin gibi Yağmur son zamanlarda bayağı güçten düşüyor ...
(Elmas)-Ve bu onu dahada mutsuz yapıyor ...
(Samur)-Evette bunun konuyla ne alakası var ?
(Zümrüt)-Samur az önce ne için kavga ediyordunuz ?
(Samur)-Haklısın ama...
(Elmas) - Söylememiz gereken şey...
(Zümrüt) - Samur... Yağmur'un güç topu hala oluşmadı ...
(Samur) - Ne tür bir şaka bu ? O olayın olmasından beri en az 5 yıl geçmiş olmalı! Nasıl oluşmadı?
(Zümrüt) - Sorun da burada . Güç topu oluşmadığı için yetenekleri tam olarak çalışmıyor ve onun vücudunu güçsüz düşürüyor .
(Samur)-Ben gidiyorum! Sizlerden nefret ediyorum! Yıllardır bana nasıl söylemezsiniz? BEN ONUN İKİZ KARDEŞİYİM! BENDEN BUNU NASIL SAKLARSINIZ? HANGİ İNSAN KARDEŞİNE DEĞİL DE BAŞKA HERKESE SORUNLARINI ANLATIR?
Hışımla 3'ünü yalnız bırakırken gözlerindeki nefret kendini olabildiğince belli ediyordu . Elmas o gün hiç olmadığı kadar sakin durmuştu fakat Samur'un yapacaklarını tahmin edemiyordu .
Samur eve vardığında tek kelime etmeden yukarı çıkmıştı . Sadece mutfağa gitmek bile 1 dakika sürmüştü . 4 katlı ve hayli geniş olan bu evde yaşamayı onlar istemese bile babalarının lüks düşkünlüğü yüzünden buradaydılar . Taşınmak isteseler anında çıkarlardı fakat bu sefer de babasının yeni beğendiği , neredeyse apartmanları geçecek 6 katlı bir eve taşınabilirlerdi . Aç değildi fakat annesinin ısrarları üzerine gidip yemek masasına oturdu .
-Nasıl ? Yemekleri beğendin mi hayatım ?
Sanki kendisi yapmış gibi soruyor bir de. Bu aptal evde hizmetçilerden başka kimse iş yapmaz.
-Evet anne sağ ol.
-Bugün durgunsun hayatım bir sorun mu var ?
-Hayır gayet iyiyim .
Bu yalanı söylerken gözünün ucuyla masaya doğru yaklaşan Yağmur'a bakıyordu . Zamanı geldiğini biliyordu ve söyledi .
-Anne ?
-Efendim ?
-Artık gitmemiz gerek ...
-Nereye tatlım ?
-Daha iyi notlar yaptık , artık lisemizi değiştirebiliriz .
-Tabii fakat hangi liseye ?
-Bir Anadolu Lisesi. İsmini tam hatırlamıyorum. Gidebilir miyiz ?
-Tabii tatlım.
Bunları söylerken yüzüne genişçe bir gülümseme yayılmıştı . Hem alımlı , hem de zeki kızlarının olmasına öyle mutluydu ki . Oysa daha bilmediği bir çok şey vardı...
Diyalog isteyenler için diyalog bolluğu olan bir bölüm
Keyifle okumanız dileğiyle
Dev ses dalgaları kalabalığı yararak onlara saldıran yaratıkların lider olanına çarpmıştı. Liderleri zarar görünce diğerleri de dağılmıştı. İlk kurtulan Samur olmuştu ve hemen ellerini öne uzatıp saldırıya geçmişti.
-KESKİN TAYFUN!
Büyük bir basınçla etrafı darmadağın eden kuvvetli rüzgarlar yaratıkları hızla yok ediyordu. Tam hepsi yok olacakken Samur gücünü kaybetti ve yere düştü.
-Ah , devam edemiyorum.
Yağmur hemen öne atlamıştı. Ellerini havaya kaldırıp saldırıya başlamıştı.
-KAYA GÜVERCİNİ!
Havada uçuşan taşlar küçük bir kuş şeklini almış ve düşmanlara karşı atağa geçmişti. Yaratıkları delerek ilerliyordu. Sonuncusuna gelmek üzereyken Yağmur birdenbire kan kusmaya başlamıştı. Saldırının kontrolünü yitirmişti ve güvercin yok olmuştu. Elmas hızla Yağmur'a doğru koşmaya başlamıştı.
-YAĞMUR!
-Elmas hayır gitme!
Elmas arkasını döndüğünde Samur'un yaratıklar tarafından tutulduğunu görmüştü. Ama oraya çok uzaktı ve öncelikli olarak Yağmur'u düşünüyordu. Hızla yoluna devam etme kararı almıştı. Elmas , Samur'a yardım etmediği için Zümrüt gitmek zorunda kalmıştı.
-ALEV NEFESİ!
Yaratıkların ayak uçlarını tutuşturarak Samur'dan uzaklaştırmıştı. Ama Samur'un da ayakları tutuşmaya başlamıştı. Hızla elini öne doğru itip hafif bir rüzgarla ateşi söndürmüştü. Sonra Zümrüt'le beraber Yağmur'un yanına koşmaya başlamıştı.
-APTAL ELMAS! YARDIMIMA BİLE GELMEDİN!
-YAĞMUR'UN ÖLMESİ DAHA MI İYİ OLURDU?
-SEN SADECE BİR KEZ SALDIRDIN! HALA ENERJİN VARDI AMA BENİM VEYA YAĞMUR'UN YERİNE GEÇİP SALDIRMADIN!
Zümrüt hızla ikisini de başka yönlere iterek aralarına girmişti.
-Sakin olun!
İkisi birden Zümrüt'e dönerek bağırmıştı.
-KAPA ÇENENİ !
Samur hemen Elmas'ın yanına gidip onu geriye itmişti. Ve tekrar kavga etmeye zorlamıştı.
-Bunlar hep senin yüzünden oldu Elmas!
-Alakası bile yok öne atılan sendin!
-Ah...
Samur hemen sesin geldiği yöne eğilmişti .
-İyi misin canım ?
-Evet iyiyim kavga etmenize gerek yok .
-Hayır var !
-Kapa çeneni Samur yok .
-Sen karışma Zümrüt .
-Hayır karışmam gerek .Yoksa sonsuza kadar kapa çeneni dersiniz .
-Ah tamam haklısın fakat bu onun suçuydu .
-Hayır değildi ...
-Nasıl değildi ?
-Gel buraya Samur sana anlatmam lazım .
-Samur ... Zümrüt ... Biliyorum zaten benden kaçmanıza gerek yok ...
-Elmas da bildiğine göre sorun yok . Tek sen bilmiyorsun .
-EVET ! FARK ETMENİZE SEVİNDİM ! NE ZAMAN BİR ŞEY OLSA HEP EN SON BEN ÖĞRENİYORUM ! ACABA BU OLAY OLMASA DAHA KAÇ YIL BENDEN SAKLARDINIZ ?
Hepsi birer iç çekti ve sakinleşmeye çalıştılar . Zümrüt yere , Yağmur'un yanına oturdu ve Samur'u da yanına çekti . Elmas zaten oturmuştu . Şimdi konuşmaya başlama zamanı.
(Zümrüt)-Evet şimdi Samur seninde bildiğin gibi Yağmur son zamanlarda bayağı güçten düşüyor ...
(Elmas)-Ve bu onu dahada mutsuz yapıyor ...
(Samur)-Evette bunun konuyla ne alakası var ?
(Zümrüt)-Samur az önce ne için kavga ediyordunuz ?
(Samur)-Haklısın ama...
(Elmas) - Söylememiz gereken şey...
(Zümrüt) - Samur... Yağmur'un güç topu hala oluşmadı ...
(Samur) - Ne tür bir şaka bu ? O olayın olmasından beri en az 5 yıl geçmiş olmalı! Nasıl oluşmadı?
(Zümrüt) - Sorun da burada . Güç topu oluşmadığı için yetenekleri tam olarak çalışmıyor ve onun vücudunu güçsüz düşürüyor .
(Samur)-Ben gidiyorum! Sizlerden nefret ediyorum! Yıllardır bana nasıl söylemezsiniz? BEN ONUN İKİZ KARDEŞİYİM! BENDEN BUNU NASIL SAKLARSINIZ? HANGİ İNSAN KARDEŞİNE DEĞİL DE BAŞKA HERKESE SORUNLARINI ANLATIR?
Hışımla 3'ünü yalnız bırakırken gözlerindeki nefret kendini olabildiğince belli ediyordu . Elmas o gün hiç olmadığı kadar sakin durmuştu fakat Samur'un yapacaklarını tahmin edemiyordu .
Samur eve vardığında tek kelime etmeden yukarı çıkmıştı . Sadece mutfağa gitmek bile 1 dakika sürmüştü . 4 katlı ve hayli geniş olan bu evde yaşamayı onlar istemese bile babalarının lüks düşkünlüğü yüzünden buradaydılar . Taşınmak isteseler anında çıkarlardı fakat bu sefer de babasının yeni beğendiği , neredeyse apartmanları geçecek 6 katlı bir eve taşınabilirlerdi . Aç değildi fakat annesinin ısrarları üzerine gidip yemek masasına oturdu .
-Nasıl ? Yemekleri beğendin mi hayatım ?
Sanki kendisi yapmış gibi soruyor bir de. Bu aptal evde hizmetçilerden başka kimse iş yapmaz.
-Evet anne sağ ol.
-Bugün durgunsun hayatım bir sorun mu var ?
-Hayır gayet iyiyim .
Bu yalanı söylerken gözünün ucuyla masaya doğru yaklaşan Yağmur'a bakıyordu . Zamanı geldiğini biliyordu ve söyledi .
-Anne ?
-Efendim ?
-Artık gitmemiz gerek ...
-Nereye tatlım ?
-Daha iyi notlar yaptık , artık lisemizi değiştirebiliriz .
-Tabii fakat hangi liseye ?
-Bir Anadolu Lisesi. İsmini tam hatırlamıyorum. Gidebilir miyiz ?
-Tabii tatlım.
Bunları söylerken yüzüne genişçe bir gülümseme yayılmıştı . Hem alımlı , hem de zeki kızlarının olmasına öyle mutluydu ki . Oysa daha bilmediği bir çok şey vardı...
Diyalog isteyenler için diyalog bolluğu olan bir bölüm

- BU NAL DIM -

çok güzel bi hikaye devamını bekliyorum

bu 4 kişiyi çözemedim XD ama onun dışında cidden güzel 


Uploaded with ImageShack.us

2. sayfa (Toplam 9 sayfa) [ 130 mesaj ] |
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |